Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
ERTAN ERYILMAZ VE DİĞERLERİ (2022/72490)
- Mülkiyet hakkı
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın düşük belirlenmesi ve tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | İhlal | Yeniden yargılama |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Mülkiyet hakkı | Yargılama gideri | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
ERTAN ERYILMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/72490) |
|
|
|
Karar Tarihi: 22/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucular |
: |
1. Ertan ERYILMAZ 2. Ferhat ERYILMAZ 3. Kadriye ERYILMAZ 4. Mirbahattin ERYILMAZ 5. Yaşar ERYILMAZ |
|
Vekili |
: |
Av. İsa KRAL |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın düşük belirlenmesi ve tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucular, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi, Sağdıç Köyü, 269 sayılı parselde bulunan 243.250 m² yüz ölçümlü taşınmazın hissedar malikleridir. Başvurucular, maliki oldukları taşınmazda Karayolları Genel Müdürlüğünce (İdare) yol genişletme çalışmaları yapılması dolayısıyla taşınmazlarına kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığı iddiasıyla Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.
3. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 25/1/2019 tarihli raporda taşınmazın arsa vasfında olduğu değerlendirilmiş, emsal taşınmaz olarak Iğdır'da bulunan ve dava konusu taşınmaza 42,10 km mesafede olan taşınmaz seçilmiştir. Söz konusu taşınmazın seçilmesinin gerekçesi ise Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde uygun emsallerin kısıtlı olması ve tapudaki satışların genellikle düşük değer üzerinden gösterilmesi olarak açıklanmıştır. Bu kapsamda emsal olarak belirlenen taşınmazın dava tarihindeki m² birim değeri 109,46 TL olarak hesaplanmıştır. Emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmaz detaylı olarak kıyaslanmış ve emsal taşınmazın daha değerli olduğu belirtilerek dava konusu taşınmazın emsal taşınmazın 0,642 katına denk olduğu ifade edilmiştir. Bu çerçevede dava konusu taşınmazın m² birim değeri 71,15 TL olarak tespit edilmiştir. Öte yandan kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışı oranı %5 olarak belirlenmiş, taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalış miktarı 129.067,13 TL olmak üzere taşınmazın toplam değeri 2.710.409,76 TL olarak hesaplanmıştır.
4. Daha sonra bilirkişiler tarafından kök raporda hesaplama hatası yapıldığı belirtilerek 15/4/2019 tarihli ek rapor düzenlenmiştir. Hatanın gerekçesi ise kök raporda %5 oranında olduğu ifade edilen değer azalış miktarının kamulaştırılacak alan üzerinden hesaplandığı, bu hesaplamanın kamulaştırmadan arta kalan kısım üzerinden yapılması gerektiği olarak açıklanmış ve yeniden hesaplama neticesinde taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan kısımda meydana gelen değer azalışı 736.294,74 TL olarak hesaplanmıştır. Taşınmazın toplam değeri ise 3.317.637,37 TL olarak tespit edilmiştir.
5. Mahkemece ek bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacıların ıslah dilekçeleri de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, kamulaştırmasız el atma tazminatlarının hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Öte yandan dava kısmen kabul edildiğinden başvurucular ve diğer davacılar aleyhine 17.276,22 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
6. Karara karşı İdare tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) karar kaldırılmış ve yeniden hüküm tesis edilmiştir. Kararda, dava konusu taşınmazın büyüklüğü, el atılan ve arta kalan alanların yüz ölçümü ile geometrik şekilleri gözetildiğinde arta kalan alanda değer azalışı olmayacağının değerlendirildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesince %5 oranında ilave edilen değer azalış oranı çıkarılarak toplam tazminat miktarı 2.581.342,63 TL olarak belirlenmiş, başvuruculara ve diğer davacılara hisseleri oranında miktar paylaştırılmıştır. Dava kısmen kabul edildiğinden yargılama giderinin bir kısmı başvurucular ve diğer davacılar üzerinde bırakılmış, başvurucular ve diğer davacılar aleyhine 60.876,53 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.
7. Başvurucular, Bölge Adliye Mahkemesince değer azalış oranının çıkarılması nedeniyle temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Ayrıca dosyadaki diğer taraflar da temyiz başvurusunda bulunmuştur. Temyiz başvuruları Yargıtay 5. Hukuk Dairesince reddedilmiş ve karar onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
8. Başvurucular, nihai kararı 28/6/2022 tarihinde öğrendikten sonra 19/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucular, lehlerine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığını, taşınmazlarının emsal olarak belirlenen taşınmazdan daha değerli olduğunu, bu kapsamda taşınmazlarının değerinin düşük belirlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesinn taşınmazda meydana gelen değer azalış oranını tazminat hesabından çıkarmasının hatalı olduğunu, bu kapsamda aleyhlerine yargılama giderine ve İdare lehine vekâlet ücretine hükmetmesi sonucu taşınmazın gerçek değerinden yoksun kaldıklarını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucular, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğinden yakınmıştır.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu davaya ilişkin İdareden temin edilen bilgi ve belgelerin, Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru formundaki iddiaları yinelemiştir.
12. Başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyeti dışında kalan diğer tüm şikâyetler mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
A. Kamulaştırmasız El Atma Karşılığında Hükmedilen Tazminatın Düşük Belirlenmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Objektif Değer Azalışına Yönelik Şikâyet Yönünden
13. Başvurucular, Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazda meydana gelen değer azalış oranının tazminat hesabından çıkarılmasının hatalı olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Anayasa Mahkemesi kamulaştırma bedelinin/kamulaştırmasız el atma tazminatının taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Mukadder Sağlam ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2013/2511, 22/1/2015), Abdülkerim Çakmak ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2014/1964, 23/2/2017), Ali Taşgeldi ([2. B.], B. No: 2018/30814, 16/11/2021) ve Hilmi Kocabey ([1. B.], B. No: 2019/21192, 21/5/2024) kararlarında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu kararlarda taşınmaz bedelinin tespitinin teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bedel tespitinin uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin görevinin taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemekten ibaret bulunduğunu vurgulamıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin bir temyiz mercii olmadığına, inceleme yetkisinin sınırlı olduğuna ve bir temyiz mercii gibi hareket ederek mahkeme kararlarını her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmayacağına dikkat çekmiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin ödenmesi mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için anayasal bir güvencedir. Bu madde ışığında Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayabilmek amacıyla gerekli usule ilişkin güvencelerin etkili bir biçimde uygulanması, mahkemelerin ilgili ve yeterli bir gerekçe ile gerçek değeri belirlemeleri gerekir.
15. Başvuruya konu olayda Bölge Adliye Mahkemesince 243.250 m² yüz ölçümüne sahip dava konusu taşınmazın 36.280,29 m²lik kısmına el atıldığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda el atmadan arta kalan alanın 206.969,71 m² olduğu dikkate alınarak arta kalan alanda değer azalışı olmayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı açık olup (bkz. § 6) Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazda değer azalışı olmayacağına dair tespitin ilgili ve yeterli gerekçe ile açıklandığı değerlendirilmiştir.
16. İncelenen olayda yargı makamlarının ulaştığı kanaatin keyfî ve temelsiz olmadığı, başvurucuların bedelin belirlenmesine ilişkin sürece katılarak savunma ve itirazlarını ortaya koyma imkânına sahip olduğu, taşınmazların gerçek bedelinin ödenmesi gerekliliğine ilişkin ilkeler de dikkate alındığında mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Emsal Taşınmaza ve Aleyhe Yargılama Giderine Hükmedildiğine İlişkin Şikâyetler Yönünden
18. Başvurucular, taşınmazlarının emsal olarak belirlenen taşınmazdan daha değerli olması, bu kapsamda taşınmazlarının değerinin düşük belirlenmesi, Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazda meydana gelen değer azalış oranının tazminat hesabından çıkarılması nedeniyle aleyhlerine yargılama giderine, İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinden yakınmıştır.
19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16). Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
20. Başvuruya konu olayda başvurucular, Mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmamıştır. Başvurucuların Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara karşı yaptıkları temyiz başvurusunda ise dava konusu taşınmazın değerinin emsal taşınmazdan daha düşük olarak belirlenmesinden yakınmadıkları, bu hususta herhangi bir iddia ileri sürmedikleri anlaşılmıştır. Yine temyiz başvurusunda aleyhe hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama gideri bakımından da herhangi bir şikâyete yer verilmediği görülmüştür. Dolayısıyla başvurucuların ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri işbu iddiaları yönünden istinaf kanun yoluna başvurmadıkları, temyiz başvurularında da bu iddiaları dile getirmedikleri, böylece başvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketmedikleri değerlendirilmiştir.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırmasız El Atma Karşılığında Hükmedilen Tazminatın Enflasyon Karşısında Değer Kaybına Uğratılması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucular, lehlerine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğramasından yakınmıştır.
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
24. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri, Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmı yönünden Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
28. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile toplam 500.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırmasız el atma tazminatının düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın objektif değer azalışına yönelik şikâyet yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırmasız el atma tazminatının düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın emsal taşınmaza ve aleyhe yargılama giderine yönelik şikâyetler yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın değer kaybına uğratılması nedeniyle İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine (E.2020/619, K.2021/2587) iletilmek üzere Doğubayazıt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2016/159, K.2019/302) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, ERTAN ERYILMAZ VE DİĞERLERİ, B. No: 2022/72490, 22.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 90–95
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.