İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ALİ MUSTAFA ÇAVUŞ (2022/71203)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davada yargı kararının otuz gün içinde icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (idare)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (idare)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ALİ MUSTAFA ÇAVUŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/71203)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Şermin BİRTANE

Başvurucu

:

Ali Mustafa ÇAVUŞ

Vekili

:

Av. Emine ÇAVUŞ BOZKURT

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davada yargı kararının otuz gün içinde icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı emrinde 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapmakta iken 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun geçici 27. maddesi uyarınca 17/4/2015 tarihli ve 2015/1 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile resen emekliye sevk edilmiştir.

3. Başvurucu, bu işlemin iptaline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır. Ankara 4. İdare Mahkemesi 14/1/2016 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu, bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Danıştay Beşinci Dairesi (Daire) 10/1/2017 tarihinde anılan kararın onanmasına karar vermiştir.

4. Başvurucunun bu kararın düzeltilmesi talebinde bulunması üzerine Daire tarafından 30/6/2020 tarihinde karar düzeltme talebi kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde Anayasa Mahkemesinin 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesinin iptali talebiyle açılan davada verdiği 4/5/2017 tarihli ve E.2015/41, K.2017/98 sayılı ret kararına değinilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararında yer alan belirlemelerden hareketle resen emekli edilecek personelin belirlenmesinde birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda bakılan uyuşmazlıkta ilgililerin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, öz güveni, verimlilik ve benzeri özellikleri yönünden eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın söz konusu olmadığı, bunlardan birine öncelik verilmiş ise bunun gerekçelerinin açıklanmadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla resen emekliye sevk edilecek personelin seçiminde kullanıldığı belirtilen ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulamadığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

5. Diğer yandan Dairenin bu kararında idare tarafından başvurucunun resen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda kararda belirtilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden bir değerlendirme yapılacağından bu kararın başvurucunun doğrudan görevine başlatılması sonucunu doğurmayacağı vurgulanmıştır.

6. Bu karardan sonra İdare Mahkemesi, Dairenin bozma kararına uyarak 3/2/2021 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde Dairenin anılan bozma kararındaki gerekçelere yer vermiştir. Bununla birlikte İdare Mahkemesi verilen iptal kararının başvurucunun doğrudan göreve başlaması sonucunu doğurmayacağını, başvurucunun resen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda idare tarafından yeniden bir değerlendirme yapılacağını ifade etmiştir.

7. Başvurucu, emekliye sevk edilmesi işleminin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine yeniden göreve başlatılması talebiyle 17/3/2021 tarihinde yaptığı başvuru idarece reddedilmiştir. Başvurucu, talebinin reddedilerek emekliye sevk edilmesine ilişkin Yüksek Değerlendirme Kurulunun 21/5/2021 tarihli işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Ankara 4. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İdare Mahkemesi 14/2/2022 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline, mahrum kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin ise reddine karar vermiştir. Söz konusu karara karşı yapılan istinaf talebi, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 11/10/2022 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Tarafların temyiz başvurusu Danıştay Onikinci Dairesinin 10/10/2024 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

8. Başvurucu, yargı kararının uygulanması için idareye yaptığı başvurunun 23/6/2022 tarihinde reddedilerek emekliliğe sevk durumunun devamına karar verilmesi üzerine 6/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

9. Öte yandan başvurucu, söz konusu 23/6/2022 tarihli işlemin iptali için Ankara 4. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İdare Mahkemesi 22/12/2022 tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir. Başvurucu tekrar yargı kararının uygulanması için idareye yaptığı başvurunun 4/5/2023 tarihinde reddedilerek emekliliğe sevk durumunun devamına karar verilmesi nedeniyle Ankara 23. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Ankara 23. İdare Mahkemesince 26/9/2023 tarihinde dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği ve başvurucunun yürütmeyi durdurma kararına istinaden 25/10/2023 tarihli onay ile kamu görevine iade edildiği anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; dava konusu ettiği resen emekli edilmesine dair işlemin iptal edilmiş olmasına ve bu kararın otuz gün içinde uygulanması gerekmesine rağmen uygulanmadığını, defalarca mahkemeler önünde dava açmak durumunda kaldığını, her seferinde iptal kararı verilmesine karşın idarece kararın gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürmüştür. Diğer taraftan başvurucu, yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğini iddia etmiştir.

11. Adalet Bakanlığı görüşünde, ilgili mevzuat ve içtihatlar hatırlatıldıktan sonra idareden temin edilen bilgi ve belgeler görüş ekinde sunulmuş ve başvurucunun şikâyetlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, bu görüşe karşı önceki beyanlarını yinelemekle birlikte resen emeklilik işleminin iptaline ilişkin 3/2/2021 tarihli iptal kararının otuz gün içinde uygulanmadığını tekrar vurgulamıştır. Başvurucu, hakkında alınan 25/10/2023 tarihli olurun da daha önceki yargı kararlarının uygulanmadığı gerçeğini değiştirmediğini belirtmiştir.

12. Her ne kadar başvurucu Ankara 23. İdare Mahkemesinin 26/9/2023 tarihli kararından sonra 25/10/2023 tarihinde göreve başlatılmış ise de bireysel başvuruya konu olan iddiaların bu kısmı özü itibarıyla ilk yargılama safahatının sonunda verilen iptal kararının otuz gün içinde uygulanmadığı ve yargılamanın uzun sürdüğü iddiasına dayanmaktadır. Nitekim İdare Mahkemesinin 3/2/2021 tarihli iptal kararından sonra da ancak 21/5/2021 tarihinde Kurul tarafından yeni bir işlem tesis edildiği, bu işlemin de yargısal makamlar tarafından hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiği görülmektedir. Bu bağlamda başvurucu lehine verilen yargı kararının geç icra edilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

13. Başvurucunun lehine verilen kesinleşmiş yargı kararının geç icra edildiği anlaşılmakla birlikte söz konusu şikâyetle ilgili olarak bireysel başvurudan önce tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolunun var olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.

14. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlali tespit ederek ihlalin sonuçlarını giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunması gerekmektedir (Fatma Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39). Ancak somut olayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağı durumda veya etkili olmadığının anlaşılması hâlinde anılan yollar tüketilmeden yapılan bir başvuru incelenebilir (Şehap Korkmaz [2. B.], B. No: 2013/8975, 23/7/2014, § 33).

15. 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a geçici 2. madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeyle yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği 31/7/2018 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

16. Anayasa Mahkemesi de yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı tanıyan bu hukuk yolunu tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olarak görmüştür (Ferat Yüksel [2. B.], B. No: 2014/13828, 12/9/2018 §§ 26-36).

17. 6384 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile değişiklik yapılmıştır. 5/4/2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren geçici 2. maddeyle 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç ya da eksik icra edildiği veya icra edilmediği iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesince başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilecek kabul edilemezlik kararından sonra Tazminat Komisyonuna başvuru yapılmasının yolu açılmıştır. Anılan konuda yapılan bu ikinci değişiklikle Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel kararıyla aynı şekilde Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında da Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı tanıyan bu hukuk yolunu tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olarak görmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi 6384 sayılı Kanun gereği makul sürede yargılanma hakkı ve yargı kararlarının icrasına ilişkin şikâyetler barındıran dosyaların Tazminat Komisyonuna gönderilmesi için başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (örnek olarak bkz. Sabire Güngör [GK], B. No: 2019/32487, 29/2/2024, §§ 30-33).

19. Uyuşmazlığa konu olayda başvurucunun 25/10/2023 tarihinde göreve başlatıldığı ancak yukarıda açıklandığı üzere başvurucu lehine verilen yargı kararının geç icra edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Şu hâlde başvurucunun mağduriyetinin ortadan kaldırılması için uygulanabilecek tek giderimin uygun bir miktar tazminat ödenmesi olduğu aşikârdır.

20. Sonuç olarak her ne kadar niteliği gereği sadece tazminat ödenmesiyle giderimi mümkün olmayan temel hak ve özgürlüklere yapılan haksız müdahalelere ilişkin yargı kararlarının icra edilmemesi nedeniyle Tazminat Komisyonunun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu söylenemez ise de her başvurunun mevcut koşulları da yapılacak değerlendirmede hesaba katılmalıdır. Başvuruya konu olayda başvurucunun mağduriyetinin netice itibarıyla yalnızca tazminatla giderilebilir hâle gelmesi gözönüne alındığında mevcut başvuru yönünden Tazminat Komisyonunun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu kanaatine varılmıştır (Aynı yönde Yalçın Akalınlı [2. B.], B. No: 2022/85758, 11/6/2025, § 31; benzer yönde Aydın Çiçin [GK], B. No: 2021/142, 15/5/2025, § 49).

21. Aynı şekilde başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden söz konusu başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesi, bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacaktır (makul sürede yargılanma hakkı ile ilgili başvurular yönünden benzer değerlendirme için bkz. Veysi Ado).

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kararın icrası hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ALİ MUSTAFA ÇAVUŞ, B. No: 2022/71203, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 636–640

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.