İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

CUMHURİYET HALK PARTİSİ (2) (2022/70336)

  • İfade özgürlüğü
  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, bir siyasi partinin açıklamalarından ve sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
İfade özgürlüğüİfade özgürlüğü - şeref ve itibar dengesiİhlal Olmadığı—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (hukuk)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2022/70336)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Tolga BAŞBOZKURT

Başvurucu

:

Cumhuriyet Halk Partisi

Vekili

:

Av. Celal ÇELİK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, bir siyasi partinin açıklamalarından ve sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), olay tarihinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde hâlen ana muhalefet partisi konumundadır. Davacı B.A. ise 2018-2020 tarihleri arasında hazine ve maliye bakanlığı yapmış bir siyasetçidir.

3. Davacı vekili 24/2/2021 tarihli dilekçeyle başvurucu Parti ve mensuplarının sistematik şekilde davacının şeref, onur ve saygınlığını rencide eden açıklamalar ile sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunduğu iddiasıyla tazminat davası açmıştır. Dilekçede başvurucunun kişilik haklarını hedef alan eylemler şöyle belirtilmiştir:

- Başvurucu Partinin Genel Başkanı'nın 24/11/2020 tarihli grup konuşmasında "Madem ki faizleri yükseltecektin, 128 milyar doları döviz artmasın diye kime sattın o zaman? Benim bildiğim öğretmen almadı, emekli almadı. Taksici, pazarcı, kasap da almadı… Kim aldı kardeşim bu 128 milyar doları?” şeklinde açıklama yapması

- Başvurucu Partinin grup başkanlarından birinin 29/12/2020 tarihli basın toplantısında "Boşalan hazineden sonra kaybolan bir damat ... 128 Milyar Dolar kayıp damat da kayıp; damat nerede? ... Kimler bu 128 Milyar Doları iç etmiştir? ... Devletin hazinesinin teslim edildiği bir damat ortadan kaybolmuşsa bu bir kayıptır ve bu kaybın bulunması lazım." şeklinde konuşması

- Başvurucu Partinin Sözcüsü'nün ve Genel Başkan Yardımcısı'nın 13/1/2021 tarihinde bir etkinlikte verdiği demeçte "Kaynak yok diyorlar. Bir tane kaynak hatırlatacağım size. 128 milyar dolar. Biliyorsunuz meşhur oldu. Türkiye faizi artırmadan doların değeri yükselmesin diye 8 ayda 128 milyar doları havaya attı. Bu 128 milyardan aranızda alan var mı? bu 128 milyardan esnafa, çiftçiye, emekliye, memura giden var mı? Uçtu gitti. Sanayiciye bile gitmedi, faizcilere gitti." şeklinde açıklama yapması

- Başvurucu Partinin 19/1/2021 tarihinde düzenlediği İstanbul 3. bölge apartman görevlileri toplantısında konuşma yapan Parti Genel Başkanı'nın "Dolar sabit kalsın düşmesin diye 128 milyar dolar sattılar Merkez Bankası'nın kasasından. Sordum. Bu 128 milyar doları kim aldı? Kime gitti bu 128 milyar dolar? Ben cevabını bilmiyorum. Meclis'teki 600 milletvekili de bilmiyor." şeklindeki açıklaması

- Başvurucu Partinin grup başkanlarından birinin 1/2/2021 tarihinde "DAMAT NEREDE? Kaçtı gitti bedelini millet ödüyor..." şeklindeki beyanı

- Başvurucu Partinin bir vekilinin 1/2/2021 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden "130 milyar dolarlık rezervi kimlere kıyak çekti." şeklindeki paylaşımı

- Başvurucu Partinin başka bir vekilinin 11/2/2021 tarihinde gerçekleşen bir etkinlikte "Ekonomi battı. 128 milyar doları yok eden damat nerede diyorsun, iktidardan cevap yok. Kimseye hesap sorulmuyor." şeklinde konuşması

- Başvurucu Partinin kurumsal sosyal medya hesabından 19/2/2021 tarihli videoda "Merkez Bankası’nın 128 milyar doları kayıp ama sorumlusu 'damat' firarda... Yarın saat 13.00’te damadı buluyoruz." ifadelerinin üst yazı olarak kullanılarak üzerinde dolar işareti olan bir para çuvalını taşıyan, gözlerinin etrafında siyah bant maske bulunan hırsız figürünün hırsızlık yapıp çuvalla kaçması, kaçan hırsız figürünün arkasından "Damat firarda" şeklinde yazı çıkması, banka kasası içinden çanta ile çıkıp giden takım elbiseli bir erkek figürünün "Merkez bankasının 128 milyar doları kayıp, sorumlusu damat firarda" şeklindeki ifadelerle gösterilmesi

- Başvurucu Partinin kurumsal sosyal medya hesabından 20/2/2021 tarihinde "Para nerede? Kayıp... Peki 'damat' nerede? Sen de oyna, firari damadı bul. Arkası yarın..." şeklindeki paylaşımı

- Başvurucu Partinin kurumsal sosyal medya hesabından 21/2/2021 tarihinde "Damadı kimler susturuyor? 128 milyar dolara ne olduğunu kimler saklıyor?" şeklindeki açıklamaları, yine aynı sosyal paylaşım sitesinden yapılan 21/2/2021 tarihli açıklamada "128 milyar doların nereye gittiğinin açığa çıkmasını kim engelliyor? Döviz rezervimiz eksi 47 milyar dolara nasıl geriledi? Ekonomiyi kimler çökertti? Haydi bulalım..." ifadelerinin kullanılması

- Başvurucu Partinin grup başkanlarından birinin 21/2/2021 tarihinde "Damat giderken sünnette takılan altınları götürse, bu senin derdin olabilir ama rezervlerimiz uçtu gitti." şeklindeki paylaşımı

- Başvurucu Partinin birçok milletvekilinin 20/2/2021 ve 21/2/2021 tarihlerinde başvurucu Partinin sosyal medya hesabında yapılan paylaşımları yeniden paylaşması

- Başvurucu Partinin kurumsal sosyal medya hesabından 21/2/2021 tarihinde "Sizlerin de yardımıyla damadı bulduk... Avukatının açıklamasından, damadın sağ salim evinde olduğunu; Merkez Bankası'nda 'buhar olan' 128 milyar dolar yetmezmiş gibi Partimizin de 500 bin TL'sine talip olduklarını öğrendik. Yarın saat 13.00'te 'Damadı kim saklıyor' diyeceğiz." şeklinde açıklama yapması

- Başvurucu Partinin 81 ilde davacının resmi ve üzerine 'Wanted', 'www. 128milyardolar.com" ibareleri ve karekod bulunan afişleri basması

4. Davacı vekili, dilekçesinde başvurucu Partinin mensuplarının açıkça yalan ve iftira niteliğindeki eylemlerinin -Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarını referans göstererek- ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.

5. Başvurucu vekili; sunduğu cevap dilekçesinde başvurucu Partinin Başkanı ve üyelerinin ifadelerinin parti tüzel kişiliğini bağlamadığını, bu nedenle matufiyet unsurunun gerçekleşmediğini, kaldı ki söz konusu paylaşımların hakaret ve iftira niteliğinde olmadığını, davacının resminin kullanılmadığını, paylaşımların olgusal dayanakları bulunan siyasi eleştiriler kapsamında kaldığını belirterek söz konusu eleştirilere dayanak olarak Partide ekonomiden sorumlu olan bir yöneticinin hazırladığı bilgi notunu sunmuştur. Dilekçede son olarak, AİHM ve Yargıtay kararlarını referans göstererek yapılan paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında olduğu belirtilmiştir.

6. Davacı vekili 12/3/2021 tarihinde delillerini mahkemeye sunmuştur. Delil dilekçesinde, başvurucu Parti ile bu Partinin mensupları tarafından yapılan paylaşımlara ilişkin ekran görüntüleri belirtilmiştir.

7. İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 14/9/2021 tarihli ilk celsede ön inceleme duruşmasının bittiğine ilişkin kararın ardından taraflara sunmadıkları belge varsa sunmaları, başka yerden getirtilmesi gereken belge var ise bunun için açıklama yapmaları, tanık deliline dayandılar ise tanık listesi sunmaları için iki haftalık süre verilmesine, ayrıca savcılık ve bazı sulh ceza hâkimliklerinden bazı kararların dosyaya dercedilmesi için müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucu vekili 29/9/2021 tarihinde verdiği dilekçeyle, Merkez Bankasından müzekkereyle 2019-2020 yılları arasına ait döviz satımına ilişkin bazı verilerin istenmesini, 1/10/2021 tarihli dilekçeyle de bazı ekonomistlerin de aralarında olduğu dört tanığın dinlenmesini talep etmiştir.

9. Mahkeme 15/12/2021 tarihli ikinci celsede başvurucu vekilinin ileri sürdüğü delillerin toplanmasına ilişkin taleplerini reddetmiştir. Mahkeme, kararında söz konusu davanın davacının kişilik haklarını zedeleyip zedelemediğine ilişkin olduğunu belirterek başvurucunun anılan taleplerinin uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmadığını belirtmiştir.

10. Yargılama devam ederken başvurucu vekili, İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) hâkimi hakkında 19/1/2022 tarihli dilekçeyle hâkimin reddi talebinde bulunmuş; dilekçede hâkimin nesnel davranmadığını, talep edilen delilleri toplamadığını, bu nedenle davacı lehine hareket ederek objektifliğini koruyamadığını ifade etmiştir.

11. Mahkeme 21/1/2022 tarihli celsede hâkimin reddine ilişkin talebi incelemiş, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 41. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca talebin geri çevrilmesine karar vermiştir.

12. İlk derece mahkemesi yargılama sonucunda 30/3/2022 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar vererek başvurucuyu 40.000 TL manevi tazminat ödemeye mâhkum etmiş; kararda ifade özgürlüğü ve kişilik haklarının çatıştığı durumlarda izlenecek yöntem üzerinde durarak bazı genel açıklamalara yer vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:

"... Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın dava konusu beyan ve açıklamaların yapıldığı dönemde Bakan olarak görev yaptığı, davalı siyasi partinin de Ana Muhalefet Partisi olduğu sabittir. Davalı tarafın tüzel kişilik olduğu dikkate alındığında tüzel kişiliğin yetkili organları eliyle haklarını kullanacağı, yine tüzel kişilik adına açılama yapma yetkisi olan temsilcileri ve tüzel kişiliğe ait sosyal medya diye tabir edilen araçlar da kullanılarak görüş ve açılamaların yapılması mümkündür.

Davacı taraf davalı parti tüzel kişiliğine ait sosyal medya hesaplarından ve tüzel kişiliğin yetkilileri ve milletvekilleri tarafından yapılan açıklama ve beyanları ile paylaşılan bir kısım görseller yoluyla kişilik haklarının ihlal edildiğini beyan etmiştir. Dosya içinde mevcut açıklamalar ve paylaşılan görsel içerikli resim ve videolar incelendiğinde, davalı partinin genel başkanının 24.11.2020 tarihli grup konuşmasında yapmış olduğu 'Madem ki faizleri yükseltecektin, 128 milyar doları döviz artmasın diye kime sattın o zaman? Benim bildiğim öğretmen almadı, emekli almadı. Taksici, pazarcı, kasap da almadı… Kim aldı kardeşim bu 128 milyar doları?' şeklindeki açıklaması, davalı partinin Grup Başkan Vekili [E.A.] 29.12.2020 tarihinde basın toplantısında ifade ettiği 'Boşalan hazineden sonra kaybolan bir damat ...128 Milyar Dolar kayıp damat da kayıp; damat nerede? ... Kimler bu 128 Milyar Doları iç etmiştir? ... Devletin hazinesinin teslim edildiği bir damat ortadan kaybolmuşsa bu bir kayıptır ve bu kaybın bulunması lazım' Davalı parti sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı [F. Ö.], 13.01.2021 tarihinde 'Kaynak yok diyorlar. Bir tane kaynak hatırlatacağım size. 128 milyar dolar. Biliyorsunuz meşhur oldu. Türkiye faizi artırmadan doların değeri yükselmesin diye 8 ayda 128 milyar doları havaya attı. Bu 128 milyardan aranızda alan var mı? bu 128 milyardan esnafa, çiftçiye, emekliye, memura giden var mı? Uçtu gitti. Sanayiciye bile gitmedi, faizcilere gitti.' şeklindeki açıklamasının, Davalı partinin 19.01.2021 tarihinde düzenlediği 'İstanbul 3. Bölge Apartman Görevlileri Toplantısı'nda' konuşma yapan parti genel başkanı [K.K.nın] 'Dolar sabit kalsın düşmesin diye 128 milyar dolar sattılar Merkez Bankası'nın kasasından. Sordum. Bu 128 milyar doları kim aldı? Kime gitti bu 128 milyar dolar? Ben cevabını bilmiyorum. Meclis'teki 600 milletvekili de bilmiyor.' şeklindeki beyan ve açıklamalarının, davalı partinin bir diğer grup başkan vekili [E.Ö.nün] 01.02.2021 tarihinde 'DAMAT NEREDE? Kaçtı gitti bedelini millet ödüyor..' şeklindeki beyanlarının, davalı siyasi partinin kurumsal twiter isimli sosyal paylaşım sitesinden yapılan 21.02.2021 tarihindeki 'Damadı kimler susturuyor? 128 milyar dolara ne olduğunu kimler saklıyor?' şeklindeki açılamalar, yine aynı sosyal paylaşım sitesinden yapılan 21.02.2021 tarihli açıklamada, '128 milyar doların nereye gittiğinin açığa çıkmasını kim engelliyor? Döviz rezervimiz eksi 47 milyar dolara nasıl geriledi? Ekonomiyi kimler çökertti? Haydi bulalım...' şeklindeki açıklamalar ve davalı parti grup başkan vekili [Ö.Ö.nün] 'Damat giderken sünnette takılan altınları götürse, bu senin derdin olabilir ama rezervlerimiz uçtu gitti.' şeklindeki paylaşım ve açıklamaların, şeklindeki söz ve ifadelerinin, düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkının sınırları kapsamında kaldığı, hoşa gitmeyen kaba,incitici,nezaket dışı söz niteliğinde olduğu, hakaret boyutuna ulaşmadığı, doğrudan davacının kişilik haklarına saldırının hedeflenmediği, ifadelerin konu bütünlüğü içinde, güncel, ölçülü ve orantılı olduğu değerlendirilmiş ve bu söz ve açıklamalar dolayısıyla davacı tarafın kişilik haklarının ihlal edilmediği kabul edilmiştir. Yine davalı siyasi partinin bir kısım milletvekilleri tarafından aynı mahiyette paylaşımlar yapılmış ise de bu milletvekillerinin parti tüzel kişiliğini temsil yetkileri bulunmadığından yapılan bu paylaşımların parti tüzel kişiliğini bağlamayacağı kabul edilmiştir.

Ancak twiter adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden davalı tüzel kişiliğin, https://twitter.com/herkesicinCHP/status/1362862934347677699 URL adresinden görülebilen 19.02.2021 tarihli paylaşım ve video görseli incelendiğinde video başlığında 'Merkez Bankası’nın 128 milyar doları kayıp ama sorumlusu 'damat' firarda... Yarın saat 13.00’te damadı buluyoruz.' ifadelerinin kullanıldığı, video içeriğinde, dolar işareti bulunan bir para çuvalı taşıyan gözleri kapalı bir hırsız figürünün çuvalla hırsızlık yaparak kaçtığı, bu kaçan hırsız figürünün arkasından çıkan yazıda 'damat firarda' yazısı ile davacının karikatürize edilerek hırsıza benzetildiği, yine banka kasası içinden çanta ile çıkıp giden takım elbiseli bir erkek figürünün gösterilerek 'merkez bankasının 128 milyar doları kayıp, sorumlusu damat firarda' şeklindeki paylaşımın eleştiri sınırları aşılmak suretiyle davacı tarafa hırsızlık isnadı olduğu değerlendirilmiş, her ne kadar hukuk sistemimiz tarafından düşünceyi açıklama hürriyeti teminat altına alınmış ise de bu eylemin bireyin manevi varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibarına saldırı mahiyetinde olduğu kabul edilmiştir."

13. Başvurucu, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvurucu; istinaf dilekçesinde söz konusu paylaşımların hakaret içermeyip haklı ve doğru olgulara dayandığını ve toplumu bilgilendirmek amacıyla yapıldığını, kamu yararı bulunmasına rağmen yargılamada bu hususların dikkate alınmadığını ifade ederek hükmedilen tazminatın fahiş nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.

14. Bölge Adliye Mahkemesi 22/6/2022 tarihinde istinaf talebini esastan kesin olarak reddetmiştir. Gerekçede şu hususlar belirtilmiştir:

"İstinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan incelemede; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde ve hukukun uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemesine, İstanbul Anadolu 4 SCM'nin 2021/1266 - 2021/1268 D.İş sayılı dosyalarındaki delillere, davalı tüzel kişiliğe ait twiter adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden 19.02.2021 tarihli yapılan paylaşım ve video görselinde 'Merkez Bankası’nın 128 milyar doları kayıp ama sorumlusu 'damat' firarda... Yarın saat 13.00’te damadı buluyoruz.' ifadelerinin kullanılmasına, video içeriğinde, dolar işareti bulunan bir para çuvalı taşıyan gözleri kapalı bir hırsız figürünün çuvalla hırsızlık yaparak kaçtığının ve kaçan bu hırsız figürünün arkasından çıkan yazıda 'damat firarda' yazısı ile davacının karikatürize edilerek hırsıza benzetilmesine, yine banka kasası içinden çanta ile çıkıp giden takım elbiseli bir erkek figürünün gösterilerek 'merkez bankasının 128 milyar doları kayıp, sorumlusu damat firarda' şeklindeki paylaşımın eleştiri sınırları aşılmak suretiyle davacı hakkında kesin yargı içeren hırsızlık olgu isnadında bulunulmasına, davalı tarafından bu olgu isnadına ilişkin herhangi bir mahkeme kararı, veri ya da delil ortaya konulamamasına,bu paylaşımların davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımasına, manevi tazminat miktarı yönünden ise TBK'nun 58. maddesindeki haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına, HMK 226 maddesi gereğince yemin teklifinin yaptırılmamasının,yemine konu olamayacak vakıalardan olduğundan usul ve yasaya uygun olmasına, davanın niteliği gereği tanık dinlenilmesine gerek olmamasına, delillerin toplanmış bulunmasına, reddi hakim talebi ile ilgili reddi hakimi gerektirir inandırıcı delil ve emare gösterilmediğinden red talebinin geri çevrilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmasına göre ilk derece mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsaller: Yargıtay 4 HD-2020/2243 Esas- 2020/3256 Karar, Yargıtay 4 HD 2017/3719 Esas, 2020/205 Karar, Yargıtay 4 HD- 2016/13382Esas, 2019/3728 Karar)"

15. Başvurucu, nihai kararı 6/7/2022 tarihinde öğrendikten sonra 19/7/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu; başvuruya konu Merkez Bankasına ait rezervlerin ne şekilde kullanıldığına yönelik olarak davacıya yöneltilen ifadelerin eleştirel mahiyette olduğunu, bu eleştirilerin başvurucu Partinin ekonomiden sorumlu başkan yardımcısının bilgi notuyla desteklendiğini, bu nedenle isnatların maddi olgulara dayandığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, AİHM kararlarından bazı referanslar vererek siyasetçilerin eleştirilerini belli derecede abartmasının hakaret olarak kabul edilemeyeceğini belirterek dava sürecinde yargı mercilerinden talep edilen delillerin gerekçesiz şekilde toplanmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin, yargı mercilerince verilen kararların çelişkili ve gerekçesiz olması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Son olarak ilk derece mahkemesi hâkiminin delillerin toplanması talebini reddetmesi nedeniyle hâkimin reddini talep ettiklerini ancak talebin hukuka aykırı şekilde geri çevrildiğini belirterek bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılama yapılmadığını iddia etmiştir.

18. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde Anayasa Mahkemesinin somut olayla benzer olaylarda verdiği bazı kararlara yer verilmiş; başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir.

19. Başvuru, ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

20. Sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımlar ve Parti mensupları tarafından yapılan açıklamalar nedeniyle tazminata hükmedilmesinin başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğu açıktır. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

21. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin dayanağı olan 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı değerlendirilmiştir. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu noktada müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütü yönünden incelenmesi gerekir.

22. Anayasa'nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için toplumsal bir ihtiyacı karşılaması ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olması gerekir. Nitekim bu şartları taşımayan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğu kabul edilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan [1. B.], B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Başvuru konusu olayla benzer davalarda mahkemelerin taraflardan birinin ifade özgürlüğü ile diğerinin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir denge sağlamaları hayati önem taşımaktadır. Bu dengeleme esnasında somut olaya uygun düştüğü ölçüde kullanılması gereken ölçütler genel olarak şunlardır:

 i. İfadelerin kim tarafından dile getirildiği (Nihat Zeybekci [1. B.], B. No: 2015/5633, 8/5/2019, § 29; Kemal Kılıçdaroğlu [1. B.], B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 59)

ii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük düzeyi ve önceki davranışları yanında katlanması gereken eleştirinin sınırlarının sade bir vatandaşa göre daha geniş olup olmadığı (hedef alınan kişinin kamusal yetki kullanan bir görevli olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. Ali Suat Ertosun (7) [2. B.], B. No: 2014/1416, 15/10/2015, § 36; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 128, 129; Nilgün Halloran [2. B.], B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45; lhan Cihaner (2), § 82; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 60-66; hedef alınan kişinin siyasetçi olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 66, 67; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kemal Kılıçdaroğlu, §§ 59-61)

iii. İfadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, kamuoyu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında sahip oldukları hakların ağırlığı (Bekir Coşkun, § 69; Çetin Doğan (2) [GK], B. No: 2014/3494, 27/2/2019, § 62; Ergün Poyraz (2), § 56; Kadir Sağdıç, §§ 60-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73; Nihat Zeybekci, § 32)

iv. Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı (Seray Şahiner Özkan [1. B.], B. No: 2016/6439, 9/6/2021, § 44; İbrahim Okur (2) [1. B.], B. No: 2018/12363, 26/5/2021, § 28)

v. Davacının kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme olanağı olup olmadığı (Temel Coşkun [1. B.], B. No: 2017/1632, 29/1/2020, § 33; Şaban Sevinç (2) [1. B.], B. No: 2016/36777, 26/5/2021, § 42; Nihat Zeybekci, § 39)

vi. İfadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki etkisi (Ali Suat Ertosun (2) [2. B.], B. No: 2013/1592, 20/5/2015, § 33; Hüseyin Kocabıyık [1. B.], B. No: 2020/15593, 22/11/2022, § 24)

vii. Hukuki yaptırıma konu edilen ifadelerin kullanıldığı bağlamdan koparılıp koparılmadığı (Nilgün Halloran, § 52; Bekir Coşkun, §§ 62, 63; Önder Balıkçı [2. B.], B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 45, Nihat Zeybekci, § 36)

viii. Başvurucunun yaptırıma maruz kalma endişesinin caydırıcı etki yaratıp yaratmayacağı (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ergün Poyraz (2), § 79; Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi [1. B.], B. No: 2014/12482, 8/5/2019, § 46)

ix. Dava konusu söylemlerin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği (Durmuş Fikri Sağlar (2) [GK], B. No: 2017/29735, 17/3/2021, § 50; Deniz Karadeniz ve diğerleri [GK], B. No: 2014/18001, 6/2/2020, §§ 48, 49)

23. Anayasa Mahkemesi somut olayın koşullarında başvurucunun B.A. hakkında kullandığı ifadeler sebebiyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin zorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediğini, müdahalenin hedeflenen meşru amaçla orantılı olup olmadığını, bunu haklı göstermek için ortaya konan gerekçenin Anayasa Mahkemesince benimsenen ve yukarıda açıklanan kriterleri karşılayan ilgili ve yeterli bir gerekçe olup olmadığını davanın bütününe bakarak değerlendirecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Kemal Kılıçdaroğlu, § 58; Sinan Baran [1. B.], B. No: 2015/11494, 11/6/2018, § 38; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120).

24. Somut olayda başvuruya konu olayların yaşandığı tarihlerde hazine ve maliye bakanı olarak görev yapan davacıya yönelik olarak başvurucunun kurumsal sosyal medya hesabı üzerinden ve mensupları tarafından yapılan açıklamalarla Merkez Bankasına ait olan 128 milyar dolarlık rezervin yanlış bir tercihle satılarak eritildiği yönünde birtakım isnatlarla birlikte davacı hakkında hırsız benzetmelerinde bulunulmuştur. Bunun üzerine davacı; açıklamaların başvurucu tarafından sistematik şekilde yapılan ve kişilik haklarına yönelik olan bir saldırı olduğunu belirterek tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda başvurucuyu 40.000 TL manevi tazminat ödemeye mahkûm etmiştir. Karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

25. Başvurucunun ifade özgürlüğü ile şikâyetçinin şeref ve itibarı arasında adil bir denge kurulup kurulmadığı incelemesine geçilmeden önce hangi ifadelerin eldeki başvurunun konusu olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu doğrultuda davacı, tazminat yoluna başvururken başvurucunun sosyal medya hesabından yapılan paylaşımları ve bazı parti mensupları tarafından yapılan açıklamaları dava konusu etmiştir. İlk derece mahkemesi davacının ileri sürdüğü ifadeleri inceleyerek sadece başvurucunun 19/2/2021 tarihli sosyal medya hesabından paylaştığı video nedeniyle başvurucu aleyhine tazminata hükmettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi 19/2/2021 tarihli video paylaşımı dışındaki paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını ve başvurucu Partiye mensup bazı milletvekillerinin ise parti tüzel kişiliğini temsil etme yetkisi olmadığı için bu söylemlerin dikkate alınmadığını belirtmiştir (bkz. § 8). Bu durumda somut başvuruda ele alınması gereken ihtilaflı ifade, başvurucunun sosyal medyada paylaştığı 19/2/2021 tarihli videodan ibarettir.

26. Bu belirlemeden sonra yapılacak dengelemede başvurunun çözümlenmesinde gözönünde tutulması gereken meselelerden ilki hem başvurucu hem de davacının toplumsal konumlarıdır (Kemal Kılıçdaroğlu, § 59). Başvurucu Parti, başvuruya konu olayların geçtiği dönemde ve hâlen ana muhalefet partisidir. Davacı ise başvuruya konu videonun paylaşıldığı tarihte hazine ve maliye bakanlığı görevinden ayrılmışsa da videoda ileri sürülen düşünce açıklamaları bakanlık yaptığı dönemdeki politikalarına ilişkindir. Dolayısıyla davacının yürüttüğü kamu görevi ve siyasetçi kimliği nedeniyle kabul edilebilir eleştiri sınırları özel bireylere nazaran çok daha geniş olup kendisine yönelen ifadelere daha fazla hoşgörü göstermesi beklenmektedir. Demokratik bir sistemde kamu otoritelerinin eylemlerinin ve ihmallerinin yalnızca yasama ve yargı organlarının değil aynı zamanda kamuoyunun da sıkı denetimi altında olduğu her zaman gözönünde bulundurulmalıdır (Ayşe Çelik [2. B.], B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 54; Bekir Coşkun, § 66; Ergün Poyraz (2), § 69). Ancak suç isnadı içeren ve olgusal temeli bulunmayan dil ve üslup karşısında siyasi partilerin ve siyasetçilerin de lekelenmeme haklarının korunması gerektiği de gözardı edilmemelidir (benzer yönde bkz. Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti. (2) [GK], B. No: 2016/12313, 26/12/2019, § 58).

27. Somut olayda ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasında adil bir denge kurulabilmesi için gözönüne alınması gereken ikinci husus ise başvuruya konu ifadelerin türü ve olgusal temele dayalı olup olmadığıdır. Gerçekten de dava konusu ifadelerin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir (Meral Özata Özgürol [2. B.], B. No: 2015/2326, 26/12/2018, § 46). Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2), § 64).

28. Başvurucunun paylaşımdaki videoda davacıyla ilgili olarak ileri sürdüğü iddiaların değer yargısı olmadığı, yer ve eylem belirten olgusal iddialar olduğu açıktır. Bu durumda videoda başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların bir temeli olup olmadığı irdelenmelidir. Somut olayda başvurucu Partinin davacının yerine getirdiği kamu görevinden dolayı Merkez Bankasındaki 128 milyar dolarlık rezervin nereye harcandığına veya nasıl kullanıldığına yönelik sosyal medya hesabından yaptığı video paylaşımıyla kamuoyunun ilgisini çekmeye çalıştığı, bu kapsamda videoda dolar işareti bulunan bir para çuvalını taşıyan gözleri etrafında maske bulunan bir hırsız figürü kullanıldığı görülmüştür. Öncelikle belirtmek gerekir ki video içeriği dikkatli şekilde incelendiğinde söz konusu hırsız figürü ile davacının kastedildiği konusunda şüphe yoktur. Kaldı ki, yargılama safhalarında videodaki hırsız figürü ile davacının kastedilmediğine ilişkin olarak başvurucu vekili tarafından da herhangi bir itiraz ileri sürülmemiştir.

29. Öte yandan, videoda davacının görevini kötüye kullanarak Merkez Bankasındaki rezervleri iyi yönetemediği için faiz lobilerinin haksız kazanç elde ettiklerinin ima edildiği kabul edilmelidir. Ancak, yukarıda da belirtildiği üzere söz konusu videonun yayınlandığı dönemde Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev yapan davacının başvurucu tarafından iddia edilen Merkez Bankasındaki azalan rezervlerle olan bağının ortaya konulması gerekmektedir. Zira, Merkez Bankası idari ve mali açıdan herhangi bir kurum veya bakanlığa bağlı olmayan özerk bir tüzel kişidir. Hakeza, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nda belirtildiği üzere Merkez Bankasının para politikalarına ve yapılacak işlemlere bankanın kendi organları tarafından karar verilmektedir. Dolayısıyla, mevcut başvuruda başvurucunun ileri sürdüğü olgusal iddiaların, davacıyla olan doğrudan ilgisine ilişkin bir temellendirmenin yapılabildiğinden söz edilemeyecektir.

30. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz (Önder Balıkçı, § 47; Haci Boğatekin (2) [2. B.], B. No: 2014/12162, 21/11/2017, § 49). Yukarıda yapılan tespitler kapsamında ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun ifade özgürlüğü ile davacının şeref ve itibar hakkının korunmasına arasında adil bir dengeleme yapıldığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği, başvurucu aleyhine hükmedilen tazminatın orantılı olduğu, bu hâliyle derece mahkemelerinin çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşılmıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

B. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu; cevap dilekçesinde dayandığı delillerin mahkeme tarafından toplanmadığını, tanıklarının dinletilmediğini beyan ederek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

33. Anayasa’nın 36. maddesinde mündemiç olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olmasından bahsedilmesi imkânsızdır (Mehmet Fidan [1. B.], B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 38).

34. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması, taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması anlamına gelir (Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

35. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvurucuların bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen [2. B.], B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

36. Somut olayda yargı mercilerinin başvurucunun ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak gerek taraflarca dayanak olarak ibraz edilen belge ve bilgileri gerekse de resen yaptığı araştırma sonucunda temin edilen evrakı bir bütün olarak değerlendirdikten sonra davanın esasını etkiler mahiyette deliller olmadığını değerlendirerek başvurucunun talebini reddettiği anlaşılmıştır (bkz. § 9). Bireysel başvuru formu ile ekli bilgi ve belgelerden bu ilkelerin ihlal edildiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığı, böylece silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi yönünden bir ihlal bulunmadığının açık olduğu değerlendirilmiştir.

37. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

Ç.   Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde karar verildi.

AYM, CUMHURİYET HALK PARTİSİ (2), B. No: 2022/70336, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 425–435

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.