Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
GÖZDE PEKTAŞ (2022/63562)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, idari işlemin iptali istemli davanın süre aşımı gerekçesiyle reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Mahkemeye erişim hakkı (idare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
GÖZDE PEKTAŞ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/63562) |
|
|
|
Karar Tarihi: 12/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Ali KOZAN |
|
Başvurucu |
: |
Gözde PEKTAŞ |
|
Vekili |
: |
Av. Nurten KOÇAK |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, idari işlemin iptali istemli davanın süre aşımı gerekçesiyle reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (idare) bünyesinde alt işverene bağlı olarak 8/7/2010-25/3/2018 tarihleri arasında hastalık, izin hâlleri gibi nedenlerle çalışmayan işçilerin yerine (yedek/joker işçi) bakım elemanı olarak çalışmıştır.
3. Başvurucu 24/12/2017 tarihinde yayımlanan 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 127. maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde uyarınca 2/1/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilme talebinde bulunmuştur. İl Tespit Komisyonunun (Tespit Komisyonu) ön incelemesi sonucu anılan düzenlemede sürekli işçi kadrosuna geçiş için öngörülen 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılıyor olma şartının mevcut olmadığı tespit edilerek talep kabul edilmemiş ve ilgili karar ilan yöntemiyle duyurulmuştur. Anılan karara karşı başvurucunun 21/2/2018 tarihinde Tespit Komisyonuna yaptığı itirazı da 5/3/2018 tarihinde reddedilmiştir.
4. İdare 7/3/2018 tarihli ve 16638 sayılı Genelge (Genelge) ile alt işveren bünyesinde yedek işçi olarak çalışanların da diğer şartları sağlaması koşuluyla geçiş hakkından yararlanabileceğini düzenlemiştir. Başvurucu da 13/12/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçişinin yeniden değerlendirilmesi için idareye başvurmuştur. İdare 21/12/2018 tarihinde yeniden yapılan incelemede Tespit Komisyonunun verdiği kararda bir hata bulunmadığına karar vermiştir. Başvurucu, yürütmenin durdurulması ve anılan kararın iptali talebiyle Ankara 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; sekiz yıldır yedek işçi olarak belirsiz süreli hizmet akdi ile çalıştırıldığını, 375 sayılı KHK'nın yedek işçileri de kapsadığını, 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalışmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğunu vurgulamıştır.
5. Mahkeme yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir. Başvurucunun anılan karara itirazını Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Daire) 20/6/2019 tarihinde kabul ederek yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 4/12/2017 tarihinden evvel ve bu tarihten makul bir süre önce (2015 yılı Şubat ayında) davalı idare bünyesinde hizmet alım yoluyla (yedek/joker) işçi olarak çalıştığı sabit olan başvurucunun 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalışıyor olmak şartını sağladığı, anılan tarihte fiilen çalışmıyorsa da bu durumun çalışmayan işçilerin yerine çalışmasından kaynaklandığı vurgulanmıştır. Başvurucu bu karara istinaden 2019 yılının Temmuz ayında sürekli işçi kadrosuna atandığını başvuru formunda bildirmiştir.
6. Mahkeme 29/9/2020 tarihinde Dairenin gerekçesi yönünde dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. İdare anılan karara karşı başvurucunun 4/12/2017 tarihi itibarıyla fiilen çalışmadığını, dolayısıyla mevzuatın aradığı şartın gerçekleşmediği hususunun sabit olduğunu vurgulayarak istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
7. Daire 23/3/2022 tarihinde istinaf talebinin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve süre aşımı nedeniyle davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. ve 11. maddeleri açıklandıktan sonra başvurucunun sürekli işçi kadrosuna alınma talebiyle ilgili olarak idareye başvurduğu, başvurusunun kabul edilmemesi üzerine yaptığı itirazın Adalet Bakanlığının (Bakanlık) internet adresinde yapılan ilan ile reddedildiği ancak başvurucunun itirazın reddine ilişkin işlemin bildirilmesinden itibaren 60 günlük süre içinde dava açmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun daha sonra sürekli işçi kadrosuna atanması ve itirazının kabul edilmesi istemiyle davalı idareye 13/12/2018 tarihinde yaptığı başvurunun ise dava açma süresini yeniden canlandırmayacağı ifade edilerek ikinci yaptığı bu başvurunun reddedilmesine ilişkin işleme karşı açtığı davanın süresinde bulunmadığı vurgulanmıştır.
8. Başvurucu, nihai kararı 22/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 20/6/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu, sürekli işçi kadrosuna geçirilme talebinin reddedilmesi üzerine Tespit Komisyonuna 21/2/2018 tarihinde itiraz ettiğini ancak itiraz sonucunun tebligat veya ilan yoluyla kendisine bildirilmediğini belirtmiştir. 1/1/2018 tarihli ve 30288 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımı Sözleşmeleri Kapsamında Çalıştırılmakta Olan İşçilerin Sürekli İşçi Kadrolarına veya Mahalli İdare Şirketlerinde İşçi Statüsüne Geçirilmesine İlişkin 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23 ve Geçici 24 Üncü Maddelerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslara İlişkin Tebliğ'in (Tebliğ) 11. maddesinde itiraz sonucunun muhatabına yazılı olarak bildirileceğinin açıkça düzenlendiğini ancak kendisine bu şekilde bir bildirim yapılmadığı için dava açma süresinin işlemeye başlayamayacağını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, idarenin yedek işçilerle ilgili kamu kurumlarının hatalı uygulamalarına son vermek amacıyla yayımladığı Genelge ile alt işveren tarafından yedek işçi olarak çalıştırılanların da diğer koşulları sağlamak şartıyla sürekli işçi kadrosuna geçiş hakkından yararlandırılması gerektiğinin belirtildiği, bu kapsamda yapılan başvurular sonucu hatalı işlemlerin düzeltilmesi üzerine kendisinin de yeniden değerlendirme için başvurduğunu ifade etmiştir. Bu başvurunun yeni bir hukuki sebebe dayalı olduğunu, reddine ilişkin idari işleme karşı ise yasal süre içinde iptal davası açtığını vurgulayan başvurucu, somut olayın koşulları hakkında değerlendirme yapılmayarak hatalı bir şekilde süre aşımı kararı verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Bakanlık görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin gözetilmesi gerektiğini belirterek idareden elde edilen bilgi ve belgeleri sunmuştur. İdare ise görüşünde, ilgili yargı sürecini özetleyerek kararın hukuka uygun olduğunu vurgulamıştır. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı cevabında önceki iddialarını yinelemiştir.
12. Başvuru, mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde incelenmiştir.
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34).
15. Vurgulamak gerekir ki dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen yargılama mercilerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili yargılama mercilerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın şartları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46).
16. Başvurucunun açmış olduğu iptal davasının esasa ilişkin değerlendirme yapılmadan süre aşımı nedeniyle reddinin mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığı belirlenmelidir.
17. Başvurucunun davasının süre aşımı nedeniyle reddine dair kararın 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerinde yer alan dava açma sürelerine ilişkin düzenlemelere dayandığı gözetildiğinde somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca idari bir işleme karşı açılacak davada süre koşulu öngörülmesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde meşru bir amacı olduğu söylenebilir.
18. Diğer taraftan mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı da incelenmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
19. Dava hakkının bağlandığı usul kurallarına uyulmaması nedeniyle uyuşmazlıkların esası hakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi ilkesinin sağlanarak kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez (Ahmet Erdem [1. B.], B. No: 2018/34944, 6/10/2021, § 63).
20. Bununla birlikte tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. İşlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, E.2018/144, K.2019/72, 19/9/2019, § 20).
21. Yetkili makamların tebliğ işlemlerini yürütürken gerekli özeni göstermemesi nedeniyle tebliğin muhatabı, tebliğ konusuna vâkıf olamayabilir. Böyle bir durumda kişinin herhangi bir kusuru bulunmadığı hâlde kişiyi tebligata bağlanan sonuçtan sorumlu tutmak hakkın varlığını anlamsız kılabilir ve bu suretle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz hâle getirebilir (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66).
22. Başvurucu, Tespit Komisyonunun itiraz değerlendirmesine ilişkin kararının Tebliğ'in 11. maddesi kapsamında kendisine tebliğ edilmediğini, ilan edilen hususun Tebliğ'in 10. maddesinde düzenlenen Tespit Komisyonunun ilk incelemesine ilişkin olduğunu ileri sürmüştür. Bu bağlamda mevzuat incelendiğinde sürekli işçi kadrosuna geçişi düzenleyen 375 sayılı KHK'nın geçici 23. ve 24. maddelerinin uygulanmasına dair usul ve esasların Tebliğ ile kurala bağlandığı görülmüştür. Tebliğ'in 8. maddesinde sürekli işçi kadrosuna geçiş taleplerinin Tespit Komisyonu tarafından inceleneceği, 10. maddesinde ise bu inceleme sonucunda şartları taşıyan ve taşımayanların ilan edileceği belirlenmiştir. Tebliğin "Tespit komisyonu kararına itiraz ve süresi" başlıklı 11. maddesi ise şöyledir:
"(1) Tespit komisyonu kararına göre sınava girme hakkı elde edemeyenler, ilan tarihinden itibaren öngörülen süre içerisinde gerekçesini de belirtmek suretiyle yazılı olarak itirazda bulunabilir.
(2) İtirazlar derhal incelemeyi yapan tespit komisyonuna intikal ettirilir. Talep, komisyonca değerlendirilerek öngörülen süre içerisinde karara bağlanır ve sonuç ilgilisine yazılı şekilde tebliğ edilir. İtiraz üzerine tespit komisyonunca verilen kararlar kesindir."
23. Anılan maddede Tespit Komisyonuna yapılan itirazın sonucunun ilgilisine yazılı bir şekilde tebliğ edileceğinin açıkça düzenlendiği görülmüştür. Somut olayda sürekli işçi kadrosuna geçiş için başvurucu ilk kez 2/1/2018 tarihinde idareye başvurmuştur. Başvurucunun bu talebin reddine ilişkin kararın ilanından sonra itiraz ettiği, itirazın ise Tespit Komisyonunun 5/3/2018 kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır. Dairenin ise istinaf incelemesinde Tespit Komisyonunun kararının ilan edildiği hususuna dayanarak bu işleme karşı yasal süre içinde dava açılmadığından hareket ettiği gözlemlenmiştir. Ancak Tespit Komisyonunun ilk incelemesine ilişkin kararın ilan edildiği, Dairenin, Tespit Komisyonunun itiraz sonucuna ilişkin kararının Tebliğ'in 11. maddesi kapsamında tebliğine ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapmadığı sabittir. Ayrıca yargılama sürecinde ilk defa Dairenin istinaf incelemesinde gündeme gelen süre aşımı hususuna karşı da başvurucuya savunma yapma imkânın da tanınmadığı tespit edilmiştir.
24. Yargılama bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde Tespit Komisyonunun itiraz sonucuna ilişkin kararının tebliğ edildiğine dair bir bilgi ve belgenin bulunmadığı veya bu yönde bir inceleme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda yargı makamlarının dava açma süresine ilişkin tespiti, Tebliğ'in 11. maddesindeki düzenlemeyi de gözetmek suretiyle yapmadığı dikkate alındığında Dairenin süre aşımına ilişkin yorumunun başvurucu yönünden öngörülebilir olduğu söylenemez.
25. Öte yandan anılan başvuru sürecinden sonra Genelge ile yedek işçi olarak çalışanların da daimi işçi kadrosuna geçiş hakkından yararlanabileceğinin düzenlenmesi üzerine başvurucunun 13/12/2018 tarihinde kadroya geçişe ilişkin yeniden değerlendirme yapılması amacıyla başvuru yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak yargı makamları başvurucunun bu talebinin Genelge kapsamında kalıp kalmadığı, bu durumun Genelge de gözetilmek suretiyle yeni bir hukuki sebebe bağlı ayrı bir idari işlem olup olmadığı yönünde de bir inceleme yapmadığı, ikinci başvuruyu dava süresini canlandırma çabası olarak ilk başvurunun bir devamı gibi değerlendirdiği görülmüştür. Dolayısıyla Dairenin somut olaya uygun sonuca etkili nitelikteki hususlara ilişkin inceleme ve değerlendirme yapmadan davayı usulden reddetmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin orantısız olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
27. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2020/5423, K.2022/1204) iletilmek üzere Ankara 3. İdare Mahkemesine (E.2019/86, K.2020/1657) GÖNDERİLMESİNE,
D. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, GÖZDE PEKTAŞ, B. No: 2022/63562, 12.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 267–272
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.