Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
FEYZİ DEMİRPOLAT (2022/58326)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
- Suçta ve cezada kanunilik
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, ilçe millî eğitim müdürlüğündeki şube müdürlüğü görevinden alınarak il millî eğitim müdürlüğü emrinde öğretmen olarak atanma işlemine karşı açılan davada hukuk kurallarının hatalı uygulanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, aynı eyleme dayanarak birden fazla idari yaptırım uygulanması nedeniyle de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Suçta ve cezada kanunilik | Suçta ve cezada kanunilik | Konu Bakımından Yetkisizlik | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
FEYZİ DEMİRPOLAT BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/58326) |
|
|
|
Karar Tarihi: 20/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Eren Can BENAKAY |
|
Başvurucu |
: |
Feyzi DEMİRPOLAT |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ilçe millî eğitim müdürlüğündeki şube müdürlüğü görevinden alınarak il millî eğitim müdürlüğü emrinde öğretmen olarak atanma işlemine karşı açılan davada hukuk kurallarının hatalı uygulanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, aynı eyleme dayanarak birden fazla idari yaptırım uygulanması nedeniyle de suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, Diyarbakır'ın Bismil İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapmakta iken 7/12/2019-8/12/2019 tarihlerinde Silvan ilçesinde yapılan Açıköğretim Kurumları 2019-2020 1. Dönem Sınavında Bölge Sınav Yürütme Komisyonu üyesi olarak görevlendirilmiştir. Sınav esnasında ilçedeki bir lisede ele geçirilen kopya kâğıdı (sınava ait cevap anahtarı) müdür yardımcısı tarafından bulunmuştur. Müdür yardımcısı kâğıdın görselini okul müdürü olan A.T.nin cep telefonuna göndermiş, kâğıdı muhafaza etmeyerek imha etmiştir. Görsel, müdür tarafından cep telefonunda yer alan bir sohbet programındaki İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü grubuna gönderilmiştir. Bu paylaşımın yapıldığı sırada başvurucu da olayın gerçekleştiği lisede bulunmaktadır. Yaşanan durum başvurucunun da refakatinde 7/12/2019 tarihli tutanakla belgelenmiştir.
3. Başvurucu hakkında 31/12/2019 tarihinde, sınav esnasında bulunan kopya kâğıdını muhafaza etmeyip sınav güvenliği için gerekli önlemi almadığı gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda 20/2/2020 tarihli rapor düzenlenmiştir. Raporda, idari yönden yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun sınav esnasında bulunan cevap anahtarına dair yapılacak iş ve işlemleri bilmediği, cevap anahtarı kâğıdını muhafaza altına alarak işlem başlatmadığı, cevap kâğıdının ilçe yöneticilerinin yer aldığı bir sohbet grubunda paylaşılmasına onay vermesinin kabul edilebilir bir davranış olmadığı dile getirilmiştir. Sınav güvenliğini sağlamakla yükümlü başvurucunun bizzat sınav güvenliğini tehlikeye atacak şekilde görevin gerektirdiği sorumluluğa aykırı davranması nedeniyle yöneticilik görevinden alınarak il içindeki uygun bir kuruma öğretmen olarak atanması teklif edilmiştir. Bu teklif uyarınca başvurucu 24/7/2020 tarihli işlemle Diyarbakır İl Millî Eğitim Müdürlüğü emrine öğretmen olarak atanması üzerine 25/8/2020 tarihinde iptal davası açmıştır.
4. Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 17/12/2020 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda;
i. Cevap kâğıdını bulan E.S. tarafından tek imza ile düzenlenen tutanakta; sınav derslerine ait cevap kâğıdının kurum amirine teslim edildiği belirtilmekle birlikte, soruşturmacılar tarafından alınan ifadesinde, bulduğu kâğıdı buruşturarak çöpe attığı, kağıdın görselini cep telefonu ile okul müdürüne gönderdiği ibarelerinin yer aldığı ve görselin görülmek istendiğinin belirtilmesi üzerine E.S.nin telefonu değiştirdiğini ve görselin silindiğini beyan ettiği belirtilmiştir. Okul müdürü, müdür yardımcıları ve davacı tarafından tanzim edilen tutanakta, "...sınavın II. oturumunda saat 15:20'de yerde bir kağıt parçası bulunmuş yapılan incelemede bu kağıdın yapılan sınavın bazı derslerine ait cevap anahtarı olabileceği düşünülüp tüm okulların dikkat etmesi için uyarı mahiyetinde ilçe MEM whatsapp grubuna gönderilmiştir. İşbu tutanak tarafımızca tutulmuştur." ifadelerine yer verildiği ve tanzim edilen bu tutanağın ilçe sınav komisyonu üyesi sıfatıyla davacı ve diğer ilgililer tarafından imzalandığı ifade edilmiştir. Davacının soruşturma kapsamında alınan ifadesinde, "..denetim amacıyla Hasuni MTA Lisesi'ndeydim. Sınıfları dolaştım, daha sonra müdür odasına gittiğimde birileri vardı, sanıyorum müdür yardımcılarıydı. Kopya, kağıt ile ilgili bir şeyler konuşuyorlardı, ne olduğunu anlayamadan bana eşimden telefon geldi, yan odaya geçerek birkaç dakika görüştüm, görüşmem sonlanınca ilçe milli eğitim whatsapp grubuna mesaj geldiğini gördüm... Kağıdın bulunma aşamasına ve mesajın gönderilmesine karar verilmesine bizzat katılmadım. ... aynı gün paylaşımdan sonra göstermiş olduğunuz tutanak tutuldu. Olaya ben bizzat şahit değilim, olayın bana anlatılış şekline göre ben de tutanağı imzaladım. ... Kopya kağıdının nerede olduğunu bilmiyorum, ben kopya kağıdını görmedim, tutanağa da neden eklenmediğini bilmiyorum." beyanlarında bulunduğu aktarılmıştır. Yine okul müdürü A.S.nin Silvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/3361 hazırlık nolu soruşturması kapsamındaki ifadesinde, "...konu ile ilgili müdür yardımcısı tarafından tutanak tutulup bize teslim edilmiştir. Bu kağıt parçası komisyon üyelerine gösterilmiş ve tutanak altına alınmıştır." şeklinde beyanda bulunduğu belirtilmiştir.
ii. Davacı ve sınav yapılan okulda görevli diğer komisyon üyeleri tarafından birlikte imzalanan tutanakta, kâğıt üzerinde inceleme yapılarak cevap anahtarı olduğuna dair tespitte bulunulduğu ve tüm okulların dikkat etmesi için ilçe milli eğitim müdürlüğü sohbet grubuna gönderildiğinin belirtildiği ifade edilmiştir. Buna karşın, anılan kâğıt parçası tutanağa eklenmediği ve henüz sınav bitmemişken bulunan delil niteliğini haiz sınav sorularının cevaplarının bulunduğu kâğıt hakkında inceleme ve araştırma yapılmasını engelleyecek şekilde imha edildiği belirtilmiştir. Bu nedenle -sınav güvenliğini sağlamakla görevli ve yükümlü bölge sınav yürütme komisyonu üyesi konumunda olan- davacının kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 8. maddesinde yer alan "Devlet memurlarının, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorunda oldukları" şeklindeki hüküm ile Silvan ilçesinde eğitim alan ve sınava giren öğrenci sayısındaki dengesizlik göz önünde bulundurulduğunda, davalı idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından yerinde kullandığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle de davacının yöneticilik görevinden alınarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine öğretmen olarak atamasının yapılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
5. Başvurucu, karara karşı 22/2/2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvuru dilekçesinde, aynı eylemden dolayı hem aylıktan kesme, hem görev değişikliği hem de yöneticilik görevinden alınması cezası verildiğini, aynı fiil nedeniyle bu kadar ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir. Sınavda ele geçirilen kâğıdın imha edilmesinden sonra konudan haberdar olduğunu, buna rağmen yine de sorumlu tutulduğunu vurgulamıştır. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 7/4/2022 tarihinde istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir.
6. Bölge İdare Mahkemesinin nihai olan 7/4/2022 tarihli kararı başvurucuya 10/5/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu, aynı tarihte bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
7. Disiplin soruşturmasına konu olayın gerçekleştiği lisede müdür olan A.T., başka bir liseye geçici görevlendirilmesi üzerine iptal davası açmıştır. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi 22/12/2020 tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda, davacının söz konusu paylaşımı bilgilendirme amacıyla yaptığını ifade ettiği, bu durumun diğer komisyon üyeleri tarafından da doğrulandığı belirtilmiştir. Söz konusu paylaşımın nasıl bir olumsuzluğa sebebiyet verdiğinin, öğrenciler ile öğretmenler nazarında güvenirliğini nasıl yitirdiği hususunun soruşturma raporunda somut bilgi ve belgelerle tam olarak ortaya konulamadığı ifade edilmiştir. Sınav sorularına ait cevapların bulunduğunun tutanak altına alındığı ve davacıya atfedilen fiilin yöneticilik görevinden alınmasını gerektirir nitelik ve ağırlıkta olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
8. Söz konusu karar istinaf aşamasında Bölge İdare Mahkemesinin 9/5/2023 tarihli kararıyla kaldırılarak dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararda, davacının yöneticilik görevinin gerektirdiği özellik ve hassasiyette tutum ve davranış sergilemediğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Gerek yöneticilik görevine devam etmesinin gerekse aynı okulda görev yapmasının hizmetin sağlıklı işleyişinde ve kamu yararının gerçekleşmesinde olumsuzluk doğuracağı kanaatine varılmıştır. Buradan hareketle davacının alanında norm kadro açığı bulunmadığından, yöneticilik görevinden alınarak kadrosunun norm fazlası olarak okulunda bırakılması ve norm açığı oluşup atama işlemi yapılıncaya kadar geçecek olan sürede ihtiyaç bulunan başka bir lisede geçici olarak görevlendirilme işleminde kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
9. Başvurucu, kopya kâğıdı yırtılıp atıldıktan sonra durumdan haberdar olduğunu, olaya ilişkin olarak tutanak düzenlenmesini sağladığını belirtmiştir. Sohbet programındaki grupta yapılan paylaşımın uyarı amaçlı olduğunu ve kendisinin bu paylaşım ile herhangi bir bağlantısı olmadığını belirterek ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini ifade etmiştir. Görseli bizzat paylaşan kişi hakkında açılan davada iptal kararı verilirken davasının reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesi ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği savunulmuştur. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
11. Başvurunun bu kısmı hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.
12. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlık konusunda varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (konuya ilişkin birçok karar arasından bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013). Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin mahkemelerin değerlendirmelerinin usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirip getirmediğini ve açık bir keyfîlik nedeniyle yargılamanın hakkaniyetinin temelden sarsılıp sarsılmadığını incelemesi yargılamanın sonucunu değerlendirdiği anlamına gelmez. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi mahkemelerin delillerle ilgili değerlendirmelerine ancak açık bir keyfîlik ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getiren bir uygulama varsa müdahale edebilecektir (Ferhat Kara [GK], B. No: 2018/15231, 4/6/2020, § 149; M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 83).
13. Mahkeme, başvurucu hakkında gerçekleştirilen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda yer alan tespitleri değerlendirerek başvurucunun resmî sıfatının gerektirdiği itibar ve güvene layık davranmadığı kanaatine varmıştır. Zira başvurucu kopya kâğıdını görmediğini beyan etse de olaya ilişkin düzenlenen tutanağı imzalamıştır. Söz konusu tutanakta, kopya kâğıdının bulunduğunun ve imha edildiğinin yazıldığı hususu önemlidir. Okul müdürü ceza soruşturması kapsamında verdiği ifadede de, kâğıdın komisyon üyelerine gösterildiğini söylemiştir. Başka bir deyişle başvurucunun da bu kâğıdı gördüğünü ifade etmiştir. Buradan hareketle başvurucunun kusurlu olduğu ve dava konusu işlemin de idarenin takdir yetkisi kapsamında kamu yararı gözetilerek tesis edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu, her ne kadar lise müdürü hakkında tesis edilen görevlendirme konusundaki davada işlemin iptaline karar verildiğini iddia etse de istinaf aşamasında Bölge İdare Mahkemesi davayı kesin olarak reddetmiştir. Yani aynı olaya ilişkin olarak verilen farklı kararlar olduğunu söylemek mümkün değildir.
14. Mahkeme, sonuca hangi nedenle ulaştığını başvurucu ve üçüncü kişilerin objektif olarak anlamalarına imkân verecek yeterli gerekçe sunmuştur. Mahkemenin yaptığı değerlendirme hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasına yönelik olup değerlendirmenin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir unsur içermediği görülmüştür. Bu itibarla başvuru konusu olayda başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların mahkemelerce delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olduğu, mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkına yönelik şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu sonuca katılmamıştır.
B. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu, aynı eylemden dolayı aylıktan kesme disiplin cezası ile birlikte yöneticilik görevinin alındığını, ayrıca görev yerinin değiştirildiğini belirtmiş; tek bir eylemden dolayı üç kez cezalandırıldığını iddia ederek aynı suçtan iki kez cezalandırılmama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
17. Başvurunun bu kısmı suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.
18. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda Anayasa'nın 38. maddesi kapsamına giren her türlü yaptırımın değil sadece Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanına giren ve suç isnadı sayılan yaptırımların anılan maddedeki güvenceleri ihlal edip etmediğini denetleme yetkisine sahiptir (D.M.Ç [1. B.], B. No: 2014/16941, 24/1/2018, § 33). Suçta ve cezada kanunilik ilkesinden inceleme yapılabilmesi için bir suç isnadının varlığı gerekir. Bir isnadın Anayasa'nın 38. ve Sözleşme'nin 7. maddesi kapsamında olup olmadığının tespiti amacıyla üç ayrı kriter kullanılmaktadır: İlk olarak isnadın ulusal ceza mevzuatında suç olarak düzenlenip düzenlenmediğine bakılacaktır. İsnada konu eylemin ulusal mevzuatta suç addedilmediği durumlarda ise eylemin suç karakteri ve özelliği taşıyıp taşımadığı, eylem için öngörülen cezanın ağırlığı ve amacı dikkate alınacaktır. Bu bağlamda disiplin hukuku çerçevesinde yapılan bir isnadın cezai anlamda bir suç isnadı olup olmadığının belirlenmesinde disiplin cezasının belirli bir grubu mu yoksa herkesi mi bağladığı, caydırma ve cezalandırma amacı içerip içermediği, ilgili suçun ceza hukukunda yer alan suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulanan usullerin ceza hukuku alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibi faktörler dikkate alınacaktır (B.Y.Ç. [2. B.], B. No: 2013/4554, 15/12/2015, §§ 31, 32).
19. Somut olayda başvurucu, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapmaktayken İl Millî Eğitim Müdürlüğü emrine öğretmen olarak atanmıştır. Başvuruya konu olayın disiplin hukuku alanında kaldığı ve başvurunun bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin bir uyuşmazlığı konu edinmediği açıktır. Bu durumda başvurucuya isnat edilen eylem nedeniyle şube müdürlüğünden alınarak öğretmen olarak atanması işleminin Anayasa'nın 38. maddesinin ortak koruma alanı kapsamında dikkate alınabilecek nitelikte olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/5/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
1. Mahkemenin sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.
2. Aşağıda belirteceğim gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.
3. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararında ayrıntılı olarak özetlenmiştir.
4. Başvurucu Fevzi Demirpolat Diyarbakır/Bismil MEB’de şube müdürü olarak görev yapmaktadır. Açıköğretim Kurumları 2019-2020 1. Dönem Sınavında ‘Bölge Sınav Yürütme Komisyonu Üyesi’ olarak görevlendirilmiştir. Bu sınav esnasında Hasuni Lisesinde ele geçirilen kopya kağıdı müdür yardımcıları E.S ve A.T tarafından bulunmuştur. E.S kağıdın görselini müdürün cep telefonuna göndermiş kağıt muhafaza edilmeyerek imha edilmiştir. Bu olay nedeniyle sınav yürütme komisyonu üyesi olması nedeniyle sorumluluğu bulunduğu belirtilerek hakkında adli ve idari soruşturma yapılmıştır. Müdürlük unvanı alınarak İl Milli Eğitim müdürlüğüne öğretmen olarak atanmıştır.
5. Dosyadaki belgelerden disiplin cezasına ilişkin işlemi sınav günü meydana gelen olay nedeniyle verildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu sınavda kurul üyesi olarak görev yapmaktadır. Eyleme konu olay cevap kağıdının yok edilmesi ve whatsapp grubunda paylaşılmasıdır. İdari soruşturmada ve adli soruşturmada bu eylem nedeniyle bizzat başvurucudan kaynaklı bir tespit yapılmamıştır. Ele geçen belgeyi yok eden başka kişilerdir. Whatsapp grubunda paylaşan başka kişilerdir. Derece mahkemelerinin tüm bunlara rağmen sonuca ulaşmışlardır.
6. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmalıdır.
7. Yukarıda belirttiğim gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.
|
AYM, FEYZİ DEMİRPOLAT, B. No: 2022/58326, 20.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 419–424
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.