İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

YUSUF AKÜLGER (2022/57596)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
  • Suçta ve cezada kanunilik

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Gerekçeli karar hakkı (ceza)İhlal Olmadığı—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Makul sürede yargılanma hakkı (ceza)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Suçta ve cezada kanunilikSuçta ve cezada kanunilikAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Müdafi yardımından yararlanma hakkı (ceza)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

YUSUF AKÜLGER BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/57596)

 

Karar Tarihi: 8/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Alperen KONAK

Başvurucu

:

Yusuf AKÜLGER

Vekili

:

Av. Mehmet Salim TARHAN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, karar sonucunu etkileyecek nitelikteki esaslı iddiaların kararda karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri de bulunmaktadır.

A. Başvuruya Konu Olay İle İlgili Genel Bilgi

2. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Darbe teşebbüsünde bulunanlarca hazırlanan "sıkıyönetim direktifi" ile Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından emir komuta bütünlüğü içinde devletin yönetimi maksadıyla "Yurtta Sulh Konseyi" teşkil edildiği, yönetime el konulduğu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, kamu yetkisi ile yapılan tüm atama ve görevlendirmelerin teşkil edilen "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından veya onun vereceği yetkiye istinaden yapılacağı, bunun haricinde yapılacak işlemlerin yok hükmünde olduğu, mevcut yürütme erkinin görevden el çektirildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) feshedildiği, tüm valilerin görevden alındığı, tüm vali, kaymakam ve belediye başkanlığı atamalarının "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından yapılacağı, siyasi partilerin tüm faaliyetlerinin sonlandırıldığı, polis teşkilatının sıkıyönetim komutanları emrine alındığı belirtilmiştir. Anılan direktif ve ekindeki sıkıyönetim komutanlıklarına ilişkin atama listesi, darbe teşebbüsünde bulunanlar tarafından ilgili askerî birimlere ve bakanlıklara gönderilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12, 13).

3. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Darbe teşebbüsü süreci ve darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olgular hakkında detaylı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25, 51-54).

B. Başvuruya Konu Süreç

4. Başvurucu, bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte İstanbul'da bulunan Nurettin Baransel Kışlası 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapmaktadır.

5. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) darbe teşebbüsü sırasında Üsküdar Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne yönelik gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak yürüttüğü soruşturma kapsamında Anayasa'yı ihlal suçundan 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu 18/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

6. Başsavcılık; başvurucunun da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında Üsküdar Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü yerleşkesini kontrol altına almak amacıyla tank ve zırhlı araçlarla bağlı oldukları 2. Zırhlı Tugay Komutanlığından çıkarak harekete geçmeleri ve ilerleyen saatlerde kolluk kuvvetleri ile olay yerine gelen vatandaşların müdahaleleri sonucunda yakalanmaları şeklinde gerçekleşen olay ile ilgili anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, TBMM'yi ve Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından cezalandırılması talebiyle iddianame düzenlemiştir. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:

i. Başvurucu ile benzer mahiyette beyanda bulunan diğer şüpheliler soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde "...15 Temmuz 2016 günü saat 21.00 sıralarında whatsapp gruplarından askerlerin alarm durumu ile çağrıldıklarını, hazırlanan listelere göre zırhlı araçlara bindiklerini, tabur komutanı [İ.A.nın] emri ile tanklara mühimmatların yüklendiğini, toplam 8 tank ve 4 Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı (GZPT) ile birlikte kışladan hareket edilerek Üsküdar Çevik Kuvvet Yerleşkesine intikal edildiğini, tankları güzergâh üzerinde Yarbay [İ.A.nın] sevk ve idare ettiğini, kendilerine Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğündeki emniyet görevlilerine yapılan [saldırı] nedeni ile yardım amaçlı gidildiğini söylendiğini, Üsküdar'a geldiklerinde halkın toplanmış olduğunu ve kendilerine tepki gösterdiklerini, Yarbay [İ.A.nın] Çevik Kuvvet Yerleşkesine gelindiğinde buradaki emniyet amirleri ile görüşerek Sıkıyönetim ilan edildiği şeklinde sözler sarf ettiğini, halkın kendilerine tepki gösterdiklerini, güvenlik güçlerini müdahale ettiklerini, bunun üzerine tankların ve GZPT’lerin olay yerinden ayrılmaya çalıştıklarını, sokakların dar olması nedeni ile hareket kabiliyetlerinin kısıtlandığını, ara sokaklardan geçerek Üsküdar Meydanı istikametine gittiklerini, burada vatandaşların kendilerini durdurduklarını, polis tarafından yakalanarak gözaltına alındıklarını, darbe kalkışmasından haberleri olmadığını, suçlamaları kabul etmediklerini..." söylemiştir.

ii. Şüpheli beyanlarına ve güvenlik kamera kayıtlarına göre Üsküdar Çevik Kuvvet Yerleşkesine intikal etmek üzere kışladan çıkış yapan 195721 plaka sayılı tank içinde başvurucunun bulunduğu tespit edilmiştir.

iii. Kolluk kuvvetlerinin ve vatandaşların müdahaleleri sonucu başvurucunun da içinde bulunduğu 195721 plaka sayılı tank ile diğer tanklar ve (GZPT) içindeki şüpheliler Üsküdar Meydanı bölgesinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.

iv. Şüpheli G.Y.den ele geçirilen cep telefonunun alınan imajındaki mesajlaşmalarda başvurucunun da içinde bulunduğu 195721 plaka sayılı tank ve diğer tanklara mühimmat yüklenmesine ilişkin yazışma içeriklerinin bulunduğu belirtilmiştir.

7. İddianamenin kabulü ile açılan dava İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Başvurucunun kovuşturma evresinde alınan ve gerekçeli kararda da yer verilen savunması şu şekildedir:

"...14 Temmuz öğlen içtimasından sonra bölük komutanımız [G.Y.], eğitim plan odasında toplanmamızı söyledi, arkadaşlar bu üç gün içersinde bir reaksiyon tatbikatı olacak, herkes en geç bir saat içersinde kışlada olması gerek. Bir saat içerisinde katılamayacak olan var mı? dedi. Ben varım dedim. Benim durumumu da biliyor, eşimin rahatsızlığını biliyor, Kocaeli’nde oturduğumu da biliyor. Arkadaşlar bir saat içersinde gelmeyen olursa bunun cezasını çok fena halde çeker dedi. Mühimmat yüklenebilir, intikal yapabiliriz, tanklar çekiciye yüklenebilir dedi. 15 Temmuz günü mesai bitiminden sonra çıktık evlerimize gittik, saat 20:48 de whatsapp grubumuzdan tatbikat olacağını bildiğimizden dolayı 'toplanıyoruz' diye mesaj geldi. Bunun üstüne Kocaeli’nden çıkıp saat yirmi iki sularında nizamiyeden giriş yaptım, tanklar çekilmişti, üzerimi değiştirdim, direk tankın başına geçtim, depodan [A.A.dan] üzerime zimmetli olan 112628 nolu piyade HK3 tipi piyade tüfeğimi aldım, tankımın başına geçtim, sonrasında tabur komutanı [İ.A.] mercedes kamyonetle tank toplarını getirdi, her tanka onar tane düşecek şekilde tank topu mühimmatı verdi. Bizim tankımıza dokuz adet mühimmat kaldı. Bin tane de MG3 mühimmatı verdiler, MG3 mühimmatı açılacak dediler, yarım dolduruluş yapılacak dediler, biz ne de olsa tugayın içersindeyiz, hiçbir şekilde açmayalım, gelince uğraşmayalım dedik, olduğu gibi tanka bıraktık, sonrasında çıkıyoruz dediler. Çıktık, tugayın içerisinde ilerlerken [Dafyar] eğitim bölgesine eğitim alanına gideceğimizi sanarken kavşağı geçtik, ilerde bir yol daha vardı, alternatif yol, dedi ki herhalde oradan gideriz, oraya geçtikten sonra da baktık Tugay Komutanı elinde el feneri ile nizamiyeyi işaret ediyordu, çıktık dışarı bayağı bir ilerledikten sonra hiçbir şekilde tankın içersinde telsiz muhaberesi olmadı, dışardan biz kendi aramızda konuşuyorduk tank mürettebatıyla nereye gidiyoruz, ne oluyor acaba diye bizde kendi içimizden heralde 1. ordu komutanı bizi denetleyecek herhalde o tarafa doğru gidiyorduk, sonra Bostancı Köprüsünde durduk. 45-50 saniye belki iki dakikaya yakın durduk orada konvoyun toplanmasını bekledik, sonra tabur komutanı tekrardan devam etmemizi söyledi, Üsküdar sapağından içeri girince [M.] Astsubaya komutanım nereye gidiyoruz dedim. O da [bana] telsizden söylediler Çevik Kuvvete mukavemet varmış mukavemete, desteğe gidiyoruz dedi. Sonra ara sokaklara girince baktım birkaç tane arabaya sürtmüşler hemen durdum şöför kapağımı açtım. [M.] Astsubaya komutanım beni klavuzlayın dedim. Sağ taraftan [M.] Astsubay sol taraftan da [S.G.] Uzman Çavuş beni klavuzladılar yavaş yavaş çıktık. Sonra bir sokağa geldik sağ tarafta bir toma ve çevik kuvvet ekipleri duruyordu. İlerledik, aşağı yukarı 200 metre ilerledikten sonra sağ tarafa doğru döndük, orada sıkıştık kaldık, bir tane GZBT de herhalde arıza yapmış, orada bir 10-15 dakika bekledik, sonra geriye çıktık bekledik. Herhalde doğalgaz patlaması olmuş ilerde o sıkıştığımız sokakta, bekledik biraz halk kaçışıyordu, yolu açtık, sonrasında bölük komutanı [G.Y.] dönüyoruz dedi, aşağıya doğru ilerledik, [C.] alış veriş merkezini bilen var mı dedi. Sonrasında aşağıya ilerledik, Mihrimah Caminin önüne geldiğimizde bir tane vatandaş önüme dikildi, durdum. Arkasından millet geldi, tankın üzerine çıktı, tankı istop ettim. İşte siz darbe yapıyormuşsunuz dediler. Hayır biz darbe falan yapmıyoruz, biz çevik kuvvete desteğe geldik, bırakın kışlamıza gideceğiz dedik. Hiç oralı olmadılar bırakmadılar, durduk, gelen polis ekiplerine teslim olduk. Tankı emniyete aldık. Üsküdar İlçe Emniyete gittik, burada [G.Y.], [S.G.], [M.A.], [C.K.], [H.İ.S.] ve ben beraberdik. Gözaltındayken bölük komutanı [G.Y.ye] sorduk, komutanım sizin bu durumdan haberiniz var mı dedik, bölük komutanı [G.Y.de] 'çıkmadan son 10-15 dakika önce tabur komutanı bana söyledi ne olacağını, nutkum tutuldu söyleyemedim' demiştir...."

8. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucuya atılı eylemlerin bir bütün olarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu niteliğinde olduğu sonucuna ulaşmış ve başvurucuyu müebbet hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, mahkûmiyet kararında fiilî olarak darbeye kalkışma hareketine, L.S isimli WhatsApp grubundaki darbe kalkışmasından haberdar oldukları mesajlaşmalara, tanklara, mühimmat yüklenmesine ilişkin yazışmalara, tankların ve GZPT'lerin kışladan çıktıklarına dair kamera kayıtları ile müşteki ve tanık beyanlarına dayanmıştır. Ayrıca Mahkeme, başvurucu hakkındaki diğer suçlar yönünden ise geçişli suçlar olması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar vermiştir. Gerekçeli karardaki mahkûmiyet hükmünün ilgili kısmı şu şekildedir:

"...General Nurettin Baransel Kışlası'nda Maltepe 2. Zırhlı Tugay personeli olan sanıkların darbe gecesi firari darbeci yarbay [İ.A.nın] emir ve komutasında 1 adet Land Rover, 8 adet tank ve 4 adet geliştirilmiş zırhlı personel taşıyıcı (GZPT) ile darbecilerin stratejik olarak önemli gördükleri Üsküdar Emniyet Çevik Kuvvet Yerleşkesi'ni ele geçirmek üzere hareket eden darbeci birlik içerisinde yer aldıkları,

...

Saat:22.18 sıralarında görevlendirilen askeri birliklerin kışladan dışarıya çıkış yapmaya başladıktan [sonra],

1 numaralı nizamiye nöbetçisi Astsubay Üstçavuş [B.G.nin] araçların çıkmaya başlaması ile birlikte çıkış yapan aracın, cinsi, plakaları ve mürettebat miktarlarını deftere kayıt ettiği, bu esnada 2’nci Tank Tabur Komutanı Yarbay [İ.A.] tarafından söz konusu faaliyetin engellendiği, not alınan defter sayfasının yırtılarak imha edildiği,

Nizamiyeden çıkış esnasında Tugay Komutanı [Ö.A.nın] çıkış yapan araçları uğurladığı ve yönlendirdiği anlaşılmıştır.

Sanık beyanlarına ve güvenlik kamera kayıtlarına göre Üsküdar Çevik Kuvvet Yerleşkesine intikal etmek üzere kamera saatine göre 22:56 da kışladan içerisinde yukarıda isimleri yazılı 195600 plaka sayılı Land Rover jeep, 195717, 195725, 195726, 195720, 195715, 195721, 195716 ve 195723 plaka sayılı tanklar ile 196175, 196186, 196180 ve 196176 plaka sayılı GZPT'nin çıktığı,

Söz konusu askeri birliği emir ve komuta eden Yarbay [İ.A.nın] konvoyu takip ederek güzergâh üzerinde konvoyun düzenine ilişkin talimatlar verdiği,

Böylece askeri araçlar ile birlikte (1) Kurmay Yarbay, (3) Üsteğmen, (1) Asteğmen, (2) Astsubay, (22) Uzman Çavuş ve (46) Er/Erbaş olmak üzere toplam (75 ) askeri personelin sevk edildikleri,

Güvenlik kamerası görüntülerine göre; Üsküdar Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü karşısında bulunan Murat Reis Sokak üzerinden Çevik Kuvvet istikametine doğru sırasıyla ilk önce 2 numaralı (195715 plakalı) tankın, 7 numaralı (195720 plakalı) tankın, 4 numaralı (195717 plakalı) tankın, 3 numaralı (195716 plakalı) tankın, 196175 plakalı GZPT'nin, 196180 plakalı GZPT'nin, 196186 plakalı GZPT'nin, 196176 plakalı GZPT'nin, bunların arkasından 10 numaralı (195723 plakalı) tankın, arkasından 8 numaralı (195721 plakalı) tankın, arkasından numarası olmayan (195725 plakalı) tankın, geldiği tank ve GZPT'lerin Murat Reis Sokak üzerinden Üsküdar Selamiali Caddesine dönüş yaparak Üsküdar istikametine doğru devam ettikleri, dosyadaki beyanlara göre bu araçların Selamiali Caddesine dönüşten hemen sonra Hazan Sokak ve Aşçı Hamam Sokağa girip Çevik Kuvvetin arka kapısına doğru ilerledikleri anlaşılmaktadır, 13 numaralı (195726 plakalı) tankın ve 195600 plakalı Land Rover askeri aracın Murat Reis Sokak üzerinde ticari taksi durağının önünde durdukları, burada askeri araçlardan inen askerler ile polis arasında tartışma olduğu, vatandaşların toplanmaya başladığı, 13 numaralı tankın ve Land Rover marka aracın Murat Reis Sokak üzerinden hareket ederek Üsküdar Selamiali Caddesine dönüş yaptıkları, burada toplanan vatandaşlar ve polis tarafından müdahale edildiği, daha sonra bu araçlarında Üsküdar istikametine doğru hareket ettikleri, ilk tankın Üsküdar Çevik Kuvvete saat 23:53.40'da geldiği ve 13 numaralı 195726 plakalı tank ile Land Rover'ın 00:07.10'da ticari taksi durağının önünden ayrıldığı, Selamiali caddesine döndükten hemen sonra durup manevralar yaparak yönünü çevik kuvvet binasına döndürdüğü, bir süre orada kaldıktan sonra yaşanan tartışmalardan sonra diğer askeri araçlarla birlikte oradan ayrıldığı anlaşılmıştır.

...

Sanık [İ.C.nin] telefonu incelendiğinde [L.S.] isimli whatsapp grubuna sanıklardan [M.A.], [İ.K.], [S.G.], [E.E.], [M.K.], [G.A.], [A.D.], [B.D.], [İ.G.], [B.K.], [C.Ö.], [T.K.], [G.T.], [S.D.], [E.H.], [G.A.] ve Yusuf Akülger [başvurucu] ile suç tarihi itibariyle Ankara'da bulunduğu yazdıklarından anlaşılan [İ.] uzman olarak kayıtlı kişilerin dahil oldukları, bu grupta [İ.] uzman olarak kayıtlı kişinin saat 23:28:23'te 'Genelkurmay'a darbe girişimi olmuş', 'TSK yönetime el koymuş' şeklindeki paylaşımı nedeniyle mahkûmiyetine karar verilen sanıkların daha önceden bilmiyor iseler de saat 22:56'da 2. Zırhlı Tugay'dan çıkıp saat 23:53 itibariyle Üsküdar Çevik Kuvvet Yerleşkesine vardıkları ana kadar yani yolculuk sırasında darbe girişiminden haberdar oldukları anlaşılmaktadır.

...

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere gerek mühimmat yükleme ve intikal işlemlerinin emirlere aykırı yapılmış olması ve sanıkların bilgi ve tecrübeleri itibariyle bu aykırılık ve anormallikleri görebilecek yeterliliğe sahip olmaları, gerek İstanbul'da KOKDOT faaliyeti kapsamında sokağa çıkmayı gerektirecek herhangi bir şiddet olayının vuku bulmamış olması, gerek sokağa çıkmanın emir, talimat, yasa ve uygulamalara aykırılığı, gerekse mahkûmiyetine karar verilen sanıkların da katılımcısı olduğu [L.S.] grubundaki darbe yapıldığına ilişkin paylaşımlar başta olmak üzere bazı sanıkların arkadaş ve akrabalarına gönderdikleri darbe yapıldığına ilişkin mesajlarının mahkûmiyetine karar verilen sanıkların tamamının kışladan çıkmadan önce bilmiyor olsalar dahi kışladan çıktıkları andan itibaren gerek yolculuk gerek Üsküdar Çevik Kuvvet'te bekleme esnasında, darbe girişiminin içinde zırhlı araçlarla çevik kuvvet'e gidip orayı zapt etme bilinç ve iradesinde oldukları anlaşılmaktadır."

9. Mahkeme kararına yönelik aralarında başvurucunun da bulunduğu taraflar ile Başsavcılığın istinaf talepleri İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) tarafından 7/12/2018 tarihinde Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddedilmiştir.

10. İstinaf Dairesince verilen esastan ret kararının aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi (Ceza Dairesi) 9/12/2019 tarihinde anılan kararı bozmuştur. Kararda, darbe girişimine dair Mahkemece Üsküdar Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştiği kabul edilen eyleme değinildikten sonra şu değerlendirmelere yer verilmiştir:

"...Örgütsel bağı kesin olarak ortaya konamayan sanıkların, yukarıdaki açıklamalar ışığında icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduklarının ve ayrıca suç işleme karar ve iradesine katıldıklarının kanıtlanamamış olmasına, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte sundukları katkının tek başına vahamet arz etmediği gibi fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduklarından da bahsedilemeyeceğinin anlaşılmasına göre zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etme kapsamında kaldığı, bu nedenle sanıkların TCK'nın 39/2-c maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 309. maddesi uyarınca, sanık [E.A.] yönünden konumu ve görevinin gerekleri dikkate alınarak üst sınıra yakın bir cezayla, cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde TCK'nın 37. maddesi kapsamında doğrudan fail olarak hüküm kurulması,

... hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA"

11. Ceza Dairesinin bozma kararı sonrası Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım etmekten 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme bozma kararı öncesinde verdiği kararın gerekçesinde kabul ettiği olay ve olguları aynen tekrarladıktan sonra mahkûmiyet gerekçesine şu eklemeleri yapmıştır:

"...İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nün 24/09/2020 tarihli cevabi yazısı ekindeki Ankesör Büfe Analiz Raporlarında özetle;

...sanık Yusuf Akülger'in sabit hatlardan 3 kez arandığı, bu aramaların ardışık 1 grup içerisinde gerçekleştiği [...] bildirilmiştir.

...

sanık Yusuf Akülger'in sabit hatlardan 3 kez arandığı, bu aramaların ardışık 1 grup içerisinde gerçekleştiği iddia edilmiş ise de yalnızca bir kez ardışık aranmış olması nedeniyle periyodik aramanın söz konusu olmadığı, sanığın uzman çavuş rütbesinde olmasına karşılık, ardışık arandığı iddia edilen askeri personelin yüzbaşı rütbesinde olduğu, buna göre aranan askeri personelin aynı rütbede bulunması kriterinin de sanık yönünden gerçekleşmediği, kaldı ki karşı baz kayıtlarında bu aramaların da gözükmediği, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtlarının, yan delillerle desteklenmediği sürece tek başına mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı, sanıklar yönünden tespit edilen sabit hat aramalarının da örgüt mahrem imamları tarafından örgütsel amaçla yapıldığını gösteren herhangi bir yan delilin elde edilemediği, periyodik arama, aynı rütbedeki personelle ardışık arama kriterlerinin de bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu ankesör büfe analiz raporları sanıklar yönünden örgütle irtibatlarını ortaya koyan delil niteliğinde kabul edilmemiştir.

...

Sanıklar [...] ve Yusuf Akülger'in faaliyetleri, rütbeleri, eğitim düzeyleri ve komutanlarının verdiği ateş etme emrini yerine getirmedikleri ve örgütle bağlantılarının da tespit edilemediği nazara alınarak icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer almak suretiyle darbe girişiminden haberdar olduklarının ve suç işleme karar ve iradesine katıldıklarının kanıtlanamamış olması ile elverişli nitelikteki icra hareketlerine sundukları katkının tek başına vahamet arz etmemesine göre zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemleri nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 39/2-c maddesi kapsamında suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etme suçundan cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir..."

12. Mahkeme kararı aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 6/4/2022 tarihinde onanmıştır.

13. Başvurucu, nihai kararı 13/5/2022 tarihinde öğrendikten sonra 30/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A.   Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu; Mahkeme tarafından Anayasa'yı ihlal suçunun ne şekilde oluştuğu, hangi eylemlerin Anayasa'yı ihlal suçu için delil kabul edildiğinin ortaya konulmadığını, Mahkemece ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mahkemelerin gerekçeli karar yükümlülüğünün yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamayacağı, gerekçeli karardan davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğunun tespit edilebildiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

17. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

19. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

20. Somut olayda istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleşen gerekçeli karara göre başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan mahkûm olmasında Mahkeme; emirlere aykırı şekilde tanka mühimmat yükleme ve intikal işlemlerinde bulunulması, kışlanın tank ile terk edilmesi gibi fiili olarak darbeye kalkışma hareketlerinin yapılmış olması ve başvurucunun da katılımcısı olduğu [L.S.] grubundaki darbe yapıldığına ilişkin paylaşımlarla başvurucu ve diğer sanıkların Üsküdar Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü yerleşkesini zapt etme bilinç ve iradesinde oldukları kabul edilmiştir (bkz. § 8). Ayrıca Mahkeme gerekçeli kararın Üsküdar Çevik Kuvvet Yerleşkesindeki Faaliyetler başlıklı kısmında olay gününe ait kamera kayıtlarında başvurucunun sürücüsü olduğu 195721 plaka sayılı tankın saat 22.56'da kışladan çıktığını belirtmiştir.

21. Kanun yolu incelemesi yapan İstinaf Dairesi ve Ceza Dairesinin yargılamayı yapan Mahkemeyle aynı sonuca ulaştığı açıktır. İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin gerekçede ve temyiz onama kararında nelerin dikkate alındığı belirtilmiş, dosyanın incelenmediği kuşkusuna sebep olacak şekilde bir değerlendirme yapılmamıştır.

22. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Mahkemenin gerekçeli kararından anlaşıldığı üzere başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair deliller ayrı ve açık olarak tartışılmış ve karşılanmıştır. Bir başka deyişle başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun sübut bulduğunu kabul eden Mahkeme incelenen olay bağlamında fiilen darbeye kalkışma eylemlerini, mesajlaşmaları, kamera kayıtlarını ve diğer delilleri değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuştur. Dolayısıyla Mahkemece başvuru konusu olay kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde sonuca etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışıldığı ve yine kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçenin uygun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla Mahkemenin ve kanun yolu mercilerinin kararları yeterli gerekçe içermektedir.

23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

24. Başvurucunun;

i. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,

 ii.   Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının kanun koyucunun yasak olarak belirlediği fiilin kapsamının suçların ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı olacak şekilde genişletilmemesi, yapılan yorumun suça ilişkin kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması nedeniyle Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2017/4902, 28/1/2020, §§ 46-50) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

 iii.   Müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşme yapılmaması nedeniyle müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği iddiasının müdafi ile gizliliğin sağlandığı bir ortamda görüşülememesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği dikkate alınarak Orhan Patarya ([GK], B. No: 2019/42695, 20/5/2021, § 61) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

 iv.   Suçu işlediğine yönelik oluşan şüphe Mahkemece aleyhine yorumlanıp haksız olarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddiasının Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,

 v.   Delillerin toplanmaması, bilirkişi incelemesi yapılmaması ve bir kısım talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının müdafi yardımından faydalanan başvurucunun yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı dikkate alınarak Yüksel Hançer ([1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 14-21) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, YUSUF AKÜLGER, B. No: 2022/57596, 08.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 589–597

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.