Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
BEKİR KUDAK (2022/5705)
- Kötü muamele yasağı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, gözaltında tutulan şüphelinin fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı | İhlal | Yeniden soruşturma, Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
BEKİR KUDAK BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/5705) |
|
|
|
Karar Tarihi: 5/5/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Rıdvan DEMİR |
|
Başvurucu |
: |
Bekir KUDAK |
|
Vekili |
: |
Av. Zelal DEMİRAY |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, gözaltında tutulan şüphelinin fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, terör örgütü üyeliği kapsamında 15/8/2020 tarihinde gözaltına alınmış; tutuklandığı 27/8/2020 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur. Başvurucu hakkında 15/8/2020 tarihinden itibaren 27/8/2020 tarihine kadar her gün adli muayene raporları aldırılmıştır. 15/8/2020 tarihli raporda başvurucuda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiş, 16/8/2020 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda "sol oksipital (başın en arka yerinde yer alan çukurun üst kısmı) 3x3 cm hafif şişlik, sol alt çenede 3x3 cm hafif şişlik, son ön kol distelinde 3x3 cm hafif şişlik, sol bacak alt kısmında 4x2 cm kızarıklık, boyun arka alt kısmında kızarıklık" bulunduğu, 17/8/2020 tarihinden 23/8/2020 tarihine kadar düzenlenen raporlarda yeni bir bulguya rastlanmadığı, 24/8/2020 tarihli raporda "polisler tarafından araçta dövüldüğünü beyanla saçlı deride sağ temprol (başın şakakların arkası) bölgede 2x0,5 cm bant şeklinde hematom (kan birikmesi)" bulunduğu, 25/8/2020 tarihli raporda 24/8/2020 tarihli raporda belirtilen bulgunun mevcut olduğu, 26/8/2020 ve 27/8/2020 tarihli raporlarda ise yeni bir bulguya rastlanmadığı ifade edilmiştir.
3. Bir derneğin Adana şubesi, başvurucunun gözaltında kötü muameleye uğradığı iddiasıyla 6/10/2020 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. Konuyla ilgili dilekçede başvurucunun gözaltına alındıktan sonra polis aracı içinde sözlü şiddete maruz kaldığı, tehdit edildiği, polis merkezinde ise çay ocağı tarzı bir yere götürüldüğü, burada başına, göğsüne, karnına vurulduğu, kafasına silah dipçiğiyle vurulduğu, adli muayene raporu düzenlendiği sırada gerçeğe aykırı düzenlenen rapora imza atmaktan imtina etmesi sebebiyle polislerin raporu başvurucuya zorla imzalatmaya çalıştığı, doktorun da kameraların bulunduğundan söz ederek polislere şiddet uygulanmaması yönünde telkinde bulunduğu iddia edilmiştir.
4. Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan Başsavcılık ilgili kolluk biriminden kamera görüntülerinin gönderilmesini ve adli muayene raporlarını düzenleyen doktorların ifadelerinin alınmasını istemiştir.
5. Polis memurları tarafından düzenlenen olay, vukuatlı yakalama ve el koyma tutanağında (tutanak) 15/8/2020 tarihinde başvurucunun içinde bulunduğu aracın diğer kurumlarla koordine neticesinde terör faaliyeti kapsamında eylem düzenleyeceği bilgisinin elde edilmesi üzerine durdurulduğu, aracı kullanan kişinin araçtan hemen indiği, başvurucunun kendisini farklı biri olarak tanıttığı ve araçtan inmek istemediği, bunun üzerine sağ ön koltukta oturan başvurucunun zorla araçtan indirilerek elleri arkasından kelepçelenmek suretiyle gözaltına alındığı belirtilmiştir. İfadelerine başvurulan doktorlar, tespitlerinin üzerinden uzun bir zaman geçtiğini, tespit ettikleri bulguları rapora aynen yansıttıklarını açıklamıştır. Ayrıca başvurucunun gözaltında bulunduğu sırada nezarethanede polis memurlarına ve Cumhurbaşkanına hakaret ettiğine, terör örgütünü övücü sloganlar attığına dair tutanaklar da tanzim edilmiştir. Anılan tutanaklarda başvurucuya müdahale edildiğine dair bir olgudan bahsedilmemiştir. Polis merkezinde bulunan kamera kayıtlarının otuz günlük kayıt süresinin dolduğundan, hastanede bulunan kamera kayıt cihazının ise arızalı olduğundan bahisle görüntülerin temin edilemediği kolluk birimince Başsavcılığa bildirilmiştir.
6. Başsavcılık ayrıca polis merkezinde nezarethane sorumlusu olarak görev yapan üç polis memurunun ifadesine başvurmuştur. Bahsi geçen polis memurları başvurucuya bir müdahalede bulunmadıklarını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir.
7. Başsavcılık 20/9/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Anılan kararda Başsavcılık; isnatların soyut nitelikte olduğunu, başvurucunun nezarethanede ve adli muayene raporları aldırılırken polis memurlarına zorluk çıkardığını, polis memurlarının cezalandırılması için somut ve yeterli delil bulunmadığını belirtmiştir.
8. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara başvurucunun yaptığı itiraz Adana 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2/12/2021 tarihinde reddedilmiştir. Anılan karar başvurucu vekilince 13/12/2021 tarihinde öğrenilmiştir.
9. Başvurucu 12/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
12. Başvurucu; gözaltına alındıktan sonra polis aracı içinde sözlü şiddete maruz kaldığını, tehdit edildiğini, polis merkezinde ise çay ocağı tarzı bir yere götürüldüğünü, burada başına, göğsüne, karnına vurulduğunu, kafasına silah dipçiğiyle vurulduğunu, adli muayene raporu düzenlendiği sırada gerçeğe aykırı düzenlenen rapora imza atmaktan imtina etmesi sebebiyle polislerin raporu zorla imzalatmaya çalıştığını belirterek kötü muamele yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden yakınmıştır. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; kolluk görevlilerinin zor kullanma yetkisine sahip olduğunu, yapılacak incelemede önceki içtihatların dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyanda ihlal iddialarını yinelemiştir.
13. Başvuru, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
16. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).
17. Somut olayda Başsavcılığın elde ettiği deliller ile Bakanlık tarafından sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, başvurucunun gözaltına alındığı gün düzenlenen raporda başvurucuda herhangi bir darp veya cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir. Ancak başvurucunun gözaltına alınıp polis merkezinde tutulmaya başlandığı bu tarihten sonraki gün düzenlenen adli muayene raporunda vücudunun çeşitli yerlerinde başvurucunun anlatımıyla uyumlu şekilde şişlikler ve kızarıklar tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucunun başında, şakaklarının arka kısmında ilk kez 24/8/2020 tarihinde hematom saptanmıştır. Bu durumda başvurucunun iddialarının ve anlatımlarının soyut olduğundan bahsedilemeyecektir. Polis memurları tarafından tanzim edilen ve Başsavcılığa sunulan tutanakta başvurucunun zorla araçtan indirildiği ve kelepçelendiği belirtilmişse de söz konusu zor kullanmadan hemen sonra tanzim edilen raporda herhangi bir bulguya rastlanmadığı dikkate alındığında da söz konusu yaralanmaların başvurucunun kendi eyleminden kaynaklandığı da söylenemeyecektir. Bunun yanı sıra başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada gerçekleştirdiği eylemlere ilişkin tutulan diğer tutanaklarda da başvurucuya müdahale edildiğine dair bir belirlemeye yer verilmemiştir.
18. Sonuç olarak gözaltı sürecinde başvurucudaki yaralanmaların oluştuğu ve yürütülen soruşturmanın sözü edilen yaralanmaların başvurucunun tutumunun kesin olarak gerektirdiği bir durum nedeniyle kendisine karşı orantılı bir şekilde kullanılan gücün ürünü olduğunu ortaya koyamadığı, devletin bu yaralanmalardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan muamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muamele olarak kabul edilmelidir (bahsi geçen muamelelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar için birçok karar arasından bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84-91; S.D., §§ 84-88). Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
19. Anayasa'nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).
20. Başvuru konusu olayda sadece polis merkezinde görevli üç polis memuru ile başvurucu hakkındaki adli muayene raporlarını düzenleyen doktorların ifadesi alınmış; tutanakta imzası bulunan, başvurucuyu adli muayene raporlarının alınması için sağlık kurumuna götüren diğer polis memurlarının ifadesine başvurulmamış, sorumlu olabileceklerin tespiti için başvurucunun ifadesi alınmamıştır. Ayrıca Başsavcılık, başvurucu hakkında tanzim edilen bazı adli muayene raporlarında birtakım bulgulardan söz edilmesine rağmen iddiaların soyut olduğunu belirtmiştir. Bu durumda Başsavcılığın gerekli özenle soruşturmayı yürütmediği ve temelden yoksun bir sonuca dayandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
22. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 75.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
24. Başvurucuya manevi zararları karşılığında talebiyle bağlı kalınarak net 75.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Adana Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2020/54535) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 75.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 5/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, BEKİR KUDAK, B. No: 2022/5705, 05.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 325–329
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.