İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

M.A. (2022/55110)

  • Yaşam hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, silahla yaralama suçundan yürütülen soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Yaşam hakkıÜçüncü kişiler arası eylemler sonucu ölüm/Ağır yaralanma - Usul yükümlülüğüBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

M.A. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/55110)

 

Karar Tarihi: 29/1/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Mehmet AKTEPE

Başvurucu

:

M.A.

Vekili

:

Av. Serkan AKBAŞ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, silahla yaralama suçundan yürütülen soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Diyarbakır'ın Yaytaş Köyü Örnek mezrasında ikamet eden iki aile arasında uzun süredir devam eden arazi anlaşmazlığı nedeniyle 24/8/2013 günü aile üyeleri arasında başlayan tartışmada bir grup, diğerine av tüfeği ve silahlarla ateş açmış; olayda yaralananlar olmuştur. Başvurucu da yaralanan kişilerden biridir. Taraflar arasında gerçekleşen olaylar karmaşık ve kişi sayısı da fazla olduğundan aşağıda yalnızca başvurucunun yaralanmasına ilişkin olay ve olgulara yer verilmiştir.

3. Başvurucu 24/8/2013 tarihinde kolluk tarafından alınan beyanında silah seslerini duyunca olayın büyümesini önlemek amacıyla kalabalığın olduğu bölgeye gittiğini, bir anda karnına bir mermi isabet ettiğini, olay nedeniyle kimseden şikâyetçi olmadığını ifade etmiştir.

4. Olaylar sırasında yaralanan başvurucu Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüştür. Hastanede düzenlenen 24/8/2013 tarihli raporda ateşli silah yaralanması nedeniyle getirilen başvurucunun epigastriyumunda (göbek deliği ile göğüs duvarı arasında kalan karın üst orta bölgesi) ateşli silah yaralanması olduğu, hayati tehlikesi bulunduğu, yaralanmanın başvurucu üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı belirtilmiştir.

5. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda sekiz av tüfeği ile üç tabanca ele geçirilmiştir. Olay yerinde 9 mm çapında 26, 7,65 mm çapında 11 boş kovan ve 9 av tüfeği kartuşu bulunmuş; ele geçirilen av tüfeği, tabanca ve mermiler Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğüne incelenmek üzere gönderilmiş ve hangi merminin hangi silahtan atıldığına dair rapor aldırılmıştır.

6. Ellerinde silah ve tüfek olduğu tespit edilen şüphelilerin el svapları alınmış, üç kişinin elinde atış artığı tespit edilmiştir. Başvurucu ve diğer dört kişinin kıyafetlerinde yapılan incelemede bu kişilere yönelik atışların yakın atış olduğu saptanmıştır.

7. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 19/8/2016 tarihli raporunda başvurucunun çeşitli tarihlerde yapılan tüm muayene ve tetkiklerinin incelendiği belirtilmiştir. Raporda sonuç olarak ciltte ve cilt altında serbest hava imajlarına neden olan ateşli silah yaralanmasının başvurucunun yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturmadığı, başvurucu üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, başvurucunun vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı, yüz sınırları içinde cilt bütünlüğünü bozan travmatik lezyon tarif edilmediğinden yüzde sabit iz tayinine gerek duyulmadığı, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik eksiklik veya fonksiyonel bozukluk da tarif edilmediği oybirliği ile mütalaa edilmiştir.

8. Soruşturma neticesinde iki taraftan toplam sekiz kişi hakkında silahla kasten yaralama dâhil çeşitli suçlardan 30/5/2019 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede altı kişi, olayda suç isnat edilmeyen ve yalnızca olayda yaralanan kişiler olarak yer almıştır. İddianamenin başvurucuyu ilgilendiren kısmınında M.V. (1976 doğumlu), M.Ş.V., F.V., M.V. (1995 doğumlu) ve Met.V.nin ateşli silah kullandığı ancak yaralamanın hangisinin açtığı ateş nedeniyle gerçekleştiğinin belirlenemediği, hangisinin ne tür silah kullandığı hususunda net bir kanaat oluşmaması ve olayın ani gelişmesi nedeniyle bu kişilerin iştiraka yönelik kastının net olarak saptanamadığı, açıklanan nedenlerle sayılan kişilerin birbirine yardım eden sıfatıyla, başvurucu da dâhil karşı gruptaki tüm silahla kasten yaralamalardan sorumlu oldukları belirtilmiştir.

9. İddianamenin kabulüyle Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davanın 13/9/2021 tarihli celsesinde beyanı alınan başvurucu; olay yerinde silah sesi duymadığını, yaralanmadığını, şikâyetçi olmadığını, davaya katılmak istemediğini belirtmiştir.

10. Yargılama neticesinde başvurucunun yaralanmasına yönelik olarak Mahkemece 18/3/2024 tarihinde kurulan hükmün ilgili kısmında taraflar arasında olay öncesinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle uyuşmazlık bulunduğu, olay günü belirlenemeyen bir sebeple tartışmanın başladığı, M.V. (1976 doğumlu), M.Ş.V., F.V., M.V. (1995 doğumlu) ve Met.V.nin iştirak hâlinde hareket ederek ellerindeki av tüfekleri ve tabancalarla başvurucu dâhil beş kişiyi basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, diğer iki kişiyi de basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaraladıkları belirtilmiş, alınan doktor raporlarının beyanlar ile uyumlu olduğu, olayın nasıl başladığının tespit edilememesi ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tam olarak belirlenememesinin yaralama eyleminde bulunanlar lehine haksız tahrik sebebi kabul edildiği vurgulanmıştır.

11. Mahkeme M.V. (1976 doğumlu), M.Ş.V., F.V., M.V. (1995 doğumlu) ve Met.V.nin başvurucu dâhil beş kişiye karşı silahla kasten yaralama suçunu işledikleri gerekçesiyle beş kez ayrı ayrı 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Karara karşı sanıkların itirazı Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/7/2024 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

12. Başvurucu, yargılama derdestken 11/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

13. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

14. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

15. Başvurucu; soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesi nedeniyle etkisiz kaldığını, makul olmayan soruşturma ve soruşturma süresi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Başvurucunun iddialarının özü, ateşli silahla yaralanması olayı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve kovuşturması sürecinin etkisizliğine ilişkindir ve başvurucu hayattadır. Bu durumda öncelikle başvurucunun olayda mağdur olması sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisiz olduğu da gözönüne alınarak başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenip incelenemeyeceği tespit edilmelidir.

17. Ölümün gerçekleşmediği bazı hâllerde de başvuru; kişiye karşı kullanılan gücün derecesi ile türü, güç kullanımının ardında yatan niyet ve amaç ile maruz kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları gibi hususlar birlikte değerlendirilerek yaşam hakkı kapsamında incelenebilir (Mehmet Karadağ [2. B.], B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20; Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran [2. B.], B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 69; Yasin Ağca [1. B.], B. No: 2014/13163, 11/5/2017, § 110).

18. Başvurucu, somut olayda ateşli silahla üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahale ile giderilmeyecek ölçüde yaralanmış ve potansiyel olarak hayati tehlike geçirmiştir. Bu sebeple başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları da dikkate alınarak başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenebileceği değerlendirilmiştir.

19. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin layıkıyla yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle yargılama makamları nezdinde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt [2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

20. Bir kanun yolunun tüketildiğinden söz edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun bir başvuru yapılmalı, yapılan başvurunun sonucu beklenmeli; inceleme süresince öngörülmüş olan yöntem, biçim, süre ve diğer koşullara uygun hareket edilmelidir (Özlem Türkeş [1. B.], B. No: 2014/505, 17/7/2014, § 31).

21. Başvurucu, ateşli silahla yaralanmış; yapılan yargılama sonucu beş kişi bu eylemden dolayı cezalandırılmış ve hükümlerin açıklanması geri bırakılmıştır. Soruşturma aşamasında başvurucu kendisini yaralayan kişilerden şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir. Kovuşturma aşamasında ise yaralanması doktor raporlarıyla sabit olmasına rağmen olayda yaralanmadığını belirterek sanıklardan şikâyetçi olmamış, katılma talebinde de bulunmamıştır. Oysa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234. maddesine göre bir mağdurun davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurabilmesi şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılmasına bağlıdır. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu yargılamada şikâyetçi olduğunu bildirerek davaya katılmayan, bu nedenle yargılamada verilen karara karşı kanun yoluna başvurma hakkı da olmayan başvurucunun bireysel başvuru öncesinde hukuk sisteminde var olan başvuru yollarını usulüne uygun tükettiğinden söz edilemez. Bu sebeple başvurucu, yaralanması nedeniyle yürütülen soruşturmanın etkisizliğinden yakınamaz.

22. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

C. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, M.A., B. No: 2022/55110, 29.01.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 02, sayfa 648–651

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.