Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
AHMET SANLI VE DİĞERLERİ (2022/52899)
- Yaşam hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kolluk tarafından silahlı güç kullanılması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen ceza yargılamasında ölümden sorumlu olan kolluk görevlilerinin cezasız bırakılması veya caydırıcı şekilde cezalandırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Yaşam hakkı | Güvenlik güçlerinin ölümcül güç kullanması | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AHMET SANLI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/52899) |
|
|
|
Karar Tarihi: 2/9/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Yüksel GÜNARSLAN |
|
Başvurucular |
: |
1. Ahmet SANLI 2. Davut SANLI 3. Emine KÜÇÜKKÖYLÜ 4. Mehmet SANLI 5. Zilfi SANLI |
|
Vekili |
: |
Av. Ender UNUTAN ERSÖZLÜ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kolluk tarafından silahlı güç kullanılması sonucu meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen ceza yargılamasında ölümden sorumlu olan kolluk görevlilerinin cezasız bırakılması veya caydırıcı şekilde cezalandırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular Ahmet Sanlı ve Zilfi Sanlı'nın oğlu, diğer başvurucuların kardeşi B.S. 16/3/2020 günü sabah saatlerinde kolluk görevlilerince açılan ateş sonucu yaşamını yitirmiştir.
3. Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen olay tutanağına göre 16/3/2020 günü saat 05.43 sıralarında 155 Polis İhbar hattına yapılan bir yaralama ihbarı üzerine olay yerine iki farklı ekip sevk edilmiştir. İhbara konu yaralama olayına ilişkin araştırma yapılırken 88-75 kodlu ekip tarafından Fatih Sultan Mehmet Camisi önünde park hâlinde olan hasarlı bir otomobil görülmüştür. B.S. bu esnada otomobilin arka koltuğundadır. Görevliler aracın camını tıklatarak polis olduklarını bildirmiş ve kimlik sormuştur. B.S. işaret parmağını tehditvari bir şekilde salladıktan sonra aracın arka tarafına doğru uzanarak uzun namlulu ve üzerinde şarjörü takılı bir silahı eline almıştır. Bunun üzerine polis memurları ve bekçilerden oluşan emniyet personeli çevreye hızla yayılarak güvenlik tertibatı almıştır. B.S. araçtan tüfeğiyle birlikte inmiştir. Olay yerindeki emniyet görevlileri ile olay yerine sonradan takviye olarak gelen üç kolluk görevlisi B.S.ye tüfeğini bırakması hususunda uyarılarda bulunmuştur. B.S.nin tüfeğini kolluk görevlilerine doğrultması üzerine görevliler kendilerini korumak için mevzi almış ve havaya birkaç el ateş etmiştir. B.S. siper almak için uzaklaşan polis memuru İ.A.ya doğru silahını doğrultarak ateş etmiş ve aynı polis memurunun bulunduğu yere hızlı adımlarla yönelmiştir. Bunun üzerine kişinin belden aşağısına doğru ateş edilmiş ve defalarca silahını bırakması söylenmiştir. Bu atışlar sonrasında B.S. elinde tüfekle yerde oturur vaziyette görülmüştür. Bu sırada olay yerine 88-62 kodlu ekip ulaşmıştır. B.S. elindeki tüfekle hedef alarak silahla ateş etmeye çalıştığı sırada kendisine yeniden uyarılarda bulunulmuş ve havaya uyarı ateşi açılmıştır. Teslim olmayan B.S.nin hedef alarak ateş etmeye çalıştığı sırada kolluk görevlileri öldürme amacı olmadan kişiye ateş etmiştir. Olay yerine gelen sağlık görevlileri B.S.nin öldüğünü bildirmiştir.
4. Olayı haber alan Marmaraereğlisi Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) konuya ilişkin olarak resen soruşturma başlatmıştır. Bu kapsamda Cumhuriyet savcısı ve adli tabibin katılımıyla ceset üzerinde ölünün adli muayenesi ve otopsi işlemleri yapılmıştır. 16/3/2020 tarihli otopsi tutanağında ceset üzerinde on bir ateşli silah mermi çekirdeği giriş-çıkış izi olduğu, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği geçişine bağlı karaciğer, her iki akciğer, kalp ve büyük damar yaralanmaları ile birlikte iç ve dış kanama sebebiyle meydana geldiği belirtilmiştir.
5. Cumhuriyet savcısı, Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığı görevlileriyle birlikte olay yerinde incelemelerde bulunmuştur. Jandarma olay yeri inceleme görevlileri tarafından olay yerinin fotoğrafları çekilmiş, krokisi çizilmiş ve olay yerinde bulunan deliller -emniyet personelinin silahları dâhil olmak üzere- muhafaza altına alınmıştır. B.S. adına kayıtlı olan araçta yapılan arama neticesinde temin edilen av tüfeği fişekleri ile muhtelif tüfek aparatına el konulmuştur. Olaya dâhil olan tüm polis memurları ve bekçilerden atış artığı svapları alınmıştır. Olayın olduğu yerdeki cami görevlisi ile B.S.ye olay yerinde müdahale eden sağlık çalışanlarının beyanları jandarma görevlilerince alınmıştır.
6. Cumhuriyet savcısı, B.S.nin öldürüldüğü sırada olay yerinde bulunan on emniyet personelinin ifadesini 16/3/2020 tarihinde bizzat almıştır. Şüpheliler anılan ifadelerinde olay tutanağındaki anlatım doğrultusunda beyanda bulunmuştur.
7. Jandarma görevlileri olayın gerçekleştiği yerdeki caminin kamera kayıt cihazını incelenmek üzere teslim almıştır. Yapılan incelemede cihazda olay anına ilişkin bir kayıt olmadığı tespit edilmiştir. Yine civarda bulunan bir markete ait kamera kayıtları araştırılmış ancak marketteki kayıt cihazının işletmenin mevsimlik olarak faaliyet göstermesi nedeniyle olay tarihinde kapalı olduğu ve kayıt yapmadığı belirlenmiştir.
8. İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği (Jandarma Kriminal Laboratuvarı) tarafından düzenlenen 26/3/2020 tarihli Uzmanlık Raporu'nun içeriğinde olay yerinden elde edilen bir adet av tüfeği kartuşunun B.S.den ele geçen av tüfeğinden, 23 adet 9x19 mm çapında kovan ile dört adet 9 mm çapında deforme mermi çekirdeğinin ise kolluk görevlilerine zimmetli toplam 7 farklı tabancadan atıldığı tespit edilmiştir.
9. Jandarma Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 27/3/2020 tarihli uzmanlık raporunda şüpheli kolluk görevlileri E.K., Y.M.A., İ.A., F.E.S., M.H.B.Ç. ve E.A.dan alınan sağ el ve sol el svaplarında, Y.B. ve M.B.den alınan sol el svaplarında, F.A. ile başvurucuların yakını B.S.den alınan sağ el, sol el ve yüz svaplarında atış artığı tespit edildiği, M.T.den alınan svaplarda ise atış artığına rastlanmadığı belirtilmiştir. Aynı raporda ayrıca B.S.nin giysileri üzerindeki delinmelerin uzak atış niteliğinde olduğunun değerlendirildiğine yer verilmiştir.
10. Başsavcılık 29/10/2020 tarihinde kolluk görevlileri E.A., M.B. ve M.T. hakkında kasten öldürme ve taksirle ölüme neden olma suçlarında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Anılan kararda şüphelilerin olay sırasında silah kullanmadıklarına ilişkin savunmaları ile bu savunmayı doğrulayacak şekilde olay yerinden temin edilen boş kovan ve mermi çekirdeklerinin adı geçen şüphelilerin silahlarından ateşlenmediğine dair Uzmanlık Raporu'nun esas alındığı belirtilmiştir. Başvurucu Davut Sanlı'nın bu karara yaptığı itiraz Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 11/1/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
11. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı, Başsavcılık tarafından fezleke ekinde gönderilen soruşturma dosyası kapsamında 24/12/2020 tarihinde şüpheliler E.K. ve F.A.nın kasten öldürme, F.E.S., İ.A., M.H.B.Ç., Y.B. ve Y.M.A. hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan iddianame düzenlemiştir.
12. İddianamenin kabulüyle açılan kamu davası Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Ağır Ceza Mahkemesi/Mahkeme) yürütülmüştür. Mahkeme 9/2/2022 tarihinde sanıklar E.K. ve F.A.nın taksirle ölüme neden olma suçundan 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile mahkûmiyetine, sanıklar M.H.B.Ç., Y.M.A. ve Y.B.nin taksirle yaralama suçundan 6 ay 7 gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine, sanıklar İ.A. ve F.E.S.nin ise beraatine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca toplam beş sanık hakkında verdiği mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
13. Başvurucuların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazları Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesince 21/4/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
14. Başvurucular itirazın reddi kararını 27/4/2022 tarihinde öğrendikten sonra 20/5/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Mahkemenin beraat hükümleri bireysel başvuru tarihinden sonra istinaf ve temyiz kanun yolu incelemelerinden geçerek 28/4/2025 tarihinde kesinleşmiştir.
16. Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyetlerine karar verilen sanık kamu görevlilerinin farklı tarihlerde yaptıkları bireysel başvurularda Atilla Yazar ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/1635, 5/7/2022) kararındaki ilkeler uyarınca başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ve kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
17. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları üzerine Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yargılama süreci başlatılmıştır. İnceleme tarihi itibarıyla haklarında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık kamu görevlilerinin yargılanmasının devam ettiği görülmüştür.
18. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
19. Başvurucular, ölümün hangi koşullarda gerçekleştiğine dair en önemli delil olan kamera kayıtlarında olay anına ilişkin görüntülerin bulunmamasının sebebinin araştırılmaması, olayın gerçekleştiği zaman dilimine ilişkin olarak kolluk personeli ile sağlık çalışanlarının beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmemesi, bu kapsamdaki araştırma taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sanıklar E.K., F.A., M.H.B.Ç., Y.M.A. ve Y.B. yönünden suç vasfında hataya düşülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini beyan etmiştir. Başvurucular bu suretle yaşam hakkı, adil yargılanma hakkı, hak arama hürriyeti ve savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerini karşılayıp karşılamadığının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esasa ilişkin olarak ise yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
21. Başvurucuların iddiaları bir bütün olarak yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
22. Başvurucular, başvuru formu ve Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında beraatlerine karar verilen sanıklar hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamış, ceza yargılamasının bazı kamu görevlileri yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazın reddiyle sona ermesinin başvuru tarihi itibarıyla devam eden (ve bireysel başvurudan sonra Yargıtay onama kararıyla neticelenen) kısmı da kapsayacak şekilde ceza yargılamasını bir bütün olarak etkisiz hâle getirdiğini iddia etmemiştir. Başvuru formundan anlaşıldığı kadarıyla başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları ceza yargılamasını bir kısım sanık yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sonlandıran karara ilişkindir. Bu nedenle başvurucuların iddiaları incelenirken ceza yargılamasının bu kısmıyla sınırlı bir inceleme yapılmış, bu sırada başvurucuların yakınına yönelik eylemler nedeniyle yürütülen yargılamada elde edilen tüm bilgi ve belgeler dikkate alınmış ancak -başvurucuların açıkça şikâyet konusu da etmediği- diğer sanıklar hakkındaki ceza yargılaması süreci yönünden değerlendirme yapılmamıştır (kötü muamele yasağının bağlamında benzer değerlendirmeler için bkz. Kemal Şengül [GK], B. No: 2021/27249, 20/11/2025).
23. Yaşam hakkının maddi boyutuyla ilgili iddialar yönünden başvuruya uygulanabilir ilkeler, devletin yaşam hakkı bağlamında yüklendiği negatif yükümlülükle ilgili olanlardır. Bu ilkeler Cemil Danışman ([1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, §§ 44, 45-50, 57, 63), Nesrin Demir ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/5785, 29/9/2016, §§ 105-109, 111-113) ve Fatma Akın ve Mehmet Eren ([GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, §§ 82-87) başvuruları hakkında verilen kararlarda yer almaktadır.
24. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Cemil Danışman, §§ 43, 95; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 97).
25. Kolluk görevlilerinin güç kullanması sonucu meydana gelen ölüm olayları hakkında yürütülmesi gereken soruşturma, şüphesiz ceza soruşturmasıdır (Okan Göçer [2. B.], B. No: 2017/29596, 13/1/2021, § 58). Bu tür soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmesi, soruşturma makamlarının olaya karışan kişilerden bağımsız olması, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi, soruşturmanın veya sonuçlarının gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olması ve meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi gerekir. Ayrıca soruşturma sonucunda alınan karar; soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmalı ve kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığı hususunda değerlendirme içermelidir (Cemil Danışman, §§ 98-100; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Sözü edilen soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak ve vuku bulan ölüm olayında sorumlular ile sorumlulukları tespit etmektir (Cemil Danışman, § 97; Narin Kurt [GK], B. No: 2018/2540, 1/12/2022, § 91).
26. Etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Bu sebeple Anayasa’nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermez (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 98). Bununla birlikte olası cezai sorumluluğun tespiti adına soruşturma sonrasında kovuşturma evresine geçilmiş ise bu aşamanın da Anayasa’nın 17. maddesinin gereklerine cevap verebilecek nitelikte olması gerekir (Filiz Aka [1. B.], B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 30; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 100).
27. Bütün kovuşturmaların mahkûmiyet veya belirli bir cezayla sonuçlanmasına yönelik kesin bir zorunluluk bulunmamaktadır ancak mahkemeler, hiçbir koşul altında yaşamı tehdit eden suçlar ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırıların cezasız kalmasına veya af ya da zamanaşımına uğramasına izin vermemeli; sorumlulara yaptırım uygulamakta kararlı olmalı ve suçun ağırlık derecesi ile verdikleri ceza arasında açık bir orantısızlığın bulunmamasına dikkat etmelidir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 77; Umut Tamaç [2. B.], B. No: 2014/13514, 18/7/2018, § 85). Aksi yöndeki uygulamalar, eylemleriyle yaşam hakkını ihlal eden kolluk görevlilerinin cezasız kalmalarına ya da gerektiği gibi cezalandırılmamalarına yol açar ki bu durum; caydırıcılık sağlanmadığı için etkili ceza soruşturması yürütme yükümlülüğünün açıkça zedelenmesine, yaşam hakkını korumak için oluşturulan mevzuatın etkili şekilde uygulanmamasına, dolayısıyla yaşam hakkının kanunla korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesine sebebiyet verir (Seyfullah Turan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/1982, 9/11/2017, § 162; Narin Kurt, § 105). Ayrıca sözü edilen uygulamalar nedeniyle -olay nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararlar giderilmiş, aynı zamanda fail veya failler yeterli disiplin cezaları ile cezalandırılmış olsalar da- mağdurlara uygun ve yeterli giderim sağlanmamış olur (Narin Kurt, § 111). Bu sebeple kamu güveninin sürdürülmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması adına mahkemelerin takdir haklarını bu tür eylemlere müsamaha edilmeyeceğini göstermek için kullanmaları ve takdir hakkının suçun sonuçlarının hafifletilmesi için kullanıldığı yönünde bir izlenim oluşmasına neden olmamaları gerekir (Cembeli Erdem [1. B.], B. No: 2014/19077, 18/4/2018, §§ 100-102; Narin Kurt, § 109).
28. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
29. Başvurucular, incelemeye konu yargısal süreçte bir kısım kamu görevlisi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur. Bununla birlikte bireysel başvuru tarihinden sonra anılan kamu görevlileri hakkında Anayasa Mahkemesince adil yargılanma hakkı kapsamında verilen ihlal kararları üzerine Ağır Ceza Mahkemesi yeniden yargılama sürecini başlatmıştır. İnceleme tarihi itibarıyla söz konusu sürecin devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla somut olayın niteliği ile başvurucuların iddiaları birlikte değerlendirildiğinde başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin bilgi için Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2025/280) GÖNDERİLMESİNE 2/9/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AHMET SANLI VE DİĞERLERİ, B. No: 2022/52899, 02.09.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 685–690
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.