İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

OĞUZ BÜYÜKKÖROĞLU (2022/50994)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
  • Suçta ve cezada kanunilik

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, disiplin cezasına karşı açılan davada iddia ve itirazların etkin şekilde ileri sürülememesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Masumiyet karinesi (idare)İncelenmesine Yer Olmadığı—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (İdare)İhlalYeniden yargılama
Suçta ve cezada kanunilikSuçta ve cezada kanunilikİncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

OĞUZ BÜYÜKKÖROĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/50994)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Oğuz BÜYÜKKÖROĞLU

Vekili

:

Av. Mehmet Hüreyre KEL

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, disiplin cezasına karşı açılan davada iddia ve itirazların etkin şekilde ileri sürülememesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Hatay'ın Erzin İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma astsubay üstçavuş olarak görev yapmaktayken 21/3/2020 tarihinde Burnaz sahilinde piknik yapmıştır. Aynı yerde piknik yapan Ha.C., H.C. ve İ.K. herhangi bir neden olmaksızın küfrettiği ve hakaret ettiği gerekçesiyle başvurucuyu şikâyet etmiştir. Erzin Kaymakamlığı 23/3/2020 tarihinde başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılması için olur vermiştir. Soruşturma kapsamında şikâyette bulunan Ha.C., H.C. ve İ.K. ile olay tarihinde başvurucu ile birlikte orada bulunan kişilerin ifadelerine başvurulmuştur. Uzman çavuş G.A.nın teslim ettiği kamera görüntüsü, alınan ifadeler, konuyla ilgili tutanakların değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun sarf ettiği iddia edilen sözlerin 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (b) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca hizmet dışında resmî sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunma kapsamında olması nedeniyle 6 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektirdiği sonucuna varılmıştır.

3. Hatay Valiliği İl Jandarma Disiplin Kurulu 27/10/2020 tarihinde başvurucunun geçmiş hizmetleri sırasında çalışmalarını olumlu değerlendirmesi neticesinde 7068 sayılı Kanun'un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bir alt ceza olan 3 günlük aylık kesimi ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 12. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca üç ceza puanının özlük dosyasına işlenmesine karar vermiştir. Başvurucu 8/1/2021 tarihinde işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

4. Hatay 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 26/11/2021 tarihinde işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda;

 i. Şikâyetçi Ha.C., H.C. ve İ.K.nın "sahile gelenlere davul zurna çalarak para kazanmak için dolaştıkları esnada sahilde piknik yapan bir grubun kendilerini durdurarak davul çalmalarını istedikleri, kendisinin söylemesi ile başvurucunun elindeki bira şişesini kenara fırlattığı ve kendilerine küfür ettiği..." yönünde, olay esnasında başvurucu ile birlikte olan uzman jandarma çavuş G.A., güvenlik korucuları C.D. ve E.G.nin ifadelerinde "davacı ile müştekiler arasında herhangi bir küfürleşme ve hakaret olmadığı, kendilerinin böyle bir olaya tanık olmadıkları..." şeklinde, B.C.K.nin ise "davacının arkadaşlarıyla birlikte davul çalarak ve alkol alarak eğlendikleri, 15 metre geride beklediği, olayı birebir görmediği..." yönünde beyanda bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca ifadesine başvurulan uzman jandarma kıdemli çavuş M.Ö.nün "21/3/2020 tarihinde saat:13:00-14:00 saatleri arasında Burnaz sahilinde önleyici kolluk devriyesi esnasında davacı ve arkadaşları ile karşılaştığı, davacının kendisine 'vay abim benim' diyerek sarıldığı, kendisinin de 'virüs var sana bana bulaşır, dikkat edelim' dediği, onların içtiklerinden ve alkollü olduklarından dolayı sıkıntılı bir durum oluşmasın diye o bölgeden ayrıldığı, belli bir müddet sonra 112 ihbar hattına gelen ihbar ile davacının Burnaz sahilinde bazı vatandaşlara küfür ve hakaret ettiğinin tarafına bildirdiği" şeklinde ifade verdiği aktarılmıştır.

 ii. Söz konusu ifadelerin değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun küfrettiği hususunda görüş birliği bulunmadığı gibi şikâyetçiler dışında başvurucunun bu sözü sarf ettiğine ilişkin herhangi bir tanık beyanı da olmadığı, dava dosyasına sunulan kamera kaydında da başvurucunun anılan cümleyi kullandığına yönelik herhangi bir görüntünün yer almadığı ifade edilmiştir. Olaya dair yürütülen ceza soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiği, müsnet sözleri başvurucunun kabul etmediği de dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen sözlerin kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delillerle açık ve net olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

 iii. Başvurucunun üzerine atılı olan hizmet dışında resmî sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunma fiilini işlediğine yönelik olarak hukuken kabul edilebilir, her türlü şüpheden uzak, somut bir tespit olmadığı, bu kapsamda bahse konu fiilin sübuta ermediği değerlendirilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlemin hukuka aykırı olması nedeniyle başvurucunun işlemden kaynaklanan maaşından yapılan kesintinin de başvurucuya ödenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

5. Davalı Hatay Valiliği anılan karara karşı 12/1/2022 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

6. Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 9/3/2022 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bakılan davada, davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması kapsamında müştekiler Ha.C., H.C. ve İ.K. isimli kişiler ile olay anında davacıyla birlikte Burnaz sahilinde olan uzman jandarma çavuş G.A., güvenlik korucuları C.D. ve E.G ile B.C.K.'nin ve Uzm.J.VIII.Kad.Çvş. M.Ö.'nün ifadelerine başvurulduğu görülmekte olup, şikayetçi Ha.C., H.C. ve İ.K. isimli kişilerin 'sahile gelenlere davul zurna çalarak para kazanmak için dolaştıkları esnada sahilde piknik yapan bir grubun kendilerini durdurarak davul çalmalarını istedikleri, kendisinin söylemesi ile adının Oğuz astsubay olduğunu öğrendikleri alkollü şahsın elindeki bira şişesini kenara fırlattığı ve kendilerine hitaben "bugün birinizi birgün hepinizi s...'' şeklinde küfür ettiği..' yönünde beyanda bulundukları, davacıyla birlikte eğlenen ve olay esnasında orada bulunan uzman jandarma çavuş G.A., güvenlik korucuları C.D. ve E.G'nin ifadelerinde, 'davacı ile müştekiler arasında herhangi bir küfürleşme ve hakaret olmadığı, kendilerinin böyle bir olaya tanık olmadıkları..' şeklinde beyanlarda bulundukları, B.C.K.'nin ise 'davacının arkadaşlarıyla birlikte davul çalarak ve alkol alarak eğlendikleri, 15 metre geride beklediği, olayı birebir görmediği..' yönünde beyanda bulunduğu, ifadesine başvurulan Uzm.J.VIII.Kad.Çvş.M.Ö.'nün; '21.03.2020 tarihinde saat:13:00-14:00 saatleri arasında Erzin İlçesi, Turuçlu Mahallesi'nde bulunan Burnaz sahilinde önleyici kolluk devriyesi esnasında davacı ve arkadaşları ile karşılaştığı, davacının kendisine "vay abim benim!" diyerek sarıldığı, kendisinin de "virüs var sana bana bulaşır, dikkat edelim" dediği, onların içtiklerinden ve alkollü olduklarından dolayı sıkıntılı bir durum oluşmasın diye o bölgeden ayrıldığı, belli bir müddet sonra 112 ihbar hattına gelen ihbar ile davacının Burnaz sahilinde bazı vatandaşlara küfür ve hakaret ettiğinin tarafına bildirdiği' şeklinde ifade verdiği görülmekte olup, söz konusu ifadelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı hakkında yürütülen disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerde, 'davacı ile müştekiler arasında herhangi bir küfürleşme ve hakaret olmadığı, kendilerinin böyle bir olaya tanık olmadıkları..' şeklinde beyanlarda bulunan kişilerin davacının arkadaşı oldukları, 21.03.2020 tarihinde saat:13:00-14:00 saatleri arasında Erzin İlçesi, Turuçlu Mahallesi'nde bulunan Burnaz sahilinde önleyici kolluk devriyesi esnasında görevli Uzm.J.VIII.Kad.Çvş.M.Ö.'nün ise ifadesinde; davacı ve arkadaşları ile karşılaştığı, alkollü olduklarından dolayı sıkıntılı bir durum oluşmasın diye bölgeden ayrıldığını' beyan ettiği, dava dosyasına sunulan kamera görüntüsünde de her ne kadar davacının 'bugün birinizi birgün hepinizi s...' şeklinde sinkaflı cümleyi sarf ettiğine yönelik herhangi bir görüntünün olmadığı görülmekte ise de, 7068 sayılı Kanun'un davacı hakkında uygulanan sevk maddesi dikkate alındığında, işlenen fiilin davacının resmi sıfatıyla ya da askerlik mesleğinin ifasıyla alakalı olması gerekmeyip; eylemin 'resmi sıfatın gerektirdiği' saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelikte olmasının anılan ceza maddesi kapsamında değerlendirme yapılması için yeterli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, alınan ifade ve kamera görüntüsünden davacının alkollü olduğu ve tutum ve davranışlarının hakkında adli ve idari soruşturma açılmasına yol açacak nitelikte olduğu, bu kapsamda görevi gereği kendisine duyulan itibar ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunan davacının, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 8/4-b-6 maddesi uyarınca '6 Ay Kısa Süreli Durdurma' cezası ile tecziye edilmesi gerekmekte ise de, kurumda geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu bulunduğundan aynı Kanunun 7/2. maddesi uyarınca bir alt ceza olan "3 günlük aylık kesimi" ile cezalandırılmasına ve yine aynı Kanunun 12/3. maddesi uyarınca üç ceza puanının özlük dosyasına işlenmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, yazılı gerekçe ile dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

7. Başvurucu, nihai kararı 31/3/2022 tarihinde öğrendikten sonra 27/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

8. Disiplin cezasına konu olay hakkında hakaret suçundan başlatılan soruşturma sonucunda Erzin Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 4/6/2020 tarihinde takipsizlik kararı vermiş; kararda, başvurucunun üzerine atılı suçlamaları reddettiğini ve soruşturma kapsamında temin edilen tanık beyanlarının şüphelinin savunmasını doğrular mahiyette olduğunu, müsnet suç yönünden mezkûr iddianın yalnızca müştekilerin soyut anlatımlarına dayandığını, anılan suç açısından kovuşturma safhasına geçilmesini gerektirecek nitelikte her türlü kuşkudan uzak, somut, kesin ve inandırıcı şüphe uyandıran delil bulunmadığını değerlendirmiştir. Ayrıca müştekiler Ha.C. ve H.C.nin 5/5/2020 tarihli dilekçelerle şikâyetten vazgeçtiklerini belirtmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

9. Başvurucu; disiplin cezasının verilme nedeninin alkol kullanması olmayıp sarf ettiği iddia edilen sözlere dayandığını, soruşturma esnasında da savunmasının sarf ettiği iddia edilen sözler nedeniyle istendiğini, buna rağmen Bölge İdare Mahkemesince alkol kullandığı ileri sürülerek verilen cezanın hukuka uygun kabul edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek alkol kullanması nedeniyle taşkınlık yaptığına dair somut bir tespit olmamasına rağmen Bölge İdare Mahkemesince davasının reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

10. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı ve Hatay Valiliğinden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere ekte gönderildiği, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formunda belirttiği hususları yinelemiştir.

11. Başvuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında değerlendirilmiştir.

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama ilkelerinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibi olması, bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine verilmesidir (benzer değerlendirmeler için bkz. Taylan Özgür Tor [2. B.], B. No: 2013/2454, 12/3/2015, § 43). Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen [2. B.], B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

14. Başvurucu hakkında disiplin soruşturması sarf ettiği sözler nedeniyle başlamıştır. Mahkeme, başvurucunun sözleri sarf ettiğine ilişkin olarak şikâyetçilerin beyanı dışında bir beyan olmadığını ifade etmiştir. Başsavcılık da Mahkeme ile aynı görüşü paylaşmıştır. Buna karşılık Bölge İdare Mahkemesi alınan ifade ve kamera görüntüsünden başvurucunun alkollü olduğunu ve tutum ve davranışlarının hakkında adli ve idari soruşturma açılmasına yol açacak nitelikte bulunduğunu belirterek verilen cezanın hukuka uygun olduğu sonucuna varmıştır.

15. Somut olayda değerlendirilmesi gereken temel mesele uyuşmazlık konusu disiplin cezasına esas olan ifadelere ve kamera görüntülerine karşı başvurucunun olayların tutanak içeriğinde belirtildiği gibi gerçekleşmediğine yönelik savunmasının ispatı için ileri sürdüğü delillerinin dikkate alınıp alınmadığıdır. Silahların eşitliği ilkesi bağlamında yargılamada hükme esas alınan delillerin aksinin ispat edilmesi imkânının ilgili tarafa verilmesi, olayın oluş şekline uygunluğunun tespit edilmesi açısından zorunlu olabilmektedir.

16. Başvurucu hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi ise başvurucunun alkollü olduğu değerlendirmesinde de bulunmuş; bu kanıya varırken kamera görüntülerinden durumun anlaşıldığını belirtmiştir ancak başvurucunun alkollü olduğuna dair alınan ifadeler dışında herhangi bir delil yoktur. Zira kamera kaydı görüntülerinde başvurucunun alkollü olarak sinkaflı cümleyi sarf ettiğine dair olgu bulunmadığı Bölge İdare Mahkemesi kararında yer almıştır. Yani kamera görüntülerine göre başvurucunun alkollü olduğuna dair bir tespit Bölge İdare Mahkemesince yapılmamıştır. Öte yandan olayda başvurucunun alkollü olduğuna ilişkin rapor da bulunmamaktadır. Başvurucunun alkollü olduğu ve bu nedenle mesleğinin gerektirdiği saygınlığı zedeleyecek şekilde hareket ettiği şüpheden uzak şekilde ortaya konulamamıştır.

17. Bu bağlamda Bölge İdare Mahkemesi yalnızca davalı idareye itibar ederek başvurucunun savunmasına dayanak olarak gösterdiği delilleri değerlendirmemiş ve böylece başvurucu zayıf konuma düşürülmüştür. Mahkeme ve Başsavcılığın başvurucu hakkında elde edilen verilere dair değerlendirmeleri gözönüne alındığında disiplin cezasına karşı başvurucunun iddialarının Bölge İdare Mahkemesince yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmış, menfaatleri koruyan güvencelerin başvurucuya sağlanmamasının yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

19. Başvurucunun masumiyet karinesinin ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü görülmekte ise de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verildiğinden diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasının gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

20. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

21. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

22. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2022/470, K.2022/878) iletilmek üzere Hatay 2. İdare Mahkemesine (E.2021/26, K.2021/1104) GÖNDERİLMESİNE,

E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, OĞUZ BÜYÜKKÖROĞLU, B. No: 2022/50994, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 378–383

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.