Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
M.K. (2022/37764)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Makul sürede yargılanma hakkı (ceza) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Mülkiyet hakkı | Müsadere ve elkoyma | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
M.K. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/37764) |
|
|
|
Karar Tarihi: 21/4/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Furkan Samet ESER |
|
Başvurucu |
: |
M.K. |
|
Vekili |
: |
Av. Murat CENGİZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.
2. Başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.
3. Soruşturma neticesinde Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 3/3/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede esas olarak başvurucunun örgütle iltisaklı bulunup kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına (AKTİF-SEN) üye olduğu, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu anlaşılan Sebat Eğitimciler ve Yazarlar Derneğine üye olduğu, Bank Asyada bulunan hesabında 17/25 Aralık sürecinden sonra yüklü miktarda hesap hareketlerinin olduğu ve 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edildiği iddialarına yer verilmiştir.
4. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yapılan yargılama neticesinde başvurucunun eyleminin terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu sabit görülerek 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 12/2/2018 tarihinde karar verilmiştir.
5. Mahkûmiyet kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Sanık [M.K.'nın] suç tarihi öncesinde Kahramanmaraş İlinde öğretmen olarak çalıştığı,
Sanık [M.K.'nın] FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir, KHK ile kapatılan, örgütle iltisaklı öğretmenlerin üye olduğu , Aktif Eğitim Sen'de 2014 yılı Ocak tarihinden 2016 yılı Haziran tarihi dahil olmak üzere kaydının olduğu ve belirtilen yıl ve aylarda sendika aidatının düzenli olarak kesilmiş olduğu tespit edilmiştir. Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 17/25 kumpas soruşturması sonrasında örgüte müzahir Aktif Eğitim Sendikasına üye olduğu, üyeliğinin 2016 yılı Haziran ayına kadar devam ettiği tespit edilmiştir.
Hazırlık aşamasında Tem Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 09/01/2017 tarihli araştırma tutanağı ve ekleri irdelendiğinde; Sebat Eğitimciler ve Yazarlar Derneği'nin Ohal döneminde çıkarılan KHK ile kapatılmadığı, ancak derneğin 53 üyeden oluştuğu, bu üyelerden 30 u hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmaktan işlem yapıldığı, [M.Y.], [K.K.] ve [ME.K.'nın] dernek kurucu üyeleri olduğunun tespit edildiği nazara alındığında, SEBAT Derneğinin örgütle iltisaklı dernek olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Kahramanmaraş il Dernekler Müdürlüğü'nün 23/10/2017 tarihli yazı ve ekinde dosyamız sanığı [M.K.'nın] Sebat Eğitimciler ve Yazarlar Derneğinde 2011- 2013 yılları arasında Yönetim Kurulu Yedek Üyesi , Asıl Üyesi ve Başkan Yardımcısı , ilgili derneğin 28/12/2015 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul ile fesih edildiğinin bildirildiği , sanığın örgüte müzahir SEBAT Derneğinin yönetim kurulunda görev aldığı , sanığın örgüte müzahir dernekte yönetim kurulunda Başkan Yardımcılığı görevi almakla örgüte sempatisi olduğu anlaşılmıştır.
Örgüt liderinin 15.01.2014 tarihinde Ulusal Medyada yayınlanan 23.12.2013 tarihinde yaptığı bir telefon konuşmasında Bank Asya'da destek olunması çağrısı olduğu , sanığın da örgüt liderinin çağrısı ile örtüşür şekilde örgütsel saikle gelirine nazaran önemli miktarda para yatırdığı, dosyada var olan Bank Asya CD ve içeriği irdelendiğinde; sanığın Bank Asya hesap kaydının 30/04/2008 tarihinde açıldığı , 2013 Aralık ayında hesaptaki azami mevduatın 00,00-TL, 2014 Ocak ayında azami mevduatın 14.500,00-TL, 2014 Şubat ayında azami mevduatın 14.500,00-TL ,2014 Mart ayında azami mevduatın 14.606,84-TL, 2014 Nisan ayında azami mevduatın 14.690,91-TL, 2014 Mayıs ayında azami mevduatın 14.690,91-TL, 2014 Haziran ayında azami mevduatın 14.778,88-TL, 2014 Temmuz ayında azami mevduatın 14.875,51-TL, 2014 Ağustos ayında azami mevduatın 14.969,99-TL, 2014 Eylül ayında azami mevduatın 00,00-TL, 2014 Ekim ayında azami mevduatın 00,00-TL, 2014 Kasım ayında azami mevduatın 00,00-TL, 2014 Aralık ayında azami mevduatın00,00-TL, 2015 Mart ayında azami mevduatın 00,00-TL, 2015 Haziran ayında azami mevduatın 00,00-TL, 2015 Eylül ayında azami mevduatın 00,00-TL ,2015 Aralık ayında azami mevduatın 00,00-TL, 2016 Temmuz ayında azami mevduatın 00,00-TL şeklinde hesap hareketleri olduğu görülmüştür.
Sanığın 2013 yılı aralık ayındaki hesabı 00,00 TL iken ; örgüt Liderinin Bank Asya'ya destek olunması çağrısının ulusal medyada duyurulduğu 2014 yılının Ocak ayında 14.500,00 TL olduğu , sanığın 2014 yılı Ocak ayı ile 2014 yılı Ağustos aylarındaki azami mevduatının 14.500,00 TL ile 14.969,99 TL aralığında olduğu ,dikkate alındığında, sanığın örgüt liderinin Bank Asya'ya destek çağrısı üzerine, örgütsel eylem içine girerek Bank Asya'da var olan mevduatının üzerine ekonomik durumu ile uyumlu olacak miktarda para yatırarak Bank Asya'ya destek olduğu anlaşılmıştır.
Sanık [M.K.] aşamalardaki savunmalarında ; örgüte müzahir Aktif Eğitim Sendikasına üye olduğunu, ancak örgüt saiki ile üye olmadığını , sendikanın örgüt ile bağını bilmediğini , Aktif Sen ilk kurulduğunda üye olduğunu, ikinci kez kurulduğunda üye olmadığını, darbe teşebbüsü sonrasında istifa ettiğini, SEBAT Derneğine Türkçe öğretmeni olması nedeniyle üye olduğunu , SEBAT Derneğinin örgütle iltisakı olup olmadığını bilmediğini, araç alacağını evinde bulunan paraları güvenlik gerekçesi faizsiz bankacılık yapan Bank Asya 'ya yatırdığını , Bankanın örgütle irtibatını bilmediğini ifade ederek tüm suçlamaları ret ve inkar etmiştir. Sanığın örgüte müzahir Aktif Eğitim Sendikası üyelik kayıtları , örgüte müzahir SEBAT Derneğinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olması, örgüte müzahir Bank Asya kayıtlarındaki hesap hareketleri birlikte değerlendirildiğinde; sanık savunmasının dosya kapsamı ile uyumlu ve örtüşür olmaması, hayatın olağan akışına aykırı olması ve sanığın savunmalarının kendi içinde çelişkili olması sebebiyle, sanığın suçtan kurtulmaya matuf savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Sanık [M.K.] yönünden toplanan deliller , Yargıtay'ın terör örgütleri yönünde verdiği yerleşik ve istikrar kazanan içtihatları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ; sanığın örgüte müzahir Aktif Eğitim Sendikası üyeliği ve örgüte müzahir SEBAT Derneğinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yapması eylemlerinin Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 26/10/2017 tarih, 2017/1809 Esas ve 2017/5155 Karar sayılı ilamı da nazara alındığında; silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerini taşımadığı, sanığın Kahramanmaraş Örgüt Şemasında yer almadığı , sanığın örgüt ile ilişki kurarak örgütle iltisakı olmuş ise de örgüt ile organik bağ kurmadığı, örgüt hiyerarşisine dahil olmadığı , kendisini mutlak anlamda örgütün talimatlarına açık hale getirmediği , bahsi geçen bu eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerini taşımadığı, bu hususların ancak söz konusu örgüte sempatizanlığını gösterebileceği kanaatine varılmıştır.
Örgüte müzahir Aktif Sen Sendikasında üyeliği ile örgüte müzahir SEBAT Derneğinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olması eylemleri ile sempatizanlığı ortaya konan sanığın, örgüt liderinin Bank Asya'ya yönelik talimatı doğrultusunda, örgüte müzahir Bank Asya'da bulunan mevduat hesabına ekonomik sosyal durumu ile uyumlu olacak şekilde, Bank Asya'ya el konulmasını engelleyerek örgüte yardım etmek saikiyle para yatırmasına ilişkin eyleminin, TCK'nın 220/7 maddesi kapsamında kalan terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; yargılama neticesinde sübut bulan ve eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle TCK'nın 314/2, 6352 Sayılı Kanun'un 85.maddesi ile değişik 5237 Sayılı TCK'nın 220/7-2.cümlesi, 3713 Sayılı Yasa'nın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından TCK'nın 58/9.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir..."
6. Başvurucunun mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuruda bulunması üzerine dosya Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) gönderilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine 31/10/2018 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
7. 24/10/2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesine eklenen (3) numaralı fıkrada yer alan düzenleme gereğince daha önce bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar bakımından temyiz yolunun açılması üzerine başvurucu tarafından yasal süresi içinde temyiz talebinde bulunulmuş ve dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesine (Daire) gönderilmiştir. Temyiz incelemesi neticesinde temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına 10/2/2022 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
8. Başvurucu, Dairenin onama kararını 21/3/2022 tarihinde öğrenmiş ve 31/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Komisyon, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna; diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir (Mehmet Şerif Ay [2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013).
A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Başvurucu; mahkûmiyet kararına konu edilen eylemlerinin yasal faaliyetler olduğunu, bankacılık işlemlerini örgüte yardım etmek amacıyla gerçekleştirmediğini, Bank Asyadaki mutat hesap hareketleri üzerinde alanında uzman bilirkişilere inceleme yaptırılmadan cezalandırıldığını ve mahkûmiyet kararında bu savunmalarına yönelik yeterli açıklamalara yer verilmediğini ileri sürmüştür.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında, başvurucunun başvuru formunda ileri sürdüğü anayasal haklarla ilgili açıklamalara yer verilmiş ve bu hakların ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşü, başvurucuya tebliğ edilmiş ancak başvurucu tarafından herhangi bir cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir.
13. Anayasa Mahkemesi, Bank Asya verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir (Gürcan Balık [2. B.], B. No: 2020/16435, 17/11/2022).
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi özellikle açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).
16. Anayasa Mahkemesi, Gürcan Balık kararında başvurucunun Bank Asyadaki mevduatına ilişkin ileri sürdüğü iddiasının karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (aynı kararda bkz. §§ 68-72). Anayasa Mahkemesi, anılan kararında öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir. Nitekim Yargıtay kararlarında 22/7/2016 tarihinde faaliyet izni kaldırılıncaya kadar faaliyetlerine devam eden ve FETÖ/PDY ile iltisaklı olan Bank Asyada gerçekleştirilen mutat hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtay; önceki tarihli kararlarında mutat işlemlerin dışında kalan, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve Bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemleri suç delili olarak kabul etmiştir (ilgili kararlar için bkz. Gürcan Balık, §§ 39-47). Bununla birlikte Yargıtayın sonraki içtihadında sanığın örgüte yardım kastıyla bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesini bozma gerekçesi yaptığı anlaşılmaktadır (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, §§ 15-17).
17. Kişinin örgüt liderinin talimatı ile işlem yaptığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti bakımından Bank Asya nezdinde 2014 yılı öncesi de dâhil olmak üzere hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve tüm hesap hareketlerine ilişkin kayıtların dosyaya celbedilip incelenmesi, temin edilen kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi raporu alınıp örgüt liderinin talimatından sonra ve bu talimat doğrultusunda katılım hesabı açma, döviz veya altın alma, para yatırma vb. işlemlerinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekir (Yargıtay kararları için bkz. Raziye Akçay [2. B.], B. No: 2019/1665, 28/6/2022, §§ 24, 27; Serkan Gölge [2. B.], B. No: 2019/22453, 13/9/2022, §§ 30-39; Hakan Darıcı ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/34045, 20/7/2023 §§ 13-21).
18. Dernek ve sendika üyeliğine ilişkin Yargıtay uygulaması ise kişilerin örgüte bağlı dernek ve sendika üyesi olma şeklindeki eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüte yardım etme kastıyla hareket edildiğini ispat eden faaliyetler kapsamında değerlendirilmeyeceği ve bu nedenle atılı suçun delili olarak kabul edilemeyeceği yönündedir (Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 30/6/2022 tarihli ve E.2021/13507, K.2022/4206 sayılı; 29/9/2022 tarihli ve E.2021/21414, K.2022/5210 sayılı kararları; ayrıca bkz. Hakan Darıcı ve diğerleri, §§ 17-19). Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre kişilerin konumları ve kişisel özellikleri nazara alınarak FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu kabul edilen dernek ve sendikaya üye olma eylemlerinin anayasal örgütlenme özgürlüğü dışında örgütsel faaliyet veya örgüte yardım kastıyla hareket edilip edilmediğini ortaya koyan değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri, § 25; Cemile Doğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2022/20577, 19/11/2024, § 18; ayrıca Yahya Turgut [GK], B. No: 2021/43694, 9/10/2024, § 56).
19. Vurgulamak gerekir ki bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi, bir yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Dolayısıyla başvurucuya isnat edilen terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (bkz. Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, § 47; Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceğinin belirlenmesi meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanında değildir (Türk ceza muhakemesi hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71). Bununla birlikte mahkûmiyet kararında davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialara makul bir gerekçe ile yanıt verilmemesi Anayasa'nın 36. maddesiyle düzenlenen adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmelidir.
20. Somut olayda Mahkeme tarafından başvurucunun dernek ve sendika üyelikleri ile Bank Asya hesabındaki hareketleri birlikte değerlendirilmiş ve bu suretle başvurucunun terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde dernek ve sendika üyeliğinin başvurucunun örgüte yönelik sempatizanlığını gösterdiği belirtilmiş ve başvurucunun cezalandırılmasında Bank Asya hesabındaki hareketler ön plana çıkartılmıştır.
21. Gerekçeli kararda Bank Asya hesap hareketleri dışında dernek ve sendika üyeliklerinden bahsedilmiş ise de Mahkemenin dernek ve sendika üyeliklerine ilişkin değerlendirmesi ile Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin bu konuya ilişkin içtihadı dikkate alındığında Bank Asya hesap hareketlerinin başvurucunun cezalandırılmasında belirleyici delil hâlini aldığı anlaşılmıştır. Mahkeme kararına göre başvurucu hakkındaki Bank Asya hesap hareketleri başvurucunun FETÖ/PDY lideri ve yöneticilerinin talimatı doğrultusunda hareket ettiğini göstermekte; örgütsel saikle bankacılık işlemleri yaptığını ortaya koymaktadır. Başvurucu ise aşamalar boyunca hesap hareketlerinin araç satın alma amacıyla gerçekleştirdiği işlemler olduğunu ve evinde bulunan paraları güvenlik gerekçesiyle faizsiz bankacılık yapan Bank Asyaya yatırdığını iddia etmiştir.
22. Mahkeme kararı incelendiğinde birtakım banka verilerinin dikkate alındığı ancak özellikle Yargıtay içtihadında yer verilen (bkz. Ruhi Erginer ve diğerleri, §§ 15-17) ilkelerin herhangi bir şekilde kararda tartışılmadığı anlaşılmıştır. Bu çerçevede Yargıtay içtihadında ortaya konulması gerektiği belirtilen, başvurucunun örgütsel faaliyet veya örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararda yeterince değerlendirilmediği görülmüştür. Dolayısıyla mahkûmiyet kararında başvurucunun, örgüt liderinin ve yöneticilerinin Bank Asyaya destek olunması şeklindeki talimatı üzerine örgütsel faaliyet kastıyla hesap açtığının ve bankacılık işlemleri yaptığının yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.
23. Bunların yanı sıra başvurucunun Bank Asya nezdindeki 2014 yılı öncesi de dâhil olmak üzere hesap açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve hesabın ilk açıldığı tarihten itibaren tüm hesap hareketlerine ilişkin olarak alanında uzman bilirkişi marifeti ile bir inceleme de yaptırılmamıştır. Mahkûmiyet gerekçesinde örgüt liderinin çağrısıyla örtüşür şekilde mevduat hesabında artışa gidildiği gibi soyut ve genel ifadeler dile getirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak için hareket etmediğine ve söz konusu işlemlerin rutin bankacılık işlemleri olduğuna ilişkin kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialarının gerekçede karşılanmadığı anlaşılmıştır.
24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
25. Mevcut başvuruda ulaşılan sonuç ve uygun görülen giderim gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada başvurucunun yargılamanın esasına ilişkin diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından başvurucunun eldeki başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkı ile Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
26. Başvurucunun;
i. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,
ii. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvurucu tarafından yeterince temellendirilmediği anlaşıldığından Cemal Günsel ([GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
27. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
29. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
30. Başvurucunun maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağının anlaşılması nedeniyle de manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
Ç. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
E. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/54, K.2018/46) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
G. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
Ğ. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, M.K., B. No: 2022/37764, 21.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 320–327
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.