İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ÜMİT GÜR (2022/35635)

  • Mülkiyet hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, taşınmazın kadastrodan kaynaklanan maddi hatanın düzeltilmesi kapsamında yüz ölçümünün azaltılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıKadastro, tapu, orman, kıyı, meraBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ÜMİT GÜR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/35635)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Barkın POLAT

Başvurucu

:

Ümit GÜR

Vekili

:

Av. Dilek ZENGİN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, taşınmazın kadastrodan kaynaklanan maddi hatanın düzeltilmesi kapsamında yüz ölçümünün azaltılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Balıkesir'in Ayvalık ilçesi Altınova Mahallesi'nde bulunan eski 2699 yeni 582 ada 4 parsel sayılı taşınmaz 1954 yılında yapılan tapulama çalışmalarında klasik takometre ile poligonlara koordinat değeri verilmeksizin ölçümü yapılarak 1.080 m² yüz ölçümü ile 13/3/1956 tarihinde tapuya ev ve avlu vasfı ile tescil edilmiştir.

3. Başvurucu taşınmazı 29/8/1990 tarihinde tapudan satın almıştır. Kadastro ekiplerince 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca yapımına 2015 yılında başlanan ve 2016 yılında tamamlanan yenileme çalışmasında taşınmazın gerçek yüz ölçümünün 998,15 m² olduğu tespit edilmiş ve tapu sicilindeki kayıt bu şekilde düzeltilmiştir.

4. Başvurucu; Ayvalık Kadastro Müdürlüğüne (Kadastro Müdürlüğü) karşı açtığı uygulama kadastrosuna itiraz davasında, taşınmazın yüzölçümünün azaldığını belirterek eski hâle getirilmesini talep etmiştir. Yargılama sonucunda Kadastro Mahkemesi davanın reddine karar vermiş; dava konusu 582 ada 4 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümü farklılığının ilk tesis kadastro çalışmaları sırasındaki ölçü, tersimat ve alan hesabı yapılırken koordinat sistemi kullanılmamasından kaynaklandığını, batısında ve doğusunda duvar, kuzeyinde sabit sınır, güneyinde ise taş duvar ve yolun geçerli sınır kapsamında kaldığını, komşu taşınmazlarda m² artışı bulunmadığını belirtmiştir. Bu karar istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek 13/1/2022 tarihinde kesinleşmiştir.

5. Başvurucu, nihai kararı 16/2/2022 tarihinde öğrenmiş; 9/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon, makul sürede yargılanma hakkı yönünden başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

6. Başvurucu; yerleşik Yargıtay kararları uyarınca üç harita mühendisi bilirkişi tarafından rapor aldırılmadığını, sadece iki bilirkişinin harita mühendisi olduğunu, istinaf ve temyiz mercilerince bu hususta değerlendirme yapılmadığını, yargılama esnasında yapılan tespitlerde taşınmazın sınırının tam olarak tespit edilmediğini, taşınmazın yüzölçümünün düşürülmesi nedeniyle maddi kayba uğradığını belirterek gerekçeli karar hakkı, adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

7. Başvuru, mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.

8. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki durumu değerlendirilmelidir (Cemile Ünlü [2. B.], B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu [1. B.], B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31). Somut olayda başvurucu, taşınmazı 29/8/1990 tarihinde tapudan satın almıştır. Dolayısıyla mülkün varlığı hususunda kuşku yoktur.

9. Kadastrodan kaynaklanan hataların düzeltilmesi ve sonuçları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince Gürtaş Yapı Ticaret ve Pazarlama A.Ş./Türkiye (B. No: 40896/05, 7/7/2015) kararında devletin pozitif yükümlülükleri yönünden tartışılmıştır. Başvuruya konu olayda başvurucunun satın aldığı taşınmazın kadastrosunda ölçü, tersimat ve alan hesabı yapılırken koordinat sistemi kullanılmaması sebebiyle yüz ölçümünün Kadastro Müdürlüğünce düzeltilmesi söz konusudur. Yapılan düzeltme sonucu taşınmazın 1.080 m² olan yüz ölçümü, 998,15 m² olarak düzeltilmiştir.

10. Anayasa Mahkemesi kadastrodan kaynaklanan maddi bir hatanın düzeltilmesi kapsamında yüz ölçümü azaltılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin şikâyet konusu edildiği başvuruları daha önce Erdoğan Sönmez ([1. B.], B. No: 2019/38336, 1/2/2023), Sefa Koşar ([1. B.], B. No: 2015/18352, 10/5/2018) kararlarında incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararlarda Yargıtay içtihatlarına dayanarak 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinde öngörülen tazminat yolunun kadastrodan kaynaklanan maddi bir hatanın düzeltilmesi kapsamında yüz ölçümü azaltıldığı hâller yönünden de etkili olduğu sonucuna ulaşmıştır.

11. Kadastro Müdürlüğü, ihtilaflı taşınmazın tapu kaydındaki yüz ölçümü hatasını 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca düzeltmiştir. Dolayısıyla bu düzeltmenin belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmüne dayandığı açıktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki somut olayda olduğu gibi idarenin işlemleri sırasında tespit ettiği hataları düzeltmesi kaçınılmaz olabilir. Üstelik tapu sicili devletin sorumluluğu altında tutulduğu için kişiler ve kurumlar, taşınmazlarla ilgili bütün hukuki ve ekonomik işlemler ile yatırımlarını kural olarak tapu sicilindeki bilgilere göre yapar. Dolayısıyla yukarıda da değinildiği üzere tapu sicilindeki bilgilerin doğru ve güncel olması sadece taşınmaz malikinin ve ilgili diğer hak sahiplerinin haklarının korunması bakımından değil aynı zamanda taşınmazlara ilişkin ekonomik hayatın iyi işlemesi ve işlem güvenliğinin sağlanması bakımından da önem taşımaktadır. Bu sebeple kadastrodan kaynaklanan maddi bir hatanın düzeltilmesi bağlamında somut olayda taşınmazın tapu sicilindeki yüz ölçümünün Kadastro Müdürlüğünce düzeltilmesinde kamu yararına dayalı meşru bir amacın bulunduğu açıktır.

12. Somut olayda bilirkişi heyetinin harita mühendisi, inşaat mühendisi ve kadastro teknisyeninden oluştuğu, inşaat mühendisinin bilirkişi heyetine taşınmazın sınırını oluşturan duvar ve yapıların belirlenmesi nedeniyle eklendiği, mevzuatta tüm bilirkişilerin harita mühendisi olmasını gerektiren bir düzenleme bulunmadığı gibi bilirkişi heyetinde harita mühendisi de bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişilerce düzenlenen raporda yüz ölçümü hatasının kaynaklanma gerekçesinin ayrıntılı olarak açıklandığı, hatanın nedeninin ilk tesis kadastrosu esnasında koordinat sistemi kullanılmaksızın ölçüm yapıldığı sonucuna ulaşıldığı, başvurucunun da bilirkişi raporunun içeriğini inceleyerek bilirkişi raporuna yönelik görüş beyan etme imkânı bulduğu görülmüştür. Yargılama mercilerinin değerlendirme ve tespitlerinde bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik olmadığı, dosya kapsamındaki tüm delilleri değerlendirerek hüküm kurduğu, yargılamanın bütünü dikkate alındığında başvurucu açısından herhangi bir hak kaybının söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.

13. Kadastro çalışmalarında yapılan maddi bir hata sonucunda uyuşmazlık konusu taşınmazın yüz ölçümü olması gerekenden daha fazla belirlenerek hatalı şekilde idare tarafından tapuya tescil edilmiş, başvurucu ise tapu sicilinde yer alan yüz ölçümü bilgisine güvenerek bu miktar üzerinden taşınmazı satın almıştır. Başvurucu yönünden 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine dayanılarak ve Hazinenin hasım gösterilerek açılabilecek bir tazminat davasının etkili ve erişilebilir olduğu konusunda tereddüt yoktur. Bununla birlikte somut olayda başvurucu, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayanarak tazminat davası açtığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeyi bireysel başvuru dosyasına sunmamıştır. Sonuç olarak başvurucunun etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın bireysel başvuruda bulunduğu anlaşıldığından başvuru yollarını usulüne uygun şekilde tüketmediği kanaatine ulaşılmıştır.

14. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ÜMİT GÜR, B. No: 2022/35635, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 372–374

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.