Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
HACER TOMBULOĞLU VE MÜRSEL TOMBULOĞLU (2022/32475)
- Yaşam hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, iş kazası sonucu meydana gelen ölüm olayı üzerine başlatılan ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Yaşam hakkı | Koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin diğer iddialar | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
HACER TOMBULOĞLU VE MÜRSEL TOMBULOĞLU BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/32475) |
|
|
|
Karar Tarihi: 21/4/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Mehmet AKTEPE |
|
Başvurucular |
: |
1. Hacer TOMBULOĞLU 2. Mürsel TOMBULOĞLU |
|
Vekili |
: |
Av. Pelin ERÇELİK KAYALI |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, iş kazası sonucu meydana gelen ölüm olayı üzerine başlatılan ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucuların oğlu E.T. asansör montajı yapan bir şirkette işçi olarak çalışmakta iken inşaat hâlindeki bir binada montaj yaptığı sırada yaklaşık 8 metre yüksekten asansör boşluğuna düşerek 20/7/2017 tarihinde yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmiştir.
3. Olay sonrasında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan soruşturmada düşmenin yaşandığı alanın fotoğraf ve videoları çekilerek krokisi çizilmiştir.
4. Ölüm olayının yaşandığı inşaatın ruhsat sahibi L. Yapı Malzemeleri İnşaat Ltd. Şti.dir. Adı geçen Şirketin yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulmuş, 23/5/2017 tarihinde S.S. diğer iki kişiyle birlikte bu şirkete kayyım olarak atanmıştır. Kayyım heyeti inşaattaki asansör montaj işleri için daha önce anlaşılan S. A. Müh. İnş. Asansör Turz. Bilş. Gıda Tic. ve San. A.Ş. ile olan sözleşmeyi devam ettirme kararı almıştır. Y.D., adı geçen asansör firmasının yönetim kurulu başkanıdır. E.T. ise 14/7/2017 tarihinde şirkette işçi olarak çalışmaya başlamıştır.
5. Aynı işyerinde çalışan, asansör bakım işi yapan işçi A.K., E.T.nin asansör işinde tecrübesiz olduğunu, A.A. ise olay günü yanlarında iş güvenliği malzemelerinin olmadığını beyan etmiştir. L. Yapı Malzemeleri İnşaat Ltd. Şti. bünyesinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olan M.G. alt işveren işe başlamadan önce ana işveren tarafından kendisine bilgilendirme yapılması gerektiğini ancak bunun yapılmadığını, dolayısıyla asansör işini yapan firmanın iş güvenliği ve çalışanlarının eğitimleri hakkında herhangi bir bilgisi bulunmadığını ifade etmiştir. Asansör montajını yapan firmanın iş sağlığı ve güvenliği denetimini yapan M.S.Y. ise her ay yaptığı rutin kontrolü olayın olduğu ayın son haftası olarak planladıklarını, işe giren E.T. hakkında ise kendilerine bir bilgi verilmediğini bildirmiştir.
6. Ölüm olayının gerçekleşmesinde sorumluluğu olan tarafların kusur durumlarının belirlenmesine yönelik alınan 4/9/2017 tarihli bilirkişi raporunda;
i. Asansör firmasının yönetim kurulu başkanı ve alt işveren olan Y.D.nin asansör montajı sırasında çalışanların asansör boşluğuna düşmesini engelleyecek toplu koruma tedbirlerini almaması, toplu koruma tedbirlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı veya geçici olarak kaldırılmasının gerektiği hâllerde işin özelliğine uygun bağlantı noktaları veya yaşam hatları oluşturularak tam vücut kemer sistemleri veya benzeri güvenlik sistemlerinin kullanılmasını sağlamaması, yüksekte yapılan asansör montajını ehil bir kişinin gözetiminde yaptırmaması, yüksekte çalışmayla ilgili tehlike ve riskler konusunda bilgilendirme yapılarak gerekli eğitimin verilmesini sağlamaması, işyerinde geniş anlamda doğmuş ve/veya doğabilecek tehlikeleri öngörmeyip etkin bir denetim ve gözetim mekanizması kurmaması nedeniyle asli kusurlu olduğu açıklanmıştır.
ii. Asansör montajının yapıldığı inşaatın ruhsat sahibi L. Yapı Malzemeleri İnşaat Ltd. Şti.ne kayyım olarak atanan S.S. asıl işveren vekili olarak nitelendirilmiş, inşaatın asansör işini Y.D.nin firmasına vermesi nedeniyle aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu belirtilmiştir. İnşaatın ruhsat sahibi şirket adına hareket eden ve işyerinin yönetiminde görev alan S.S.nin alt işverenin yaptığı asansör montaj işinin iş güvenliği kuralları çerçevesinde yaptırılmasına yönelik etkin bir denetim ve gözetim mekanizması kurarak bu yolla işyerinde gerekli tedbirlerin aldırılmasını sağlamadığı ve bu konudaki hatalı davranışları engelleyecek sıkı, etkin bir takip ve denetim sistemi oluşturmadığı, bu nedenle de asıl işveren L. Yapı Malzemeleri İnşaat Ltd. Şti.nin işveren vekili olan S.S.nin olayın meydana gelmesinde tali kusurlu hareket ettiği belirtilmiştir.
iii. Yaptığı işte tecrübesiz olan ve kendisine iş güvenliği eğitimi verilmediği anlaşılan 24 yaşındaki farik ve mümeyyiz E.T.nin yüksekte herhangi bir tedbir alınmadan yapılan asansör montajının oluşturacağı riske aldırış etmeden, şahsi güvenliğini tehlikeye atması sebebiyle tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
7. Otopsi raporunda E.T.nin ölümünün künt kafa ve genel beden travmasına bağlı kafa kubbe kaidesi ve iskelet sistemi kemik kırıkları ile karakterli beyin doku harabiyeti, beyin zarları kanaması ve iç organ harabiyetlerinden gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, kanında alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, idrarında sistematikteki maddelerin (uyuşturucu veya uyarıcı maddeler dâhil) bulunmadığı, mide muhteviyatında sistematikteki maddelerin olmadığı bildirilmiştir.
8. Başsavcılık, S.S. ve Y.D. hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan iddianame düzenlemiştir. İddianamenin kabulüyle Ankara Batı 9. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) yapılan yargılamada beyanı alınan işçi A.K., olay günü E.T.de herhangi bir koruyucu malzeme olmadığını, E.T.nin getir götür işlerini yaptığını, montaj yapan işçilere yardım sorumluluğu olmamasına rağmen yine de montajda yardımcı olduğunu anlatmıştır. A.A. ise tecrübesi ve montaj sorumluluğu olmayan ancak montaj işlemi yapan E.T.ye iş güvenliği eğitimi verilmediğini, şantiyede o an asansör montajı için çalışan kişilere kullanması için iki emniyet kemeri ve baret bırakıldığını ancak işi giriş katta yaptıkları ve takılacak bir durum olmadığı için kimsenin koruyucu malzeme kullanmadığını belirtmiştir. Montaj ustası olarak çalışan H.Ö.T. normalde montaj sorumluluğu olmayan E.T.nin o gün kabin malzemesi ağır olduğu için yardıma geldiğini, yardım etmek amacıyla malzemeyi tutmak için kabine girdiğini, işe başlandığında kimseye iş güvenliği eğitimi verilmediğini, işin başlangıcında iki kişi oldukları için iki baret ve emniyet kemeri verildiğini ancak E.T. sonradan geldiği için ona herhangi bir koruyucu malzeme verilmediğini, Y.D.nin E.T.yi kuyu içine girmemesi konusunda daha önce uyardığını ancak E.T.nin yardım etmek amacıyla malzemeyi tutmak için kabine girdiğini, Y.D.nin olay günü montaj sırasında E.T.nin yanlarında olacağını bildiğini, montaj yaparken kimsenin koruyucu kıyafet ve malzeme kullanmadığını ifade etmiştir. Tanık M.G. ise soruşturma aşamasındaki beyanlarıyla benzer açıklamalarda bulunmuştur.
9. Yargılama neticesinde sanık Y.D.nin ölen E.T.nin işyerinde çalıştığından bilgisi olmasına rağmen yeterli iş güvenliği eğitimini vermediği, koruyucu ekipman, baret ve kıyafet de sağlamadığı, gerekli uyarıları ve denetimleri yapmadığı, ölenin sorumluluğunda olmayan bir işi yapmasına göz yumduğu, bu nedenle meydana gelen ölüm olayında üzerine düşen denetim, gözetim ve koruyucu önlemleri alma sorumluluğunu yerine getirmediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak ölüm olayının gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğu tespitleriyle taksirle ölüme neden olma suçundan sonuç olarak 31.850 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
10. Sanık S.S.nin ise beraatine karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"...691 sayılı KHK'nın 11. Maddesi delaletiyle 5722 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında KHK ile Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunu'un 37. Maddesinde '1)15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden her türlü adli, idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayınlanan KHK'lar kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu görev ve fiileri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz. 2) Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında 1. Fıkra hükmü uygulanır' şeklindeki düzenlemeye göre, darbe teşebbüsü sonrasında görevlendirilen kayyımların hukuki, cezai, idari ve mali sorumluluğunun bulunmadığı, TMSF'ye yazılan müzekkereye sanık [S.S.nin] 23/05/2017 tarihli Başbakan Yardımcılığı'nın 2017/290 sayılı kararı ile [l.] Yapı Malzemeleri İnş. Tic. Ltd. Şti.' ne Müdürler Kurulu üyeliğine atandığının belirtildiği, sanığın darbe teşebbüsü sonrasında [L.] Yapı'nın kayyıma devredilmesi neticesinde TMSF tarafından kayyım olarak görevlendirildiği anlaşılmakla, cezai açıdan sorumluluğu bulunmadığından ... beraatine karar verilmiştir."
11. Başvurucu Mürsel Tombuloğlu, Cumhuriyet savcısı ve sanık Y.D.nin istinaf talebinde bulunması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi, sanık S.S.nin beraatine ve sanık Y.D.nin mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik taleplerin esastan reddine 9/2/2022 tarihinde kesin olarak karar vermiştir.
12. Başvurucular, nihai kararı 3/3/2022 tarihinde öğrenmelerinin ardından 4/4/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurucular, ceza yargılamasıyla ilgili yaptıkları mevcut bireysel başvuruda bahsetmemekle veya sonrasında Anayasa Mahkemesine bilgi vermemekle birlikte 23/1/2018 tarihinde S. A. Müh. İnş. Asansör Turz. Bilş. Gıda Tic. ve San. A.Ş. aleyhine oğullarının iş kazası sonucu ölümünden dolayı maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmıştır.
14. Ankara 44. İş Mahkemesinde (İş Mahkemesi) görülen davada, kusur oranı tespitine ilişkin 28/8/2018 ve 24/10/2018 tarihli raporlarda birbiriyle uyumlu olacak şekilde S. A. Müh. İnş. Asansör Turz. Bilş. Gıda Tic. ve San. A.Ş. %60, L. Yapı Malzemeleri İnşaat Ltd. Şti. %25, E.T. ise %15 kusurlu olarak tespit edilmiştir. Ardından maddi tazminatın tespiti amacıyla bilirkişiden ayrıca bir rapor alınmıştır.
15. Yargılama neticesinde olayın işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı tespitiyle 41.958,45 TL maddi tazminat ile 24.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvurucu Hacer Tombuloğlu'na 38.952,51 TL maddi tazminat ile 24.000 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvurucu Mürsel Tombuloğlu'na ödenmesine 22/5/2019 tarihinde karar verilmiştir.
16. Davalı S. A. Müh. İnş. Asansör Turz. Bilş. Gıda Tic. ve San. A.Ş. karara karşı istinaf talebinde bulunmuşsa da 7/6/2019 tarihli dilekçesiyle talebinden feragat ederek dosyanın kesinleştirilmesini talep etmiştir. İş Mahkemesi 11/6/2019 tarihli ek kararıyla istinaf kanun yoluna başvuru talebinin reddine karar vermiştir. Ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmaması üzerine İş Mahkemesinin 22/5/2019 tarihli hükmü kesinleşmiştir.
17. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
18. Başvurucular; asıl işveren şirkete kayyım olarak atanan S.S.nin bilirkişi raporunda tali kusurlu olduğu belirlenmesine karşın bir mevzuat hükmü gerekçe gösterilip beraatine karar verildiğini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Adalet Bakanlığı görüşünde; yapılacak değerlendirmede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
20. Başvuru, yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
21. Usul yükümlülüğünün ceza soruşturmasını gerektirdiği hâllerde bireysel başvuruda bulunabilmek için başvuruculardan birinin başvuruya konu ceza soruşturması sürecine müdahil olmasının yeterli olduğu yönündeki değerlendirme için bkz. Hadra Akgül ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/867, 24/3/2016, §§ 39-42; aksi yöndeki değerlendirme için bkz. Bedih Durmaz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2014/5534, 7/3/2018, §§ 44-46.
22. Olayda yaşamını yitiren E.T.nin annesi başvurucu Hacer Tombuloğlu her ne kadar cezai süreçte müşteki veya katılan sıfatıyla yer almamışsa da E.T.nin babası olan başvurucu Mürsel Tombuloğlu soruşturma sürecinde müşteki, kovuşturma sürecinde de katılan olarak yer almıştır. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
23. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını sağlayabilecek, yaşam hakkına yönelik müdahaleler ile bu müdahalelerden doğan sorumluluğu tespit edebilecek ve mağdurlara uygun telafi sunabilecek etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür (Asuman Şahin ve diğerleri [GK], B. No: 2021/14318, 23/10/2025, § 78; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 38).
24. Kasıtsız olarak ölüme sebebiyet verilmesi veya yaşamların kasıtsız olarak tehlikeye atılması durumunda mağdurlar için hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması, anılan yükümlülüğün yerine getirilmesi için yeterlidir (Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, §§ 62, 63; Asuman Şahin ve diğerleri, § 79). Bununla beraber etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü kastın söz konusu olmadığı bazı istisnai hâllerde de ceza soruşturması yürütülmesini gerektirebilir. Buna;
i. Kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliği aşan bir kusuru olduğu yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların bireylerin yaşamı için oluşan riskleri bertaraf etmek için yetkileri dâhilinde gerekli ve yeterli önlemleri almadıkları durumlar (Mehmet Ali Emir ve diğerleri [2. B.], B. No: 2012/850, 7/11/2013, § 51; Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018, § 63) ile kamu görevlisi olmayan kişilerin hukuki sorumluluklarını pervasızca ihmal etmeleri sonucu yaşamın tehlikeye atıldığı veya ölümün gerçekleştiği durumlar (Asuman Şahin ve diğerleri, § 79),
ii. Ölümün sağlık durumunun ciddiyeti bilinen ya da bilinmesi gereken hastaya gerekli acil sağlık hizmetinin sunulmaması sonucu meydana geldiği ya da sağlık hizmetlerinde var olan ve yetkililerce bilinen veya bilinmesi gereken ancak ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınmadığı sistemsel veya yapısal bir işlevsizliğin hastanın sağlık hizmetlerinden yoksun kalarak ölmesine neden olduğu durumlar (Ayhan Keçeli ve diğerleri [2. B.], B. No: 2019/24231, 23/2/2022, § 85; benzer yöndeki değerlendirme için ayrıca bkz. Kenan Sayın [1. B.], B. No: 2013/5376, 14/10/2015, § 47) örnek gösterilebilir.
25. Anılan yükümlülük, şüpheli ölüm vakasının söz konusu olduğu ve yaşamı tehlikeye atan olayların gerçekleşme koşullarının belirsiz olduğu hâllerde de ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir. Öte yandan bahsi geçen hâllerde yürütülen ceza soruşturmasında ölüm vakasının veya yaşamın tehlikeye atılmasının kasıtlı olarak meydana getirilmediği saptanırsa önceki paragrafta belirtilen istisnalardan biri olmadıkça ve kasıtlı olmayan eylemlerle yapılan müdahaleden doğan sorumluluk belirsiz bırakılmadıkça mağdurlar için hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli kabul edilebilir (Asuman Şahin, § 80).
26. Başvurucular, yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini ileri sürmemiş olup somut olayda başvurucuların yakınlarının ölümüne kasten sebebiyet verildiği izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır.
27. Başvurucuların yakınlarının ölümü üzerine soruşturma makamlarınca derhâl soruşturma başlatılıp olay yeri incelenmiş, olayın meydana geldiği binanın krokisi çizilmiş, fotoğraf ve videolar soruşturma evrakı arasına alınmıştır. Ayrıca otopsi işlemi yapılarak ölüm nedeni saptanmış, olayı bizzat gören tanıkların beyanları alınmış ve kusuru bulunanların tespiti hususunda bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda sorumlu olduğu belirtilenler hakkında kamu davası açılmıştır. Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada da sorumluların tespiti için birçok tanık dinlenmiştir. Bu şekilde yürütülen ceza soruşturmasında ihmal suretiyle gerçekleşen ölüm olayını çevreleyen koşulların tespitine imkân sağlayan gerekli ve yeterli bilgiler elde edilmiştir. Dolayısıyla soruşturma ve kovuşturma aşamasında yapılanlar nazara alındığında olayın gerçekleşme koşullarının belirsiz bırakıldığı söylenemeyecektir.
28. Ayrıca başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeler S.S.ye atfedilen kusurun etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza soruşturması yürütülmesini gerekli kıldığı istisnai hâllerden birinin varlığına da işaret etmemektedir. Bu nedenle somut olayda etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün başvurucuların açtığı tazminat davası yoluyla da yerine getirilebileceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda başvurucuların E.T.nin yaşamının korunmadığına ilişkin iddiası, E.T.nin ölümü nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasındaki bilgi ve belgeler de dikkate alınarak fakat başvurucuların açtığı tazminat davası temelinde incelenecektir.
29. Kaldı ki etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğundan Anayasa’nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 98). Sonuç olarak başvuruya konu olayın gerçekleşme koşullarının ve sorumluların belirlenmesine imkân veren bir soruşturma yürütülmüştür.
30. Başvurucular her ne kadar Anayasa Mahkemesine ölüm olayı nedeniyle İş Mahkemesinde açtıkları tazminat davasına ilişkin bilgi ve belge sunmamışsa da yapılan incelemede alt işveren olan S. A. Müh. İnş. Asansör Turz. Bilş. Gıda Tic. ve San. A.Ş.ye karşı tazminat davası açtıkları tespit edilmiştir. Dava neticesinde İş Mahkemesince başvurucular lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, karar kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir.
31. Başvurucuların açtığı tazminat davası alt işveren şirkete yönelik olup bu davada verilen kararda alt işverenin kusur durumuna göre başvuruculara maddi ve manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Öte yandan asıl işverene açılan, dolayısıyla onun aleyhine olan bir hüküm söz konusu değildir.
32. Başvurucuların bireysel başvuru formundaki iddialarının tamamı asıl işveren şirkete ve kayyım olarak atanan S.S.ye yöneliktir. Dolayısıyla başvurucuların alt işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açtığı ancak asıl işveren şirkete ve bu şirkete kayyım atayan TMSF aleyhine tazminat davası açtığına ilişkin bilgi ve belge sunmadıkları da nazara alındığında başvuru yollarının usulünce tüketildiği söylenemeyecektir.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, HACER TOMBULOĞLU VE MÜRSEL TOMBULOĞLU, B. No: 2022/32475, 21.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 313–319
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.