Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
BEKİR ÖZKAN (2022/31630)
- Kötü muamele yasağı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, yakalama sırasında ve gözaltı sürecinde kolluk görevlilerinin kötü muamelesine maruz kalınması ve bu olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | Diğer kötü muamele iddiaları | İhlal | Yeniden soruşturma, Manevi tazminat |
| Kötü muamele yasağı | Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı | İhlal | Yeniden soruşturma, Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
BEKİR ÖZKAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/31630) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Merve ARSLANTÜRK |
|
Başvurucu |
: |
Bekir ÖZKAN |
|
Vekili |
: |
Av. Ezgi ALTINKURT SAĞLIK |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, yakalama sırasında ve gözaltı sürecinde kolluk görevlilerinin kötü muamelesine maruz kalınması ve bu olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca ilde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretine ilişkin yürütülen soruşturma ve istihbari çalışmalar kapsamında Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri, biri başvurucunun sevk ve idaresindeki araç olmak üzere iki araçla öncü ve artçı olacak şekilde il sınırları içinde uyuşturucu madde nakledileceğine ilişkin bilgiler elde etmiştir. Araçların Manavgat ilçesinden Antalya'ya seyir hâlinde olduğunun tespit edilmesi üzerine güzergâh üzerinde uygulama noktası oluşturulmuş ve araçlar ekiplerce takibe alınmıştır.
3. Kollukça düzenlenen tutanakta başvurucunun kullandığı aracın oluşturulan uygulama noktasına gelmeden kavşaktan dönerek yeniden Manavgat istikametine seyrettiği, bunun üzerine görevlilerin siren ve megafon vasıtasıyla dur ihtarında bulunduğu, ikazlara rağmen aracın durmadığı, şoförün kaçmaya devam ettiği, bu esnada polis memurlarının aracın şoför camından dışarıya bir paket atıldığını gördüğü ve bunu muhafaza altına aldığı belirtilmiştir. Yapılan takip neticesinde aracın 5/10/2021 tarihinde saat 01.50 sıralarında durdurulduğu, direnmesi üzerine başvurucuya orantılı güç kullanılarak kontrol altına alındığı ifade edilmiştir.
4. 5/10/2021 tarihinde saat 07.13'te düzenlenen adli muayene raporunda başvurucunun sağ gözünde 3x3 cm boyutunda ödem ve ekimoz, sol gözünde 3x3 cm boyutunda ödem ve ekimoz, sol omuzda 5x5 cm boyutunda eritem ve kürek kemikleri arasında da 10 cm boyutunda eritem ve ekimoz bulunduğu, yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, raporun geçici hekim raporu olduğu belirtilmiştir.
5. Başvurucu, yakalama işleminin ardından gözaltına alınmış; sorgusunun akabinde 5/10/2021 tarihinde tutuklanarak Alanya L Tipi Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) konulmuştur. İnfaz Kurumundaki 6/10/2021 tarihli giriş muayenesinde her iki orbitada ekimoz, sol temporal ile frontal birleşiminde cilt yarası olduğu, darp ve cebir izi tespit edilmediği belirtilmiştir.
6. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 11/10/2021 tarihli şikâyet dilekçesiyle başvurucu; on üç yıldır polis memuru olarak görev yaptığını, 5/10/2021 tarihinde arkadaşlarıyla gezmek için Antalya'ya gittiğini, yolculuk sırasında içinde olduğu aracın polisler tarafından durdurulduğunu ve araçtan atıldığı iddia edilen pakette uyuşturucu madde bulunduğu gerekçesiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan gözaltına alındığını beyan etmiştir. Gözaltına alınması esnasında çok sayıda kolluk görevlisinin aşırı ve orantısız biçimde güç kullandığını, bu sırada her iki gözünde ciddi derecede ödem ve ekimoz, sol omuz bölgesinde eritem ve sırt bölgesinde 10 cm ekimoz ve eritem oluştuğunu, yaralanmalarının adli muayene raporuna göre basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğunu ifade etmiştir. Olay tutanaklarında kendisinin görevlilere direndiğinin ve bu direnme doğrultusunda kademeli olarak güç kullanıldığının yazılı olduğunu ancak direnen veya kaçmaya çalışan birinin engellenmesi için her iki gözüne yumruk atılmasının kaçmaya çalıştığı iddia edilen birinin yakalanması amacıyla yapılabilecek bir hareket olmadığını belirtmiştir. Yakalama işleminin gece saat 02.00 civarında yapıldığını, ilk sağlık raporunun ise sabah 07.13'te düzenlendiğini, aradan geçen beş saatte emniyete götürüldüğünü, bu sırada kolluk görevlilerinin kendisini keyfî şekilde darbettiğini ileri sürmüştür.
7. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun şikâyeti üzerine derhâl soruşturma başlatmış, 20/10/2021 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne yazdığı müzekkereyle olay anını ve yerini gösterir kamera görüntü kayıtlarının gönderilmesini istemiştir. Polis memurlarınca tutulan tutanakta olay yerinin Manavgat ilçesinin sorumluluk bölgesinde olduğu belirtilmiştir. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı yakalama ile gözaltına alma işlemlerinin 5/10/2021 tarihinde Manavgat ilçesinde gerçekleştirildiğini, bu itibarla başvurucunun gözaltına alındığı sırada kolluk görevlilerince aşırı güç kullanılarak basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaralandığı yönündeki iddiaya konu suç yerinin Antalya'nın Manavgat ilçesi olduğunu, suçun Antalya il merkezinde işlendiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını belirterek 22/10/2021 tarihinde yetkisizlik kararı vermiş ve evrakı gereği için Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
8. Başvurucu; Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu beyan dilekçesinde hem yakalama sırasında hem de sonraki aşamada emniyet binasında darbedildiğini, şikâyet dilekçesinde kolluk görevlilerince tutulan tutanak saatleri esas alınarak kötü muamelenin emniyet binasında da gerçekleşen eylemlerden kaynaklandığının açıklandığını belirterek dosyanın bu yönüyle yetkisizlik kararı veren Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına iadesini talep etmiştir.
9. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı 15/11/2021 tarihli müzekkereyle Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığından olayın meydana geldiği bildirilen Manavgat ilçesi Evrenseki Kavşağında olay anını ve yerini gösterir kamera görüntü kayıtlarının teminini istemiştir. İlçe Jandarma Komutanlığınca düzenlenen tutanakta söz konusu yerde MOBESE kameralarının çalışmadığı, kavşak üzerindeki işletmelerden sadece birinin güvenlik kamerası olduğu, bu kameranın da kayıtları on beşer günlük periyotlarla otomatik olarak sildiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.
10. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 17/11/2021 tarihli ifadesinde başvurucu; gözaltı işlemi sırasında kimsenin kendisini darp etmediğini, araçtan indirilirken ayağının takılması sonucu yere düştüğünü, düşme esnasında başını yere çarpması nedeniyle kaşının açıldığını, yine araçtan indirildiği sırada kim olduğunu bilmediği bir kişinin dirseğinin sağ gözünün alt kısmına geldiğini, bu nedenle gözünün altının morardığını beyan etmiştir.
11. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı 6/12/2021 tarihinde başvurucunun herhangi bir suç isnadı ya da şikâyetinin bulunmadığı, araştırma ve soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bir suç iddiası ortaya konulmadığı ve herhangi bir suç unsurunun da tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
12. Başvurucu; Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 13/12/2021 tarihli dilekçesinde 17/11/2021 tarihli ifadesini bilinçli olarak vermediğini, psikolojisinin bozuk olduğunu, kendisi ve ailesiyle uğraşılacağı ve sorun yaşayacağı endişesiyle bu şekilde beyanda bulunduğunu, olay esnasında araçtan indirilirken ve başka araca bindirilirken defalarca darbedildiğini belirtmiştir.
13. Başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazı Manavgat 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 26/1/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
14. Başvurucu, nihai kararı 8/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 7/3/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
16. Başvurucu; yakalama ve emniyette gözaltında tutulma sürecinde kolluk görevlilerinin fiziksel ve sözlü şiddetine maruz kaldığını, bu muamelenin polis memuru olması nedeniyle daha da ağırlaştığını, olaylara ilişkin yaptığı şikâyetler hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini, verilen kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermediğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihatları ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
17. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
20. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K., § 27).
21. Yakalama gerektiren durumlarda, özellikle yakalamaya karşı direnmenin olduğu hâllerde şüphesiz ki kolluk makamlarının bedensel güç uygulaması anayasal yönden sorun oluşturmamaktadır. Aynı şekilde gerekli olmadığı sonradan anlaşılan hâllerde yapılan yakalamalarda dahi yakalanmasına çalışılan kişinin direnmesi kolluk makamlarının zor kullanma yetkisini kullanmasını gerektirebilir (Nergiz Şen ve diğerleri (2) [2. B.], B. No: 2017/17702, 4/7/2022, § 50).
22. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K., § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 83).
23. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).
24. Somut olayda başvurucunun yakalanmasına ilişkin tutanakta; başvurucunun sevk ve idaresindeki aracın dur ihtarına uymayarak kaçmaya devam ettiği, kovalamaca sırasında aracın ön şoför camından dışarıya bir paket atıldığı, aracın 5/10/2021 tarihinde saat 01.50 sıralarında durdurulduğu ve başvurucunun görevlilere direnmesi üzerine orantılı güç kullanılarak kontrol altına alındığı ifade edilmiştir. Tutanakta başvurucunun hangi davranışı nedeniyle güç kullanımına başvurulduğu, direnmenin mahiyeti ve şiddeti, hangi aşamada ve ne tür fiziki müdahale gerçekleştirildiği, kullanılan gücün yakalamanın sağlanması amacıyla nasıl ilişkilendirildiği hususlarında bir açıklama yoktur. Başvurucu hakkında aynı gün saat 07.13'te düzenlenen adli muayene raporunda her iki göz çevresinde 3x3 cm boyutlarında ödem ve ekimoz, sol omuzda 5x5 cm eritem ve kürek kemikleri arasında 10 cm uzunluğunda eritem ve ekimoz olduğu, bu yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca İnfaz Kurumuna giriş muayenesinde de her iki orbitada ekimoz ve baş bölgesinde cilt yaralanması tespit edilmiştir. Yaralanmaların niteliği ve vücutta yer aldıkları bölgeler, tutanakta yer alan soyut direnme anlatımıyla uyumlu ve makul şekilde açıklanamamıştır. Bu tespitler ışığında -başvurucunun yakalanması için belirli ölçüde güç kullanılması kesin olarak gerekli olsa dahi- kullanılan gücün başvurucunun tutumuyla orantılı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan muamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muamele olarak kabul edilebilir (bahsi geçen muamelelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar için birçok karar arasından bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84-91; S.D., §§ 84-88). Bu durumda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutu ihlal edilmiştir.
25. Anayasa'nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).
26. Olaydan hemen sonra 5/10/2021 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda başvurucunun her iki gözünde ödem ve ekimoz, sol omzunda eritem ile sırt bölgesinde yaklaşık 10 cm uzunluğunda eritem ve ekimoz bulunduğu, yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği ve raporun geçici hekim raporu niteliğinde olduğu belirtilmiştir (bkz. § 4). Ayrıca kolluk tutanağında başvurucunun direndiği ileri sürülerek kendisine güç kullanıldığı açıkça ifade edilmiştir (bkz. § 3). Buna rağmen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma başlatmamış, soruşturmayı başvurucunun 11/10/2021 tarihli şikâyeti üzerine başlatmıştır. Adli muayene raporunun geçici nitelikte olduğu açık olmasına rağmen söz konusu yaralanmaların niteliğini ve oluş biçimini ortaya koyacak şekilde kesin nitelikte ek bir adli rapor düzenlenmesini de sağlamamıştır.
27. Diğer taraftan başvurucunun Antalya Emniyet Müdürlüğü binasında da darbedildiğini iddia etmesine rağmen Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı yalnızca yakalamanın gerçekleştiği kavşaktaki kamera kayıtlarının araştırılması için emniyete müzekkere yazmış; olay yerinin Manavgat ilçe sınırları içinde kaldığının belirtildiği tutanağa dayanarak dosya hakkında yetkisizlik kararı vermiştir. Bu aşamada başvurucunun Antalya Emniyet Müdürlüğü binasında gözaltında tutulduğu süreçte darbedildiğine ilişkin anlatımları ayrı bir kötü muamele iddiası olarak ele alınmamış, buradaki kamera kayıtları yönünden de herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Dosyanın gönderildiği Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı ise yalnızca olayın gerçekleştiği belirtilen kavşaktaki kamera kayıtlarının varlığını araştırmış, MOBESE kameralarının çalışmadığının ve sadece bir işyeri kamerasının kayıtlarının otomatik olarak silindiğinin tespit edilmesinden sonra başka bir delil toplamamıştır. Yakalama ve gözaltı işlemlerine katılan kolluk görevlilerinin kimlikleri tespit edilmemiş, bu kişilerin ifadelerine başvurulmamıştır. Başvurucuda tespit edilen yaralanmaların nasıl ve nerede (yakalama anında, emniyet binasında) meydana geldiğinin açıklığa kavuşturulması için başvurucunun ayrıntılı beyanı alınmamış, güç kullanımında aşırıya kaçtığı iddia edilen görevliler yönünden teşhis işlemi yaptırılmamış, başvurucunun şikâyetine konu olaylar sırasında başvurucu ile birlikte hareket ettikleri değerlendirilen iki şüphelinin beyanına da tanık sıfatıyla başvurulmamıştır.
28. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun ifadesinde yaralanmalarını düşmeye ve ismini bilmediği bir kişinin dirseğinin çarpmasına bağlamasına dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; olaydan kısa süre sonra düzenlenen adli muayene raporunda göz, omuz ve sırt bölgesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralanmalar olduğunu gösteren tıbbi bulguların bu anlatımla uyumlu olup olmadığını değerlendirmemiştir. Sonuç olarak Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun yakalanması ve emniyette gözaltında tutulması sırasında maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamele iddialarını aydınlatmak, olayın koşullarını ortaya koymak ve sorumluların belirlenmesini sağlamak için tüm delilleri toplamadan soruşturmayı sonuçlandırmıştır. Bu nedenle yürütülen soruşturmanın Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında etkili bir soruşturma olarak kabul edilemeyeceği ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
30. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 15.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
31. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
32. Başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 15.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi ve belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucunun hem yakalama sırasında hem de Antalya Emniyet Müdürlüğünde kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin iddiaları yönünden yeniden soruşturma yapılmak üzere Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2021/15169) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, BEKİR ÖZKAN, B. No: 2022/31630, 03.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 45–51
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.