Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
ONUR ATEŞ (2022/27749)
- Kötü muamele yasağı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, kolluk görevlilerinin yakalama sırasında şüpheliye fiziksel ve sözlü şiddet uygulaması ve bu olay nedeniyle yürütülen yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı | İhlal | Yeniden yargılama, Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
ONUR ATEŞ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/27749) |
|
|
|
Karar Tarihi: 28/1/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Merve ARSLANTÜRK |
|
Başvurucu |
: |
Onur ATEŞ |
|
Vekili |
: |
Av. Yunus Emre YAĞCI |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kolluk görevlilerinin yakalama sırasında şüpheliye fiziksel ve sözlü şiddet uygulaması ve bu olay nedeniyle yürütülen yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Erbaa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) yazılı ve görsel medyada 8/11/2019 tarihinde ilçede görevli trafik polislerinin bir suç isnadıyla yakalama sırasında orantısız güç kullanmak suretiyle başvurucuyu darbettikleri ve hakarette bulundukları yönünde yapılan haberler neticesinde 12/11/2019 tarihinde resen soruşturma başlatmıştır.
3. Başvurucunun yakalanmasına dayanak olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamında düzenlenen olay ve yakalama tutanağına göre 8/11/2019 tarihinde başvurucunun sevk ve idaresindeki araçta bulunan bir kişinin bir vatandaşın cep telefonunu alarak olay yerinden kaçtığının ihbar edilmesi üzerine söz konusu aracın yakalanması amacıyla ilçe giriş ve çıkışları kolluk birimlerince kontrol altına alınmıştır. Tutanakta aracın sesli ve ışıklı megafonla yapılan dur ihtarına uymayarak ekip otosunun üzerine süratle yöneldiği ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kaçtığı, takip sırasında başvurucunun uyarılara rağmen durmaması üzerine polis memuru F.D.nin önce havaya üç el uyarı atışı yaptığı, ardından aracın manevra yaptığı sırada aracın sağ lastiğine ateş ederek aracı durdurduğu belirtilmiştir. Aracın durmasının ardından agresif şekilde araçtan çıkan ve dış görünüş itibarıyla alkollü olduğu değerlendirilen başvurucunun kolluk görevlilerine direnmesi üzerine kendisine kademeli zor kullanıldığı, saldırgan davranışlarının devam etmesi üzerine kelepçelenerek etkisiz hâle getirildiği tutanağa yansımıştır.
4. Başvurucu, aynı gün gözaltına alınmış; Erbaa Devlet Hastanesinin 8/11/2019 tarihli gözaltı giriş raporunda başvurucunun boyun bölgesinde hafif kızarıklık, yüzünde sağ maksilla (üst çene kemiği) bölgesinde ekimoz, alnının sağ tarafında kızarıklık ve sol ayak bileğinde hassasiyet saptandığı, hayati tehlikesinin olmadığı, yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu, raporun kati hekim raporu niteliğinde olduğu, alkol promil değerinin 1,51 olarak ölçüldüğü belirtilmiştir.
5. Jandarma Komutanlığı olay yeri inceleme uzmanı tarafından medyaya da yansıyan videoya ilişkin olarak çözüm tutanağı düzenlenmiştir. Söz konusu tutanağın ilgili kısmı şöyledir :
"Stabilize yol üzerinde koyu renk aracın arka tarafında [başvurucunun] dizleri üzerinde beklediği, bu esnada polis memuru [S.A.G.nin] 'aynı bok, her zaman aynı bok abi bu ya' dediği, [başvurucunun] 'Abi valla korktum, yemin ederim korktum.' dediği, polis memuru [S.A.G.nin] 'yat yere, yat yere' diyerek [başvurucuyu] itekleyip emekleme poziyonuna getirerek arkada tarafından sol ayağıyla [başvurucunun] kaba yerine tekme attığı, arkasına geçerek sırtından bastırdığı ve sağ eliyle ensesine tokat attığı esnada polis memuru [F.D.nin] beyaz renkli polis arabasından inerek sol elinde bulunan telsizle görüştüğü kişiye 'abi nokta üzerindeyiz nokta, nokta üzerindeyiz, yat lan' diyerek sağ ayağıyla [başvurucunun] suratına tekme attığı, [F.D.nin] sağ eliyle [başvurucunun] sağ omzuna bastırdıktan sonra sağ eliyle yüzüne tokat attığı, [başvurucunun] 'abi vurulduğum için kaçtım, (...anlaşılmayan konuşmalar olduğu) abi (...anlaşılmayan konuşmalar olduğu)', [başvurucunun] solunda bulunan polis memuru [S.A.G.nin] ise sağ eliyle kafasına bastırdıktan sonra sağ eliyle [başvurucunun] ensesine tokat attığı, polis memuru [F.D.nin başvurucunun] kafasına bastırarak 'tam noktamıza aldım' dediği, bu esnada polis memuru [S.A.G.nin başvurucunun] ön tarafına geçerek eğilip 'amına kodumun çocuğu' dediği esnada video çekiminin sonlandığı, olay yerinde bulunan emniyet bekçileri [M.K.] ve [T.C.S.nin] ise ayakta bekledikleri tespit... [edilmiştir]."
6. Soruşturma kapsamında müşteki sıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, olay tarihinde kız arkadaşını evine bıraktıktan sonra sevk ve idaresindeki araçla seyir hâlindeyken bir süre sonra arkasından gelen sivil bir aracın selektörünü açıp kapattığını, aracın kız arkadaşının akrabalarına ait olabileceğini düşünerek aracıyla kaçmaya başladığını beyan etmiştir. Başvurucu, kovalamacanın devam ettiği sırada trafik polislerinin de peşine takıldığını, polislerin herhangi bir anons yapmadıklarını, yalnızca kornaya bastıklarını ve selektörü açıp kapattıklarını, bunun üzerine daha fazla paniklediğini belirtmiştir. Kovalamaca sürerken polis aracından sevk ve idaresindeki aracın lastiklerine doğru ateş edildiğini, bu sebeple aracı durdurmak zorunda kaldığını, araçtan indikten sonra trafik polislerinin de araçtan indiğini, kendisini ilk takip eden sivil araçtaki iki bekçinin de indiğini, polis memurları S.A.G. ve F.D.nin video kaydında da görüldüğü üzere kendisini darbettiklerini, bekçiler D.K. ve T.C.S.nin herhangi bir müdahalede bulunmadan polis memurlarının darp eylemini izlediklerini ifade etmiştir. Başvurucu, polis memurlarının darp eylemi sırasında kendisine hakaret ettiklerini, bu durumun yaklaşık bir dakika sürdüğünü, sonrasında beyaz renkli sivil bir aracın olay yerine geldiğini, bu araca bindirildiğini, araçta yaklaşık iki saat bekletildikten sonra emniyet müdürlüğüne götürüldüğünü dile getirmiştir.
7. Şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınan polis memurları S.A.G. ve F.D. 8/11/2019 tarihinde görev esnasında yapılan anons üzerine başvurucunun kullandığı aracın peşine düştüklerini, anons yapılmasına rağmen araç sürücüsünün kaçmaya devam ettiğini, kovalamaca sırasında olay yerinde aracı takip eden sivil bir aracın daha olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca F.D.nin daha önce havaya doğru silahıyla üç el ateş ettiğini, araç sürücüsünün kaçmaya devam etmesi üzerine bu kez aracın sağ arka lastiğini hedef alarak tek el ateş ettiğini, lastiğe isabet etmesi nedeniyle aracın durduğunu, bunun üzerine araçtan indiklerini, sivil aracın da durduğunu, araçtan üniformalı iki bekçinin indiğini beyan etmiştir. Polis memurları, başvurucunun bu esnada kendilerine sinkaflı küfretmeye başladığını ve üzerlerine yürüdüğünü, kendilerine direndiğini, bunun üzerine başvurucuyu orantılı güç kullanarak etkisiz hâle getirdiklerini, bu sırada başvurucunun tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, sonrasında olayların dosya kapsamında yer alan videoda görüldüğü şekilde geliştiğini, video ile ilgili kısım bakımından pişmanlık duyduklarını, başvurucuyu etkisiz hâle getirdikten sonra diğer ekiplerin olay yerine gelip başvurucuyu beyaz renkli sivil bir araca bindirerek götürdüğünü ifade etmiştir.
8. Şüpheli olarak ifadelerine başvurulan D.K. ve T.C.S. Erbaa İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli bekçi olduklarını, 8/11/2019 tarihinde yapılan ihbar üzerine başvurucunun kullandığı aracı takibe başladıklarını, aracı teyit ettikten sonra kendilerinin de anons geçtiklerini, bu anons üzerine trafik ekibinin başvurucunun kullandığı aracı durdurmak istediğini, polis otosundan başvurucunun kullandığı araca defalarca anons yapıldığını ancak aracın durmadığını, bunun üzerine polis otosundan önce havaya üç el ateş edildiğini, aracın yine durmaması üzerine bu kez aracın sağ arka lastiğine hedef gözetilerek bir el ateş edildiğini, tekerleğin isabet alması sonucu başvurucunun aracının durduğunu söylemiştir. İfadelerinin devamında ise başvurucunun araçtan indikten sonra görevli polis memurlarına tehdit ve hakaret ettiğini, teslim olma konusunda direndiğini, sonrasında olayların dosya kapsamında yer alan videoda görüldüğü şekilde geliştiğini, görevleri gereği başvurucunun can güvenliğini sağlamak için gerekli müdahalede bulunmadıkları için pişmanlık duyduklarını belirtmiştir.
9. Başsavcılık, yürütülen soruşturma sonucunda başvurucunun olay günü sevk ve idaresindeki araçla seyir hâlindeyken alkollü olduğundan şüphelenen trafik polislerinin dur ihtarına uymadığı, bunun üzerine şüpheli polis memurları F.D. ve S.A.G.nin bulunduğu ekip otosu ile başvurucunun kullandığı araç arasında kovalamaca yaşandığı, kovalama sonucunda durdurulan araçtan inen başvurucunun resmî üniformalı polis memurları F.D. ve S.A.G. tarafından darbedilerek yaralandığı, darp eylemi sırasında şüpheli S.A.G.nin başvurucuya "Aynı bok, her zaman aynı bok abi bu ya." şeklinde hakaret içerikli sözler söylediği, bu suretle F.D. ve S.A.G.nin zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşmak suretiyle kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralama, S.A.G.nin ayrıca alenen hakaret, olay sırasında orada bulunan ve adli kolluk görevi bulunmayan resmî üniformalı bekçiler D.K. ile T.C.S.nin ise yaşanan darp ve hakaret eylemlerine rağmen başvurucuya yardım etmemeleri ve tanık oldukları olayları resmî makamlara bildirmemeleri nedeniyle kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu işledikleri gerekçeleriyle iddianame tanzim etmiştir.
10. Yargılama aşamasında polis memurları, bekçiler ve başvurucu soruşturma aşamasındaki beyanlarıyla uyumlu anlatımlarda bulunmuştur. Olay anını videoya kaydeden tanık N.K. olay tarihinde evindeyken silah sesleri duyduğunu, "Yat yat." dendiğini duyarak pencereye yöneldiğini, başvurucunun elleri kelepçeli şekilde, dizlerinin üzerine çöktüğünü gördüğünü ifade etmiştir. Tanık, üniformalı iki polis memurunun başvurucuya hakaret ettiğini, bu esnada başvurucunun kolluk görevlilerine direnmediğini, olay yerinde olup bekçi olarak görev yapan diğer görevlilerin ise olaya hiçbir şekilde müdahale etmediğini belirtmiştir.
11. Olay anına ilişkin video kaydının çözümüne ilişkin olarak tarafsız bir bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda, video dosyasının çözümlenmesine ilişkin anlatımın dosyada yer alan video çözüm tutanağı ile aynı mahiyette olduğu belirtilmiştir. Raporda, polis memurlarının başvurucuya fiziksel şiddet uyguladığı, bekçi olarak görev yapan memurların ise şiddete müdahale etmediği, başvurucunun kolluk kuvvetlerine direnmediği ifade edilmiştir.
12. Yargılama sonucunda Asliye Ceza Mahkemesi, başvurucuya fiziksel şiddet uygulayan sanık polis memurları S.A.G. ve F.D. hakkında zor kullanma yetkisinin sınırını aşmak suretiyle kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanma yoluyla kasten yaralama suçundan adli para cezasına hükmetmiş, koşulları oluştuğu gerekçesiyle haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Sanık S.A.G. hakkında ayrıca alenen hakaret suçundan da adli para cezasına hükmetmiş ve HAGB uygulamıştır. Kararda, sanık polis memurları S.A.G. ve F.D.nin görevleri kapsamında kovalamaca yaşanan olay günü alkollü olduğu belirtilen başvurucuyu yakaladıkları, yakalanmasından sonra dizleri üzerinde kelepçeli olarak duran başvurucuyu itekledikleri, kaba yerine tekme attıkları, arkasına geçip sırtından bastırdıkları, sağ eliyle ensesine tokat attıkları, sanıkların eylemleri sonucu başvurucunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığı, bu nedenle somut olayda görevlerini yerine getirirken sınırı aşan sanıkların kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanma suretiyle kasten yaralama suçunu işledikleri ifade edilmiştir. Ayrıca sanık S.A.G.nin başvurucuya sokakta "Aynı bok, her zaman aynı bok bu ya." diyerek hakaret ettiğinin sabit olduğu, bu nedenle sanık S.A.G. bakımından hakaret suçunun da sübut bulduğu belirtilmiştir. Bekçi olarak görev yapan sanıklar D.K. ve T.C.S. hakkında ise başvurucunun darbedilmesi eylemini yetkili makamlara geç bildirdiklerine dair herhangi bir bulguya rastlanmaması gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
13. Polis memuru sanıklar S.A.G. ve F.D. hakkında verilen HAGB kararına karşı başvurucu ve sanıkların yaptığı itiraz Ağır Ceza Mahkemesince 28/1/2022 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Çarşı ve mahalle bekçisi sanıklar D.K. ve T.C.S. hakkında verilen beraat kararlarına karşı başvurucu ve Cumhuriyet savcısının yaptığı istinaf başvuruları da Bölge Adliye Mahkemesince 13/2/2023 tarihinde esastan kesin olarak reddedilmiştir.
14. Başvurucu, HAGB kararına karşı yaptığı itiraza dair ret kararını 9/2/2022 tarihinde öğrendikten sonra 23/2/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
16. Başvurucu; olay tarihinde görevli polis memurlarının orantısız ve görevlerinin gereklerine aykırı şekilde güç kullanmaları sonucunda yaralandığını, polis memuru sanıklar hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından verilen hükümde takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasının ve HAGB'ye karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu durumun kamu görevlilerine hoşgörüyle yaklaşıldığı izlenimini yaratarak benzer eylemlere zemin oluşturduğunu, devlet ile adalet mekanizmasına duyulan güveni zedelediğinden bahisle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yapılacak incelemede Anayasa, mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi içtihatlarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, görüşe karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.
18. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
20. Kolluk görevlilerinin güç kullanması sonucunda meydana gelen yaralama olaylarıyla ilgili başvurularda kötü muamele yasağının negatif yükümlülüğe ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerin incelenmesinde dikkate alınması gereken ilkelere birçok kararda yer verilmiştir (bu ilkeler için birçok karar arasından bkz. Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83, 95, 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75, 81, 83, 101-103; S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95; Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).
21. Olası cezai sorumluluğun tespiti için yürütülen soruşturma sonrasında kovuşturma evresine geçilmişse bu aşama da Anayasa’nın 17. maddesinin gereklerine cevap verebilecek nitelikte olmalıdır (Ferit Kurt ve diğerleri, § 79).
22. Bütün kovuşturmaların mahkûmiyet veya belirli bir cezayla sonuçlanmasına yönelik kesin bir zorunluluk yoktur ancak mahkemeler, hiçbir koşul altında yaşamı tehdit eden suçlar ile fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırıların cezasız kalmasına veya af ya da zamanaşımına uğramasına izin vermemeli; sorumlulara yaptırım uygulamakta kararlı olmalı, suçun ağırlık derecesi ile verdikleri ceza arasında açık bir orantısızlığın bulunmamasına dikkat etmelidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 77; Umut Tamaç [2. B.], B. No: 2014/13514, 18/7/2018, § 85).
23. Aksi yöndeki uygulamalar, eylemleriyle kötü muamele yasağını ihlal eden kolluk görevlilerinin cezasız kalmalarına ya da gerektiği gibi cezalandırılmamalarına yol açar ki bu durum; caydırıcılık sağlanmadığı için etkili ceza soruşturması yürütme yükümlülüğünün açıkça zedelenmesine, kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini korumak için oluşturulan mevzuatın etkili şekilde uygulanmamasına, dolayısıyla kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla koruma konusundaki pozitif yükümlülüğün yerine getirilememesine sebebiyet verir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Şenol Gürkan [1. B.], B. No: 2013/2438, 9/9/2015, §§ 84, 105. Yaşam hakkı yönünden yapılan benzer değerlendirmeler için bkz. Seyfullah Turan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2014/1982, 9/11/2017, § 162; Narin Kurt [GK], B. No: 2018/2540, 1/12/2022, § 105). Ayrıca sözü edilen uygulamalar nedeniyle -olay nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararlar giderilmiş, aynı zamanda fail veya failler yeterli disiplin cezaları ile cezalandırılmış olsa da- mağdurlara uygun ve yeterli giderim sağlanmamış olur (yaşam hakkı yönünden yapılan benzer değerlendirmeler için bkz. Narin Kurt, § 111).
24. Bu sebeple kamu güveninin sürdürülmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için mahkemelerin takdir haklarını bu tür eylemlere müsamaha edilmeyeceğini göstermek için kullanmaları ve takdir hakkının suçun sonuçlarının hafifletilmesi için kullanıldığı yönünde bir izlenim oluşmasına neden olmamaları gerekir [Naif Bal (3) [2. B.], B. No: 2020/6966, 15/5/2024, § 31; yaşam hakkı yönünden yapılan aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Cembeli Erdem [1. B.], B. No: 2014/19077, 18/4/2018, §§ 100-102; Narin Kurt, § 109].
25. Ayrıca ifade etmek gerekir ki Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı yalnızca fiziksel nitelikteki eylemlerle sınırlı olmayıp kişilerin ruhsal yönden acı çekmelerine neden olan muameleleri de kapsar. Bu bağlamda mağdurda korku, keder veya aşağılanma duygusu uyandıran, mağduru kendi gözünde ve/veya başkalarının gözünde -amacı bu olsun ya da olmasın- küçük düşüren veya itibarsızlaştıran, kişinin fiziki veya manevi direncini kıran yahut onu iradesine veya vicdanına aykırı davranmaya iten, insan haysiyetine saygı göstermeyen veya onu azaltan eylemler insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak kabul edilebilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 89)
26. Somut olayda bir suç ihbarı üzerine başvurucunun sevk ve idaresindeki aracın yakalanması amacıyla takip başlatıldığı, başvurucunun trafik ekiplerinin dur ihtarına uymayarak kaçması üzerine kamu güvenliğinin ve trafik düzeninin sağlanması amacıyla güç kullanımına başvurulduğu anlaşılmıştır. Kolluk görevlilerince öncelikle havaya uyarı atışı yapılmış, aracın durmaması üzerine aracın lastiği hedef alınarak ateş edilmiş, araç bu suretle durdurulmuş ve başvurucu yakalanmıştır. Buna rağmen yakalanmasının ardından dizleri üzerinde ve fiilen etkisiz hâle getirilen başvurucunun yere doğru itildiği, kaba yerine, yüzüne tekme ve tokat atıldığı, bunun yanı sıra ağır ve aşağılayıcı sözlere maruz bırakıldığı olay anına ilişkin video kaydıyla ortaya konulmuştur. Başvurucunun maruz kaldığı sözlerin de somut olayın koşullarında, kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
27. Yargılama sonucunda Asliye Ceza Mahkemesi; sanık polis memurlarının yakalamadan sonra başvurucuyu itekledikleri, kaba yerine tekme attıkları, ensesine tokat attıkları ve başvurucunun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığı tespitiyle sanıklar hakkında zor kullanma yetkisinin sınırını aşmak suretiyle kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanma yoluyla kasten yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Mahkeme, sanık S.A.G. yönünden ayrıca hakaret suçunun da sübut bulduğunu kabul etmiştir. Bu itibarla başvurucunun kötü muamele yasağı kapsamına giren muameleye maruz kaldığı ilk derece mahkemesinin tespitleriyle ortaya konulduğundan Anayasa Mahkemesinin incelemesi, esas itibarıyla uygulanan yaptırımın cezasızlık sonucuna yol açıp açmadığı, bu bağlamda caydırıcılığın sağlanıp sağlanmadığı yönünden yapılacaktır.
28. Anayasa Mahkemesine göre HAGB'ye karar verilmesi veya sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedilmesi benzer kötü muamele fiillerinin önlenmesinde caydırıcı bir etki doğurmadığı gibi kamu görevlilerinin karıştığı bu tür eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı izlenimi oluşmasına da sebebiyet verebilmektedir (S.D., §§ 101, 103; Edip Elma ve diğerleri [1. B.], B. No: 2015/14826, 18/4/2019, § 56).
29. Başvuru konusu olayda sanık polis memurları hakkında kasten yaralama suçundan adli para cezasına hükmedildiği, sanık S.A.G. hakkında ayrıca hakaret suçundan da adli para cezası uygulandığı, her iki sanık yönünden HAGB uygulandığı görülmüştür. Bu yaptırım sonucunun kamu görevlilerinin karıştığı kötü muamele fiillerinin önlenmesi bakımından gerekli caydırıcılığı sağlamadığı, eylemlerin sonuç itibarıyla cezasız kaldığı yönünde bir izlenimin ortaya çıkmasına elverişli olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Asliye Ceza Mahkemesince verilen karar, eylemleriyle kötü muamele yasağını ihlal eden kolluk görevlilerinin cezasız kalmalarına yol açmış, bu durum caydırıcılığın sağlanamaması nedeniyle etkili ceza soruşturması yürütme yükümlülüğünü zedelemiş ve başvurucunun fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün idari ve yasal düzenlemeler yoluyla korunmasına yönelik pozitif yükümlülüğün somut olayda yerine getirilememesine sebep olmuştur. Dolayısıyla kötü muamele yasağının hem maddi hem usul boyutu yönünden ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan muamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak kabul edilebilir (bahsi geçen muamelelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar için birçok karar arasından bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84-91; S.D., §§ 84-88).
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
31. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
32. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
33. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
34. Ayrıca başvurucuya manevi zararı karşılığında talebine bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2021/142, K.2021/873) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, ONUR ATEŞ, B. No: 2022/27749, 28.01.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 02, sayfa 386–393
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.