Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
YİĞİT ALP YILMAZ (2022/22542)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, ceza mahkemesinin beraat kararına rağmen lehe maktu vekâlet ücretine hükmedilmemesi üzerine yapılan temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Mahkemeye erişim hakkı | Anayasal ve Kişisel Önemin Olmaması | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
YİĞİT ALP YILMAZ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/22542) |
|
|
|
Karar Tarihi: 20/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Muhterem İNCE Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Volkan SEVTEKİN |
|
Başvurucu |
: |
Yiğit Alp YILMAZ |
|
Vekili |
: |
Av. Mert IŞIK |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza mahkemesinin beraat kararına rağmen lehe maktu vekâlet ücretine hükmedilmemesi üzerine yapılan temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 19/11/2014 tarihli iddianamesiyle başvurucu (suça sürüklenen çocuk) hakkında parada sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır. Mahkemenin 17/2/2015 tarihli mahkûmiyet kararına karşı başvurucu müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin (Yargıtay Dairesi) 22/5/2019 tarihli kararı ile eksik incelemeyle karar verilmesi nedeniyle hüküm bozulmuştur.
3. Bozma sonrasında Mahkeme 10/9/2019 tarihli kararıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 10/7/2019 tarihli kararı uyarınca 2/9/2019 tarihinden itibaren Adana Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinin göreve başlaması nedeniyle görevsizlik kararı vermiştir.
4. Görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda Adana Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 10/9/2020 tarihinde başvurucu müdafiinin yüzüne karşı verilen kararla atılı suçtan cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden başvurucunun beraatine karar verilmiştir.
5. Başvurucu müdafii 15/9/2020 tarihinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ilk derece mahkemesine elektronik imzayla gönderdiği süre tutum dilekçesi ile anılan kararı temyiz etmiştir. Başvurucu gerekçeli kararın yazılması sonrasında kararı UYAP üzerinden öğrenmesi ile 18/10/2020 tarihinde sunduğu gerekçeli temyiz dilekçesinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca, beraat eden müvekkili lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmemesi nedeniyle kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. Başvurucu müdafiine gerekçeli karar 24/10/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Süre tutum dilekçesi ile gerekçeli temyiz dilekçesi evrakının UYAP üzerinden 27/10/2020 tarihinde memur tarafından onaylandığı anlaşılmaktadır.
6. Yargıtay Dairesi, başvurucunun süresinden sonra temyiz talebinde bulunduğunu belirterek 21/12/2021 tarihinde temyiz talebinin reddine karar vermiştir. Anılan karar ve gerekçesi şöyledir:
“Yüzüne karşı usulüne uygun 10.09.2020 tarihinde tefhim edilen hükmü, CMUK.nın 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süreden sonra 27.10.2020 tarihinde temyiz eden suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, …”
7. Başvurucu, nihai kararı 18/1/2022 tarihinde öğrendikten sonra 17/2/2022 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, üzerine atılı suçtan beraat etmesine rağmen AAÜT uyarınca lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve bu kapsamda yaptığı temyiz talebinin de süre aşımından reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
9. Başvurucunun şikâyetinin özü; temyiz talebinin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle usulden reddedilmesi nedeniyle temyiz isteminin esasının incelenmediğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
10. Başvurucunun beraat kararı ile birlikte karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair iddialarını içeren başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.
11. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına alınmıştır.
12. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek nitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez bulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).
13. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımaması, kişisel önem olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır (K.V., § 57).
14. Somut olayda başvurucu, AAÜT'ye göre lehine maktu vekâlet ücretine -6.810 TL- hükmedilmesi gerektiğini ve bu kapsamda yaptığı temyiz talebinin süresinde olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun iddiasının özü mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik olup Anayasa Mahkemesi, önüne gelen benzer iddialara ilişkin birçok başvuruda mahkemeye erişim hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir (Serkan Acar [1. B.], B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39; Özkan Şen [2. B.], B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52; Mürsel Malkoç [GK], B. No: 2013/9466, 27/10/2015, § 27; Aksaray Tır Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2017/36736, 19/9/2018, § 85; Cemal Kocatepe [GK], B. No: 2021/31220, 27/1/2026, §§ 35-41).
15. Buna göre mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun, Anayasa Mahkemesinin sıklıkla uygulanan ve açık bir içtihadının bulunduğu bir konuya ilişkin olduğu, ayrıca genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşımadığı sonucuna varılmıştır.
16. Başvurucu açısından önem taşıyan husus, beraat kararı ile birlikte yararına maktu vekâlet ücreti verilmemesidir. Başvuru tarihi (2022 yılı) itibarıyla eldeki başvurunun başvurucu açısından objektif anlamda önemli bir maddi zarar olarak görülüp görülemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu kapsamda AAÜT’ye göre 6.810 TL tutarındaki hükmedilmeyen maktu vekâlet ücretinin, başvurucunun içinde bulunduğu kişisel koşullara göre kendisinin mali durumuna ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamasının olmadığı da gözetildiğinde önemli bir zarar oluşturduğu kanaatine ulaşılamamıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varıldığından anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun, anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, YİĞİT ALP YILMAZ, B. No: 2022/22542, 20.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 369–371
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.