İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

L.H.E. SAĞLIK TURİZM EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş. Ö.L.H.A.H.Ş. (2022/19577)

  • Suçta ve cezada kanunilik

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; kanuni dayanağı bulunmaksızın yönetmelik hükmüne dayanılarak idari para cezası uygulanması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Suçta ve cezada kanunilikSuçta ve cezada kanunilikİhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

L.H.E. SAĞLIK TURİZM EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş. Ö.L.H.A.H.Ş. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/19577)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

L.H.E. Sağlık Turizm Eğitim Hizmetleri ve İnşaat Taahhüt A.Ş. Ö.L.H.A.H.Ş.

Vekili

:

Av. Kevser SEZER

​

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kanuni dayanağı bulunmaksızın yönetmelik hükmüne dayanılarak idari para cezası uygulanması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/2/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Bir çiftin, başvurucu Şirkete ait üremeye yardımcı tedavi (ÜYTE) merkezinde dondurulmuş şekilde saklanan embriyolarının başka bir ÜYTE merkezine nakilleri sırasında kaybolduğuna ilişkin müracaatları üzerine Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından inceleme raporu düzenlenmiştir.

6. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 4/2/2020 tarih ve 025-2 sayılı inceleme raporunda; embriyoların dondurma işlemi sırasında veya en geç diğer bir ÜYTE merkezine nakledilinceye kadar geçen süre içinde kayboldukları kanaatine varıldığından bahisle 30/9/2014 tarihli ve 29135 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) ek 17 Müeyyide Formu'nun 22. sırasında bulunan “Dondurulan gonad hücreleri ile embriyoların usulüne uygun olarak saklanmadığının veya kaybolduğunun tespit edilmesi halinde, 1. Tespit; Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde beşi oranında idarî para cezası verilir. 2. Tespit; Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde onu oranında idarî para cezası verilir. 3. Tespit; Merkezin faaliyeti on gün süreyle durdurulur.” hükmü uyarınca idari yönden işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir.    

7. Valilik Makamının 19/11/2020 tarih ve 129294040 sayılı oluru ile başvurucu Şirket hakkında Yönetmelik’in ek 17 Müeyyide Formu'nun 22. sırasında belirtilen 1. Tespit doğrultusunda 2019 yılı Haziran ayı brüt hizmet gelirinin binde beşi oranına isabet eden 41.609,88 TL tutarında idari para cezası verilmiştir. İdari para cezasına ilişkin Valilik Makamı oluru, başvurucu Şirkete 28/11/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir.   

8. Başvurucu vekili, İdari Yaptırım Tutanağı'nın iptali amacıyla 11/12/2020 tarihli dilekçesiyle Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) başvuruda bulunmuştur. Başvuru dilekçesinde özet olarak kararın somut gerekçelere dayanmadığını, kararın kanuni dayanağının bulunmadığını ve kararın haksız olduğunu ileri sürmüştür. Hâkimlik tarafından 14/12/2020 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda idari yaptırıma konu bilgi ve belgelerin Ankara İl Sağlık Müdürlüğünden istenilmesine karar verilmiştir.

9. Ankara İl Sağlık Müdürlüğünce dosyaya sunulan yazı cevabında, düzenlenen idari para cezasına yapılan itirazın hukuka aykırı olduğu belirtilerek dayanak belgeleri dosyaya ibraz edilmiştir. Bu kapsamda başvurucu Şirket hakkında düzenlenen idari yaptırım kararına dair Valilik oluru, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının inceleme raporu, 2019 yılı haziran ayı brüt hizmet gelirine ilişkin başvurucu Şirketten gelen cevabi yazı, idari para cezasının tahsiline ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığına yazılan yazı dosya kapsamına sunulmuştur.

10. Hâkimlik tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 14/12/2021 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

   "... İdarenin yazı cevabı, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 04/02/2020 tarihli inceleme raporu, idari yaptırım kararı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, şikayete konu olayın, itiraz eden kurum tarafından verilen "sağlık hizmeti" statüsünde olduğu hususunun şüphesiz olduğu, müfettiş raporunda da belirtildiği üzere, şikayetçi […] çiftine ait üç adet embriyonun dondurulduğu, 21/05/2018 tarihine kadar söz konusu embriyolar üzerinde herhangi bir işlem yapılmadığı, 25/05/2018 tarihinde ÜYTE Yönetmeliğine uygun olarak adı geçenlere ait embriyonun bulunduğu viallerin […] ÜYTE Laboratuvarından alınarak […] ÜYTE laboratuvarına mühürlü azot tanık içerisinde naklediği, 17/07/2019 tarihinde embriyonun çözdürülmesi aşamasında boş çıktığı, […] ÜYTE merkezince yapılmış herhangi bir hukuka aykırı işlemin bulunmadığı sonucuna varıldığı embriyoların nakledilinceye kadar geçen süre içerisinde kaybolduğu ve bu haliyle sorumluluğun itiraz eden Hastane'nin üzerinde olduğu, bu tespit üzerine düzenlenen idari para cezasının hukuka uygun olduğu ve aksine yeterli delilin sunulmadığı anlaşılmakla itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir... "

11. Başvurucu vekili karara karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde; başvurucu Şirketin idari yaptırım konusu olayda bir sorumluluğunun bulunmadığını, kararın yeterli gerekçeyi içermediğini belirtmiştir. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/1/2022 tarihli kararıyla itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

   "...Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin  14/12/2021 tarih 2020/8786 D.iş sayılı idari para cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair kararının gerekçesinde hukuka aykırı herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, 04.02.2020 tarihli Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının raporuna göre itiraz edenin sorumlu olduğu dönemde embriyoların kaybolduğunun değerlendirildiği, [...] Hastanesinde embriyo çözülümü sonucunda hiçbir kalıntının da bulunmaması karşısında itirazın reddine…"

12. Başvurucu vekili, nihai hükmü 18/1/2022 tarihinde öğrenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "Kanunîlik ilkesi" başlıklı 4. maddesi şöyledir:

   “(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.

   (2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.”

14. 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun "temel esaslar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:

   “Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve âtıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ilgili Bakanlığın muvafakatını alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi verir ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetler.”

15. 3359 sayılı Kanun'un ek 11. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

   “Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir.”

16. Yönetmelik’in 28. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

   “Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uymayanlar hakkında, Ek-17’te yer alan müeyyideler uygulanır.”

17. Yönetmelik’in ek 17’de yer alan Müeyyide Formu'nun 22. sırasındaki hüküm şöyledir:

   “Dondurulan gonad hücreleri ile embriyoların usulüne uygun olarak saklanmadığının veya kaybolduğunun tespit edilmesi halinde,

   1.   Tespit; “Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde beşi oranında idarî para cezası verilir.

   2.   Tespit; “Bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin binde onu oranında idarî para cezası verilir.”

   3.   Tespit; “Merkezin faaliyeti on gün süreyle durdurulur.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

   "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir kişinin hakkında dava açılmasına ve hüküm giymesine neden olan fiilin gerçekleştirildiği zamanda bu fiilin suç olduğunu gösteren bir kanuni hükmün olduğunun ve uygulanan cezanın bu hükümle belirlenen sınırları aşmadığının doğrulanması gerektiğini vurgulamıştır (Coeme ve diğerleri/Belçika, B. No: 32492/96, 32547/96, 32548/96, 33209/96, 33210/96, 22/6/2000, §§ 146, 149-151).

20. AİHM, Sözleşme'nin 7. maddesinin işlevi konusunda ceza hukukunun davalının aleyhine olacak biçimde geriye dönük olarak uygulanmasını önlemekle kalmayıp aynı zamanda daha genel olarak bir suçun sadece kanunla tanımlanıp cezasının belirlenebileceği prensibini de benimsediğini belirtmektedir. AİHM'e göre anılan maddenin koruması, ceza hukukunun -örneğin kıyas gibi yollarla- suçlanan tarafın aleyhine yorumlanmamasını da kapsar. AİHM, bir suçun kanunda açık bir biçimde tanımlanması şartının kişinin ilgili hükmün ifadesinden ve/veya gerekiyorsa mahkemelerin bu hükmü yorumlamaktaki içtihatları yardımıyla hangi eylem ve kusurların kendisine atfedilebileceğini, suçlu duruma düşebileceğini bilebilmesi sayesinde yerine getirileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla AİHM, Sözleşme'nin 7. maddesinde geçen kanun teriminin yazılı olan ve yazılı olmayan kurallar ile erişilebilirlik ve öngörülebilirlik de dâhil olmak üzere niteliksel şartları zımnen ifade ettiğini vurgulamaktadır (Tolstoy Miloslavsky/Birleşik Krallık, B. No: 18139/91, 19/7/1995, Seri A No: 316-B, § 37; Kasymakhunov ve Saybatalov/Rusya, B. No: 26261/05, 26377/06, 14/3/2013, § 77).   

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Anayasa Mahkemesinin 20/5/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, kanuni dayanağı bulunmaksızın yönetmelik hükmüne dayanılarak idari para cezası uygulanması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca itirazlarının ilgili ve yeterli bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmesi nedenleriyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ifade etmiş, kamuya açık belgelerde isminin gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

23. Bakanlık görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

24. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu, beyanda bulunmamıştır.

B. Değerlendirme

25. Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

   ''Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.''

26. Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, kanuni dayanağı bulunmayan yönetmelik maddesine dayanılarak idari para cezası uygulanmasıdır. Bu nedenle bu kısımdaki ihlal iddiaları suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Anayasa Mahkemesi Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin kabahatler yönünden de geçerli olup olmadığını incelediği Onmed Tıbbi Ürünler Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ([2. B.], B. No: 2016/8342, 17/6/2020, §§ 31-37), Mustafa Karakuş ([GK], B. No: 2020/34781, 17/1/2023, §§ 53-60) kararlarında suçta ve cezada kanunilik ilkesinin kabahatler yönünden de geçerli olduğu ve başvuruların kabul edilebilir olduğu sonucuna ulaşmıştır (B.Y.Ç., [2. B.], B. No: 2013/4554, 15/12/2015; D.M.Ç., [1. B.], B. No: 2014/16941, 24/1/2018; Selçuk Özbölük, [1. B.], B. No: 2015/7206, 14/11/2018). Anılan kararlarda belirtilen ilkeler doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

28. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümlerinde kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiği gibi 13. maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkelerde de sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç ve cezaları düzenleyen 38. maddesinde de suçta ve cezada kanunilik ilkesi özel olarak güvence altına alınmıştır (Karlis A.Ş. [1. B.], B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 31).

29. Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmıştır (AYM, E.2019/9, K.2019/27, 11/4/2019, § 13).

30. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin somutlaştırıldığı uluslararası sözleşmelerde de yer almaktadır. Bu ilke Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Sözleşme’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesinin birinci paragrafında “Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” şeklinde, Medenî ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 15. maddesinin birinci paragrafında ise “Hiç kimse, işlendiği zamanda ulusal ya da uluslararası hukuk bakımından suç sayılmayan bir fiil ya da ihmal yüzünden suçlu sayılamaz. Suç sayılan bir fiile, işlendiği zaman yürürlükte olan bir cezadan daha ağır ceza verilemez. Fiilin işlenmesinden sonra yasalarda bu fiile karşılık daha hafif bir ceza öngörülecek olursa, fiili işleyene bu ikinci ceza uygulanır.” biçiminde düzenlenmiştir (AYM, E.2020/16, K.2020/33, 25/6/2020, § 16).

31. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, cezalandırmanın temel haklara etkisinden kaynaklanan özel önemi nedeniyle zaman içinde bir ceza hukuku kavramı olarak alt ilkeler de içerecek şekilde gelişmiştir. Bu bağlamda hukuki belirliliğin ve hukuk güvenliğinin gereği olarak Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” hükmüyle aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasaklanmıştır. Ceza normlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyici nitelikteki bu kural kanunilik ilkesinin bir alt ilkesi olan aleyhe kanunun geçmişe uygulanması yasağı olarak ifade edilmektedir (AYM, E.2020/87, K.2022/44, 21/04/2022, § 26).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Somut olayda Valilik Makamının 19/11/2020 tarih ve 129294040 sayılı oluru ile başvurucu Şirket hakkında Yönetmelik’in ek 17 Müeyyide Formu'nun 22. sırasında belirtilen 1. Tespit doğrultusunda 2019 yılı Haziran ayı brüt hizmet gelirinin binde beşi oranına isabet eden 41.609,88 TL tutarında idari para cezası verilmiştir (bkz. § 7). Başvurucu ise kararın kanuni dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür (bkz. § 8).

33. Hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının değerlendirilebilmesi için önemlidir. Başvurucuya uygulanan idari yaptırımın dayanağını Yönetmelik’in ek 17 Müeyyide Formu oluşturmaktadır. Hâkimliğin idari para cezasına itirazın reddine dair kararının gerekçesinde atıfta bulunulan Kanun hükümleri incelendiğinde başvurucuya uygulanan idari yaptırıma ilişkin eylem ve cezaların açıkça belirtilmediği görülmektedir. Buna karşın Hâkimliklerce başvurucunun bu husustaki itirazları değerlendirilmemiş, idari yaptırımın hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

34. Sonuç olarak başvurucu hakkındaki idari yaptırımın çerçevesi kanunla çizilmemiş yönetmelik hükmüne dayalı olarak verilmesi nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

35. Başvuruda suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

VI. GİDERİM

36. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

37. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

38. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

39. Uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi/belge sunmadığından başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Adil yargılanma hakkına yönelik ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (2020/8786 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, L.H.E. SAĞLIK TURİZM EĞİTİM HİZMETLERİ VE İNŞAAT TAAHHÜT A.Ş. Ö.L.H.A.H.Ş., B. No: 2022/19577, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 361–368

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.