İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

SUAT ÇAKMAK (2022/18900)

  • Kötü muamele yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, gözaltı sürecinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalınması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kötü muamele yasağıYakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımıSüre Aşımı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SUAT ÇAKMAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/18900)

 

Karar Tarihi: 3/3/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Merve ARSLANTÜRK

Başvurucu

:

Suat ÇAKMAK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, gözaltı sürecinde fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalınması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçunu işlediği şüphesiyle Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 5/10/2016 tarihinde gözaltına alınmış; 1/11/2016 tarihinde tutuklanmıştır (15 Temmuz darbe girişimine ilişkin arka plan bilgisi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017).

3. Başvurucu, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundan Başsavcılığa sunduğu 27/11/2017 tarihli dilekçede 5/10/2016-1/11/2016 tarihleri arasında Mersin Terörle Mücadele Şubesinde gözaltında tutulduğunu, bu sürede fiziksel ve psikolojik olarak kötü muameleye maruz kaldığını, Mersin Devlet Hastanesince düzenlenen 6/10/2016 tarihli raporun darbedildiğine dair iddialarını doğruladığını, 10/10/2016 tarihinde kulağıyla ilgili sevk yazısı düzenlendiğini belirtmiştir. Başvurucu 12/2/2018 tarihli dilekçesiyle de anılan sağlık raporunun dosyaya eklenmesini talep etmiştir.

4. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yürütülen yargılama sonucunda mahkûmiyet kararı verilmiş, hüküm istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek 4/11/2021 tarihinde kesinleşmiştir.

5. Başvurucu 10/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Komisyon adli yardım talebinin kabulüne, kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiası dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan iddiaya ilişkin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Başvurucu, gözaltında bulunduğu yirmi sekiz gün boyunca fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü, bu durumun 6/10/2016 tarihli sağlık raporuyla da kayıt altına alındığını, gözaltı sürecinde darp izlerini gösteren raporun yargılamada dikkate alınması için 27/11/2017 ve 12/2/2018 tarihli dilekçelerle Başsavcılığa başvurduğunu, işkenceye maruz kaldığını ikinci gün alınan raporla belgeleyebildiğini, sonraki sağlık kontrollerinde ise bunun mümkün olmadığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun kötü muamele iddiasını mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra ve doğrudan Anayasa Mahkemesi nezdinde dile getirdiği, bu iddiayı kamu makamlarına zamanında iletmesine engel bir durum olmadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususunun dikkate alınması gerektiği, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin konuya ilişkin içtihatlarının gözönünde bulundurulması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu cevap dilekçesinde başvuru formundaki iddialarını yinelemiş ve gözaltı sürecinde uğradığı kötü muameleyi farklı tarihlerde ilgili ve yetkili mercilere bildirerek üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ancak şikâyetlerine dair bir cevap alamadığını belirtmiştir.

9. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

10. Başvuru yollarının tüketilmesi kuralı, bir soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünde inceleme yapılabilmesi için mutlak surette gerekli olmasa da yürütülen soruşturmanın -makul bir süreyi aşmaması şartıyla- ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi bireysel başvuruyla getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır. Bununla birlikte savunulabilir bir kötü muamele iddiası hakkında soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa başvurucudan soruşturmanın sonucunu beklemesini istemek makul olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucu, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir. Zira soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu yoktur. O hâlde anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir. Böyle bir durumda başvurucu, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardığı veya varması gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varması gerektiği her davanın koşullarına bağlı olarak değerlendirilecektir. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvurucudan başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuruda bulunması da beklenmemelidir (yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının konu edildiği Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu ([1. B.], B. No: 2014/15732, 24/1/2018) başvurusunda yapılan aynı yöndeki değerlendirmelerin kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurularda da uygulanmasına ilişkin örnekler için bkz. İbrahim Şen [1. B.], B. No: 2015/19415, 8/5/2019; Sevil Ulaş [1. B.], B. No: 2020/34875, 6/3/2024).

11. Somut olayda başvurucu, gözaltında maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleyi 27/11/2017 ve 12/2/2018 tarihli dilekçelerle Başsavcılığa bildirmiştir. Başvurucu anılan dilekçelerde maruz kaldığını belirttiği kötü muamelenin sağlık raporlarıyla doğrulandığını ifade ederek 6/10/2016 tarihli raporun dosyaya alınmasını talep etmiştir. Buna rağmen bu dilekçeler üzerine kötü muamele iddialarına ilişkin bağımsız bir ceza soruşturması başlatıldığına veya mevcut bir soruşturmanın bu yönde genişletildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ya da belge yoktur. Başvurucu, bireysel başvuruyu ise ceza davasının kesinleştiği 4/11/2021 tarihinden sonra 10/1/2022 tarihinde yapmıştır. Oysa sözü edilen yargılama başvurucuya isnat edilen suçla ilgili olup yapıldığını iddia ettiği kötü muamele ile ilgili değildir ve başvurucu aleyhinde yürütülen yargılamanın kötü muamele iddiası yönünden başvuru süresine bir etkisi bulunmamaktadır. Doğrusu başvurucu 27/11/2017 ve 12/2/2018 tarihli dilekçelerle Başsavcılığa müracaat etmesine rağmen özen yükümlülüğüne aykırı davranmış; şikâyeti üzerine bir soruşturma başlatılmamasına rağmen bireysel başvuruda bulunmak için hakkında yürütülen yargılamanın kesinleşmesini beklemiş; daha önce bireysel başvuruda bulunmasına engel olan bir nedenden de söz etmemiştir. Hâlbuki başvurucunun bireysel başvuru yapmasından yıllar önce şikâyeti hakkında soruşturma başlatılmadığını fark etmesi gerekir. Bu nedenle 10/1/2022 tarihinde yapılan başvurunun süresinde olmadığı değerlendirilmiştir.

12. Açıklanan gerekçelerle başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, SUAT ÇAKMAK, B. No: 2022/18900, 03.03.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 19–21

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.