İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

İGLO YAPI DENETİM LTD. ŞTİ. (2022/12295)

  • Mülkiyet hakkı
  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, yapı denetim faaliyeti yapabilecek kuruluş listesinden çıkarılmaya yönelik işlemin yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen uğranılan zararların karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Mülkiyet hakkıRuhsat, lisans, tahsisAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Mülkiyet hakkıTazminat (kamu kurumlarının tarafı olduğu uyuşmazlıklar)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (idare)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İGLO YAPI DENETİM LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/12295)

 

Karar Tarihi: 18/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Mehmet ALTUNDİŞ

Başvurucu

:

İglo Yapı Denetim Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Mehmet Ali MÜJDECİOĞLU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, yapı denetim faaliyeti yapabilecek kuruluş listesinden çıkarılmaya yönelik işlemin yargı kararıyla iptal edilmesine rağmen uğranılan zararların karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu, Diyarbakır'da yapı denetim alanında faaliyet gösteren bir şirkettir. Başvurucu 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında Diyarbakır'da denetim izin belgesi başvuru sıralamasına girmek amacıyla 13/1/2020 tarihli dilekçeyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne (İdare) başvurmuştur. Başvuru tarihinde Diyarbakır için yapı denetim kuruluşu kontenjanı dolmadığından başvuru Merkez Yapı Denetim Komisyonu tarafından 14/2/2020 tarihli kararla uygun bulunmuş; şirket denetim faaliyeti yapabilecek kuruluş sıralamasına alınmış, İdare 9/3/2020 tarihinde 30/7/2019 tarihli ve 30847 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yapı Denetimi İzin Belgesi Almak İçin Yapılan Müracaatların Değerlendirilmesi ve Sıralamaya Alınmasına Dair Tebliğ'in (Tebliğ) 4. maddesine göre başvurucu şirkete büro denetim raporu, teminat mektubu, çekirdek personelin çalıştırıldığına dair yazı ve yapı denetim sistemi kullanım sözleşmesinin eksik olduğunu bildirmiş; bu eksikliklerin otuz gün içinde giderilmesini talep etmiştir. Yapılan tebligat başvurucunun belirtilen adreste bulunamaması nedeniyle iade edilmiştir. Tebligatı öğrenemeyen başvurucu, bu sürede eksiklikleri giderememiş ve gerekli yapılanmayı tamamlamamıştır. Başvurucu 1/7/2020 tarihinde İdareye yeni bir dilekçe vermiş; dilekçede COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle tedbirler alındığını, evrak toplama ve hazırlama noktasında gecikme olduğunu, mücbir sebep kapsamında kaybedilen sıraya yönelik yeni bir değerlendirme yapılarak ilk sıraya göre karar verilmesini talep etmiştir. İdare 20/7/2020 tarihinde eksikliklerin giderilmesi yönünde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde belirtilen adrese tebligat gönderildiğinden, aynı zamanda söz konusu eksikliklerin www.yds.gov.tr internet adresinden 14/2/2020 tarihinden sonra ilan edildiğinden, pandemi sürecinde getirilen kısıtlamaların eksiklikleri tamamlamaya engel teşkil edecek sürede ve nitelikte olmadığından bahisle başvurucuyu Diyarbakır için oluşturulan denetim faaliyeti yapabilecek kuruluş sıralamasından çıkarmıştır.

3. Başvurucu, Diyarbakır için oluşturulan denetim faaliyeti yapabilecek kuruluş sıralamasından çıkarılmasına yönelik işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Ankara 13. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Mahkeme, İdarenin 9/3/2020 tarihli işleminin başvurucuya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. İptal kararı istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. İptal kararı sonrasında belgelendirme süreci kaldığı yerden devam ettirilerek başvurucuya 29/1/2021 tarihinde yapı denetim izin belgesi verilmiştir.

4. İptal kararı sonrasında başvurucu Ankara 11. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde davalı İdarenin kusurlu işlemi nedeniyle şirketin kâr elde etme imkânından yoksun kaldığını, bir ilde denetim faaliyeti yürüten şirket sayısının o il için belirlenen azami kuruluş sayısıyla sınırlı olduğunu, bu sayının belirlenmesinde ildeki mevcut inşaat faaliyetleri ile buna bağlı olarak oluşan toplam birim metrekare iş miktarının esas alındığını belirtmiştir. Ayrıca söz konusu iş miktarının Ulusal Yapı Denetim Sistemi (UYDS) üzerinden yapı denetim kuruluşlarına eşit şekilde dağıtıldığını, kabul edilen işin birim metrekare miktarının her yıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yurt içi üretici fiyat endeksi esas alınarak belirlenen birim maliyetlerle çarpılması suretiyle hak edişin hesaplandığını, bu çerçevede faaliyette bulunulamayan dönemlere ilişkin kazanç kaybının tespitinde Diyarbakır'daki yapı denetim şirketi sayısının, ilgili döneme ait birim metrekare iş miktarının ve UYDS kapsamında yapılan dağıtımların dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir.

5. İdare Mahkemesi 30/11/2021 tarihinde davanın reddine kesin olarak karar vermiş; gerekçeli kararda İdarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için kendi eylem veya işleminden kaynaklanan, gerçek, miktarı belirli ve uğranıldığı kanıtlanmış bir zararın doğması ile bu zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, yalnızca muhtemel zararın tazmin sorumluluğu için yeterli olmadığını belirtmiştir. Bu kapsamda İdare Mahkemesi başvurucunun yapı denetim şirketi olarak faaliyette bulunabilecekken davalı İdarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle yaklaşık bir yıl süreyle faaliyette bulunamadığı, bu süre içinde kazanç elde edebileceği, kâr kaybına uğradığı yönündeki iddiasının olası koşullara bağlı olarak kazanılması muhtemel bir kazanç kaybına dayandığını, bu nedenle kesin ve gerçek bir zararın ortaya konulamadığını vurgulamıştır.

6. Başvurucu, nihai kararı 30/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 20/1/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Maddi Tazminat Davasının Reddedilmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

8. Başvurucu; İdarenin hizmet kusuru nedeniyle yapı denetim belgesini geç aldığını, faaliyette bulunamadığını, kazanç elde edemediğini, Mahkemenin iptal kararı sonrasında açtığı tam yargı davasında ulaştığı sonucun hatalı olduğunu belirterek mülkiyet hakkının, gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

9. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu kapsamda yalnızca mevcut mal ve haklar değil, aynı zamanda kişiye ekonomik yarar sağlama potansiyeli olan ve hukuken korunan yetkiler de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Başvuruya konu olayda yapı denetim izin belgesinin şirket açısından ekonomik bir değer ifade ettiği ve mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir mal varlığı değeri teşkil ettiği kabul edilmelidir (Ak Demirtaş Madencilik Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2014/1989, 15/6/2016, § 35).

10. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan [1. B.], B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). Başvurucunun yapı denetim alanında faaliyet gösterememesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil etmektedir.

11. Anayasa'nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58). Söz konusu müdahalenin İdarenin yapı denetim faaliyetlerini düzenleme ve denetleme yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği açıktır. Bu nedenle müdahale mülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmelidir.

12. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). Olayda başvurucunun başvuru tarihinde belgelerinin eksik olması nedeniyle yapı denetim faaliyeti yapabilecek kuruluşlar sıralamasından çıkarılmasına yönelik işlemin dayanağı 4708 sayılı Kanun'un 2. ve 12. maddeleridir. İdarenin yapı denetim kuruluşlarını sıralamaya alma, eksikliklerini tamamlattırma ve gerekli şartları taşımayanları sistem dışına çıkarma yönündeki işlemlerinin kamu yararı amacına dayandığı açıktır.

13. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisi olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

14. Bununla birlikte başvurucuya mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye karşı etkili biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkili makamlar önünde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı incelenmelidir. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk [1. B.], B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044, 17/12/2015, § 71).

15. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için mahkemelerin kararlarında konu ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren, davanın sonucuna etkili esasa ilişkin temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde değerlendirilerek karşılanması gerekir (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53).

16. 4708 sayılı Kanuna göre yapı denetimi faaliyetleri yalnızca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından izin belgesi alan ve münhasıran yapı denetimi alanında faaliyet gösteren, tüzel kişiliğe sahip olan yapı denetim kuruluşları tarafından yürütülebilmektedir. Kanun'un 12. maddesinde yapı denetim kuruluşlarının sınıflandırılması, izin belgesi verilmesi, kuruluşların çalışma usul ve esasları, denetim kuruluşu sayısının belirlenmesi, hizmet sözleşmeleri ve personel nitelikleri gibi hususların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmeliklerle düzenleneceği belirtilmiştir. 5/2/2008 tarihli ve 26778 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 12. maddesine göre yapı denetim izin belgesi alabilmek için kuruluşun hisselerinin tamamının mimar veya ilgili mühendislik meslek mensuplarına ait olması, ticaret veya sanayi odasına kayıtlı bulunması, ortaklarının mesleki yeterlilik ile adli sicil şartlarını taşıması gerekmektedir. Başvurunun uygun görülmesi hâlinde Merkez Yapı Denetim Komisyonunca yapı denetim izin belgesi düzenlenir. Yönetmelik'in 21. maddesinde ise yapı sahiplerinin yapı ruhsatı sürecinden önce yapı denetim kuruluşu ile yapı denetim hizmet sözleşmesi yapmak zorunda olduğu düzenlenmiştir. Belirli büyüklüğe kadar olan yapılarda yapı denetim kuruluşu yapı sahibi tarafından seçilmekte, diğer yapılarda ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından elektronik ortamda belirlenmektedir. Tebliğ hükümlerinde ise yapı denetim kuruluşlarının sıralamaya alınması, izin belgesi verilmesi ve eksikliklerin tamamlatılması usulü düzenlenmiştir. Buna göre ilgili ilde faaliyet gösterebilecek kuruluş sayısının dolu olması hâlinde yeni başvuran kuruluşlar sıraya alınmakta, kontenjan bulunması hâlinde ise gerekli şartları sağlayan kuruluşlara izin belgesi verilmektedir. Eksiklik tespit edilen kuruluşlara bunları tamamlamaları için otuz günlük süre tanınmaktadır. Tebligatlar, kuruluşların ticaret sicilindeki adreslerine yapılmakta; süresi içinde başvuru yapmayan, istenen belgeleri sunmayan veya tüzel kişiliği sona eren kuruluşlar sıralamadan çıkarılmaktadır.

17. İncelenen olayda başvurucu, Diyarbakır'da denetim izin belgesi başvuru sıralamasına girmek için İdareye başvurmuş; İdare, Tebliğ'de yer alıp sunulması zorunlu olan bazı evrakın eksik olduğunu başvurucuya tebliğ etmiştir. Başvurucu, COVID-19 pandemisi nedeniyle eksiklikleri zamanında tamamlayamadığını İdareye bildirmiş; bu durumun mücbir sebep olarak kabul edilmesi talebinde bulunmuştur. Bu noktada başvuru sırasındaki belge eksikliği başvurucunun da bilgisi dâhilindedir (bkz. § 2). Takip eden süreçte İdare, süresinde eksikliklerini gideremeyen başvurucuyu Diyarbakır için oluşturulan denetim faaliyeti yapabilecek kuruluş sıralamasından çıkarmıştır. Başvurucunun söz konusu işlemin iptali istemiyle açtığı davada Mahkeme, eksikliklerin giderilmesi amacıyla başvurucuya gönderilen yazının usulsüz tebliğ edildiği gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. İptal kararının ardından belgelendirme süreci kaldığı yerden devam ettirilmiş ve başvurucuya 29/1/2021 tarihinde yapı denetim izin belgesi verilmiştir. Başvurucu, iptal kararı sonrasında yaklaşık bir yıl süreyle yapı denetim faaliyetinde bulunamadığını, sıralamadan çıkarılmasına ilişkin işlem tesis edilmemiş olsaydı faaliyetine devam ederek bu dönemde kâr elde edebileceğini ileri sürerek tam yargı davası açmıştır. Ancak İdare Mahkemesi, başvurucunun ileri sürdüğü zarar iddiasının muhtemel nitelikte olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

18. Başvurucu, yapı denetim izin belgesinin geç verilmesi nedeniyle belirli bir süre yapı denetim faaliyetinde bulunamadığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürmüştür. Somut olayda başvurucunun başvuru sürecinde Tebliğ ve ilgili mevzuat uyarınca ibraz edilmesi zorunlu olan bir kısım belgeyi süresi içinde tamamlamadığı ve bu eksikliklerin İdarece kendisine bildirildiği görülmüştür. Eksik belgeler arasında büro denetim raporu, teminat mektubu, çekirdek personelin çalıştırıldığına dair yazı ve yapı denetim sistemi kullanım sözleşmesi (bkz. § 2) gibi temel başvuru şartını oluşturan unsurlar yer almaktadır.

19. Başvurucu, eksiklikleri COVID-19 pandemisi nedeniyle süresinde gideremediğini ileri sürerek bu durumun mücbir sebep olarak değerlendirilmesini talep etmiş ise de, başvurunun yapıldığı aşamada eksikliklerin varlığını bildiği ve bu eksiklikleri tamamlamaya yönelik yükümlülüğün kendisine ait olduğu açıktır (bkz. § 2). Nitekim İdare, süresi içinde eksiklikleri gidermeyen başvurucuyu sıralamadan çıkarmış; ancak söz konusu işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine belgelendirme süreci kaldığı yerden devam ettirilmiş ve başvurucuya yapı denetim izin belgesi verilmiştir. Bu durumda sürecin başlangıcında mevcut olan eksikliklerin ve bunların giderilmemesinin idari sürece etkisinin, başvurucunun ileri sürdüğü iddialar bakımından belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla İdare Mahkemesinin tazmin talebini reddetmesinde açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatası bulunduğu söylenemez.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Damga Vergisi İade Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu; yapı denetim faaliyeti yürütebilecek kuruluşlar sıralamasından çıkarılması nedeniyle haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü ve iade talebinin reddedildiği damga vergisi sebebiyle uğradığı maddi kazanç kaybının tazmini istemiyle açtığı davanın reddedilmesi sonucunda mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Bakanlık görüşünde, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının birlikte dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.

23. Başvuru konusu olayda, başvurucunun iade talebinin reddedildiği damga vergisine ilişkin şikâyetlerini Anayasa Mahkemesine başvuru öncesinde yargısal merciler önünde ileri sürmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla söz konusu iddia bakımından olağan kanun yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Damga vergisi iade talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, İGLO YAPI DENETİM LTD. ŞTİ., B. No: 2022/12295, 18.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 124–130

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.