Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
AYŞE KIRŞAN (2022/107867)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, işe iade davasının ara buluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren süresinde açılmadığından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Mahkemeye erişim hakkı (hukuk) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AYŞE KIRŞAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/107867) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Nuray KOVANCI |
|
Başvurucu |
: |
Ayşe KIRŞAN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işe iade davasının ara buluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren süresinde açılmadığından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, özel bir şirket bünyesinde Anadolu Üniversitesinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken iş sözleşmesi güvenlik kartının iptali nedeniyle feshedilmiştir. Başvurucu, zorunlu ara buluculuk başvurusunda bulunmuş; 10/4/2018 tarihli tutanakla başvurucu ile işveren arasındaki ara buluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlanmıştır.
3. Başvurucu 26/4/2018 tarihinde Eskişehir 2. İş Mahkemesinde (Mahkeme) işe iade davası açmıştır. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; özel güvenlik görevlisinin çalışma izninin iptal edilmesi ve kimliğine el konulması hâlinde işçinin özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmasının mümkün olmadığını, bu durumun yeterlilik ile elverişlilik sorununu ortaya çıkardığını vurgulayarak işveren açısından yapılan feshin geçerli olduğunun kabulünün gerektiğini belirtmiştir.
4. Başvurucunun istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 26/10/2022 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine, Mahkeme kararının kamu düzenine aykırılık sebebiyle kaldırılmasına karar vermiş ve yeniden hüküm kurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, işe iade davasının ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki haftalık hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle davanın usulden reddine kesin olarak hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasında iş sözleşmesi feshedilen işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca ara bulucuya başvurmak zorunda olduğu, anlaşmaya varılamadığına dair ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılması gerektiğinin kurala bağlandığı belirtilmiştir. Bir aylık ara bulucuya başvurma süresi ve ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açma süresinin hak düşürücü nitelikte olduğu ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağı ifade edilmiştir. Son tutanak tarihinin 10/4/2018 olduğu, davanın 24/4/2018 tarihine kadar açılması gerektiği, davanın yasal iki haftalık süre geçtikten sonra 26/4/2018 tarihinde açıldığı ifade edilerek yasal süresi içinde açılmayan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
5. Başvurucu, nihai kararı 13/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra 12/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
6. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
7. Başvurucu, ara buluculuk sürecinde görüşmenin telekonferans yoluyla yapıldığını, bu durumda ara bulucunun son tutanağı düzenledikten sonra imzalanması için taraflara göndermesi gerektiğini, dava açma süresi olan iki haftalık hak düşürücü sürenin ıslak imzalı son tutanağın kendilerine ulaşması ile başlayacağını belirtmiştir. Başvurucu; taraflarca imzadan imtina edilmediği hâlde son tutanağın sadece ara bulucu tarafından imzalandığını, tutanağın görüşmeden sonra defalarca istenmesine rağmen imzalanmak üzere kendilerine gönderilmediği gibi ara bulucu tarafından imzalanan ıslak imzalı tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin de kendilerine gönderilmediğini ancak Mahkemece istenmesi üzerine 26/3/2021 tarihinde kendilerine ulaşmak üzere kargoya verildiğini ifade etmiş ve adil yargılanma hakkı ile hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
9. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
10. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
11. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah [1. B.], B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
13. Söz konusu uyuşmazlıkta işe iade talebiyle açılan davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilerek esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir. Hak arama özgürlüğüne yapılan bu müdahale Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru bir amaca dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
14. Başvurucunun işe iade davasını hak düşürücü süre içinde açmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 4857 sayılı Kanun'un "Fesih bildirimine itiraz ve usulü" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasına dayandığı görülmektedir. Fıkrada iş sözleşmesi feshedilen işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle 7036 sayılı Kanun'un hükümleri uyarınca ara bulucuya başvurmak zorunda olduğu, ara buluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabileceği kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
15. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacı incelendiğinde ise hukuki işlem ve kuralların sürekli dava tehdidi altında olmasının hukuk devletinin unsurları olan hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle bağdaşmayacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkı ile hukuki güvenlik ve istikrar gerekleri arasında makul bir denge gözetilmelidir (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015). Dava açılmasının belli bir süre koşuluna bağlanmasının hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ile mahkemeye erişim hakkı arasında makul bir denge kurulmasına yönelik ve anayasal açıdan meşru bir amaca dayalı olduğu değerlendirilmiştir. Bu itibarla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
16. Ölçülülük ilkesi; öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
17. Dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen yargı mercilerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği dava açma süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili olarak yargı mercilerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç [1. B.], B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
18. Anılan uyuşmazlıkta başvurucunun ara buluculuk bürosuna başvurduğu, büroca görevlendirilen ara bulucu tarafından taraflara toplantı gün ve saatini bildiren davetiyelerin gönderildiğinin belirtildiği, tarafların katıldığı görüşmenin 10/4/2018 tarihinde telefon yoluyla gerçekleştirildiği, ara buluculuk faaliyetinin anlaşmama ile sonuçlandığı, 10/4/2018 tarihli ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği ve ara bulucu tarafından imzalandığı görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi, kararında son tutanak tarihinin 10/4/2018 olduğunu belirtmiştir (bkz. § 4).
19. Yargı mercince dava açma süresinin tespitinde son tutanağın düzenlenme tarihinin saptanması belirleyici rol oynamaktadır. Uyuşmazlığın esası telefon aracılığıyla gerçekleştirilen ara buluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde son tutanağın düzenlendiği tarihin belirlenmesi ve bununla bağlı olarak 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinde işe iade talebiyle dava açmak için öngörülen iki haftalık dava açma süresinin başlangıcının tespitine ilişkindir.
20. 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 8. maddesinde ara bulucunun, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebileceği ve iletişim kurabileceği düzenlenmiştir. Öte yandan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ara bulucunun, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebileceği ve bu amaçla her türlü iletişim aracını kullanabileceği kuralına yer verilmiştir.
21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi konuya ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair 16/6/2025 tarihli ve E.2025/1242, K.2025/5080 sayılı kararında ara buluculuk son tutanağının düzenlendiği tarihin, son tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı veya tamamlanmış sayıldığı tarih olduğuna karar vermiştir. Karar gerekçesinde; anlaşamamaya ilişkin son görüşmenin yapılıp tutanağın ara bulucu tarafından düzenlendiği tarihin son tutanağın düzenlendiği tarih olarak kabul edilmesinin ara buluculuk son tutanağının aslı veya ara bulucu tarafından onaylanmış bir sureti elinde olmayan davacı bakımından hak arama hürriyetinin ihlaline, mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasına ve hak kaybına neden olacağını belirtmiştir. Bakanlık Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk Kitapçığında da "ara buluculuk sürecinin tüm imzaların tamamlanması ile sona ereceği" ve dava açma süresinin "son tutanaktaki son imzanın tamamlanması ile başlayacağı" hususlarının belirtildiği ifade edilmiştir.
22. Başvurucu, imzadan imtina edilmemesine rağmen ara bulucu tarafından son tutanağın imzalanmak üzere taraflara gönderilmediği ve talep edilmesine rağmen sadece ara bulucu tarafından imzalandığı belirtilen son tutanağın aslının veya onaylı suretinin de kendisine verilmediği iddiasında bulunmuştur.
23. 6325 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ara buluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya ara buluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığına ilişkin tutanağı düzenleme görevi ara bulucuya aittir. Bu belgenin taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmaması hâlinde sebebi belirtilmek suretiyle sadece ara bulucu tarafından imzalanacağı da söz konusu fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre ara buluculuk faaliyeti sonunda düzenlenecek belgede usulüne uygun olarak imza koşulunun tamamlanması ara bulucunun sorumluluğundadır.
24. Olayda ara buluculuk son tutanağının sadece ara bulucu tarafından imzalandığı, taraflarca imzalanmamasına ve bunun sebebine dair tutanakta herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görülmüştür. Yargı mercince bu duruma ilişkin ayrıca ve açıkça bir değerlendirme yapılmadığı saptanmıştır. Ara buluculuk görüşmesinin telefon aracılığıyla yapıldığı dikkate alındığında son tutanağın ara bulucu tarafından düzenlendiği tarihin, son tutanağın düzenlendiği tarih olarak kabul edilmesi ve bu suretle davanın 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen dava açma süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının başvurucunun dava açmasını zorlaştırdığı ve ara buluculuk şartına ilişkin kurallar bakımından aşırı şekilci bir yaklaşım sergilediği anlaşılmıştır. Bu itibarla başvurucunun katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine (E.2022/694, K.2022/3885) iletilmek üzere Eskişehir 2. İş Mahkemesine (E.2018/207, K.2021/1316) GÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AYŞE KIRŞAN, B. No: 2022/107867, 03.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 136–141
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.