İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

KEREM AYDIN (2022/106797)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
  • İfade özgürlüğü

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ceza infaz kurumunda mektup ve süresiz yayınlar ile görüntülü konuşmaya getirilen kısıtlamalar nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıÖzel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkıİhlalYeniden yargılama, Manevi tazminat
İfade özgürlüğüİfade özgürlüğü ile bağlantılı etkili başvuru hakkıİhlalYeniden yargılama, Manevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

KEREM AYDIN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2022/106797)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yusuf KARABULAK

Başvurucu

:

Kerem AYDIN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda mektup ve süresiz yayınlar ile görüntülü konuşmaya getirilen kısıtlamalar nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, olay tarihinde hükümlü olarak Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.

3. Başvurucu 9/11/2022 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kuruluna (İdare ve Gözlem Kurulu) yaptığı başvuru ile bir defada beş sayfadan fazla mektup gönderilmesine izin verilmesini, belirli tarihlerde kitap verilmesini, aileden gelen kitaplara kısıtlama getirilmemesini ve görüntülü telefonla konuşmak için aileden biyometrik fotoğraf istenmesi zorunluluğunun kaldırılmasını talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu, başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvuru dilekçesinin alt kısmına "Bu talepleriniz hakkında Kurumumuzca yapılacak herhangi bir işlem yoktur. İnfaz Hâkimliğine itiraz edebilirsiniz." şeklinde not yazılmıştır.

4. Başvurucu, bu cevaba karşı Nazilli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği/Hâkimlik) E.2022/4444 İnfaz Hâkimliği dosyasında şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 69. maddesinde yer alan hükümlülere dışarıdan gönderilebilecek hediyelere ilişkin düzenleme ile 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik'in dışarıdan gönderilen hediyeleri kabul etme hakkını düzenleyen 77. maddesine değinerek hükümlülerin bulundurabilecekleri kitap miktarı ve şartlarının belirlendiğini belirtmiştir. Bu doğrultuda İdare ve Gözlem Kurulunun aldığı kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 18/11/2022 tarihinde K.2022/4458 sayılı kararla şikâyetin reddine karar vermiştir.

5. Başvurucu, bu karar üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi/Mahkeme) itiraz yoluna başvurmuştur. Mahkeme, 2022/1255 D. İş sayılı dosya kapsamında İnfaz Hâkimliğinin 28/10/2022 tarih ve E.2022/4105, K.2022/4176 sayılı kararı yönünden değerlendirmede bulunmuş, söz konusu kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek 25/11/2022 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucunun itiraz ettiği 18/11/2022 tarih ve E.2022/4444, K.2022/4458 sayılı karar yönünden ise herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.

6. Başvurucu, nihai kararı 30/11/2022 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 13/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Komisyonca, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu; Mahkemenin itiraz değerlendirmesini yaptığı kararın itiraz edilen dosyayla ilgisinin bulunmadığını, inceleme sonucunda verilen kararın da gerekçe içermediğini, ayrıca süreli ve süresiz yayınlara erişiminin idare tarafından kısıtlandığını iddia ederek adil yargılanma hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararında, hükümlü ve tutuklulara kargo yoluyla gelen, ziyaretçilerin getirdiği veya hükümlü ve tutukluların kendi satın aldıkları süreli ya da süresiz yayınların ceza infaz kurumlarına kabul edilmemesini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir (ilgili kararlar için bkz. İbrahim Kaptan (2) [2. B.], B. No: 2017/30723, 12/9/2018, § 23; Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, § 24; Ahmet Sil ve Taner Yay [2. B.], B. No: 2017/35227, 30/9/2020, § 31; Serdar Güzelçay ve diğerleri [GK], B. No: 2022/66987, 21/12/2023, § 23). Öte yandan mahpusların mektup ve telefon gibi iletişim araçlarına getirilen kısıtlamaları ise Anayasa Mahkemesi daha önce haberleşme özgürlüğü kapsamında incelemiştir (örneğin bkz. Kemal Argış [2. B.], B. No: 2024/29256, 15/10/2025, § 12; Serkan Okçu [GK], B. No: 2022/60965, 6/2/2025, § 27). Başvurucu, yukarıda belirtilen kısıtlamalarla birlikte diğer ihlal iddiaları hakkındaki başvurusunun yargısal değerlendirme yapılmaksızın reddedilmesinden şikâyetçidir. Öte yandan; itirazını değerlendiren yargı merciinin ilgisiz bir kararı inceleyerek başvurusunu reddettiğini iddia etmektedir. Dolayısıyla başvurucunun anılan iddialarının -bir bütün olarak- haberleşme ve ifade özgürlükleri ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Baysal Demirhan (2) [2. B.], B. No: 2019/33172, 2/7/2025, § 12).

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bu genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine yönelen ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın 5. maddesinde, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların hazırlanması devletin temel amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. (Ali Çığır [1. B.], B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 32; Erol Kumcu [2. B.], B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 32).

13. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'da güvence altına alınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru hakkı) güvence altına alınmaktadır. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).

14. Şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının bulunması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması tek başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49). Diğer bir ifadeyle bir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkili olması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahale bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (Yusuf Ahmed Abdelazım Elsayad [2. B.], B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 59-61).

15. Bu kapsamda başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunun uygulama ve kararlarına karşı olağan başvuru yolu olarak belirlenen İnfaz Hâkimliğine başvuruda bulunabilmişse de (bkz. § 4) İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluyla yaptığı başvuruyu inceleyen Ağır Ceza Mahkemesinin isabetli bir değerlendirme yaptığından söz edilemeyecektir. Mahkeme, gerekçeli kararında başvurucunun itiraz ettiği karar konusunda hataya düşerek ilgisiz bir karar yönünden incelemede bulunmuştur (bkz. § 5). Bu doğrultuda yaptığı inceleme sonucunda başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir. Başvurucunun itiraz ettiği Hâkimlik kararı yönünden ise herhangi bir karar verilmemiştir. Bu hâliyle, haberleşme ve ifade özgürlükleri kapsamında kalan Ceza İnfaz Kurumunun uygulamalarına yönelik başvurucunun iddiaları hakkında Ağır Ceza Mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Sonuç olarak başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunca alınan kararlara ve bu kararların uygulanmasına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiaları, itiraz kanun yolu aşamasındaki yargısal denetim kapsamında değerlendirilmemiştir. Buna göre Anayasa Mahkemesi, somut başvurunun koşullarında itiraz makamı olan Ağır Ceza Mahkemesinin etkili bir hukuk yolu olarak işlemediği sonucuna varmaktadır.

16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 22. ve 26. maddelerinde güvence altına alınan haberleşme ve ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

17. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 1.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

18. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

19. Öte yandan eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla giderilebilmesi için başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerekmektedir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme ve ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 22. ve 26. maddelerinde güvence altına alınan haberleşme ve ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin haberleşme ve ifade özgürlükleriyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2022/1255 D. İş) iletilmek üzere Nazilli İnfaz Hâkimliğine (E.2022/4444, K.2022/4458) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, KEREM AYDIN, B. No: 2022/106797, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 30–33

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.