Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MESUT SARAÇ (2022/102955)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, süreli olarak avukatlık mesleğinden çıkarma disiplin cezasına karşı açılan davada kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının esas alınması ve gerekçeli kararda suçluluğu ima eden ifadeler kullanılması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Masumiyet karinesi (idare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MESUT SARAÇ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/102955) |
|
|
|
Karar Tarihi: 3/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Eren Can BENAKAY |
|
Başvurucu |
: |
Mesut SARAÇ |
|
Vekili |
: |
Av. Zuhal KILINÇ SARAÇ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, süreli olarak avukatlık mesleğinden çıkarma disiplin cezasına karşı açılan davada kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının esas alınması ve gerekçeli kararda suçluluğu ima eden ifadeler kullanılması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. İstanbul Barosuna (Baro) kayıtlı avukat olarak görev yapan başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılması üzerine Baro tarafından başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Disiplin soruşturmasında başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılaması bekletici mesele yapılmıştır.
3. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) 25/3/2019 tarihinde başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır (HAGB). Karara karşı itiraz edilmemesi nedeniyle 2/4/2019 tarihinde karar kesinleşmiştir.
4. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine ceza yargılamasına konu eylem nedeniyle Baro Disiplin Kurulu 24/2/2020 tarihinde başvurucunun 1 yıl 6 ay süre ile işten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Karara karşı itiraz edilmesi üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu 25/12/2020 tarihinde itirazı reddederek Baro Disiplin Kurulu kararını onamıştır. Anılan kararın, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 12/3/2021 tarihli kararıyla onaylanması üzerine 24/5/2021 tarihinde iptal davası açılmıştır.
5. İstanbul 12. İdare Mahkemesince 11/6/2021 tarihinde davanın yetki yönünden reddine ve dava dosyasının yetkili Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararda en son onayın Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verildiği ve kurumun Ankara'da bulunduğu ifade edilmiştir.
6. Ankara 4. İdare Mahkemesince (Mahkeme) 22/11/2021 tarihinde dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu durumda, Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2017/179 sayılı yargılama sonucunda davacının terör örgütüne üye olma eylemi sabit görülmüş olup, söz konusu eylemi 1136 sayılı Kanunun 5/1-a maddesi kapsamında olmakla birlikte, davalı idarece davacının eylemi 1136 sayılı Kanun'un disiplin cezasına ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilerek, Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/3/2019 gün ve K:2019/140 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması yolundaki kararı da dikkate alınmak suretiyle bir alt ceza ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından, davacının 1 yıl 6 ay süreyle işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."
7. Başvurucu, karara karşı 19/12/2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince (Bölge İdare Mahkemesi) 24/3/2022 tarihinde istinaf başvurusu reddedilmiştir. Karar temyiz kanun yolu açık olarak verilmiştir.
8. Başvurucu, karara karşı 9/5/2022 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Danıştay Sekizinci Dairesince 15/9/2022 tarihinde temyiz istemi incelenmeksizin reddedilmiştir. Kararda dava konusu işlemin süresiz olarak meslekten çıkarılma sonucunu doğuran disiplin cezası niteliğine sahip olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle Bölge İdare Mahkemesi kararının 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca -temyiz yolu açık olmayan- kesin nitelikteki kararlardan olduğu ifade edilmiştir.
9. Başvurucu, nihai kararı 1/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra 30/11/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu, hakkında HAGB kararı verilmesi ve herhangi bir mahkûmiyet söz konusu olmaması nedeniyle avukatlığa engel bir durumun bulunmadığını belirtmiştir. HAGB değerlendirilirken masumiyet karinesinin gözönünde tutulması gerektiğini ifade etmiştir. Ancak idari yargı mercileri tarafından HAGB'nin değerlendirilme şekli sonucunda davasının haksız ve hukuka aykırı olarak reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Mahkeme kararının başvurucunun ceza hukuku anlamında suçlu olduğunu ifade veya ima eden bir anlama sahip olmadığı belirtilmiştir. Diğer bir ifadeyle Mahkeme somut olayda kararını sadece idari alanda dolayısıyla başvuranın ileri sürdüğü masumiyet karinesine yabancı bir alanda verdiğini ifade etmiştir. Başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği hususu incelenirken bu hususun dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca idari yargı mercilerinin başvurucunun davasıyla ilgili olarak maddi olay ve olgular ile delilleri değerlendirdiklerini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardıkları sonucu ve kullandıkları takdir yetkisinin sebeplerini gerekçelendirdiklerini dile getirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin [1. B.], B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 47). Bu aşamada önemle hatırlatılması gerekir ki ceza mahkemesine yansıyan olguların idarece veya yargı makamlarınca değerlendirilmesi sonucu hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunmayan kişi hakkında idari işlem ve yaptırım uygulanması veya bu idari işlem veya yaptırımın hukuka uygun bulunması doğrudan masumiyet karinesini ihlal etmez. Ancak burada kritik olan mesele, idarenin veya yargı makamlarının ceza mahkemesinin suçluluğa dair henüz kesinleşmemiş hükmüne dayanmaksızın kendilerinin olay ve olguları yorumlayarak idari anlamda bir sonuca ulaşmaları gerekliliğidir. Temel olarak masumiyet karinesi kişilerin suçlu muamelesi görmemesini hedefler (Salih Taş [2. B.], B. No: 2019/15835, 11/1/2023, § 39).
14. HAGB, erteleme ve kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar gibi hükmün ve cezanın bireyselleştirilmesi kurumlarından biridir. Hâkim, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurmakla beraber hükmü açıklamamakta ve sanığı belirli bir süre denetim altında tutmaktadır. Sanık, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemediği ve mahkemece öngörülen denetimli serbestlik tedbirine uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmü ortadan kaldırılmaktadır (Enez Ersöz [1. B.], B. No: 2018/19673, 31/3/2022, § 35). Hüküm, açıklanması hâlinde kanun yolu denetimine tabi olacağından mahkemenin sanığın suçlu olduğuna dair söz konusu kanaatinin kanun yolu mercilerinde bozulması ve buna bağlı olarak kişinin isnat edilen suçtan beraat etmesinin de mümkün olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle denetim sürecinde kişinin suçluluğunun sabit olmadığı, dolayısıyla suçlu sayılamayacağı, masum olduğu açıktır (Enez Ersöz, § 36).
15. Diğer taraftan idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve HAGB'ye dair karardan söz edilmesi masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden bahsedebilmek için yeterli değildir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran HAGB'ye karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Hüseyin Şahin [GK], B. No: 2013/1728, 12/11/2014, § 40).
16. Başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde HAGB kararı verilmesi nedeniyle başvurucunun masumiyeti devam etmektedir. Bu nedenle ceza davasından sonraki süreçte idari ve yargısal makamların başvurucunun masumiyetine halel veren yaklaşım sergileyip sergilemedikleri, bir başka deyişle masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin ikinci yönünün ihlal edilip edilmediğinin incelenmesi gerekir. Bu bağlamda yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği, ceza yargılaması kararını sorgulayıp sorgulamadığı ve münhasıran ceza yargılaması sonucunda verilen hükme dayanıp dayanmadığı değerlendirilmelidir (Enez Ersöz, § 43). Başvurucu hakkında HAGB kararı verilmesine karşın idari yargı mercileri başvurucunun işlediği suçu sabit görmüş ve açıklanması geri bırakılan hapis cezası süresi kadar avukatlık mesleğinden çıkarma cezasını hukuka uygun kabul etmiştir.
17. Mahkeme gerekçesinde "Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2017/179 sayılı yargılama sonucunda davacının terör örgütüne üye olma eylemi sabit görülmüş olup" ifadesiyle HAGB kararına atıfla Baro tarafından verilen disiplin cezası değerlendirilmiştir. Kararın gerekçesinde; bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasında verilen karara dayanıldığı, bir yandan da kullanılan ifadelerde başvurucunun üzerine atılı suçları işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmüştür. Bu durumda verilen HAGB kararı anlamsız hâle gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüştür. Ayrıca yapılan bu değerlendirmenin HAGB kurumunun hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik amacı ile bağdaştığı da söylenemez (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Kader Uzun Madenkuyu [1. B.], B. No: 2019/19294, 19/1/2023, § 38).
18. Öte yandan Mahkeme kararında başvurucu hakkında verilen HAGB aktarılmakla birlikte herhangi bir şekilde değerlendirilmemiştir. Kararda yalnızca başvurucu hakkında HAGB verildiği bilgisine yer verilmiştir. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi kararına atıfta bulunulması yeterli olmayıp ceza yargılamasına konu olay ve olguların da Mahkeme tarafından irdelenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda olayın meydana geliş şekli, fiilin özelliği, ağırlığı gibi olaya özgü durumlar değerlendirilerek karar sonucuna ulaşılma nedeni, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır (Diren Taş [1. B.], B. No: 2019/38230, 24/1/2024, § 34).
19. Ceza yargılamasında yer alan bilgi ve belgelere ulaşılarak söz konusu verilerin başvurucunun almış olduğu disiplin cezasına olan etkisinin değerlendirilmesinin önünde -masumiyet karinesine uygun olmak koşuluyla- herhangi bir engel bulunmamaktadır. Mahkeme tarafından ceza yargılamasında yer alan verilerin avukatlık mesleğinden süreli olarak çıkarılma cezasına olan etkisinin ortaya konulması gerekmektedir. Olaya bakıldığında ise Mahkeme tarafından ceza yargılaması esas alınmakla birlikte ceza yargılamasında yer alan olgular irdelenmemiştir (Diren Taş, § 35).
20. Sonuç olarak Mahkeme kararının gerekçesinde kullanılan ifadeler ve Ağır Ceza Mahkemesinin açıklanması ertelenen hükümlerine dayanılması nedeniyle başvurucunun ceza yargılamasına konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı anlaşılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
22. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
25. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesi ile 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. İdare Mahkemesine (E.2021/1273, K.2021/2067) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 3/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MESUT SARAÇ, B. No: 2022/102955, 03.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 05, sayfa 112–116
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.