Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MERDİ MEYDAN GÜNEŞ (2022/101919)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, ceza davasında usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MERDİ MEYDAN GÜNEŞ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/101919) |
|
|
|
Karar Tarihi: 8/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Selahaddin MENTEŞ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Hüseyin ERAL |
|
Başvurucu |
: |
Merdi Meydan GÜNEŞ |
|
Vekili |
: |
Av. Kıvanç TOPTAŞ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza davasında usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.
2. 23/8/2019 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) müracaat eden müşteki, işvereni olan başvurucunun işyerinde kendisini taciz ettiği iddiasıyla şikâyet dilekçesi vermiştir. Müşteki, Cumhuriyet savcısı huzurundaki ifadesinde iş başvurusu için erkek arkadaşıyla 21/8/2019 tarihinde başvurucuya ait işyerine görüşmeye gittiğini, anlaşma doğrultusunda 23/8/2019 tarihinde işe başladığını, ilk iş gününde başvurucunun kendisine eski sekreterinden bahsettikten sonra sarıldığını ve öpmeye çalıştığını, bunun üzerine hasta olduğunu söyleyerek işyerinden ayrıldığını ve savcılığa giderek şikâyette bulunduğunu beyan etmiştir.
3. Başsavcılık, başvurucu hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği şüphesiyle soruşturma başlatmıştır. Başvurucu; kolluk görevlilerine vermiş olduğu beyanında 21/8/2019 tarihinde işyerinde olup olmadığını hatırlamadığını, müştekiyi tanımadığını, işyerini oğluyla birlikte kullandıkları için sürekli gelip gidenlerin olduğunu ve suçlamayı kabul etmediğini belirtmiştir.
4. Başvurucu, soruşturma aşamasında sunduğu dilekçe ile olayla ilgili bilgisi bulunan G.U.G. ve H.K.nın dinlenmesini talep etmiştir. Soruşturma aşamasında dinlenen H.K., belirtilen tarihte gerçekleşen fırtına nedeniyle başvurucuya ait camın düşerek aracına zarar verdiğini, bunun üzerine başvurucunun işyerine gittiğini, işyerinin kalabalık olduğunu ve müştekinin içeriye girip girmediğini görmediğini beyan etmiştir. Başvurucunun oğlu olduğunu beyan eden G.U.G. ise olay günü gerçekleşen fırtınaya bağlı ortaya çıkan zararla ilgili olarak başvurucuyla emlak işi yaptığı işyerine gittiğini, kalabalık bir ortam olduğunu, aynı gün bir kadının iş görüşmesi için geldiğini, bu kişiyi Gölbaşı'nda oturması nedeniyle işe gidip gelmesinin zor olacağı düşüncesiyle işe almadıklarını belirtmiştir.
5. Başsavcılık, müştekinin yanında bulunan kişinin kimliğinin ve kullandığı cep telefonu numarasının tespiti amacıyla yeniden beyanlarının alınmasına yönelik işlem yapmıştır. Müşteki ek ifadesinde 20/8/2019 tarihinde kendisine ait 0545.....6 numaralı telefondan başvurucuyla görüştüklerini, 21/8/2019 tarihinde iş görüşmesine gittiğini, yanındaki kişinin E.K. olduğunu ve 22/8/2019 tarihinde işe başladığı gün olayın gerçekleştiğini belirtmiştir. Başsavcılık, müştekiye ait hattın 19/8/2019-23/8/2019 tarihlerine ilişkin arama, aranma ve baz kayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) istenmesine karar vermiştir.
6. BTK tarafından gönderilen kayıtlarda müştekiye ait telefon ile başvurucunun kullandığı 0530.....25 numaralı telefon arasında 20/8/2019 tarihinde bir defa görüşme yapıldığına dair bilginin bulunduğu bildirilmiştir. Ayrıca müştekiye ait telefonun baz sinyali kayıtları da gönderilmiştir. Bilgisine başvurulan E.K. ise müştekinin erkek arkadaşı olduğunu, iş görüşmesine birlikte gittiklerini, anlaşma sağlanması üzerine müştekinin ertesi gün işe başladığını, aynı gün müştekinin kendisini aradığını ve taciz olayını anlatarak başvurucunun sözlü tacizine maruz kaldığını söylediğini ifade etmiştir.
7. Başsavcılıkça, başvurucunun cinsel saldırı suçundan cezalandırılması talebiyle 25/1/2022 tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede başvurucu ve müşteki arasında müştekinin namusunu ortaya koyacak şekilde başvurucuya iftira atmasını gerektiren husumetin bulunmadığı açıklanarak başvurucunun müştekiye eski sekreterinden bahsettikten sonra müştekiye sarıldığı ve onu öpmeye çalıştığı belirtilmek suretiyle atılı suçu işlediği ileri sürülmüştür.
8. İddianamenin kabulü ile açılan dava Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme tarafından 15/2/2022 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip tutanağında -diğerlerinin yanı sıra- tanık E.K. ve G.U.G.nin beyanlarının alınması amacıyla işlem yapılmasına karar verilmiştir. Yargılama iki celsede tamamlanmıştır. Birinci celse öncesinde istinabe mahkemesi tarafından beyanları alınan müşteki, önceki beyanlarıyla aynı doğrultuda ifade vermiştir.
9. Birinci celseye başvurucu ve müdafii ile birlikte tanık G.U.G. katılmıştır. Başvurucu; savunmasında hatırlamadığı bir tarihte gerçekleşen fırtınadan sonra işyerine gittiğini, işyerinin kalabalık olduğunu, ismini hatırlamadığı bir kadının da iş başvurusu için geldiğini, anlaşamadıkları için onu işe almadığını, daha sonra bu kişinin kendisini aradığını ve işe alınmama gerekçesini sorduğunu, ikamet adresinin uzak olması nedeniyle işe alınmadığını söylediğini, bu nedenle kendisine iftira atmış olabileceğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafi ise müşteki ve başvurucunun hangi tarihlerde işyerine geldiklerinin tespiti bakımından HTS baz sinyali kayıtlarının araştırılmasını ve aynı tarihte işyerinde bulunan tanıklar S.O. ve M.A.G. ile Y.G.nin duruşma salonu dışında hazır olduklarını belirterek dinlenmelerini talep etmiştir. Mahkeme, anılan taleplerin "... dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre yargılamaya fayda sağlamayacağı" gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Anılan celsede dinlenen G.U.G., fırtınanın olduğu tarihte işyerinin kalabalık olduğunu ve müştekinin iş görüşmesine gelip gelmediğini bilmediğini ifade etmiştir. Celse, tanık E.K.nın dinlenmesi amacıyla ertelenmiştir.
10. Başvurucu ikinci celse öncesinde sunduğu yazılı savunmasında müştekinin 21/8/2019 tarihinde iş görüşmesine gelmediğini, müştekinin çalışmaya başladığı tarihi 22/8/2019 ve 23/8/2019 şeklinde farklı söyleyerek çeliştiğini, olayın gerçekleştiği belirtilen 23/8/2019 tarihinde öğlen saatine kadar işyerine gitmediğini ve HTS kayıtlarının incelenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İkinci celsede dinlenen E.K., kız arkadaşı olan müştekiyle birlikte gittikleri işyerinde başvurucuyla görüştüklerini, işe alındıktan bir veya iki gün sonra müştekinin işe başladığını ve ilk iş gününde gerçekleşen taciz eyleminden sonra müştekinin kendisini aradığını beyan etmiştir. Tanık beyanına karşı başvurucu, E.K.nın yanında bir kadınla iş görüşmesine geldiğini ancak o gün işyerinin kalabalık olduğunu ve iş başvurusunu kabul etmediğini belirtmiştir. Başvurucunun anılan celsede sunduğu HTS kayıtlarının araştırılmasına yönelik talebi ise "... dosya içerisindeki katılana ait HTS kayıtları nazara alın[arak]" reddedilmiştir. Aynı celsede Cumhuriyet savcısı tarafından başvurucunun cinsel saldırı suçundan cezalandırılması talebini içeren esas hakkında mütalaa bildirilmiştir.
11. Mahkemece başvurucunun cinsel saldırı suçunu işlediği sabit kabul edilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarının kabul edilmediği belirtilmiş ve alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi ise işçi ve işveren ilişkisinin kötüye kullanılması olarak açıklanmıştır. Gerekçeli kararın değerlendirme kısmı şu şekildedir:
"... İddia, sanık savunması, katılan beyanı, tanık beyanları, BTK kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılanın, sanığın [başvurucu] çalıştırmış olduğu Hacettepe Mahallesi ... Kat:2/7 adresinde bulunan [G.] Emlak isimli işyerine iş başvurusu yaptığı ve bu görüşmeyi sanık ile gerçekleştirmesi üzerine kabul aldığı, 23/08/2019 tarihinde bahsi geçen yerde işe başladığı, sanığın katılana kendisinden önce çalışan şahsın fotoğraflarını gösterip, her türlü ihtiyacını karşıladığını söyleyerek kendisinden de bu tarz beklentisinin olduğunu ima ettiği, akabinde katılanın oturduğu yerden kalkması üzerine sanığın peşinden gidip sarıldığı ve öpmeye çalıştığı, bunun üzerine katılanın hastalığını bahane ederek işyerinden ayrılıp müracaatçı olduğu, her ne kadar sanık savunmalarında suçlamayı kabul etmemiş ise de BTK kayıtlarına göre sanığın eşi adına kayıtlı telefon numarası aracılığı ile katılan ile görüştüğü, [katılanın] beyanlarının tutarlı olduğu, sanığa iftira da bulunmasını gerektirecek bir nedeninin olmadığı anlaşıldığından, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeden eylemine uyan Basit Cinsel Saldırı suçundan mahkûmiyetine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."
12. Başvurucu; mahkûmiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- müştekinin belirttiği tarihte işyerinde kendisinin olmadığını, HTS baz sinyali araştırması yapılmadığını, tanıklarının dinlenmediğini ve kararda yer alan gerekçelendirmenin yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesince (İstinaf Dairesi) yapılan yargılamada usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı belirtilerek 28/9/2022 tarihinde esastan reddedilmiştir.
13. Başvurucu, nihai kararı 3/11/2022 tarihinde öğrendikten sonra 1/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
15. Başvurucu, duruşmada hazır ettikleri tanıkların dinlenmesine yönelik talebinin somut bir gerekçe sunulmaksızın reddedildiğini ve olay tarihinde işyerinde bulunmadığına yönelik savunmasıyla ilgili HTS kayıtlarının araştırılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurunun öncelikle kabul edilebilirlik kriterleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; ayrıca somut olay ele alınırken şikâyet konusu eşitsizliğin yargılamayı fiilen ve gerçekten adaletsiz kılıp kılmadığına bakılması gerektiği ve yine mahkemelerin somut davadaki maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacağını değerlendirdiği savunma tanıklarının dinlenmesi talebini reddedebileceği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formda ileri sürdüğü şikâyetlerle benzer açıklamalarda bulunmuştur.
17. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelenmiştir.
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
19. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Kararlarda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerin Anayasa Mahkemesi tarafından incelendiği, başvuruculara delillerini sunma ve inceletme noktasında mahkemelerce uygun imkânların tanınması gerektiği, tarafların dinlenilmemesi ve taraflara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesinin yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabileceği vurgulanarak ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır (çok sayıda karar arasından bkz. Yaşasın Aslan [2. B.], B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32-37; Yüksel Hançer [1. B.], B. No: 2013/2116, 23/1/2014, §§ 18-19; Cezair Akgül [1. B.], B. No: 2014/10634, 26/10/2016, §§ 27-31; Ruhşen Mahmutoğlu [1. B.], B. No: 2015/22, 15/1/2020, § 56).
20. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye aittir. Bu konuda değerlendirme yapmak Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte yargılamada adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine gerektiği ölçüde riayet edilip edilmediği Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır. Anılan ilkeler kapsamında yapılacak incelemede delillere ilişkin olarak iddia ve savunma makamı arasında oluşturulan dengesizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir. Özellikle sanığın kendisinin elde etme olanağı bulunmayan deliller bakımından yargı makamlarınca savunmaya bunların aksini ortaya koyma hususunda makul imkânların sunulması gerekir (Ruhşen Mahmutoğlu, § 60).
21. Başvuru konusu olayda Mahkeme; müştekinin başvurucuyla yaptığı iş görüşmesi sonrasında başvurucuya ait işyerinde işe başladığını, 23/8/2019 tarihindeki ilk iş gününde başvurucunun müştekiye sarıldığını ve onu öpmeye çalıştığını kabul etmiştir (bkz. § 11). Mahkeme, bu kabulünü müştekinin istikrarlı beyanları ile başvurucuyla katılanın suç tarihinden önce yaptıkları telefon görüşmesine dayandırmıştır. İstinaf Dairesi de benzer gerekçeyi vurgulamak suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir (bkz. § 12). Başvurucu ise suç tarihinden önce müşteki ve E.K.nın iş görüşmesi için geldiklerini ancak müştekiyi işe almadıklarını, HTS baz sinyali kayıtları araştırıldığı takdirde 23/8/2019 tarihinde sabah saatlerinde işyerinde olmadığının ortaya çıkacağını ve müştekiyi işe almadığı için kendisine iftira atıldığını ileri sürmüştür (bkz. §§ 3, 9, 10). Bu doğrultuda olay tarihinde işyerinde olmadığının ispatı bakımından tanıklarının dinlenmesini ve kendi telefonuna ait HTS baz sinyali kayıtlarının araştırılmasını talep etmiştir.
22. Mahkemece başvurucunun savunmasına itibar edilmeme gerekçesi HTS kayıtlarına göre suç tarihinden önce müşteki ve başvurucunun görüşme yapmış olması şeklinde açıklanmıştır. Bu noktada müştekiye ait telefon numarasına ilişkin HTS baz sinyali kayıtlarının suç tarihinde müştekinin başvurucuya ait işyerinde olup olmadığını ortaya koyma yönünden yeterli bir bilgi içerdiği kabul edilebilecek ise de anılan kayıtların başvurucunun da işyerinde bulunup bulunmadığına yönelik bir kanaat ortaya koymaya yetmeyeceği açıktır. Bu durumda başvurucunun kendisine ait HTS baz sinyali kayıtlarının araştırılmasına ve tanıklarının dinlenmesine ilişkin taleplerinin kararın sonucunu değiştirebilme ihtimali olan bir niteliğinin olduğu anlaşılmıştır.
23. Başvurucunun delil toplatılması taleplerinin karşılanmaması tek başına ve otomatik olarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte Mahkemenin gerekçeli kararından da anlaşılacağı üzere başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan belirleyici delil, mağdurun beyanları ile mağdurun telefonuna ait HTS kayıtlarıdır. Başvurucunun anılan beyanlarının doğruluğunun ve güvenilirliğinin sınanması için gösterdiği delillerle ilgili aşamalarda gerekli ve yeterli bir inceleme/değerlendirme yapılmaması başvurucuyu iddia makamı karşısında usule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürmüştür. Nitekim başvurucunun iddialarını kendi imkânlarıyla ispat etmesi de olanaklı değildir. Bu itibarla Mahkemece izlenen yöntemin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gereklerine uygun şekilde başvurucunun menfaatlerini koruyan güvenceleri yeterince sağladığını söylemek mümkün görünmemektedir ve bu durum yargılamanın bütünü yönünden hakkaniyeti zedelemiştir.
24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
25. Başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, tanık dinletme hakkı ile hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2022/166, K.2022/497) GÖNDERİLMESİNE,
E. 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MERDİ MEYDAN GÜNEŞ, B. No: 2022/101919, 08.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 674–679
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.