Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
REŞAT ARDIL (2022/101839)
- Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
- Suçta ve cezada kanunilik
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, tatbik edilen hukuk kurallarının öngörülemez nitelikte olması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Suçta ve cezada kanunilik | Suçta ve cezada kanunilik | İhlal Olmadığı | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Tanık dinletme ve sorgulama hakkı (ceza) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (hukuka aykırı deliller, bariz takdir hatası vs.) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (ceza) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı) | Gerekçeli karar hakkı (ceza) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
REŞAT ARDIL BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2022/101839) |
|
|
|
Karar Tarihi: 13/1/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Hüseyin Özgür SEVİMLİ |
|
Başvurucu |
: |
Reşat ARDIL |
|
Vekili |
: |
Av. Bilgehan Burak TÜRKMEN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tatbik edilen hukuk kurallarının öngörülemez nitelikte olması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/11/2022 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, aralarında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle süresinde yapılan 2022/102703 numaralı bireysel başvuruyla ilgili dosyanın 2022/101839 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2022/102703 numaralı bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına, incelemenin 2022/101839 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine, adil yargılanma hakkı ile suçta ve cezada kanunilik ilkesi dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hak ve ilkeye ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka Plan Bilgisi
5. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Darbe teşebbüsünde bulunanlarca hazırlanan "sıkıyönetim direktifi" ile Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından emir komuta bütünlüğü içinde devletin yönetimi maksadıyla "Yurtta Sulh Konseyi" teşkil edildiği, yönetime el konulduğu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, kamu yetkisi ile yapılan tüm atama ve görevlendirmelerin teşkil edilen "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından veya onun vereceği yetkiye istinaden yapılacağı, bunun haricinde yapılacak işlemlerin yok hükmünde olduğu, mevcut yürütme erkinin görevden el çektirildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisinin feshedildiği, tüm valilerin görevden alındığı, tüm vali, kaymakam ve belediye başkanlığı atamalarının "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından yapılacağı, siyasi partilerin tüm faaliyetlerinin sonlandırıldığı, polis teşkilatının sıkıyönetim komutanları emrine alındığı belirtilmiştir. Anılan direktif ve ekindeki sıkıyönetim komutanlıklarına ilişkin atama listesi, darbe teşebbüsünde bulunanlar tarafından ilgili askerî birimlere ve bakanlıklara gönderilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12, 13).
6. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Darbe teşebbüsü süreci ve darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaya ilişkin olgular hakkında detaylı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25, 51-54).
B. Bireysel Başvuruya Konu Süreç
7. Başvurucu 1988 doğumlu ve bireysel başvuruya konu olayların geçtiği tarihte uzman çavuş rütbesinde olup İstanbul'da bulunan 47. Motorlu Piyade Alayında (Alay) görev yapmaktadır.
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık), aralarında başvurucunun da bulunduğu şüpheliler hakkında darbe girişimi kapsamında Ak Parti İstanbul İl Başkanlığına ait binayı (parti binası) ele geçirmeye yönelik eylemlerde bulundukları iddiasıyla soruşturma başlatmıştır.
9. Başvurucu soruşturma evresinde müdafiinin de hazır bulundurulmasıyla ve şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerinde;
i. 2013 yılından beri Alayda uzman onbaşı olarak görev yaptığını, birlikteki sıralı komutanlarının Alay Komutanı Albay S.C., Tabur Komutanı Yarbay R.K., Bölük Komutanı Üsteğmen M.D. ve astsubaylar olduğunu, onun dışında Alayda 14-15 uzman çavuş ve 80-90 civarında da er olduğunu,
ii. FETÖ/PDY ile hiçbir irtibatının olmadığını, olay tarihinde akşam vakti birlikten çıkmamalarının söylendiğini, bunun üzerine Üsteğmen M.D. ile diğer subaylar ve uzman çavuşlarla birlikte beklediklerini, kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylarda desteklenmesi (KOKTOD) programı için içtima alanına çıktıklarını, bölük komutanı dışında tanımadıkları bir binbaşı ile üç yüzbaşının görevlendirildiğini ve bu yüzbaşılardan birinin G.G. olduğunu öğrendiğini,
iii. Onlarla birlikte araçlara binip parti binasına götürüldüklerini, kendisi, S.K. ve yeni geldiği için ismini bilmediği başka bir er ile birlikte çevik kuvvet polislerine ait toplumsal olaylara müdahale araçlarının (TOMA) olduğu yerde beklediklerini, ismini bilmediği bir yüzbaşının gelip TOMA'nın yanında duran polislere buradan gitmeleri gerektiğini söylemesi üzerine polislerin oradan ayrıldığını ancak 45 dakika sonra geri geldiklerini,
iv. O sırada binanın yanına vatandaşların toplandığını ve kendilerine "Darbe yapıyorsunuz, kışlanıza geri dönün." demeleri üzerine kullanıldıklarını anladığını, Üsteğmen M.D.nin komutasında, yanlarına gelen binbaşı ve yüzbaşıların emirlerini dinlemeyip askerlerle birlikte güvenli bir alana çekildiklerini, halkın da kendilerine yardımcı olduğunu, ellerine Türk bayrağı alıp İstiklal Marşı okuduklarını, daha sonra oraya gelen otobüslere binip kışlaya döndüklerini, bu süreçte silahlarına mermi koymadıklarını ve silah kullanmadıklarını, sadece Binbaşı F.nin havaya bir el ateş ettiğini duyduğunu, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
10. Başvurucunun ifadesinde adı geçen S.K. Başsavcılıkta şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde;
i. Alayda er olarak askerlik yaptığını, aralarında başvurucunun da olduğu uzman çavuşlar ile Üsteğmen M.D.nin kendisinin sıralı komutanları olduğunu, olay günü Alayda devir teslim töreni yapılacağı için öğlene kadar tören çalışması yaptıklarını, öğleden sonra törenin iptal olduğunun söylendiğini, ardından M.D.nin kendilerine KOKTOD eğitimi olduğunu söylediğini ve saat 16.00 sıralarında bağlı birliklerin olduğu alanda toplandıklarını,
ii. Bu esnada gelen Alay komutanının kendilerini kontrol edip gittikten 20 dakika sonra yeniden gelerek silahlarına mühimmat almalarını emrettiğini, böylece ikişer şarjör aldıklarını, biraz bekledikten sonra Alay içinde turlayacaklarının söylendiğini, sonra araçlara bindirilip dışarı çıkarıldıklarını ve saat 21.00 sıralarında parti binasına geldiklerini,
iii. Burada kendilerine binanın güvenliğini almalarının emredildiğini, olay yerinde tanımadığı üç rütbeli gördüğünü, bulundukları yerde halkın toplanmaya başladığını, bu kişilerin darbe girişimi olduğunu ve kendilerinin de buna alet olduklarını söyleyip silahları bırakmalarını istediğini, ne olduğunu anlamaya çalıştıklarını, güvenlik sağlama amacıyla hareket ettiklerini zannettiklerini,
iv. Gelen kişilerin kendilerinin üzerine yürümesi sonucu kargaşa olduğunu, bu sırada bir binbaşının havaya ateş açıp kendilerine de silahlara şarjör takmaları yönünde emir verdiğini, şarjörü taktıktan sonra M.D.nin aksi emri üzerine de şarjörü çıkardığını, olayın darbe girişimi olduğunu orada toplanan halkın telefonlardan buna ilişkin haberleri göstermeleriyle öğrendiğini, bunun üzerine geri çekilip merdivenlerin olduğu yere geçtiklerini ve burada beklediklerini, sonra da polisin ve halkın yardımıyla otobüslere bindirilip kışlaya döndüklerini söylemiştir.
11. Olay anında başvurucunun yanında bulunduğu belirlenen askerlerden Z.Y. Başsavcılıkta şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde;
i. Alayda er olarak askerlik yaptığını, olay günü devir teslim töreni olduğu hâlde M.D.nin kendilerine bunun iptal edildiğini ve KOKTOD eğitimi alacaklarını söylediğini, sonra kalkanlarla eğitim almaya başladıklarını, bu eğitimin iki saat sürdüğünü, eğitim sırasında başlarında uzman çavuşların olduğunu, eğitimden sonra yemeğe gittiklerini, yemekten sonra da tekrar eğitim verileceği söylenince yine eğitim alacakları yere gittiklerini, orada Alay Komutanı S.C., Üsteğmen M.D. ile uzman çavuşların olduğunu, S.C.nin tüm üsteğmenleri yanına çağırdığını ama konuşulanları duyamadığını, sonra üsteğmenlerin koşarak yanlarına gelip mühimmat alacaklarını söylediklerini,
ii. Uzman çavuşların eşliğinde mühimmatların olduğu yere gidip kişi başı iki şarjör aldıklarını ve tekrar içtima alanına gittiklerini, saat 20.00 sıralarında arabaların geldiğini ve bunlara binip beklemeye başladıklarını, uzman çavuşların kendilerine Alay içinde araçla tatbikat yapacaklarını söylediğini, sonrasında araçların Alaydan çıkış yaptığını, bu sırada da kendilerine sadece tatbikat yapılacağının söylendiğini,
iii. Araçlarla Sütlüce'ye geldiklerini, o sırada olay yerinde halk ya da polis olmadığını, uzman çavuşa ne olduğunu sorduklarında parti binasında canlı bomba olduğunu ve koruma görevi yapacaklarını söylediğini, olay yerine üç yüzbaşı ile iki binbaşının daha geldiğini, bu kişileri ilk kez o akşam gördüğünü, Binbaşı F.nin heyecanlı şekilde şarjörleri tüfeklere takıp beklemelerini söylediğini ve kendilerini bölük şeklinde ayırıp çeşitli noktalara yerleştirdiğini,
iv. Bu sırada halkın toplandığını ve kendilerine neden geldiklerini sorduklarında onlara da canlı bomba olduğunu söylediklerini, zamanla kendilerine karşı halkın tepkisinin arttığını, halk binaya girmeye çalışınca içeride canlı bomba olduğunu düşündükleri için onlara engel olmaya çalıştıklarını, diğer yandan olay yerindeki TOMA'nın yanında bulunan polislerin aracın yanından ayrıldığını, F.nin de kendilerine TOMA'ya kimseyi sokmamalarını söylediğini, bu arada birkaç vatandaşın telefonlarıyla askerlerin darbe yaptıklarına dair haberleri gösterdiğini,
v. Binbaşı F. tüfeklere şarjör takılmasını emretse de uzman çavuşların F.nin emrine uyulmamasını söylediğini, halkın tepkisi çoğalınca F.nin havaya ateş açtığını, bir süre sonra olay yerine çevik kuvvet polislerinin geldiğini, halkın tepkisi artınca belediye otobüsleri ile kışlaya döndüklerini,
vi. Yaşanan olaydan diğer erlerin de önceden haberdar olmadığını, Üsteğmen M.D.nin haberinin olup olmadığını bilmediğini ancak başçavuşlar ile uzman çavuşların da haberlerinin olmadığını düşündüğünü, olayın gerçek yüzünü polis ve halk sayesinde öğrendiklerini beyan etmiştir.
12. Başsavcılık, aralarında başvurucunun da bulunduğu 74 şüpheli (asker) hakkında darbe girişimi kapsamında parti binasını ele geçirmeye yönelik eylemleri nedeniyle Anayasayı ihlal, yasama organına karşı suç, hükûmete karşı suç ve terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarını işledikleri iddiasıyla iddianame düzenlemiştir. İddianamede, olay gecesi parti binasının ele geçirilmesi hususunda yapılan planlama ve sonrasında gerçekleştiği belirtilen olaylar şu şekilde aktarılmıştır:
i. Söz konusu binanın ele geçirilmesi faaliyetinin Alayda görev yapan subay, uzman erbaş ve erler ile bu unsurları komuta etmek için Kara Harp Akademileri Komutanlığında kanuna aykırı şekilde görevlendirilen subaylar tarafından gerçekleştirildiği,
ii. Planlama dâhilinde parti binasını ele geçirmek üzere görevlendirilen ve rütbeli konumunda olan şüpheliler Binbaşı F.Ş., Yüzbaşı H.H.A., Yüzbaşı G.G., Yüzbaşı F.S. ile Binbaşı E.H.nin Alayda görev yapan Piyade Üsteğmen M.D., asteğmenler ve aralarında başvurucunun da bulunduğu uzman çavuşlar ile er ve erbaşların bu eyleme katıldıkları,
iii. Askerlere ikişer şarjör mühimmat dağıtılması emri verilmesi üzerine şüpheli M.D.nin dağıtım yaptığı, sonrasında şüphelilerin içtima alanında toplandıkları, tam teçhizatlı ve mühimmatlı olarak farklı askerî araçlara binerek saat 22.00 ila 22.15 sıralarında söz konusu binaya gitmek üzere hareket ettikten sonra saat 23.15 sıralarında binaya geldikleri,
iv. Burada bulunan görevli olan polislere "Bundan sonra buranın güvenliğini biz alacağız." diyerek onları uzaklaştırdıktan sonra binayı ve bahçesini işgal ettikleri, binanın bahçesine yerleştirilen askerlerin güvenliği kalkanlarla sağladıkları, şüpheli F.Ş.nin orada bulunan özel güvenlik görevlilerine ve polislere binanın hemen boşaltılmasını ve özel güvenliğin binadan uzaklaştırılmasını söyleyip şüpheli M.D. ile birlikte binaya girdiği,
v. Bu kişilerin bina içinde bulunan güvenlik görevlilerine de "Burayı 5 dakika içerisinde boşaltmalısınız." dedikleri ancak söz konusu görevlilerin bunu kabul etmeyip "Biz kesinlikle binayı boşaltmayız." demeleri üzerine şüpheliler F.Ş. ile M.D.nin binadan dışarı çıktıkları, özel güvenlik görevlisi olan tanık R.B.D.nin her iki şüpheliye "Yapılan bir darbedir." demesine rağmen şüphelilerin binanın boşaltılması talimatını tekrarladıkları,
vi. Bir süre sonra binanın önünde halkın toplanmaya başladığı, parti üyesi bazı belediye başkanları ile milletvekili M.K.nın bina önüne geldiği, bu sırada partinin İstanbul İl Başkanı ile onu koruyan görevlilerin kendi odalarında bulundukları, bir süre sonra şüpheli F.Ş.nin aynı şekilde binaya girmek istediği ancak görevlilerin buna izin vermediği, bunun üzerine görevlilerin M.D.yi il başkanının odasına çıkardıkları, M.D.nin burada il başkanı ve yanındaki yetkililerle görüştüğü, parti yetkililerinin de eylemin kanunsuz olduğunu ve binadan çıkmayacaklarını söylemeleri üzerine M.D.nin binadan çıktığı,
vii. Halk yoğunluğunun artması üzerine şüpheli F.Ş.nin elindeki tüfekle havaya birkaç el ateş ettiği ve oradaki erlere silahlara şarjör takıp ateş etmeleri yönünde emir vermesi üzerine askerlerle halk arasında gerginlik yaşandığı, bu sırada Uzman Çavuş F.Y. ile şüpheli Yüzbaşı G.G.nin de havaya birkaç el ateş ettiği, ayrıca uzman çavuş olan şüpheliler İ.T. ile Ş.K.nın da oradaki erlere vatandaşların zorluk çıkarmaları hâlinde havaya ateş etmeleri yönünde emir verdiği,
viii. Şüpheliler G.G. ve H.H.A.nın binanın sarılması anında sert bir şekilde yüksek sesle talimat verdikleri, olayın devamında olay yerine gelen milletvekili M.K. ile şüpheli M.D. arasında askerlerin eyleme son vermeleri yönünde görüşmeler yapıldığı, bu görüşmelerden sonra askerlerin bina içinde bir alanda toplandığı, sonra da olay yerine getirtilen otobüslerle kışlalarına gönderildikleri bilgisi verilmiştir.
13. Anılan iddianamede başvurucuya isnat edilen suçlara dayanak olan eylemler şöyledir:
"[Başvurucunun] 47. Motorlu Piyade 2. Tabur 5. Bölükte Uzman Çavuş olarak görev yaptığı, akşam saatlerinde KOKTOD düzeninde bekleyen askerlerin yanına geldiği, kendisi de diğer askerler gibi kompozit başlık, yelek ve silah aldığı, bölüğün yanına geçtiği, kendisinin daha sonra iki şarjör mermi aldığı, daha sonra Harbiyeden gelen diğer subaylar ile birlikte kendi bölüğündeki rütbeliler, er ve erbaşlar ile beraber 22:15 sıralarındaki saatlerde birlikten çıkarak Ak Parti İl Binası Başkanlığına geldiği, binada askerlerin yerleştirilmesinde görev aldığı tespit edilmiştir.
Şüphelinin her ne kadar savunmasında kendisinin başlangıçta güvenlik amacıyla oraya geldiklerini bildirmiş ise de, söz konusu şüphelilerin ve askerlerin askeri birlikten 22.15 - 22.30 sıralarında çıkış yaptığı ve yine 23.15 - 23.30 sıralarında Ak Parti İl Binasının oraya geldikleri, bu zaman dilimleri dikkate alındığında sosyal medyada olayın bir darbe girişimi olduğunun bu saatlerde zaten anlaşılmaya başladığı, kendisinin de bir asker olarak bunu daha sonradan öğrenmesinin hayatın olayın akışına pek uygun olmadığı, ancak şüphelinin olay yerindeki olumlu tutumları ve herhangi bir silah kullanmamış olması dikkate alındığında bu yöndeki olumlu tutumlarının yargılama aşamasında mahkemece takdir edilecek ve değerlendirilecek bir husus olduğu tüm dosya kapsamı uyarınca şüphelinin üzerine atılı suçları işlediği anlaşılmıştır."
14. Başsavcılık iddianamede, aralarında başvurucunun da bulunduğu şüphelilerin olay anında gerçekleşen eylemin darbe girişimi olduğunu bilmediklerine dair savunmaları açısından şu değerlendirmede bulunmuştur:
"15.07.2016 olay tarihinde saat 22.15 sıralarında 47. Motorlu Piyade Alay Komutanlığında görev yapan 71 kişiden oluşan en yüksek rütbelisi üsteğmen olan er ve erbaş ile yine bu birliğe olay tarihinde Harp Akademileri Komutanlığında öğrenci subay olarak görev yapan 5 harbiyeli rütbeli olmak üzere toplam 76 şüphelinin ... kışladan çıkış yaptıkları, saat: 23.15 - 23.30 sıralarında askeri araçlarla 60 kadarı er ve erbaş olan 76 şüpheli ... tarafından İstanbul Ak Parti İl Başkanlık binası giriş kapısına gelindiği, askeri araçların bahçe dışında bırakıldığı, askerlerin ellerinde bulunan uzun namlulu silahlarla bina bahçesine girdiği, rütbeli askerlerden [F.] Binbaşı ile [M.D.] isimli Üsteğmenin söz konusu askerleri binaya yerleştirdikten sonra oradaki görevlilere binanın güvenliğini kendilerine teslim etmeleri ve binayı boşaltmalarını istedikleri, bundan sonraki süreçte gerek orada bulunan görevlilerin ve parti yöneticilerinin binayı boşaltmama konusundaki kararlı tutumu gerekse olayı duyup da olay yerine gelen vatandaşların tepkisi sonucu söz konusu şüphelilerin eylemlerini 16.07.2016 tarihinde sabaha karşı sonlandırmak zorunda kaldıkları tespit edilmiştir.
Şöyle ki; aynı gece saat 22:00'dan itibaren sosyal medyada darbe kalkışması ile ilgili olarak haberler yayınlanmaya başlamıştır. 15/07/2016 günü saat 22.05 sıralarında Ankara’da savaş uçaklarının alçak uçuş yapmaya başladığı, bazı helikopterlerin havalanıp bazı kamu binalarına saldırı gerçekleştirdiği, savaş uçakları ve helikopterlerden kamu binalarına ateş açıldığı, Ankara Yenimahalle'deki Milli İstihbarat Teşkilatı binalarının askeri birliklerce kuşatıldığı, MİT ile kuşatmayı yapan askeri birliklerin çatışmaya girdikleri, aynı şekilde bazı zırhlı birliklerin Ankara’da kritik kamu kurumlarını kuşattığı, Ankara Gölbaşı’nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığının bombalandığı, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı binasına hava saldırısı yapıldığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü binasının zırhlı birliklerce kuşatıldığı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin kuşatıldığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ile bazı kamu görevlilerinin rehin alındığı, Ankara ilinde bulunan Genelkurmay Başkanlığı karargahında çatışma çıktığı, bir kısım askeri personelin rehin tutulduğu,
Genelkurmay Başkanlığına ait internet sitesinde basın açıklaması yapıldığı, darbenin gerekçesinin 3 sayfa basın açıklaması şeklinde kamuoyuna duyurulduğu, 'Harekat Yıldırım' öncelik dereceli, gizli ... dosya numaralı mesaj formunun 'Yurtta Sulh Konseyi Başkanı' imzası ile yayımlandığı, bir grup askerin Boğaz Köprüsü’nü tek yönlü olarak trafiğe kapattığı, saat 22:10 sıralarında Türkiye genelinde birçok kamu binası önünde asker ve polisin karşı karşıya gelmeye başladığı, Ankara'da MİT binası ve Genelkurmay Başkanlığı Karargahına helikopterden ateş açıldığı, saat 22.35 sıralarında Atatürk Havalimanı’na askerlerin tankla geldikleri ve kontrol kulesine girdikleri, saat 23.10 sıralarında Başbakan Binali Yıldırım'ın olayları 'kalkışma' olarak niteleyen açıklama yaptığı, Türk ordusu içerisindeki bir grubun darbe girişiminde bulunduğunu duyurduğu, Mecliste grubu bulunan tüm partilerin darbe girişimini kınadıkları, saat 00.15 sıralarında darbe girişiminde bulunan asker kişilerin TRT binasını basarak bir spikere açıklama okuttukları yolunda sosyal medyada birçok haber yayınlanmıştır.
Günümüz teknolojisi son derece gelişmiş olup hemen hemen herkesin sosyal medyayı takip etme, mobil telefon cihazları ile anında haberleşme imkanı bulunmaktadır. Arama el koyma tutanaklarından da anlaşılacağı üzere, er rütbesi taşıyan çoğu şüphelide dahi mobil telefon cihazı bulunmaktadır.
Terör saldırısını önlemek ya da tatbikat yapmak amacıyla gece saat 22:30 - 23:00 sıralarında askeri kışladan tanklarla, mühimmatla, zırhlı araçlarla çıkılması hayatın olağan akışına uygun değildir.
Tüm şüphelilerin yanlarında taşıdıkları mobil telefon cihazlarını kullanarak yakınları ile iletişime geçme ve faaliyetin bir darbe kalkışması olduğunu öğrenme imkanları bulunmaktadır.
İstanbul ilinin genelinde yaşanan askeri hareketlilik, köprülerin kapatılması, tank ve zırhlı araçlarla seyir halindeyken toplanan vatandaşların gösterdikleri tepki, emniyet güçlerinin müdahaleleri, eylemin bir kalkışma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu zaman dilimleri gözönüne alındığında saat 22.15 -22.30 sıralarında birliklerinden çıkan askerlerin saat 23.30 sıralarında olay yerine geldikleri bu saat itibariyle darbe girişiminden haberdar olmamalarının mümkün görünmediği gibi olay yerine geldikten sonrada aynı mahiyette eylemlerine devam ettikleri ve ancak gecenin ilerleyen saatleri ve sabaha karşı gerek yetkililerin gerekse halkın tepkisi ile teslim oldukları sabittir. Dolayısıyla darbeye kalkışan askeri birliğin, değişen güç dengesi ve bunun psikolojik yansıması sonucunda eylem yeteneklerinin kalmadığı ve bu nedenle teslim olma yolunu seçtikleri anlaşılmaktadır.
Tüm soruşturma dosyası birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu, 'asker kişi olduklarına, üstleri tarafından kendilerine verilen emri uygulamak zorunda olduklarına ve bu emri sorgulayamayacaklarına, verilen emir doğrultusunda Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul İl Başkanlığı binasına intikal ettiklerine, faaliyetin bir darbe kalkışması ve dolayısıyla bir suç teşkil ettiğini bilmediklerine ve güvenlik gerekçesiyle binaya gittiklerine' dair yapmış oldukları savunma kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik bir savunma olup, dolayısıyla bu savunmalarına itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı kanaatine varılmıştır."
15. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılama sonucunda Mahkeme 18/12/2017 tarihli kararıyla başvurucunun Anayasayı ihlal suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, dava konusu diğer suçlardan ise karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Gerekçeli kararda başvurucunun yargılama sırasında alınan savunmasına şu şekilde yer verilmiştir:
"[Başvurucu] 47 nci motorlu piyade alayı 5 inci motorlu piyade bölüğünde uzman erbaş olarak görev yaptığını, 15 temmuz günü devir teslim töreni olacağını ancak öğleden sonra KOKTOD içtimasının olacağının söylendiği, KOKTOD içtimasına çıktığını ve alay komutanının İstanbul genelinde terör saldırılarından bahsettiğini, sonrasında mesainin terk edilmeyeceğinin söylendiğini, saat 20:00 sıralarında Tabur Komutanı [R.K.] tarafından KOKTOD reaksiyon süresinin ölçüleceğinden bahsedildiği, saat 21:00 sıralarında tatbikat dendiğini ve mühimmat dağıtıldığını, bu sırada daha önce hiç görmediği subayların geldiğini ve 'araç bin' emri verildiğini, birlik dışına çıkılacağını bilmediğini, bunu nizamiyeden çıktığında anladığını ve Sütlüce'de bulunan Ak Parti İl Binasına gittiklerini, burada şarjör tak emri verildiğini, araçlardan indiklerinde Akademiden gelen subayların kendilerini yönlendirdiğini, kendisininde bulunduğu grubun giriş kısmında yer alan TOMA aracının yanına gittiklerini ve yanlarında bulunan Akademi subayının polislere hitaben gitmelerini söyleyerek araçta silah olup olmadığını sorduğunu, polislerin ayrılmasından sonra vatandaşların toplanmaya başladığını, saat 00:00 sıralarında [M.D.nin] megafonla 'emir komuta bende geri çekiliyoruz' dediğini ve bunun üzerine merdivenler bölgesine çekildiklerini, burada vatandaşların kendilerine ikramda bulunduklarını ve kendilerinin gitmesi için ayarlanan otobüslerin gelişi ile olay yerinden ayrıldıklarını, olay yerine gittikleri sırada telefonla kimseyle iletişim kurmadığını savunmuştur."
16. Mahkeme, muhakeme sürecinde savunmaları alınan diğer sanıkların ifadeleri doğrultusunda, darbe girişimi kapsamında parti binasının ele geçirilmesine yönelik hazırlık aşamasına ilişkin şu tespitlerde bulunmuştur:
"13/07/2016 tarihinde 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda yapılan darbe planlaması toplantısına katılan ve birliğine Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın ele geçirilmesi görevi verilen 47. Motorlu Piyade Alayı Alay Komutanı [S.C.nin] darbe girişiminde kullanılacak araçların harekete hazır hale getirilmesi amacıyla 14.07.2016 tarihinde Bakım Bölük Komutan Vekili Bkm. Kd. Bçvş [K.Ş.ye] 'KOKTOD faaliyeti kapsamında DAEŞ’e operasyon olabileceğini, bu nedenle 2. Motorlu Piyade Taburu'nda bulunan araçların gerekli kontrollerinin yapılarak harekete hazır hale getirilmesi' emrini verdiği, adı geçen personel tarafından garajlar bölgesinde araçların gerekli kontrollerinin yapılarak harekete hazır hale getirildiği,
Alay komutanı [S.C.nin] bir başka göreve atanması nedeniyle olay tarihi olan 15/07/2016 tarihinde alayda 'Sancak devir teslim töreni' yapılmasının planlandığı, 15/07/2016 günü öğle saatlerine kadar bağlı birliklerin sancak devir teslim törenine hazırlık amacıyla tören yürüyüşü yaptıkları, öğle saatlerinde Alay komutanı [S.C.nin] 'Sancak devir teslim töreninin iptal edildiğini, birliklerin saat 14:00 da KOKTOD (Toplumsal olaylarda kolluk kuvvetlerinin desteklenmesi) düzenine geçerek KOKTOD eğitimi yapmaları' emri vermesi üzerine, saat 14:00 da birliklerin alay içtima alanında KOKTOD düzenine geçerek KOKTOD eğitimine başladıkları, Alay komutanı [S.C.nin] gelerek birlikleri bizzat denetlediği, rütbeli personele 'Mesai bu gece saat gece 24:00'a kadar sürecek, hiçbir personel hiçbir şekilde mesaiyi terk etmeyecek, alarm verdiğimde birlikler alay içtima alanında toplanacak, reaksiyon süresini ölçeceğim' şeklinde emir verdiği ve bu şekilde tüm personeli teyakkuz halinde tuttuğu,
Kara Harp Akademilerinde baş hoca olarak görev yapan Albay [A.Z.G.] ve öğretim elemanı olan Binbaşı [Z.Ö.nün] 15/07/2016 günü saat 14:15 de Kara Harp Akademisi'nde öğrenim gören öğrenci subayları Faruk Gürler anfisinde toplayarak, isim isim okumak suretiyle gruplandırdıkları ve her bir grubu akademide görevli öğretim elemanlarına yönlendirdikleri, bu kapsamda akademide öğrenim gören öğrenci subaylardan sanıklar Binbaşı [E.H.], Yüzbaşı [H.H.A.], Yüzbaşı [G.G.] ve (dava dışı) Yüzbaşı [F.S.nin] 3. Seminer salonuna giderek öğretim elemanı olan sanık Binbaşı [F.Ş.yi] görmeleri gerektiği emrini verdikleri, saat 15:30 sularında adı geçenlerin 3. Seminer salonunda bir araya geldikleri, sanık Binbaşı [F.Ş.nin] burada adı geçenlere faaliyetin mahiyetini açıklayarak 'akşamleyin en geç saat 21:00 da 47. Motorlu Piyade Alayı'nda olmaları gerektiğini, adı geçen kışlaya sivil olarak gideceklerini' söylediği, sanıkların saat 20:00 sularında akademide buluşmayı kararlaştırarak ayrıldıkları, bu şekilde Kara Harp Akademilerinde baş hoca olarak görev yapan Albay [A.Z.G.] ve öğretim elemanı olan Binbaşı [Z.Ö.nün] 14 Temmuz 2016 günü saat 21:00'da Hava Harp Okulu'nda yapılan koordinasyon ve planlama toplantısında alınan kararlar doğrultusunda sanıkları olay gecesi darbe teşebbüsü için icra edilecek faaliyetler kapsamında 47. Motorlu Piyade Alayını takviye etmek üzere görevlendirdikleri [anlaşılmıştır.]"
17. Mahkemenin kamera kayıtları ve tanık beyanları doğrultusunda parti binasını ele geçirmeye yönelik olarak aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların gerçekleştirdiklerini kabul ettiği eylemler şöyledir:
"47. Motorlu Piyade Alayı Alay Komutanı [S.C.nin] olay günü saat 20:00 sularında 2. Tabur Komutanı Yarbay [R.K.yı] arayarak birliğin alay içtima alanında KOKTOD düzeninde toplanması emrini verdiği, [R.K.nın] da saat 20:30’da Albay [S.C.ye] birliğin KOKTOD düzeninde hazır olduğu yönünde tekmil vermesi üzerine Albay [S.C.nin] Tabur Komutanı Yarbay [R.K.ya] askerlere mühimmat dağıtılması emrini verdiği, Yarbay [R.K.nın] verdiği emir üzerine alay içtima alanında KOKTOD düzeninde hazır olan 2. Tabur 4., 5., ve 6. Bölüklere AMM'den alınan mühimmatların dağıtıldığı, bu kapsamda dava dosyamıza konu 5. Mekanize Piyade Bölüğü personeli olan sanıklara 2'şer şarjör G3 mühimmatı verildiği,
Alay komutanı Albay [S.C.nin] Bakım Bölük Komutan Vekili Bkm. Kd. Bçvş. [K.Ş.] ve bakım bölüğü ikmal astsubayı [M.K.yı] alay binasına çağırarak, bakım bölüğü ikmal astsubayı [M.K.ya] 'Alay binasına 15 adet piyade tüfeği ve 45 adet tam dolu şarjör getirilmesi' emrini vererek söz konusu silah ve şarjörleri getirttiği,
Kara Harp Akademilerinde baş hoca olarak görev yapan Albay [A.Z.G.] ve öğretim elemanı olan Binbaşı [Z.Ö.] tarafından darbe girişimi için icra edilecek faaliyetler kapsamında 47. Motorlu Piyade Alayını takviye etmek üzere görevlendirilen personelden, sanıklar Binbaşı [F.Ş.], Yüzbaşı [H.H.A.], Yüzbaşı [G.G.] ve (dava dışı) Yüzbaşı [F.S.nin] saat 21:15-21:30 sularında sivil araçlarla 47. Motorlu Piyade Alayına geldikleri,
Alay komutanı [S.C.nin] akademiden gelen öğretim elemanları ve öğrenci subayları komutan katındaki brifing salonuna yönlendirerek üzerlerini değiştirmelerini ve beraberlerinde getirdikleri askeri kamuflajları giymelerini söylediği, bakım bölüğü ikmal astsubayı [M.K.] tarafından getirilen piyade tüfekleri ile şarjörleri Kara Harp Akademisinden gelen subaylara dağıttırdığı,
Alay komutanı [S.C.nin], Alay içtima alanında bölüklerinin başında bulunan bütün birlik komutanlarını Alay binasına çağırttığı, alay binasındaki brifing salonunda aralarında 2. Tabur Komutanı Yarbay [R.K.nın], 5. bölük komutanı olan sanık [M.D.], Kara Harp Akademilerinden gönderilen ve aralarında sanıklar Binbaşı [F.Ş.], Yüzbaşı [H.H.A.], Yüzbaşı [G.G.] ve (dava dışı) Yüzbaşı [F.S.nin de] bulunduğu 15-20 arası rütbeli personeli toplayarak 'Silahlı darbe girişimi kapsamında komutanlığını yaptığı 47. Motorlu Piyade Alayı'na İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binalarının ele geçirilmesi görevinin verildiğini' beyan ederek faaliyetin mahiyetini açıkladığı, İstanbul Valilik binasına, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasına ve Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına hangi bölüklerin gideceğine ilişkin görev paylaşımı yaptığı, Kara Harp Akademileri'nden gelen öğrenci subayları -her birisi 5'erli olmak üzere- 3 gruba ayırdığı ve her bir noktaya gidecek bölüklerin başına görevlendirdiği, bu kapsamda Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasını ele geçirme görevini sanık [M.D.nin] bölük komutanı olduğu 5. bölüğe verdiği, adı geçen bölüğün başına ise Kara Harp Akademilerinden görevlendirilen sanıklar Binbaşı [F.Ş.], Binbaşı [E.H.], Yüzbaşı [H.H.A.], Yüzbaşı [G.G.] ve (dava dışı) Yüzbaşı [F.S.yi] görevlendirdiği, sanık [M.D.ye] bölüğün emir ve komutasının sanık [F.Ş.de] olduğunu bildirdiği,
Kara Harp Akademisinden Albay [A.Z.G.] ve öğretim elemanı olan Binbaşı [Z.Ö.] tarafından darbe girişimi için icra edilecek faaliyetler kapsamında 47. Motorlu Piyade Alayını takviye etmek üzere görevlendirilen sanık Binbaşı [E.H.nin de] saat 22:00 sularında kendi aracıyla alaya geldiği ve kendisine verilen piyade tüfeğini alarak Albay [S.C.] tarafından görevlendirildiği sanık [F.Ş.nin] başında olduğu gruba katıldığı,
2. Motorlu Piyade Taburu 5. Motorlu Piyade Bölüğü bölük komutanı sanık [M.D.nin] bölüğünün başına gelerek 'Dışarıdan 3 veya 4 subay gelecek, onların emir komutasında olacaksınız' şeklinde söylediği, bölüğün kıdemli uzman çavuşu olan sanık [C.K.nın] 'Nereye gideceğiz' şeklinde sorması üzerine sanık [M.D.nin] 'Nereye gideceğimizi ben biliyorum, soru sormayın' şeklinde söylediği, kısa bir süre sonra sanıklar Binbaşı [F.Ş.], Binbaşı [E.H.], Yüzbaşı [H.H.A.], Yüzbaşı [G.G.] ve (dava dışı) Yüzbaşı [F.S.nin] 5. Motorlu Piyade bölüğünün başına geldikleri, sanık Binbaşı [F.Ş.nin] bölüğün kollara ayırdığı ve her bir kolun başına da Kara Harp Akademisinden gelen subaylardan verdiği,
Alay komutanı [S.C.nin], birliklerin görev bölgelerine gitmek üzere çıkış yapmaları yönünde emir vermesi üzerine saat 22:40'dan itibaren İstanbul Valiliği'ni, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı ve Ak Parti İstanbul İl Başkanlığını ele geçirmek üzere görevlendirilen birliklerin 47. Motorize Alayından ard arda çıkış yapmaya başladıkları, en son dosyamıza konu eylemde rol alan sanıkların nizamiyeden çıkış yaptıkları...
...
Sanıkların nizamiyeden;
...
4. sıradaki ... araçta; Araç komutanı [G.G.], araç şoförü Reşat ARDIL [başvurucu],
... olmak üzere çıkış yaptıkları,
...
Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda özel güvenlik şefi olarak görev yapan tanık [R.B.D.nin], darbeci askerler gelmeden önce darbe teşebbüsü olduğunu telefonla öğrenerek il başkanlığı binasının bahçe girişinde görev yapan özel güvenlik görevlisi sayısını ikiye çıkarttığı, bina bahçesine girişte yer alan çelik bariyerleri (dubaları) kaldırarak özel güvenlik görevlileri [İ.E. ve M.A.D.ye] bina bahçesine araç girişine izin vermemeleri talimatını verdiği,
Olay gecesi saat 23:14:45'te sanıkların emirlerinde bulunan er rütbesindeki askerlerle Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binası yanına geldikleri, askerlerin geldiğini gören güvenlik görevlisi [M.A.D.nin] telsizle tanık [R.B.D.ye] askerlerin geldiğini bildirdiği, (Saat:23:15)
Sanıklar [F.Ş. ve M.D.nin] bulundukları Mercedes Unimog araçtan inerek Ak Parti İl Başkanlığı binasının bahçesinde ve -TOMA aracı ile Çevik Kuvvet'e ait otobüsün park halinde bulunduğu- giriş noktasında görev yapan özel güvenlik görevlileri [İ.E. ve M.A.D.ye] 'Kontrolün artık kendilerinde olduğunu, 5 dakika içinde binayı boşaltmaları gerektiğini' bildirdikleri, bu sırada yanlarına gelen tanık [İ.E. ve R.B.D.ye de] aynı yönde beyanda bulundukları, tanık [R.B.D.nin] tepki göstermesi üzerine tartıştıkları, sanık [M.D.nin] görüntülerini cep telefonuna çeken bir partiliye 'Çekemezsiniz' şeklinde söyleyerek müdahalede bulunduğu, ardından tanık [R.B.D.nin] özel güvenlik görevlileri [İ.E. ve M.A.D.yi de] yanına alarak il başkanlığı bina girişinin iç kısmına geçtiği, (Saat: 23:15-23:16)
Sanık [M.D.nin] araçlardan inen askeri personele eliyle gelmeleri yönünde işaret ettiği, alay içtima alanında kollara ayrılan askerlerin ellerinde kalkanlar, omuzların da ise G3 piyade tüfekleri olmak üzere sanık [F.Ş.nin] verdiği emir üzerine [M.D.] tarafından Kara Harp Akademisi'nden gelen subaylar başlarında olduğu halde [F.Ş.] tarafından gösterilen görev bölgelerine geçmeye başladıkları, (Saat:23:16 suları),
Sanıkların görev bölgelerine göre dağılımları incelendiğinde;
1. Nolu Görev Bölgesi: Sanıklar [F.Ş., E.H., M.D., A.A., H.C.Ç., Reşat Ardıl ve F.K.nın] emirlerindeki er rütbesine sahip bir kısım erlerle Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına ait bahçenin araç giriş kısmı önünde,
2. Nolu Görev Bölgesi: Başlarında sanık [G.G.] olduğu halde kol komutanı olan sanık [F.Y.] komutasındaki 3-4 askerin Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının tam karşısında bahçe içinde ve tel örgülerin iç kısmında, (Bu noktada görev yapan askeri personelin, darbe girişimini öğrenen vatandaşlarımızın bina önüne gelerek 1.nolu görev bölgesinde görev yapan darbeci askerlere tepki göstermeye başlamaları ve barikatı yarmaya çalışmaları üzerine sanık [G.G.] tarafından 1. nolu görev bölgesine takviye olarak kaydırıldığı),
3. Nolu Görev Bölgesi: Başlarında sanık [H.H.A.] olduğu halde kol komutanları [İ.T. ve Ş.K.nın] komutasındaki 16 askerin Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına ait bahçenin araç çıkış (otopark çıkış) kısmı önünde,
4. Nolu Görev Bölgesi: Başlarında (dava dışı) [F.S.] olduğu halde kol komutanı [B.D.] komutasındaki [C.K. ve A.E.E.nin] emirlerindeki er rütbesine sahip bir kısım erlerle Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının arka kısmında ve binanın teras bölümünde görevlendirildikleri,
Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının arka tarafında görevlendirilen 4. koldaki askerlerden er rütbesindeki 5 askerin, binanın arkasındaki nöbet kulübesinin etrafını çepeçevre sardıkları, nöbet kulübesinde nöbet tutan polis memuru tanık [N.E.ya] sert bir üslupla 'Burasının güvenliği bize geçti, derhal burayı terk edin' şeklinde hitapta bulundukları, tanığın 'Ne için geldiniz? Siz de bu vatanın bir evladısınız. Yaptığınız iş kanunsuzdur' şeklindeki uyarısına 'Uzatma' şeklinde cevap verdikleri, tanık [N.E.nin] yanında bulunan MP5 silahı ile birlikte ön taraftaki Çevik Kuvvet otobüsünün yanına giderek araca bindiği,
Sanık [M.D.nin] ön taraftaki askerlere binayı göstererek 'Burayı kuşatın, sarın' şeklinde emir verdiği,
Sanıklar [F.Ş., E.H. ve M.D.nin] binanın bahçe giriş kısmının hemen yanında park halinde bulunan TOMA aracı ile Çevik Kuvvet otobüsüne yönelerek polis memurlarına 'binanın kontrolünü kendilerinin aldıklarını, otomatik silahlarını güvenlik kulübesine bırakmalarını ve derhal olay yerini terk etmelerini' söyledikleri (Saat 23:18),
Sanık [F.Ş.nin] Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının önünde bulunan bariyerleri 2-3 asker göndererek askerlere taşıtarak bahçe girişinin 20 m. kadar önüne yan yana dizdirmek ve yaklaşık 20 civarında askeri bariyerin başına dikmek suretiyle bina bahçesini vatandaş girişine kapattırdığı, 1 nolu görev bölgesinin bu şekilde oluşturulduğu (Saat:23:19),
Sanıklar [F.Ş. ve M.D.nin] ellerinde G3 piyade tüfekleri olmak üzere il başkanlığı binasına girerek (Saat:23:19) giriş kısmında aralarında tanıklar [R.B.D., A.K., H.G. ve S.G.nin de] bulunduğu görevlilere 'Beş dakikanız var. Beş dakika içinde binayı boşaltıyorsunuz. Bizi zor kullanmaya mecbur Bırakmayın, içeriden hiçbir evrak, hiçbir makine çıkmayacak, emir yukarıdan geldi.' şeklinde söyleyerek derhal binanın boşaltılmasını istedikleri, görevlilerin il başkanına sormaları gerektiğini söyleyerek 5-10 dakika süre istedikleri, bu şekilde askerleri oyalamaya çalıştıkları, her iki sanığın süre talebini kabul ederek binadan dışarı çıktıkları,
Sanıklar [F.Ş. ve M.D.] bina içine girdiklerinde TOMA ve Çevik Kuvvet aracının başında sanık [E.H.nin] kaldığı, adı geçen sanığın uzman çavuş olan [başvurucu] sanık Reşat ARDIL'ı yanında er rütbesindeki iki askerle birlikte TOMA ve Çevik Kuvvet aracının önüne diktiği, sanık [E.H.nin] polis memurlarına makineli tüfeklerini bırakmalarını söylemesi nedeniyle bir polis memurunun araçta bulunan MP5 otomatik silahı eline alarak girişe göre sağ tarafta bulunan polis memurlarının durduğu güvenlik kulübesine bırakarak elleri havada bir şekilde dışarı çıktığı (Saat 23:25), ardından polislere ait 2 nöbet noktası bulunduğu gerekçesi ile diğer otomatik silahın bulunması yönünde polis memurlarına tehditte bulunulduğu, silahı bulmak amacıyla araca binen bir askerin tanık [N.E.] tarafından getirilen silahı görmesi üzerine [T.] adlı polis memurunun elinden zorla aldığı, ardından da çevik kuvvet polislerine 'Derhal burayı terk edin, yoksa sizin için iyi olmayacak' şeklinde tehditte bulundukları, kısa bir süre sonra Çevik Kuvvet polislerinin otobüsle olay yerinden gönderildikleri (Saat 23:26),
47. Motorize Piyade Alay Komutanı Albay [S.C.nin] kullanmakta olduğu ... numaralı GSM hattı üzerinden darbe girişiminin İstanbul ayağındaki yöneticilerinin üyesi oldukları ve kendisinin de üyesi bulunduğu 'Yurtta Sulh' adlı whatsApp grubuna; ... 15/07/2016 23:26:49: 'AKP İstanbul il teşkilatı kontrol altında. Enterneler yapılıyor.' şeklinde mesaj attığının tespit edildiği,
...
Ak Parti İl Başkanlığı binasının önünden araçlarıyla geçen vatandaşlarımızın binanın çevresinin asker tarafından kuşatıldığını görmeleri üzerine araçlarından inerek bahçe giriş kapısının 20 metre önünde ve bariyerler arkasında tertibat alan askerlere doğru yaklaşarak tepki göstermeye başladıkları, (Saat 23:33), bu sırada olay yerine katılan [M.K.nın] geldiği, milletvekili olduğunu, bina içine girmek istediğini beyan etmesine karşın askerlerin 'Giremezsiniz' şeklinde söyleyerek içeri almadıkları, olay yerine sanık [M.D.nin] geldiği, katılan [M.K.nın] aynı talebini adı geçen sanığa da iletmesi üzerine sanık [M.D.nin] olumsuz cevap verdiği, katılanın 'Sebep ne ?' şeklinde sorması üzerine sanık [M.D.nin] 'Terör saldırısı' şeklinde cevap verdiği, katılan [M.K.nın] 'Biz binamızı kendimiz koruruz. Size ihtiyacımız yok. Ben içeri gireceğim.' şeklinde söyleyerek ısrarcı olduğu, sanık [M.D.nin] yine 'Giremezsiniz' şeklinde cevap verdiği, bunun üzerine katılan [M.K.nın] olay yerindeki 20-25 kişiden oluşan kalabalığa 'Burayı teslim etmeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun buradan ayrılmayacağız.' şeklinde konuşma yaptığı, askerlere de 'İl binasından çekilmeleri gerektiğini, asla ve kata il binasını teslim etmeyeceklerini' söylediği,
Sanık [F.Ş.nin] Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binası önünde iken, elinde bulunan G3 piyade tüfeği ile olay yerine gelen ve kendilerine tepki gösteren vatandaşlarımızı korkutup dağıtmak amacıyla havaya ateş açtığı, onun ardından sanık [E.H.nin], onun ardından da binanın arka tarafında görev yapan (dava dışı) [F.S.nin] G3 piyade tüfekleri ile havaya ateş açtıkları,
Video kayıtlarında; bazı vatandaşlarımızın binanın bahçe girişinde konuşlanan kolun başında bulunan ve subay sınıfından olduğu anlaşılan rütbeli personele 'Yargılanacaksın... İdamla yargılanacaksın' şeklinde bağırdığının görüldüğü,
Silah sesini duyan ve/veya Ak parti İstanbul İl Başkanlığı'nın askerler tarafından ele geçirilmeye çalışıldığını gören/öğrenen çok sayıda vatandaşımızın da olay yerine gelmesi üzerine olay yerinin kalabalıklaştığı, vatandaşlarımızın Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının bahçe girişine 20 metre kala demir bariyerle oluşturulan barikatın gerisinde tertibat alan askerlere tepki göstermeye başladıkları, bariyeri yıkmaya çalıştıkları, bariyeri geçmeyi başaran bir kaç vatandaşımızın darbeci askerler tarafından bahçe içinde yakalanarak yeniden bahçe dışına çıkartıldıkları (Saat 23:35), bunun üzerine sanık [G.G.nin], başında bulunduğu ve Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının tam karşısında bahçe içinde ve tel örgülerin iç kısmında kol komutanı olan sanık [F.Y.] komutasındaki askerleri Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın bahçesinin araç giriş kısmına (1. nolu görev bölgesi) kaydırdığı,
...
Sanık [F.Ş.nin], sanık [M.D.] ile birlikte binayı boşaltmaları için bina görevlilerine tanıdıkları sürenin dolduğu gerekçesiyle yanına sanık [İ.T.yi de] alarak 2. kez bina içine girdikleri (Saat:23:40), sanık [F.Ş.nin] binada bulunan en yetkili kişi ile görüşmek istediğini beyan etmesi üzerine, sanıklar [F.Ş. ve İ.T.nin] bina güvenlik görevlileri ile birlikte il başkanı [S.T.] ile görüşmek üzere -il başkanının odasının bulunduğu- binanın 4. katına çıktıkları, sanık [F.Ş.nin] il başkanı olan tanık [S.T.nin] özel kalem müdürüne 'Binayı boşaltın' şeklinde söylediği, ardından da il başkanı ile görüşmek istediğini söylediği, özel kalem müdürünün sanık [F.Ş.ye] 'elindeki silahla il başkanının yanına girmesine müsade edemeyeceklerini, silahını yanındaki uzman çavuşa teslim etmesini' istemeleri üzerine sanık [F.Ş.nin] birisiyle telefonda görüşme yaptığı, ardından silahını bırakmayı kabul etmediği, her iki sanığın binadan dışarı çıktıkları (Saat 23:48),
...
Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın askerler tarafından ele geçirilmeye çalışıldığını gören/öğrenen çok sayıda vatandaşımızın da olay yerine gelmesi üzerine olay yerinin daha da kalabalıklaştığı, vatandaşlarımızın askerlerin oluşturduğu bariyeri yarmaya çalıştıkları, bariyerleri ve askerleri ittirerek binanın bahçe girişine kadar geri püskürttükleri (Saat 23:49), sanık [M.D.nin] barikatı yarmaya çalışan vatandaş grubunun önündeki katılan [M.K.nın] yanına gelerek 'Sayın başkanım siz geçin' şeklinde söylediği, katılan [M.K.nın] barikatı oluşturan askerlerin arasından geçerek il başkanlığı binasına giriş yaptığı (Saat 23:50),
Bu sırada sanık [M.D.nin] il başkanı olan tanık [S.T.] ile görüşmek üzere [M.K.nın] ardından binaya girdiği (Saat 23:50),
...
Sanık [M.D.nin] başkanlık makamının bulunduğu 4. kata çıkarak elinde silahı ile il başkanı [S.T.nin] odasına girdiği (Saat 23:51), tanık [S.T.ye] 'Emir aldık, acilen binayı boşaltmanız gerekiyor' şeklinde söylediği, bu sırada açık olan TV'de 'Genelkurmay başkanının derdest edildiği'ne dair bir haber geçmekte olduğu, tanık [S.T.nin] sanık [M.D.ye] 'Bu ülkenin bir başkomutanı var, Genelkurmay başkanının derdest edildiği söyleniyor. Emri kimden aldınız?' şeklinde sorduğu, sanık [M.D.nin] 'Sayın başkan bize zorluk çıkarmayın' şeklinde cevap verdiği, il başkanı olan tanık [S.T.nin] 'Bu koltuklarda oturan insanların yeri geldiğinde ölebilecek insanlardır. Ama bu ülkenin yurttaşları olarak birlikte buradan el ele bu yanlışı düzeltip çıkabiliriz' şeklinde söyleyerek sanığı ikna ettiği, sanık [M.D.nin] 'Sayın başkan, bizi buradan kurtarın' şeklinde söyleyerek odadan dışarı çıktığı (Saat 23:55),
Katılan [M.K.nın] barikatı geçerek il başkanlığı binasına girmesinden kısa bir süre sonra ve sanık [M.D.nin] il başkanı olan tanık [S.T.] ile görüşme yaptığı sırada darbe girişimine direnen vatandaşlarımızın Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının bahçe girişinde oluşturulan barikatı yararak (Saat 23:52) il başkanlığı bahçesine girdikleri,
Vatandaşlarımızın barikatı yardığı sırada ittirme sonucu barikatta yer alan bir kaç askerin savrulması ve barikatın kısmen yarılması üzerine sanık [F.Y.nin] elinde bulunan G3 piyade tüfeği ile havaya 1 el ateş açtığı, barikat yarıldıktan sonra askerlerin ellerinde silahlarla koşar adım geri kaçıştıkları, barikatın yarıldığını ve askerlerin dağıldığını gören sanık [F.Ş.nin] 'Kimse görev bölgesinden ayrılmasın, hiç bir asker geri çekilmeyecek' şeklinde emir verdiği, ancak birliğin dağılması nedeniyle bu emri uygulatamadığı,
Vatandaşlarımızın askerlerin etrafını sararak Ak Parti İl Başkanlığı binasının bahçe girişine göre sağ tarafında ve binanın köşesine (TOMA aracının ve ATM'nin olduğu bölge) kıstırdıkları, bu sırada rütbeli personel tarafından havaya ateş açıldığı, askerlerle halk arasında ellerinde kalkanlar bulunan askerlerle koruma hattı oluşturulduğu, Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına ait bahçenin araç çıkış (otopark çıkış) kısmında kol komutanları [İ.T. ve Ş.K.nin] komutasındaki 16 askerin de görev bölgelerinden ayrılarak zincir oluşturmak suretiyle halkın oluşturduğu koridordan geçerek bu noktaya geldikleri, (Saat 23:54 - 00:00 arası),
...
Sanıklar [F.Ş. ve E.H.nin], ellerinde kalkanlar olan 7 askerle Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının bahçe girişine göre sağ tarafta bulunan ve [H. Otele] giden Dutluk Sokak girişine -askerleri yanyana dizerek- yeni bir barikat oluşturdukları (Saat 00:02),
Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı bahçesinde bulunan vatandaşların toplu şekilde bahçe içinden bahçe dışına doğru çıktıkları, Ak Parti yan tarafında bulunan ve [H. Otele] giden Dutluk Sokak girişinde barikat kuran askerlerin önünde durdukları, (Saat 00:03),
Sanık [M.D.nin] kendisine ait ... nolu GSM hattı üzerinden, ... nolu GSM hattını üzerinden 47. Motorize Piyade Alay Komutanı Albay [S.C.] ile saat 00:15:04 'de 184 Sn.lik görüşme yaptığı, bu görüşmede [S.C.nin] olay yerini kesinlikle terk etmemeleri, halka ateş etmeleri yönünde emir verdiği, sanık [M.D.] tarafından dosyaya sunulan ses kaydı içeriğinin de bu hususu doğruladığı,
Ak Parti İl Başkanlığı binasının bahçesinde (TOMA aracının ve ATM'nin olduğu bölgede) kıstırılan askerlerin de kalabalığın içinden geçirilerek [H. Otele] giden Dutluk Sokak girişinde oluşturulan yeni barikat noktasına getirildikleri, binayı kuşatan diğer askerlerin de (Saat 00:40'a kadar) peyderpey buraya getirildiği,
...
Ak Parti İl Başkanlığı yan tarafında bulunan ve [H. Otele] giden Dutluk Sokak girişinde bulunan askerlerin, sokağın üst tarafına doğru çekilip tekrar bir hat oluşturdukları (Saat 00:40), vatandaşlarımızın yeni oluşturulan bu hattın önüne de toplandıkları, askeri geri püskürtmek amacıyla müdahalede bulundukları ve askerleri [H. Otel] yanında bulunan merdivenlere kadar geri püskürttükleri, vatandaşların kalabalık bir grup halinde askerlerin etrafını kuşattıkları (Saat 00:45),
[H. Otelin] yan tarafındaki merdivenler bölgesinde askerlerin kışlaya dönmeleri için Ak Parti yetkilileri tarafından sergilenen çabalara [M.D.] dışındaki subaylar tarafından uzun süre olumsuz yanıt verildiği,
Sanık [M.D.nin] barikatı yararak katılan [M.K.nın] yanına geldiği ve kamuflajının üstünü çıkartarak katılan [M.K.ya] 'Bana vur emri verildi sayın vekilim. Ben elbisemi çıkartmak pahasına vatandaşıma kurşun sıktırmayacağım. Askerlerimi buradan çekiyorum' şeklinde söylediği, katılan [M.K.nın sanık M.D.yi] iki yanağından öperek 'Millet adına sana teşekkür ediyorum. Sizi buradan ben çıkaracağım. Hiçbirinize tek bir fiske vurulmayacak. Önünüzde ben yürüyeceğim, araçlarınıza ben bindireceğim.' şeklinde söylediği, halktan askerin geçmesi için koridor oluşturmasını istediği, koridor oluşturulduktan sonra 'Çıkın, birliğinize dönün' şeklinde söylediği, askerin [M.D.nin] komutasında araçlara gitmek üzere harekete geçtikleri sırada sanık [F.Ş.nin] askerleri kolundan çekerek gitmelerine engel olduğu,
[H. Otele o dönem bakan olan H.Y.nin] geldiği, askeri birliğin başındaki kişi ile görüşmek istediğini beyan ettiği, ancak bu talebin sanık [F.Ş.] tarafından kabul edilmediği,
Sanık [M.D.nin] birliğin çekilmesi ve kışlaya dönülmesi hususunda çaba göstermesi ve Ak partili yetkililerle iş birliği yapması sonucunda başta katılan [M.K.] ve il başkanı olan tanık [S.T.] olmak üzere Ak Partili yetkililer tarafından 2 adet İETT otobüsü ayarlandığı ve birliğin sabah saatlerinde kışlaya dönüşünün sağlandığı, sanık [F.Ş.nin] kışla içinde bölük rütbelilerinin ellerini sıkarak 'Yaptıklarından pişman olmadığını, telefonlarında gerekli temizliği yapmalarını ve kendi numarasını silmelerini' istediği, bilahare olayla ilgili olarak yürütülen adli ve idari soruşturmalar sonucunda sanık [M.D.nin] sağladığı katkılarla da olaya katılan askeri personelin tespit edildiği anlaşılmış, mahkememizce de oluş bu şekilde kabul edilmiştir. "
18. Mahkeme kararında "Savunmanın İrdelenmesi" başlığı altında, aralarında başvurucunun da olduğu asteğmen, astsubay ve uzman erbaş rütbesindeki askerlerin kışladan çıktıkları sırada icra edilen askerî faaliyetin bir darbe girişimi olduğunu bilmediklerine, faaliyetin darbe girişimi olduğunu olay yerine gittiklerinde halktan öğrendiklerine ve olayın mahiyetini öğrendikten sonra da kendi iradeleri ile eyleme son verdiklerine dair savunmalarına ilişkin değerlendirmeler şöyledir:
"Sanıklardan [B.D.nin] asteğmen rütbesi ile, [A.A.nın] astsubay rütbesi ile, diğer sanıklar [... ve Reşat Ardıl'ın] ise uzman çavuş rütbesi ile 47. Motorlu Piyade Alayı 2. Motorlu Piyade Taburu 5. Motorlu Piyade Bölüğü emrinde görev yaptıkları ve olay gecesi olay yerine giden askeri personel arasında bulundukları tartışmasızdır.
Adı geçen sanıklar savunmalarında özet olarak; olay gecesi terör tehdidi gerekçe gösterilerek KOKTOD (Kolluk Kuvvetlerinin Toplumsal Olaylarda Desteklenmesi) faaliyeti kapsamında olay mahalline götürüldüklerini, kışladan çıkmadan önce nereye ve hangi maksatla götürüldüklerini bilmediklerini, kışladan çıkmadan önce faaliyetin mahiyetinin kendilerine açıklanmadığını, suç kasıtlarının bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.
Ayrıntıları yukarıda 'Hazırlık Aşaması' başlığı altında açıklandığı üzere, olay tarihinde 47. Motorlu Piyade Alayı Alay Komutanı [S.C.] tarafından öğle saatlerinde verilen emir üzerine sanıkların maiyetleri ile birlikte KOKTOD eğitimi yaptıkları, alay komutanı tarafından 'birliklerin reaksiyon süresinin ölçüleceği, gece saat 00:00 a kadar hiç bir personelin çıkış yapmaması' yönündeki emri üzerine kışlada kaldıkları ve müteyakkız halde tutuldukları, bölük komutanı tarafından verilen alarm üzerine de tam teçhizatlı olarak alay içtima alanında toplandıkları, yine emir üzerine mühimmat aldıkları ve araçlarla kışladan çıkartıldıkları hususunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır.
Sanıklardan hiç birisi Alay Komutanı [S.C.] tarafından alay binası brifing salonunda düzenlenen ve faaliyetin mahiyetinin orada bulunanlara açıklandığı toplantıya katılmamıştır. Sanık [M.D.], alay binası brifing salonunda alay komutanı [S.C.] tarafından düzenlenen toplantıdan gelerek alay içtima alanındaki bölüğün başına geçmiş, 'Dışarıdan 3 veya 4 subay gelecek, onların emir komutasında olacaksınız' şeklinde söylemiş, ardından da bölüğün önüne sanıklar [F.Ş., E.H., G.G., H.H.A. ve dava dışı diğer sanık F.S.] gelmişlerdir. Sanık [M.D.] sanıklardan [F.Ş.] ile birlikte bölüğü kollara ayırmış, bölüğün kıdemli uzman çavuşu olan sanık [C.K.] tarafından 'Nereye gideceğiz' şeklinde yöneltilen soruya 'Nereye gideceğimizi ben biliyorum, soru sormayın' şeklinde cevap vermiş, bu diyalog bölükteki diğer uzman çavuşlar tarafından da duyulmuştur. Bölük kollara ayrıldıktan sonra bölük personeline verilen 'Araç bin' emri üzerine sanıklar toplam 76 personel olmak üzere 6 tane açık land 1 tane [M. marka] araçla 47. Motorize Alayından çıkış yaparak (saat 22:42 de) konvoy bütünlüğü halinde ... adresinde faaliyet gösteren Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binası önüne gelmişlerdir (Saat 23:14:45'de).
Sanıklara kışladan çıkış yapmadan önce gerçekleştirilecek faaliyetin mahiyetinin açıklandığına dair -savunmanın aksini kanıtlayan- herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Sanıkların görev yaptıkları 2. Mekanize Piyade Taburu 5. Mekanize Piyade Bölüğü bir KOKTOD birliğidir. Sanıklar bu birliğin rütbeli personelleri olup, her birisinin maiyeti bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile birlikteki en alt rütbede olan askeri personeller değillerdir. Sanıkların KOKTOD faaliyetlerinde kol komutanı olarak görev yapmaları, er rütbesindeki sanıklara KOKTOD eğitimi veren ve maiyetinde bulunan askerleri sevk ve idare eden personellerden olmaları nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı 'Toplumsal Olaylarda Askeri Birliklerin Kullanılması Talimnamesi-MT-145-3 (B)'ni bilmediklerinin kabul edilemeyeceği açıktır.
Sanıkların olay gecesi;
(a) 47. Motorlu Piyade Alayı içtima alanında bulundukları sırada, personeli oldukları 5. Motorlu Piyade Bölüğü dışında 4. Motorlu Piyade Bölüğü ile 6. Motorlu Piyade Bölüğü'nün de alay içtima alanında bulunduğu, bu bölüklerin de aynı gerekçe ile alay içtima alanına getirildikleri ve sanıkların bölüğünden önce alaydan çıkış yaptıkları, bu hususun sanıklarca bilindiği,
(b) Birliği sevk ve idare eden kişilerin (sanıklar [F.Ş., E.H., G.G., H.H.A. ve F.S.]) sıralı amirleri olmadıklarını bildikleri,
(c) Olay yeri olan Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasının, Beyoğlu İlçesi sınırları içerisinde, meskun mahal içinde ve ana cadde olan ... üzerinde bulunduğu, kamera kayıtları incelendiğinde birliğin geliş saati olan saat 23:14:45 itibariyle bina önünde görevlilerden başka kimsenin bulunmadığı, herhangi bir toplumsal olayın varlığına ilişkin dış dünyaya yansıyan herhangi bir iz ve emarenin olmadığı,
(d) Sanıkların olay yerine getirildiklerinde Ak Parti İstanbul İl Binasınına ait bahçenin araç giriş kısmında bulunan ve üzerinde Ak Parti'ye ait amblemlerin yer aldığı güvenlik kulübesinin önünden geçirilerek görev bölgelerine dağıtıldıkları, sanıkların geldikleri yerin Ak Parti İstanbul İl Bakanlığı binası olduğunu bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, özellikle olay gecesi binanın ön kısmında (1. kol, 2. kol ve 3. kollarda) görevlendirilen sanıkların binanın ön kısmındaki büyük harflerle yazılı 'Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı' yazısını görmemelerinin olanaksız olduğu,
(e) Sanıkların Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'na geldikleri saat itibariyle (23:14:45) başta Ankara ve İstanbul illeri olmak üzere ülke genelinde silahlı darbeye dönük bir askeri hareketlilik olduğunun herkes tarafından öğrenilmiş olduğu, nitekim sayın Başbakan Binali YILDIRIM'ın 'TSK içinde bir grubun kalkışma içinde olduğu' yönündeki açıklamasının saat 23:04 itibariyle tüm TV kanallarında ve haber sitelerinde yayımlandığı, üzerlerinde akıllı telefon bulunan sanıkların uzun süre bu tür haberlerden bilgi sahibi olmadıklarının kabul edilemeyeceği,
Nitekim bir kısım sanıklardan ele geçen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
Sanıklar [... Reşat Ardıl ...] üyesi bulundukları WhatsApp grubunda 15 Temmuz günü saat 22:47:21'den itibaren askeri hareketliliğe ilişkin yazışmalar yapıldığı, saat 22:48:42 'de gruba [A.] Uzm. olarak kayıtlı kullanıcı tarafından 'Darbe mi var amk' yazıldığı, saat 23:04:13'de ... nolu Gsm hattı kullanıcısı ([E.] Astsubay) tarafından 'Başbakan darbe var dedi' şeklinde mesaj atıldığının tespit edildiği,
Sanık [C.K.nın] 15/07/2016 günü saat 22:26'da rehberinde '[S.]' olarak kayıtlı kullanıcıya WhatsApp programı üzerinden 'Aşkım darbeye gibi olay çıkacak sanırım' şeklinde mesaj attığının tespit edildiği, mesaj içeriği dikkate alındığında bölüğün en kıdemli uzman çavuşu olan sanık [C.K.nın] alay içtima alanındaki hazırlığın askeri darbe girişimine dönük bir hazırlık olabileceğini öngördüğü,
Sanık [B.D.nin] üyesi olduğu bir WhatsApp grubunda 17/07/2016 tarihinde yaptığı yazışmalarda, 15 temmuz tarihinde meydana gelen darbe teşebbüsüne ilişkin olarak yazışma yaptığı sırada ... nolu GSM hattı kullanıcısı [Y.O.ya] 'Biz çıkarken sen aradın, beni yoldayken aradın darbe dedin, sen arayıp beni uyandırana kadar bilmiyorduk ne olduğunu, sonra [C.] uzman...' şeklinde yazdığı, HTS kayıtları incelendiğinde 15/07/2016 günü saat 22:58'de [H.O.] adına kayıtlı ... nolu GSM hattı ile görüşme yaptığının, dolayısıyla saat 22:58 itibariyle darbe için gittiklerini öğrendiğinin, bu görüşmeden sonra olay yerinde de sanık [C.K. ile] faaliyetin darbe girişimi kapsamında bir faaliyet olduğuna ilişkin konuştuklarının anlaşıldığı,
Tüm bu hususlar dikkate alındığında; Bir KOKTOD birliğinde rütbeli personel olarak görev yapan, KOKTOD faaliyetlerinde kol komutanı olarak maiyetlerini sevk ve idare eden, maiyetlerine bu yönde eğitim veren sanıkların -birlikten çıkarken askeri faaliyetin mahiyetini bilmeseler dahi- sahip oldukları mesleki bilgi düzeyleri gereği en geç olay yerine geldiklerinde bu faaliyetin bir KOKTOD faaliyeti olmadığını bilmeleri gerekeceği açıktır.
Nitekim bölüğün kıdemli uzman çavuşu olan sanık [C.K.], henüz bölük alay içtima alanında iken (saat 22:26) yapılan hazırlıkların rutin bir KOKTOD faaliyeti olmadığını, darbe girişimine dönük hazırlıklar olduğunu öngörmüş ve eşine bu yönde mesaj atmıştır.
Sanık [B.D.] ise olay mahalline gitmek üzere yolda oldukları sırada (saat 22:58'de) arkadaşı olan [Y.O.dan] gelen telefon ile askeri hareketliliğin bir askeri darbe girişimine dönük olduğunu öğrenmiştir.
O halde sanıklar [B.D. ve C.K.] dışındaki sanıkların da, sıralı amirlerinden olmadıklarını bildikleri subaylar tarafından hiç bir toplumsal olay bulunmayan ve meskun mahal içinde yer alan Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına getirildikleri anda, faaliyetin bir KOKTOD faaliyeti olmadığını, darbe girişimine dönük bir faaliyet olduğunu öğrendiklerinin kabulünde zorunluluk bulunduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Bu genel tespitlerden sonra her bir sanık yönünden ayrı ayrı irdeleme yapıldığında;
Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı bahçesinin araç giriş kısmında (1. Kol) görev alan sanıklar yönünden;
...
Sanık Reşat ARDIL'ın 47. Motorlu Piyade Alayından 4. sırada çıkış yapan [L. marka] aracın araç şoförü olduğu,
Sanığın, bölük uzman çavuşlarının bulunduğu ve olay gecesi saat 22:48:42'den saat 23:04:13'e kadar 'askeri faaliyetlerin bir darbe girişim olduğu'na dair yazışmaların yapıldığı WhatsApp grubunun üyesi olduğu,
Sanığın olay gecesi olay yerine ilk vardıklarında sanık [E.H.] tarafından 2 askerle birlikte polis memurlarına ait TOMA ve Çevik Kuvvet aracının önünde görevlendirildiği, Çevik Kuvvet aracındaki polis memurlarının MP5 otomatik silahlarından eterne edilmesi aşamasında rol aldığı, rütbeli sanıklar tarafından Çevik kuvvet aracının olay yerinden gönderilmesi aşamasındaki diyaloglara birebir tanık olduğu [anlaşılmıştır.]
...
Sonuç olarak; [s]anıklar [... ve Reşat Ardıl'ın] olay gecesi faaliyetin bir darbe girişimi olduğunu öğrenmelerine karşın, olay yerini makul süre içerisinde terk etmeyerek amaç suçu işlemeye elverişli vasıtalarla suçun icrai hareketlerine doğrudan katıldıkları ve vatandaşlarımız tarafından birliğin mukavemetinin kırılarak [H. Otel] yanında bulunan merdivenlere geri püskürtüldükleri saat olan 00:45 sularına diğer sanıklarla tam bir fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri anlaşılmış, muhtemel suç ve cezadan kurtulmaya dönük inkara dayalı savunmalarına itibar edilmemiştir."
19. Mahkeme gerekçeli kararda ayrıca binbaşı rütbesinde olan sanık E.H.nin savunmalarını değerlendirirken hem bu kişinin hem de başvurucunun gerçekleştirdiğini kabul ettiği eylemlere dair şu tespitlerde de bulunmuştur:
"...
(j) Genelkurmay Başkanlığı 'Toplumsal Olaylarda Askeri Birliklerin Kullanılması Talimnamesi-MT-145-3 (B)' sayfa 1-7'de 'Mülki amir ve kolluk güçleri ile koordineli olarak, kolluk kuvvetlerinin genel güvenliği sağlamada sahip olduğu yetkilerle uygun kuvvet kullanarak mevcut silah, teçhizatı ve zırhlı araçları ile zor kullanarak toplumsal olayların bastırılması sağlanmalıdır' hükmüne aykırı hareket edilmesi,
Olay öncesinde ve olay sırasında başta mülki makamlar olmak üzere kolluk görevlileri ile herhangi bir koordinasyon kurulmaması, koordinasyon kurulması bir yana olay yerine varıldığında polis memurlarına 'binanın kontrolünü kendilerinin aldıklarını, otomatik silahların güvenlik kulübesine bırakmalarını ve derhal olay yerini terk etmelerini' söyleyerek olay yerinden göndermeleri,
Sanık [E.H.nin], uzman çavuş olan sanık Reşat ARDIL'ı yanında er rütbesindeki iki askerle birlikte TOMA ve Çevik Kuvvet aracının önüne dikerek polis memurlarına makineli tüfeklerini bırakmalarını söylemesi, getirtilen ve araçta görülerek alınan 2 adet MP5 otomatik silahın güvenlik kulübesine kapattırılması ve ardından da Çevik Kuvvet polislerinin olay yerinden gönderilmesi,
...
... sanıklar [... ve E.H.nin] henüz kışladan çıkmadan önce bir silahlı darbe girişimi kapsamında Ak Parti İl Başkanlığı'nı ele geçirmek amacıyla gönderildiklerini bildikleri, suç işleme bilinç ve iradesi ile hareket ettikleri mahkememizce kabul edilmiş, muhtemel suç ve cezadan kurtulmaya dönük inkara dayalı savunmalarına itibar edilmemiştir."
20. Gerekçeli kararda; aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların amaç suçu işlemeye elverişli vasıtalarla olay yerine getirildikleri saat olan 23.15'ten vatandaşlar tarafından merdivenler bölgesine püskürtüldükleri saat olan 00.45'e kadar fikir ve eylem birliği içinde faaliyette bulundukları, birlikte suç işleme kararı ile hareket ettikleri, bu bağlamda suçun icrasında üstlendikleri roller ve katkılarının taşıdığı önem itibarıyla suçun icrasına ilişkin etkin ve fonksiyonel katkıda bulundukları, suçun işlenmesinde her birinin yaptığı katkının diğerinin fiilini tamamladığı değerlendirilerek eylem üzerinde birlikte hâkimiyet kurdukları, dolayısıyla her birinin suçun müşterek faili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
21. Başvurucunun anılan karara yönelik istinaf kanun yoluna başvuru talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin (Daire) 19/4/2018 tarihli kararıyla esastan reddedilmiştir. Aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların Daire kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi 19/7/2019 tarihinde subay konumundaki sanıklar yönünden kurulan mahkûmiyet hükümlerini onamıştır. Yargıtay anılan kararda, asteğmen, astsubay ve başvurucu da dâhil olmak üzere uzman çavuş rütbesindeki bazı sanıkların ise Anayasayı ihlal suçuna yardım eden sıfatıyla iştirak ettiklerini değerlendirmiş; bu nedenle atılı suçtan yardım eden yerine müşterek fail sıfatıyla cezalandırılmalarının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bu kişiler hakkındaki mahkûmiyet kararlarını bozmuştur. Bozma gerekçesi şöyledir:
"Sanıklar [... ve Reşat Ardıl'ın] Kara Harp Akademisinden gönderilen subaylar ve bölük komutanlarıyla birlikte geldikleri il başkanlığında polis, vatandaş ya da görevlilere karşı hürriyeti yoksun kılma, silahla tehdit, yağma, yaralama, öldürme ya da öldürmeye teşebbüs gibi eylemler gerçekleştirmedikleri, eylemlerinin halkın tazyikiyle dağılan barikatta ve görevlendirildikleri sair konumlarda bulunmaktan ibaret olduğu, halka ya da görevlilere yönelik başkaca herhangi bir eylemleri bulunmadığı, alay komutanınca telefonda kendisine verilen halkın üzerine ateş açması yönündeki emri uygulamayı reddeden ve emir komutayı geri alan [M.D.] tarafından verilen geri çekilme emrine askerlerini de bu yönde uyararak uydukları ve birlikte bina bahçesinden ayrılarak dışarı çıktıkları, İETT otobüsleriyle mahalden ayrıldıkları ana kadar askerlerinin yanında bekledikleri anlaşılan oluşa ve dosya kapsamına göre, örgütsel bağı kesin olarak ortaya konamayan sanıkların, icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar oldukları, suç işleme karar ve iradesine katıldıklarının kanıtlanamamış olmasına, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sundukları katkının tek başına vahamet arz etmemesine göre, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2-c) suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığının kabulü gerektiği gözetilmeden sanıklar hakkında hatalı değerlendirme ile doğrudan fail olarak mahkûmiyet hükmü kurulması [kanuna aykırıdır]"
22. Bozma üzerine Mahkeme 22/11/2019 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmıştır. Mahkeme tensip tutanağında, bozma kararına konu olan ve aralarında başvurucunun da olduğu sanıkların fotoğraflarının temin edilip bu fotoğrafların olaya ilişkin kamera kayıtlarıyla birlikte incelenerek bilirkişi raporu alınmasına, yargılamanın 27/2/2020 tarihli celsesinde de olay anında başvurucunun yanında bulunan ve haklarındaki dava, bozma öncesi yapılan yargılama sırasında tefrik edildikten sonra Anayasayı ihlal suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilen Z.Y. ile S.K. adlı er statüsündeki askerlerin tanık sıfatıyla ifadelerinin alınmasına karar vermiştir.
23. Başvurucu bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında önceki savunmalarını tekrar etmiş ve buna ek olarak Mahkemenin ilk kararındaki gerekçede yer verilen değerlendirmelere dair itirazlarını da ileri sürmüştür. Başvurucu savunmasında;
i. Uzman çavuşlardan oluşan WhatsApp grubuna görev yaptığı askerî birlikteki ilanlardan ve nöbetlerden haberdar olmak amacıyla üye olduğunu, GSM hattının HTS kayıtlarına göre grupta yazışmaların yapıldığı saatte GPRS kaydının olmadığını ve bu yazışmaları okumadığını, GPRS kaydının en son olay günü saat 19.26'da son bulduğunu, ayrıca olay anında gruba üye olan uzman çavuşlarla aynı yerde bulunmadığı için yazışmalar konusunda onlarla da konuşmadığını ileri sürmüştür.
ii. Davanın diğer sanığı olan hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen E.H.nin TOMA'daki polislere silahları olup olmadığını sorup olay yerinden gitmelerini söylediğini uzaktan duyduğunu, polislerin silahlarının alınması ve gönderilmesi olayına kendisinin karışmadığını, TOMA'nın yanına geldiğinde aracın çalışır hâlde olduğunu ve aracı olay yerinden giderken gördüğünü, dolayısıyla bu olay yaşanırken olay yerine sonradan geldiğini söylemiştir.
iii. Yine gerekçeli kararda kendisinin 1 numaralı barikat bölgesinde olduğu belirtilmişse de o bölge yerine kendilerine söylendiği üzere er konumundaki askerler Z.Y. ve S.K. ile TOMA'nın yanında beklediğini, bozma öncesi yargılamada tanık olarak ifadeleri alınan polislerin beyanlarında kendilerine ait silahların nöbet kulübelerinde olduğunu söylediklerini, kendisinin kimseden silah alınması olayına karışmadığını beyan etmiştir.
iv. Polisler olay yerinden gönderildiği anda durumdan şüphelendiğini ancak olay yerinde halktan ve diğer askerlerden uzak bir yerde durduğu için yine de ne olduğunu tam anlamadığını, subay rütbesindeki diğer sanıklarla da konuşmadığını, olayın darbe girişimi olduğunu diğer askerlerle birlikte H. Otelin merdivenlerinin olduğu yere çekildikleri zaman vatandaşların kendilerine söylemesi üzerine öğrendiğini belirtmiştir.
24. Mahkeme celse arasında kolluğa gönderdiği müzekkere ile aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların muhakeme sürecinde bildirdikleri ve ayrıca yapılacak araştırma üzerine tespit edilecek olan GSM numaraları üzerinden FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanmasına bağlı mahrem imamlar tarafından ankesörlü hatlar üzerinden aranıp aranmadıkları hususunda araştırma yapılmasını istemiştir. Bu müzekkere doğrultusunda İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü 29/6/2020 tarihli yazı ekinde başvurucunun kullandığı GSM hattı ile örgütün mahrem imamları tarafından kullanıldığı belirlenen ankesörlü hatlar arasında yapılan görüşmelere dair kayıtları (ankesör raporu) Mahkemeye sunmuştur. Diğer yandan olay yerinde olduğu belirlenen tüm kameralara dair kayıtlar ve sanıkların fotoğrafları üzerinden yapılan inceleme üzerine düzenlenen bilirkişi raporu da celse arasında dosyaya sunulmuştur.
25. Yargılamanın 6/7/2020 tarihli celsesinde S.K.nın başvurucunun da hazır bulunduğu oturumda tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. S.K. ifadesinde;
i. Olay yerine getirildikten sonra gruplara ayrılıp farklı yerlere gönderildiklerini, bir süre sonra parti binasına gelen vatandaşların "Asker kışlaya, siz bizim evlatlarımızsınız, neden buraya geldiniz." gibi sözler söyleyerek bağırdıklarını, kendilerinin de ne olduğunu anlamaya çalıştıklarını, ilk defa orada gördüğü kurmay subayların kendilerine şarjör takmaları yönünde emir verdiklerini ancak uzman çavuşların ise şarjör takmamalarını söylediğini belirtmiştir.
ii. Tanık S.K. başvurucunun soruları üzerine ise araca bindiklerinde kendilerine nereye gideceklerine dair bilgi verilmediğini, TOMA'nın yanına geldiklerinde polislerin silahlarının alınıp olay yerinden gönderilmeleri olayına dâhil olmadıklarını, bu araca doğru giderlerken aracın çalışır hâlde veya olay yerinden gitmek üzere olup olmadığını hatırlamadığını, başvurucuya neden geldiklerini sorduğunda onun bilmediğini söylediğini, başvurucuyu cep telefonu kullanırken de görmediğini, TOMA'nın yanında diğer askerlerden ve halktan da uzak bir yerde beklediklerini, olayın darbe girişimi olduğunu anladıklarında da hiçbir olaya karışmadıklarını beyan etmiştir.
26. Diğer tanık Z.Y. başvurucunun da hazır bulunduğu yargılamanın 6/7/2020 tarihli celsesinde alınan ifadesinde;
i. Rütbeli askerler tarafından tatbikat yapılacağı söylenerek kışladan çıkarıldıklarını, parti binasına geldiklerinde başvurucuyla birlikte kendilerini bir TOMA'nın yanına bırakıp buradan ayrılmamalarını söylediklerini, kendi bulundukları yerde başta polislerin de beklemekte olduğunu, sonrasında polislerin silahlarını güvenlik noktasına bırakıp gittiklerini, ne olduğunu anlamadığını söylemiştir.
ii. Ardından olay yerine gelen vatandaşların bağırıp kendilerine küfretmeye başladığını, bir üsteğmenin ve uzman çavuşların kendilerini toplayıp otelin yanındaki merdivenlere doğru götürdüğünü, orada 2-3 saat beklediklerini, polislerin silahlarının alınması olayına dâhil olmadıklarını belirtmiştir.
iii. Tanık Z.Y.ye muhakeme sürecinde verdiği ifadesi Mahkeme tarafından okunmuş, tanık bu beyanında belirttiği hususların yanı sıra olay yerinde araçtan indiklerinde herkesin kısım kısım dağıtıldığına, TOMA'nın olduğu yere tanık S.K. ve başvurucu ile birlikte geçtiklerine, olay yerindeki binbaşı rütbeli subayın güvenlik görevlileriyle tartıştığına, sonrasında arkadaşlarının barikat kurduğuna, kendilerinin onlardan bağımsız olarak TOMA'nın durduğu yerde beklediklerine dair ifadesini tekrar etmiştir.
iv. Tanık Z.Y. başvurucunun kendisine sorduğu sorular üzerine başvurucunun olay anında telefonuna bakmadığını, onunla birlikte diğer askerlerden farklı bir yerde beklemekte olduklarını beyan etmiştir.
27. Başvurucu, son celseden önce dosyaya sunulan ankesör raporu ile kamera kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporuna karşı da savunmalarını dile getirmiştir. Bu bağlamda başvurucu, bilirkişi raporunda polislerin silahlarının alınması ve TOMA'nın olay yerinden gönderilmesi sürecine ilişkin olarak kendisine ait bir görüntünün bulunmadığını, diğer yandan da kendi kullandığı GSM hattı ile ankesörlü hatlar arasında ardışık olarak yapıldığı belirtilen aramalar sırasında aranan diğer kişilerin asker kişi olmadığını, ardışık aramaya konu olduğu belirtilen diğer numaraların şirketlere ait olduğunu söylemiştir.
28. Yargılama sonucunda Mahkeme, başvurucunun Anayasayı ihlal suçuna yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği kanaatine ulaşarak bu suçtan 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme gerekçeli kararında; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında toplanan delillere şu şekilde yer vermiştir:
i. Ankesör raporuna göre FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanmasına yönelik soruşturmalar sırasında örgütün mahrem imam konumundaki mensupları tarafından örgütsel iletişim amacıyla kullanıldığı tespit edilen ankesörlü hatlar arasındaki iki ayrı hattan başvurucunun kullanımındaki GSM hattı 11/7/2012-16/9/2012 tarihleri arasında toplam beş kez aranmış, bu aramalardan dördünde başvurucu, S. A.Ş. adlı şirket ile B.D. adlı kişi adına kayıtlı hatlar ile ardışık olarak aranmıştır. Mahkeme bu delilin suçun sübutu açısından diğer delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğini belirtmiştir.
ii. Kamera kayıtlarına dair bilirkişi raporunun "Sonuç" bölümünde;
- Mevcut görüntülerin parti binasının nizamiye girişini, binanın içini ve etrafını, bina önündeki yol ile bahçeyi gösterdiği,
- Saat 23.13 sıralarında altı adet askerî araç konvoyunun parti binasının nizamiye girişine geldiği ve araçlardan çok sayıda tam teçhizatlı, silahlı, üniformalı, kalkanlı ve coplu askerlerin indiği,
- Askerlerin araçlardan indikten sonra nizamiye girişini demir bariyer ve kalkanlar ile kapattıkları, bina etrafında konuşlandıkları, bina bahçesinde ve bina önünde çok sayıda askerin konuşlanarak giriş çıkışları kapattıkları,
- Saat 23.20 sıralarında vatandaşların bina nizamiye girişi önünde toplanmaya başladıkları,
- Vatandaşların askerlerin kapattıkları bariyerleri aşmak için askerlere tepki gösterdikleri, askerlerin vatandaşlara kalkan, cop ve ellerindeki uzun namlulu tüfek ile vurarak vatandaşların içeriye girmelerine engel oldukları,
- Vatandaşların bariyerleri aşmak için askerlere tepki gösterdikleri sırada vatandaşın içeriye girmesini engellemek için bariyerlerin ve bariyer kuran askerlerin arkasından rütbesi ve kim olduğu tam ve net olarak anlaşılamayan iki askerin aralıklarla ve birçok kez ellerindeki uzun namlulu silahlarla teker teker ateş ettikleri,
- Vatandaşların askerlerin kurduğu bariyeri aştıktan sonra binanın çevresine, bahçesine ve içine girdiği, sabah saatlerine kadar yoğun vatandaş kalabalığının parti binası önünde ellerinde Türk bayraklarıyla bekledikleri belirtilmiştir.
29. Mahkeme, darbe girişimi kapsamında parti binasının ele geçirilmesine yönelik hazırlık ve eylem aşamasına dair aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların gerçekleştirdiğini kabul ettiği eylemleri bozma öncesi yargılama sonucunda verilen kararın gerekçesinde yer verildiği şekilde yinelemiştir (bkz. §§ 16-19).
30. Mahkeme kararında, aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların darbe girişimine yönelik eylemlere yardım eden sıfatıyla iştirak ettiklerine dair şu değerlendirmede bulunulmuştur:
"Sanıkların saat 23:33'ten itibaren bina önünde vatandaşlarla askeri personel arasında -askerin darbe yapmaya çalıştığı gerekçesiyle- çıkan tartışmaları gördükleri halde görev bölgesinden ayrılmadıkları, vatandaşlarımız tarafından saat 23:52'de binanın bahçesindeki araç giriş noktası önünde oluşturulan barikatın (1 nolu görev bölgesi) yarılarak askeri birliğin mukavemeti kırıldıktan sonra Dutluk Sokak girişinde oluşturulan yeni barikata katıldıkları, vatandaşlarımız tarafından bu barikatın mukavemetinin kırılarak askerlerin [H.] Otel yanında bulunan merdivenlere kadar geri püskürttükleri saat olan 00:45 sularına kadar olay yerinde kaldığı,
Sonuç olarak; sanıklar [... ve Reşat Ardıl'ın] olay gecesi faaliyetin bir darbe girişimi olduğunu öğrenmelerine karşın, olay yerini makul süre içerisinde terk etmedikleri ve bu süre içerisinde emir komutadan çıkmayarak kendilerine verilen görevleri yerine getirdikleri, vatandaşlarımız ile karşı karşıya geldikleri, kalkan ve diğer mühimmatlar ile vatandaşlarımıza mukavemet uyguladıkları, vatandaşlarımızı itekledikleri ve Ak Parti İl Başkanlığı binasına girmelerini engelledikleri, askerler tarafından oluşturulan barikatı yararak geçmeyi başaran bazı vatandaşlarımızı zorla barikat dışarısına çıkarttıkları, sanıkların yukarıda detaylı bir şekilde anlatılan eylemleri neticesinde elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sundukları katkının tek başına vahamet arz etmediği, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan bu eylemlerinin, doğrudan fail sıfatıyla atılı suçları işleyen ve haklarında kurulan hükümler Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay Bozması öncesi 2016/55 Esas sayılı dosyamızda yargılanan sanıkların eylemlerini işlemesi sırasında bunlara yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2-c) suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmış, bu bakımdan sanıkların muhtemel suç ve cezadan kurtulmaya dönük inkara dayalı savunmalarına itibar edilmemiştir."
31. Diğer yandan başvurucu ve diğer sanıkların asker olduklarından bahisle emir komuta zinciri içinde üstleri tarafından verilen emirleri sorgulayamadıklarına, emrin konusunun suç oluşturduğunu bilmediklerine, bu nedenle kasta dayalı kusurlarının ve cezai sorumluluklarının bulunmadığına dair itirazları karşısında Mahkeme;
i. Bu kişilerin askerî darbe yapmak için geldiklerini olay yerine vardıktan çok kısa bir süre sonra öğrendiklerini, böylece faaliyetin adli bir suç teşkil ettiğini bilmelerine/öğrenmelerine karşın amaç suçu işlemeye elverişli vasıtalarla, olay yerine getirildikleri saat olan 23.15'ten, vatandaşlar tarafından merdivenler bölgesine püskürtüldükleri saat olan 00.45 sularına kadar parti binasını ele geçirmek amacıyla başlarında bulunan rütbeli askerlerin emir komutasından çıkmadıklarını ve onlar tarafından kendilerine verilen emirleri yerine getirdiklerini,
ii. Kendilerine verilen emrin adli veya askerî bir suç işlenmesi amacıyla verildiği ve içeriğinin suç teşkil ettiği bilinç ve iradesine sahip olduklarını değerlendirmiş, bu nedenle cezai sorumluluklarının bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.
iii. Mahkeme bu gerekçeye ek olarak aralarında başvurucunun da bulunduğu sanıkların rütbeleri/askerî hiyerarşideki konumları, konumlarına göre sahip oldukları mesleki bilgi düzeyleri, yaşları, somut olaydaki hareket tarzları itibarıyla işledikleri fiilin haksızlık içeriğini bildikleri hâlde suçun icrai hareketlerini gerçekleştirmeye devam ettiklerini, dolayısıyla atılı suç açısından kastlarını ortadan kaldıran kaçınılmaz hataya düşmediklerini değerlendirmiştir.
iv. Mahkeme ayrıca başvurucu ve diğer sanıkların Anayasayı ihlal suçuna ilişkin icrai hareketlerine vatandaşların müdahalesinden kaynaklanan bir dış etken nedeniyle son vermek zorunda kaldıklarını, bu bakımdan suçun neticesine ulaşma olanaklarının ortadan kalktığını, dolayısıyla suçun icrai hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçmediklerini kabul etmiştir.
32. Başvurucu, aşamalarda ileri sürdüğü savunmalarını tekrar ederek temyiz kanun yoluna başvurmuş; Yargıtay 3. Ceza Dairesi 4/10/2022 tarihinde Mahkeme kararını onamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
33. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Fatih Bozkurt [GK], B. No: 2023/16452, 18/9/2025, §§ 28-47.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Anayasa Mahkemesinin 13/1/2026 tarihinde yaptığı toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi
35. Başvurucu, 2022/101839 numaralı bireysel başvuru dosyasında adli yardım talebinde bulunmuştur.
36. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu;
i. Darbe girişimini planlayıp eyleme koyan rütbeli askerler tarafından bu eylemin içeriği hakkında kendisine bilgi verilmeksizin olay yerine getirildiğini, birlikten gelen ve parti binasına barikat kuran diğer askerlerden ayrı yerde bulunması, eyleme katılan diğer rütbeli askerlerle görüşme imkânı bulamaması ve telefonunu da kullanmaması nedeniyle olayın darbe girişimi olduğunu anlayamadığını,
ii. Rütbesi ve görev yaptığı askerî birlikteki hiyerarşik konumu itibarıyla üstleri tarafından verilen emirlerin kanunsuz olduğunu olayın darbe girişimi olduğunu anlayana kadar sorgulayamadığını,
iii. Eylemin darbe girişimi olduğunu anladığı andan itibaren ve hatta olay yerinde bulunduğu süreçte darbe girişimine katkı sağlayacak herhangi bir eylemde bulunmadığını,
iv. Bu bağlamda ileri sürdüğü lehe delillerin dikkate alınmadığını ve darbe girişimine dair muhakeme sürecinde elde edilen deliller doğrultusunda kendisi özelinde atılı suça iştiraki açısından kasta dayalı sorumluluğunun belirlenmesine yönelik bir değerlendirme yapılmadan mevzuat hükümlerinin geniş ve öngörülemez bir şekilde yorumlanması yoluyla cezalandırılması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık görüşünde; konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına yer verildikten sonra, ihlal iddialarının değerlendirilmesi açısından söz konusu hükümler ve kararlar ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü iddialarını tekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez."
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun bu başlık altında ileri sürdüğü, fiilleri işlediği sırada cezai yönden sorumluluk altına sokulabileceğini makul olarak öngöremediği yönündeki şikâyetlerinin suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
42. Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerle ilgili bölümlerindeki pek çok maddede kanunla düzenleme ilkesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeler dışında Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkelerde de sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın suç ve cezaları düzenleyen 38. maddesinde de suçta ve cezada kanunilik ilkesi özel olarak güvence altına alınmıştır (Karlis A.Ş. [1. B.], B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 31).
43. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi hukuk devletinin kurucu unsurlarındandır. Kanunilik ilkesinin genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlamı ve önemi olup bu kapsamda kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfî bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte; buna ek olarak suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili bir şekilde uygulanması sağlanmaktadır (Karlis A.Ş., § 32; Adnan Şen [GK], B. No: 2018/8903, 15/4/2021, § 104; Hasan Sarıcı [GK], B. No: 2018/37695, 9/10/2024, § 46; Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, § 60).
44. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." denilerek suçta kanunilik, üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." denilerek cezada kanunilik ilkeleri güvence altına alınmıştır. Anayasa'da öngörülen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir anlayışın öne çıktığı günümüzde ceza hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesine benzer şekilde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi; yasaklanan eylemlerin ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesini, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olmasını gerektirmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır (AYM, E.2010/69, K.2011/116, 7/7/2011).
45. Bununla birlikte ne kadar açık ve anlaşılır şekilde düzenlenirse düzenlensin suç ve ceza öngören kurallar yargı organlarının yorumuna ihtiyaç duyabilir. Bu bağlamda ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi, kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir ve yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Dolayısıyla yargı organları bir suç bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken ve özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suç ve cezaların kanuniliği ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır (Mehmet Emin Karamehmet ve diğerleri [2. B.], B. No: 2017/4902, 28/1/2020, §§ 46-50; Adnan Şen, §§ 104-107).
46. Bireylerin cezai sorumluluklarının kapsamına ilişkin hukuki sorunların incelenmesi Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında olmayıp konu, yargı mercilerinin takdirine bırakılmıştır. Yine bu bağlamda suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını ya da daha hafif veya ağır ceza verilmesi gerektiğini belirlemek de Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında bulunmamaktadır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 35). Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemelerindeki rolü, yargı mercilerinin yerini almak değildir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile ortak koruma altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil etmeyen, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermeyen tespit ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin incelemesinin dışındadır (Adnan Şen, § 109).
ii. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin 15 Temmuz 2016 Tarihinde Gerçekleşen Darbe Teşebbüsü Bağlamında Anayasayı İhlal Suçuna İlişkin Değerlendirmeleri
47. Darbe teşebbüsü; egemenliğin kaynağı olmayan ve milletin egemenliği kullanmak üzere yetkilendirdiği organlar arasında bulunmayan bir grubun zorla, demokratik anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye kalkışmasıdır. Darbenin gerçekleşmesi hâlinde demokratik anayasal düzen ve milletin iradesinin üstünlüğü ortadan kalkmakta, demokratik düzende millete -dolayısıyla onu oluşturan her bir bireye- ait olan egemenlik bir grubun eline geçmektedir. Bu durumda demokrasiden ve hukuk devletinden söz etmek mümkün değildir. Doğal olarak böyle bir düzende bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak bir mekanizma da olmayacaktır. Zira temel hak ve özgürlükler gerçek anlamda ancak etkin bir demokrasinin varlığı hâlinde korunabilir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 220).
48. Açıklanan gerekçelerle darbe teşebbüslerinin Anayasa'da belirlenen demokratik toplum düzeninin olmazsa olmaz ilkeleri olan egemenliğin millete ait olması, egemenliğin yetkili organlar eliyle kullanılması, egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamayacağı, hiçbir kimsenin veya organın kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı, demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarına saygı ilkelerine açık ve ağır saldırı teşkil ettiği tartışmasızdır. Bu yönüyle demokratik bir toplumun karşılaşabileceği en ağır tehditlerden birinin, belki de en ağırının darbe teşebbüsleri olduğu söylenebilir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 221).
49. Yargıtay 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü kapsamında Anayasayı ihlal suçunda tanımlanan amaçları gerçekleştirmeye yönelik eylemlerin işlenmesi açısından iştirak iradeleri bulunan kişiler hakkında 5237 sayılı Kanun'un 37. ve 39. maddeleri gereğince (Fatih Bozkurt, §§ 31, 32) iştirakin her şeklinin uygulanmasının mümkün olduğunu vurgulamıştır. Bu suç yönünden kişilerin ceza sorumluluğunun belirlenmesinde sıfatlarının, konumlarının ve rütbelerinin önem taşımadığını değerlendiren Yargıtay;
i. Örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda, bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan söz konusu bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları tespit edildiğinde 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail";
ii. Kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan ve somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan ancak darbe girişiminin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştirenlerin ise aynı Kanun'un 39. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) bendi kapsamında bu suça "yardım eden" olarak sorumlu tutulmaları gerektiği sonucuna ulaşmıştır (Fatih Bozkurt, §§ 39, 42, 43).
50. Diğer yandan askerlik hizmetinin kendine özgü koşullarını da dikkate alan Yargıtay, bağlayıcı emri yerine getiren astın hukuki sorumluluğunun belirlenmesi açısından;
i. Öncelikle ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin kişinin bulunduğu mahalde de doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanıp başlanmadığının belirlenmesi gerektiğini,
ii. Bunun ötesinde kişinin bilgi düzeyi, eğitimi, yaşı, rütbesi ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gibi kriterlerin darbe girişiminin olağanüstü şartları dikkate alınarak değerlendirilmesinin, böylece kişinin fiili gerçekleştirdiği sırada mevcut irade ve bilgisini, eylemin haksızlığını algılama, davranışlarını bu algılama doğrultusunda yönlendirme ve böylece haksızlığı tercih etmeme bakımından kendisinden beklenebilen tercih ve tutum noktasında kullanıp kullanmadığının ortaya konulmasının zorunlu olduğunu,
iii. Askerî hiyerarşinin en altında yer alan erler ile rütbeli personelin ast kavramına bağlanan hukuki sonuçlar bakımından aynı değerlendirmelere tabi tutulamayacağını vurgulamıştır (bkz. Fatih Bozkurt, §§ 37, 38, 41, 45).
51. Yargıtay istikrar kazanan içtihatlarında cezai sorumluluğun belirlenmesine dair ortaya koyduğu kriterler doğrultusunda;
i. Kişi işlediği fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesine rağmen bu fiili somut olayda hukuka aykırı olmaktan çıkaran bir maddi sebebin varlığı hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düşmüşse bu kişinin hukuka uygunluk nedeni olarak yetkili amir tarafından verilen ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan hizmete ilişkin emrin ifasının (Fatih Bozkurt, § 28) maddi koşullarında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğünün kabul edilmesinin zorunlu olduğunu, bu hatanın 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları (Fatih Bozkurt, § 29) uyarınca suçun manevi unsurunu oluşturan kastı ortadan kaldırdığını, dolayısıyla kişi hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini,
ii. Kişi işlediği fiilin haksızlık teşkil ettiğini bilmesine rağmen esasen hukuk düzeninde kabul edilmeyen konusu suç teşkil eden emrin ifasının, askerî hiyerarşi içinde mutlak itaat ve emrin muhtevasını sorgulayamama ilkelerinin sonucu olarak bağlayıcı olduğu hususunda kaçınılmaz bir yanılgıya düşmüşse hukuka uygunluk nedenlerinin varlığında kaçınılmaz bir yanılgıya düştüğünün kabul edilmesinin zorunlu olduğunu, bu hatanın da kusuru tamamen ortadan kaldırdığını, dolayısıyla kişi hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Fatih Bozkurt, §§ 41, 43-45).
52. Mevzuat hükümleri ve Yargıtay kararları dikkate alındığında, askerî hiyerarşi içinde ast konumundaki askerin, üstleri tarafından verilen kanunsuz bir emri uyguladığı her durumda, emrin konusunu oluşturan suçun manevi unsuru yönünden ayrı bir değerlendirme yapmaksızın istisnasız her durumda cezai sorumluluğu bulunduğunu kabul etmek anılan suçun ast aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda ortaya çıkan sonucun da Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmayacağı açıktır. Dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olarak yargı mercilerinin bu değerlendirme kapsamındaki yorumlarının suçun tanımlandığı ve cezanın belirlendiği kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yukarıda belirtilen kriterlerin dava konusu her bir olay ve kişi yönünden yeterli şekilde değerlendirilmediği durumlarda ise Yargıtay, mahkûmiyet kararlarının bozulmasına karar vermektedir (Fatih Bozkurt, §§ 41, 43-46). Dolayısıyla Yargıtayın darbe girişimine yönelik eylemler nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı verilen askerî personele yönelik yaklaşımının kategorik olmadığı anlaşılmaktadır.
iii. İlkelerin Olaya Uygulanması
53. Yargıtayın bozma kararı sonrası Mahkeme; başvurucunun olay yerine geldiği andan itibaren darbe girişiminden haberdar olduğunu ve atılı suçtan hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşen binbaşı rütbesindeki sanık E.H.nin olay yerinde başvurucuyu ve er statüsündeki iki askeri parti binasını korumak için olay yerinde bulunan TOMA'nın yanında görevlendirmesi sonrasında E.H.nin aracın içindeki polislerin silahlarının alınması ve olay yerinden uzaklaştırılmaları şeklinde gerçekleştirdiği eylemlere başvurucunun doğrudan tanık olduğunu kabul etmiştir (bkz. §§ 30, 31).
54. Mahkeme bu doğrultuda, başvurucu olay yerine tatbikat amacıyla getirildiklerini ve olayın aslında darbe teşebbüsü olduğunu anlamadığını savunsa da parti binasına geldiği andan itibaren yaşanan ve tanık olduğu olaylar itibarıyla çok kısa süre içinde olayın bir darbe girişimi olduğunu öğrendiğini, buna karşın olay yerine gelen vatandaşların kendilerini binanın yanındaki merdivenlere doğru gitmeleri için zorlayıp orada beklemeye başladıklara ana kadar geçen süreçte darbe teşebbüsüne katılan diğer rütbeli askerlerin emir komuta zincirinden çıkmadığını ve olay yerini terk etmediğini tespit etmiştir. Dolayısıyla Mahkeme, içinde bulunduğu eylemin darbe teşebbüsü olduğunu olay yerinde öğrenen başvurucunun bu teşebbüsün ellerinde olmayan sebeplerle tamamlanamayacağını anladığı ana kadar geçen süreçte olay yerinden ayrılmayıp suçun müşterek faili olan diğer sanıkların emirlerini uygulamak suretiyle atılı suçun işlenmesine yardım açısından kasta dayalı sorumluluğunu gerektiren faaliyetleri gerçekleştirdiğini değerlendirmiştir.
55. Bu noktada Mahkemenin gerekçeli kararda her ne kadar başvurucunun FETÖ/PDY'nin askerî mahrem yapılanmasına ilişkin soruşturmalar kapsamında örgütün mahrem imamı konumundaki mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ankesörlü hatlarla farklı tarihlerde ardışık olarak arandığına dair tespitlere yer verip bu durumu suçun sübutu açısından diğer delillerle bir bütün olarak değerlendirdiğini belirtmiş olsa da mahkûmiyete konu suçu oluşturan eylemlerin aktarıldığı bölümde ve başvurucunun cezai sorumluluğunun nedenlerinin ortaya konulmasında bu delile yer verilmediğinin de altı çizilmelidir.
56. Başvurucu hakkında Anayasayı ihlal suçunu işlediği gerekçesiyle verilmiş olan hapis cezasının kanuni dayanağı 5237 sayılı Kanun'un 309. maddesidir. Başvurucu; bu suça dayanak olan darbe teşebbüsünün planlama ve hazırlık aşamalarında yer almadığını, önceden yaptıkları plan dâhilinde suçun icrai hareketlerini gerçekleştiren kendisinden üst rütbeli diğer askerlerin askerî birlikten kendisini diğer askerlerle birlikte tatbikat yapılacağı bahanesiyle çıkardıklarını, parti binasına gelmelerinden birliğe dönmek üzere beklemeye başladıkları zamana kadar yaşanan olayların darbe teşebbüsü olduğunu anlamadığını, dolayısıyla bu süre zarfında kendisine verilen emirlerin kanuna aykırı olup olmadığını olayın gelişimi ve rütbesi itibarıyla sorgulama imkânı bulamadığını, suçun faillerinin eylemlerine kasıtlı bir hareketiyle yardımda da bulunmadığını belirtmiştir. Başka bir ifadeyle başvurucu, temel bir sorun olarak Anayasayı ihlal suçuna yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğine dair yargısal makamların bu kabule esas aldığı delilleri kendisi özelinde ayrı ve somut bir değerlendirmeye tabi tutmaksızın yaptığı yargısal yorumların öngörülebilir olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca parti binasına geldiği andan itibaren olayın darbe teşebbüsü olduğunu kısa sürede öğrendiğine ve bu teşebbüsü gerçekleştiren faillerin eylemlerine yardım ettiğine dair kabule dayanak olan delillere yönelik esasa etkili itirazlarının dikkate alınmadığını da iddia etmiştir.
57. Mevzuat hükümleri ve Yargıtay kararları dikkate alındığında, askerî hiyerarşi içinde ast konumundaki askerin, üstleri tarafından verilen kanunsuz bir emri uyguladığı her durumda, emrin konusunu oluşturan suçun manevi unsuru yönünden ayrı bir değerlendirme yapmaksızın istisnasız her durumda cezai sorumluluğu bulunduğunu kabul etmek anılan suçun ast aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda ortaya çıkan sonucun da Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmayacağı açıktır. Dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik ilkesinin gereği olarak yargı mercilerinin bu değerlendirme kapsamındaki yorumlarının suçun tanımlandığı ve cezanın belirlendiği kuralın özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir (Fatih Bozkurt, § 65).
58. Başvurucu, olayın darbe teşebbüsü olduğu hususunda WhatsApp üzerinden telefonuna gelen mesajları okumadığını ve parti binasına barikat kurup vatandaşların içeri girmesine engel olmaya çalışan diğer askerlerden uzakta olduğundan bu askerlere kanunsuz emirler veren kendisinden üst rütbeli subaylarla irtibat kurmadığını savunmuştur. Bununla birlikte başvurucu, her ne kadar bozma sonrası yapılan yargılama sırasında binbaşı olan sanık E.H.nin parti binası çevresindeki çevik kuvvet polislerinin silahlarının alınmasına ve olay yerinden gönderilmesine tanık olmadığını ileri sürmüş ise de soruşturma evresinde alınan ifadesinde bir subayın söz konusu eylemleri gerçekleştirmesi üzerine polislerin olay yerinden ayrıldığını söylemiştir. Nitekim başvurucunun bu yöndeki ifadesi yine tanık Z.Y.nin soruşturma evresinde şüpheli sıfatıyla alınan ifadesiyle de benzer mahiyettedir (bkz. §§ 9, 11).
59. Gerekçeli kararında Mahkeme, başvurucunun öngörülemez şekilde mahkûm edildiğine ilişkin savunmalarını ayrıntılı bir şekilde değerlendirmiştir. Bu kapsamda Mahkeme, başvurucunun görev yaptığı bölüğün bir KOKTOD birliği olduğunu, başvurucunun en alt rütbede olan askerî personellerden değil bu birliğin, maiyeti bulunan rütbeli personellerinden olduğunu, KOKTOD faaliyetlerinde kol komutanı olarak görev yaptığını, er rütbesindeki sanıklara KOKTOD eğitimi veren ve maiyetinde bulunan askerleri sevk ve idare eden personelden olması nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı "Toplumsal Olaylarda Askeri Birliklerin Kullanılması Talimnamesi-MT-145-3 (B)"ni bilmemesinin kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır (bkz. § 18). Yine Mahkeme, içinde başvurucunun da bulunduğu sanıkların rütbelerini, askerî hiyerarşideki konumlarını, konumlarına göre sahip oldukları mesleki bilgi düzeylerini, yaşlarını ve somut olaydaki hareket tarzlarını da gözönünde bulundurduğunu açıkça ifade etmiştir (bkz. § 31).
60. Başvurucunun kışladan çıkarken bir darbe girişimi olduğundan haberdar olmadığına ilişkin savunmasını ciddi bulan Mahkeme, başvurucunun kışladan çıkış yapmadan önce gerçekleştirilecek faaliyetin mahiyetinin kendisine açıklandığına dair -savunmanın aksini kanıtlayan- herhangi bir delil bulunmadığını kararında açıkça belirtmiştir (bkz. § 31). Nitekim Mahkeme, başvurucunun olay yerine getirildiği saat olan 23.15'ten, vatandaşlar tarafından merdivenler bölgesine püskürtüldükleri saat olan 00.45 sularına kadar parti binasını ele geçirmek amacıyla başlarında bulunan rütbeli askerlerin emir komutasından çıkmadığını ve onlar tarafından kendilerine verilen emirleri yerine getirdiğini kabul etmiş görülmektedir (bkz. § 31).
61. Bununla birlikte Mahkeme, başvurucunun rütbesi ve görevi süresince aldığı eğitimler itibarıyla KOKTOD faaliyetinin kolluk görevlilerine destek olunmasını gerektirdiğini bildiğini, bu durumda sanık Binbaşı E.H.nin bu faaliyetin gereklerine aykırı olarak kolluk görevlilerinin silahlarının alınıp olay yerinden gönderilmesine ilişkin emrinin kanunsuz olduğunu öngörebileceğini, olay yerine gelen vatandaşların da olayın darbe girişimi olduğu konusunda kendilerini bilgilendirdiklerini, sonrasında vatandaşlar tarafından olay yerinden uzaklaştırılana kadar olay yerini kendi iradesiyle terk etmeyip bu emir doğrultusunda kolluğa ait TOMA'nın darbe teşebbüsüne engel olmak amacıyla kullanılmaması için aracın yanında beklediğini belirtmiştir (bkz. §§ 18, 29). Bu itibarla da Mahkemenin başvurucunun olay gecesi faaliyetin bir darbe girişimi olduğunu öğrenmesine rağmen olay yerini makul süre içinde terk etmediğine ve bu süre içinde emir komutadan çıkmayarak kendisine verilen görevleri yerine getirmek suretiyle Anayasayı ihlal suçunu işleyen diğer faillerin eylemlerine yardım ettiğine, bu suretle atılı suça ilişkin kasta dayalı kusurlu iradesini ortaya koyduğuna, yukarıda söz edilen yargılama konusu fiillerinin görevin ifası kapsamında bulunmadığına ve suçun unsurları itibarıyla oluştuğuna dair değerlendirmelerinin kuralı genişletici bir yoruma tabi tutan, temelsiz, suçun özü ile uyumsuz ve öngörülemez olduğu söylenemez.
62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
C. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki İhlal İddiaları
63. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürdüğü;
i. Yargılama ve kanun yolu incelemesi yapan makamların doğal hâkim güvencesine sahip, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıklarına ilişkin iddiasının Mustafa Başer ve Metin Özçelik ([1. B.], B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133), Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri ([2. B.], B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 183-197) ve Adnan Şen (aynı kararda bkz. §§ 91-99) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
ii. Müdafiden yararlanma hakkının, olay günü karşılıklı mesajlaştıkları belirtilen eşi ve A.O.T. adlı kişi ile olay yerinden ayrıldıkları otobüsün şoförünün duruşmada hazır edilerek tanık sıfatıyla ifadelerinin alınmasına dair talebinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının ve mesajlaşma kayıtlarını içeren CD'nin kendisine verilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin olağan kanun yolu başvurularında itiraz konusu edilmeyen iddialarının Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt ([2. B.], B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle,
iii. Kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların yanıtsız bırakılması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Abdullah Topçu ([1. B.], B. No: 2014/8868, 19/4/2017, §§ 77, 78) ve Yasemin Ekşi ([1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 53-59) kararları doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle,
iv. Deliller hatalı değerlendirilerek mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının da Ahmet Sağlam ([2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013) kararı doğrultusunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 2022/101839 numaralı bireysel başvuru dosyası yönünden başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki ihlal iddialarının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. 2022/102703 numaralı bireysel başvuru dosyası yönünden yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun birleşen 2022/101839 numaralı bireysel başvuru dosyası yönünden yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/1/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, REŞAT ARDIL, B. No: 2022/101839, 13.01.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 01, sayfa 715–745
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.