İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

AYŞEGÜL KIRKAYA CENAN VE HÜSEYİN SELEK (2021/8486)

  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, askıya alınmış olan pilot lisansının askı süresinin uzatılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıOHAL diğer tedbirler (lisans iptali, rütbe sökme, resen emeklilik, geri çağırma vs)İhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

AYŞEGÜL KIRKAYA CENAN VE HÜSEYİN SELEK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/8486)

 

Karar Tarihi: 12/3/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Metin KIRATLI

Raportör

:

Ayşenur TUNCER

Başvurucular

:

1. Ayşegül KIRKAYA CENAN

2. Hüseyin SELEK

Vekili

:

Av. Levent ÖZÇELİK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, askıya alınmış olan pilot lisansının askı süresinin uzatılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucular Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde pilot olarak görev yapmaktayken mecburi hizmet sürelerini tamamladıktan sonra çeşitli sebeplerle görevlerinden ayrılma talebinde bulunmuştur. Bu doğrultuda farklı tarihlerde başvurucuların görevlerinden ilişikleri kesilmiştir.

3. 15 Temmuz darbe girişiminin akabinde kabul edilen 25/8/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) 37. maddesiyle, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na ek geçici 98. madde eklenmiştir. Bu madde ile Türk Silâhlı Kuvvetlerinden (TSK) ayrılan pilot subayların yükümlülük süreleri on sekiz yıla çıkarılmış ve bu kapsamdaki pilotlar kamu görevlerine geri çağrılmıştır. Söz konusu düzenleme 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 35. maddesiyle değiştirilerek kabul edilmiştir.

4. Başvurucular, anılan düzenleme kapsamında muvazzaf subaylığa nasbedilecekler kapsamına alınmış ancak göreve katılım sağlamamıştır. Bunun üzerine başvurucuların havayolu nakliye pilot lisansları (pilot lisansı) 926 sayılı Kanun'un ek geçici 98. maddesi uyarınca askıya alınmıştır.

5. Devam eden süreçte 926 sayılı Kanun'un 113. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "Pilotaj eğitimini (pilot adaylarına verilen uçuş eğitimi) bitirenlerin yükümlülük süresi üç yıl ... daha uzatılır" hükmündeki "üç yıl" ibaresi 21/2/2019 tarihli ve 7166 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "altı yıl" şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle pilotaj eğitimini bitirenler için getirilen ilave üç yıllık yükümlülük üzerine idarenin işlemiyle başvurucuların pilot lisansında bulunan askı süresi de uzatılmıştır.

6. Başvurucular pilot lisanslarının askı süresinin uzatılması işlemlerinin iptali talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular özetle nasbedildikleri muvazzaf subaylığa katılım sağlamadıklarını, getirilen ilave yükümlülüğün muvazzaf subay statüsünde olan pilotlara yönelik olduğunu, idarenin ise bu düzenlemeyi yanlış yorumlayıp pilot lisansının üzerindeki askı süresini uzattığını ve dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte başvurucular, muvazzaf subaylığa icabet etmemelerinin müeyyidesi olarak zaten belirli bir süre pilot lisansının askıya alınarak işsiz kaldıklarını vurgulamıştır.

7. Yapılan yargılamalar sonucunda idare mahkemelerince davanın reddine karar verilmiştir. Kararların gerekçesinde özetle tekrardan göreve çağrılan ve göreve katılım yapmayan başvurucuların askıya alınan pilot sertifikasının askıya alınma süresinin getirilen ek yükümlülük nedeniyle uzatılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

8. Başvurucular, bu kararlara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; muvazzaf subaylığa geçiş yapılmamasının müeyyidesi olarak idarenin pilotluk lisanslarını zaten uzun bir süre askıya aldığını, bundan sonra istense de muvazzaf subaylığa katılım sağlanamayacağını, askı süresinin üç yıl daha uzatılmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğunu belirtmiştir. İdare mahkemelerinin yanlış değerlendirmeyle davanın reddine karar verdiğini ifade eden başvurucular, kararların kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

9. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (Daire) idare mahkemesi kararlarının usule ve hukuka uygun olduğunu ve kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığını belirterek istinaf başvurularının reddine kesin olarak karar vermiştir.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan 2021/8491 numaralı başvurunun süresinde yapılan 2021/8486 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.

12. Başvurucular; 2018 yılında muvazzaf subaylığa nasbedildiklerini ancak ailevi şartlarının elvermemesi nedeniyle katılım sağlayamadıklarını, bunun yaptırımı olarak da pilot lisanslarının askıya alındığını, bu müeyyideyle askerlik hayatı sonlanmış kişi statüsüne geldiklerini belirtmiştir. Bu statüye girdikten sonra isteseler de tekrar muvazzaf subay olma imkânına sahip olmadıklarını, buna rağmen yükümlülük süresinin uzamasına bağlı olarak pilot lisanslarının askı süresinin uzatılması nedeniyle mesleklerini yapamadıklarını, bu durumun hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğunu vurgulamıştır. Pilot lisanslarının askıya alınma süresinin uzatılmasına ilişkin işlemlerin iptali talebiyle açılan davalarda hukuk kurallarının yanlış yorumlandığını ifade eden başvurucular, anılan kararlar nedeniyle özel hayata saygı hakkının, çalışma hakkının, mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formundaki hususları tekrar etmiş olup Anayasa Mahkemesinin Barış Bayrı ([2. B.], B. No: 2020/21660, 2/5/2024) kararında benzer durum için ihlal kararı verdiğini vurgulamıştır.

14. Başvurucuların iddialarının askıya alınmış olan pilot lisanslarının askıya alma süresinin uzatılmasına ilişkin işleme karşı açılan iptal davalarının reddedilmesine ve bu suretle sivil havacılıkta devam eden mesleki kariyerlerinin sona erdirilmesine ilişkin olduğu görülmektedir. Kişilerin mesleki hayatlarının onların özel hayatlarıyla sıkı ilişkisinin olduğu ve meslek hayatına yönelik müdahalelerde özel hayata saygı hakkının gündeme geldiği yadsınamaz. Bununla birlikte öncelikle bu tür müdahalelerin hangi durumlarda özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmeye uygun olduğu veya başvuru konusu edilen uyuşmazlıkların hangilerinin bu bağlamda uygulanabilir kabul edileceği hususlarında belirlenen ölçütler dikkate alınarak değerlendirmeler yapılması gerekmektedir (Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, § 82; Erdal Erbayram [1. B.], B. No: 2019/25121, 7/6/2023, § 22).

15. Anayasa Mahkemesi birçok kararında, özel hayata ilişkin herhangi bir nedene dayanılmaksızın mesleki hayata yönelen müdahalelerin özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli olan şartların neler olduğunu açıklamıştır (Tamer Mahmutoğlu, §§ 84-90; C.A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, §§ 97-101; Ayla Demir İşat [GK], B. No: 2018/24245, 8/10/2020, §§ 106-110).

16. Başvurucuların askıda olan pilot lisanslarının askı süresinin uzatılması nedeniyle sivil havacılık alanında pilotluk mesleğini icra edemedikleri dikkate alındığında bu durumun mesleki hayatlarına ve sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine etki ettiği söylenmelidir. Başvurucular hakkında gerçekleştirilen bahse konu işlemler, özel hayata saygı hakkının otomatik olarak uygulanabilirliğini sağlamamakla birlikte müdahalenin başvurucuların mesleki faaliyetlerinin aksamasına, kariyer planlarının değişmesine, sosyal çevresiyle olan ilişkilerine önemli derecede etki ettiği ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı değerlendirilmiştir. Bu durumda sonuca dayalı nedenlerle başvurunun özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebilir nitelikte olduğu kanaatine varılmış ve başvurucuların iddiaları bir bütün hâlinde özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmiştir (Barış Bayrı, §§ 27, 28).

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

18. Özel hayata saygı hakkına yönelik negatif ve pozitif yükümlülükler arasındaki sınırların kesin biçimde tanımlanması ve birbirinden ayrılması her zaman mümkün değildir. Devlet için öngörülen negatif yükümlülükler, her durumda özel hayata saygı hakkına keyfî surette müdahaleden kaçınmayı gerekli kılar. Pozitif yükümlülükler de özel hayata saygı hakkının korunmasını ve bireyler arası ilişkiler alanında olsa da özel hayata saygının güvencelerini sağlamaya yönelik olaya özgü tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Adnan Oktar (3) [2. B.], B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 32; Ömür Kara ve Onursal Özbek [2. B.], B. No: 2013/4825, 24/3/2016, § 46; Tamer Mahmutoğlu, § 98).

19. Başvurucuların askıda olan pilot lisanslarının askı süresinin idare tarafından uzatılarak sivil havacılık alanında pilotluk yapmalarının engellendiği, yargısal makamların da bu işlemlerin iptali talebiyle açılan davaları reddettiği dikkate alındığında başvurunun devletin negatif yükümlülükleri bağlamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Başvurucuların askıda olan pilot lisanslarının askı süresinin uzatılması şeklinde tesis edilen idari işlemlerin iptali talebiyle açılan davaların reddedilerek kesinleşmesi, bu suretle mesleklerini yapma imkânından mahrum bırakılmaları nedeniyle başvurucuların özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır (Barış Bayrı, §§ 31, 32).

20. Yukarıda belirlenen müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 20. maddesini ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama kriterlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halil Berk [1. B.], B. No: 2017/8758, 21/3/2018, § 49; Süveyda Yarkın [2. B.], B. No: 2017/39967, 11/12/2019, § 32; Şennur Acar [1. B.], B. No: 2017/9370, 27/2/2020, § 34; R.G. [GK], B. No: 2017/31619, 23/7/2020, § 82). Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

21. Anayasa uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların öncelikle kanunla öngörülmüş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre de Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ölçütünün karşılanması için müdahale şeklî anlamda bir kanuna dayanmalıdır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 75; Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 65). Bununla birlikte temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli değildir. Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olup bu noktada kanunun niteliği önem kazanmaktadır. Kanunla sınırlama ölçütü sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ifade etmekte; böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçtiği gibi kişinin hukuku bilmesine de yardımcı olmakta; bu yönüyle hukuk güvenliği teminatı sağlamaktadır (Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Tamer Mahmutoğlu, § 104).

22. Ayrıca müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunun söylenebilmesi için yargı organlarınca müdahalelere dayanak olarak gösterilen kanuni düzenlemelerin erişilebilir, öngörülebilir ve kesin nitelikte olup olmadığı irdelenmeli ve ilgili kanuni düzenlemeler anılan çerçevede kalınarak genişletici bir yoruma tabi tutulmadan öngörülebilir şekilde uygulanmalıdır (Tamer Mahmutoğlu, §§ 103-108; Barış Bayrı, § 36).

23. Somut olayda başvurucular, göreve geri çağrılması sonrasında bu çağrıya icabet etmemiş ve kanuni düzenleme gereğince başvurucuların pilot lisansı ilk olarak kanunda belirlenen ek yükümlülük süresince askıya alınmıştır. Belirtmek gerekir ki başvurucular, bu işlemle ilgili olarak herhangi bir şikâyette bulunmamakta; bilakis bu durumun muvazzaf subaylığa geri dönmemesinin müeyyidesi olduğunu vurgulamaktadır. Nitekim 694 sayılı KHK'nın 37. maddesiyle TSK'dan ayrılan pilot subaylar için getirilen yükümlülükle birlikte kanun koyucu bu yükümlülüğe uymayanlar için yükümlülük süresince ilgililerin sivil pilot sertifikalarının iptal edileceğine ilişkin bir yaptırım düzenlemiştir. İlk etapta yükümlülük ile birlikte düzenlenen bu yaptırımın ise öngörülebilir ve kesin nitelikte olduğu söylenmelidir.

24. Başvurucuların çağrıya uyulmaması hâlinde pilot lisanslarının askıya alınacağını ve askı süresini bilerek bu yaptırıma katlanmayı göze aldığı anlaşılmaktadır. Ancak bu yaptırım henüz bitmeden yaptırımın bir yorum ile uzatılması durumu öngörülebilirlik açısından değerlendirilmesi gereken esas konudur. Nitekim başvurucuların şikâyetine konu edilen husus devam eden süreçte yükümlülük süresinin üç yıl daha uzatılması nedeniyle askıda olan pilot lisansının askı süresinin de ilave üç yıl uzatılmasından kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda askı süresinin uzatılmasına ilişkin idarenin dava konusu yapılan işlemleri 926 sayılı Kanun'un ek geçici 98. maddesinde belirtilen pilot sertifikalarının iptal edileceğine ilişkin hükmün kapsamının aynı Kanun'un 113. maddesindeki değişiklikle getirilen ilave üç yıl yükümlülükle birlikte uzadığına ilişkin yoruma dayanmaktadır. Yargısal makamlar tarafından da 926 sayılı Kanun kapsamında yapılan bu yorumdan kaynaklı olarak tesis edilen işlemlerin hukuka uygun bulunduğu görülmektedir (Barış Bayrı, § 38).

25. 926 sayılı Kanun'un 113. maddesiyle getirilen ilave üç yıl yükümlülükle birlikte kanun koyucu daha önce göreve çağrılmış olup da bu çağrıya icabet etmeyenlerin yeniden muvazzaf subaylığa katılım sağlayabilmelerine yönelik bir düzenleme yapmamıştır. Bu bağlamda ilgililere yeni bir imkân sunulmadan ilave bir yaptırım uygulanması öngörülebilir değildir. Aksi durumun kabulü ise bir kez göreve çağrılmaya icabet etmeme şeklinde ortaya çıkan bir eylemin yükümlülük süresinin uzatılması ile birlikte ucu açık bir yaptırımla karşı karşıya kalınması anlamına gelecektir. Kanun koyucunun ise böyle bir amaç güttüğünü kabul etmek mümkün değildir. Bu duruma rağmen genişletici ve öngörülemez bir yorumla başvurucuların askıda olan pilot lisanslarının askı süresinin ilave yükümlülük kapsamında uzatılmasına karar verilmiş, yargısal makamlar tarafından da başvurucuların iddialarına rağmen aksi yönde bir değerlendirmede bulunulmamıştır (Barış Bayrı, § 39).

26. Neticede yükümlülük süresinin uzatılması ile birlikte başvurucuların pilot lisansının askıda kalma süresinin de uzatılarak göreve geri çağrılmaya icabet etmemelerinden kaynaklı ikinci kez yaptırıma uğraması şeklinde ortaya çıkan sonuç, kanuni düzenlemelerin genişletici ve öngörülemez bir yoruma tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı değerlendirilmektedir (aynı yönde değerlendirme için bkz. Barış Bayrı, § 40). Başvuru konusu yapılan olayda da Barış Bayrı kararında ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

28. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvuruya konu müdahalenin kanunilik koşulunu sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

III. GİDERİM

29. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapılması talebinde bulunmuştur.

30. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. İdare Mahkemesine (E.2019/1404, K.2020/1194) ve Ankara 18. İdare Mahkemesine (E.2019/1572, K.2020/1241) GÖNDERİLMESİNE,

E. 487,60 TL harcın başvuruculara AYRI AYRI, 40.000 TL vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, AYŞEGÜL KIRKAYA CENAN VE HÜSEYİN SELEK, B. No: 2021/8486, 12.03.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 111–116

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.