Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
MUSTAFA ARIKBOĞA (2021/826)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; bilirkişi raporuna karşı kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı itirazların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (idare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MUSTAFA ARIKBOĞA BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/826) |
|
|
|
Karar Tarihi: 6/5/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Seda AYHAN |
|
Başvurucu |
: |
Mustafa ARIKBOĞA |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; bilirkişi raporuna karşı kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı itirazların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca engellilik indiriminden yararlanmak maksadıyla 30/4/2014 tarihinde İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığına (İdare) başvurmuştur.
3. Başvurucu, İdareye yaptığı başvuru sırasında Ş.E. Eğitim ve Araştırma Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu tarafından engel oranının %58 olarak tespit edildiği 5/10/2009 tarihli sağlık kurulu raporunu ibraz etmiştir.
4. Başvurucu tarafından ibraz edilen sağlık kurulu raporunun Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun engel oranı %38 olarak tespit edilmiştir. Başvurucunun talebi 3/7/2014 tarihli işlemle 193 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca engellilik indiriminden yararlanılabilmek için çalışma gücünün en az %40'ının kaybedilmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir.
5. Başvurucu, bu işlemin iptali talebiyle İstanbul 8. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde Ş.E. Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından %58 olarak belirlenen engel oranının Merkez Sağlık Kurulunca haksız bir şekilde %38 oranına düşürüldüğünü ileri sürmüştür.
6. Davalı idare savunma dilekçesinde 28/4/1981 tarihli ve 17324 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli ve Uygulanması Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesine göre engellilik indiriminden yararlanmak için başvuran hizmet erbabının anılan Yönetmelik'in 6. maddesinde belirtilen hastanelere sevk edileceğini, sevk yazısına eklenecek matbu rapor formuna hastanın laboratuvar bulguları, klinik muayene bulguları, engellilik bulguları ve teşhisi açık, kesin ve ayrıntılı şekilde yazılacağını, hastane tarafından tanzim edilen raporun ise Yönetmelik'in 10. maddesi uyarınca Merkez Sağlık Kurulunca incelenerek çalışma gücünün yüzde kaçının kaybedildiğine karar verileceğini belirtmiştir. Hastane tarafından tanzim edilen rapor ile Merkez Sağlık Kurulu raporunun çelişmesi hâlinde Merkez Sağlık Kurulu tarafından verilecek karar nihai ve kesin karardır. Dolayısıyla hastane tarafından tanzim edilen sağlık kurulu raporları idare açısından bağlayıcı değildir.
7. Vergi Mahkemesi 30/12/2014 tarihinde davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:
i. 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırma ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik'in (30/03/2013 tarihli Yönetmelik) 19. maddesiyle daha önce yürürlükte olan 14/1/2012 tarihli ve 28173 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik (14/1/2012 tarihli Yönetmelik) yürürlükten kaldırılmıştır.
ii. Yeni yönetmelikle engelli sağlık kurulu raporu verebilecek hastanelerce verilen raporların Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunca yeniden değerlendirilmesi sistemi terk edilmiştir. Yeni Yönetmelik hükümlerine göre, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan engelli sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarından rapor alınacaktır. Bu rapora karşı raporu düzenleyen yetkili sağlık kuruluşuna itiraz edilebilecek, itiraz edilen sağlık kuruluşu tarafından da aynı oranın belirlenmesi hâlinde belirlenen oran kesinleşecektir. Raporlardaki oranların farklı olması hâlinde ise başvurucu yeniden muayene edilmesi için yine Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan hakem hastanelerden ikametine en yakın olan bir hakem hastaneye sevk edilecektir. Hakem hastane tarafından verilen rapor kesindir. Dolayısıyla yeni sistemde artık Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulunun yetkileri sona ermiştir.
iii. Bu şekilde alınan raporlar ve bu raporlarda belirlenen çalışma gücü kaybı oranlarının Maliye Bakanlığı tarafından esas alınması kanun ve yönetmelik hükümlerinin bir gereğidir. Başvurucu tarafından engelli sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşları arasında hakem hastane olarak yer verilen Ş.E. Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunda belirtilen oranın başvurucu açısından esas alınmasında ve bu orana isabet eden engellilik indiriminden yararlandırılmasında bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay Dördüncü Dairesinin 13/5/2014 tarihli ve E:2014/2241, K:2014/3312 sayılı kararı da bu yöndedir.
8. Davalı idare, Vergi Mahkemesinin 30/12/2014 tarihli kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
9. Danıştay Dördüncü Dairesi 5/11/2015 tarihinde kararın bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:
i. 30/3/2013 tarihli Yönetmelik ile 14/1/2012 tarihli Yönetmelik yürürlükten kaldırılmışsa da anılan Yönetmelikte de Merkez Sağlık Kurulunun yetkileri düzenlenmemiştir. Bu Yönetmelikle, sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler bünyesinde var olan engelli sağlık kurullarının yapısı ve yetkileri düzenlendiğinden yeni yönetmelikle Merkez Sağlık Kurulunun yetkilerinin sonlandırıldığı sonucuna varılamaz.
ii. Merkez Sağlık Kurulu işleminin dava konusu edilmesi hâlinde başvurucuya hastane tarafından verilen raporda belirtilen çalışma gücü kaybı oranı ile Merkez Sağlık Kurulu tarafından belirlenen çalışma gücü kaybı oranı arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla başvurucunun Yönetmelik ekinde belirtilen hakem hastanelerden herhangi birinde muayenesi sağlanarak çalışma gücü kaybı oranının başvuru tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi ve tespit edilen bu orana göre engellilik indiriminden faydalanıp faydalanamayacağına karar verilmesi gerekmektedir.
10. Danıştay Dördüncü Dairesinin 5/11/2015 tarihli kararına karşı yapılan karar düzeltme talebi 26/10/2017 tarihinde reddedilmiştir.
11. Danıştay Dördüncü Dairesinin 5/11/2015 tarihli bozma kararı akabinde Vergi Mahkemesi 14/2/2018 tarihinde ilk kararda ısrar edilmesine karar vermiştir.
12. Anılan ısrar kararına karşı davalı idare temyiz başvurusunda bulunmuştur. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 23/10/2018 tarihinde ısrar kararının bozulmasına karar vermiştir. Vergi Mahkemesinin ısrar kararı, Danıştay Dördüncü Dairesinin 5/11/2015 tarihli bozma kararında belirtilen gerekçelerle bozulmuştur.
13. Vergi Mahkemesi 14/2/2018 tarihli ısrar kararının bozulması üzerine 14/6/2019 tarihinde bozma kararına uyulmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:
i. Başvurucu, hakem hastane olan İ. B. Dr. S. K. Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Hakem hastaneden, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli Yönetmelik hükümleri uyarınca çalışma gücü kaybı oranının belirlenmesi istenmiştir.
ii. Hakem hastane tarafından tanzim edilen 21/5/2019 tarihli raporda başvurucunun çalışma gücü kaybı oranı %29 olarak belirlenmiş, başvurucunun itirazı raporu kusurlandırıcı nitelikte görülmemiştir.
iii. Hakem hastane tarafından belirlenen %29'luk çalışma gücü kaybı oranı, 193 sayılı Kanun'un 31. maddesi gereğince engellilik indiriminden yararlanmak için aranan asgari %40 oranından düşüktür. Bu nedenle başvurucunun engellilik indiriminden yararlanması mümkün olmadığından talebin reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
14. Vergi Mahkemesinin anılan kararına karşı başvurucu, temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 29/1/2020 tarihinde kararı onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca 21/10/2020 tarihinde reddedilmiştir.
15. Başvurucu, nihai kararı 25/11/2020 tarihinde öğrendikten sonra 24/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
17. Başvurucu, çalışma gücü kaybı oranının %58 olarak belirlendiği sağlık kurulu raporunun idare tarafından evrak üzerinden incelenerek bu oranın keyfî olarak %38'e düşürüldüğünü ileri sürmektedir. Başvurucuya göre, hükme esas alınan sağlık kurulu raporu yönetmeliklerde düzenlenen usule uygun olmadığı gibi raporun bilimsel bir dayanağı da bulunmamaktadır. Başvurucu; raporun tek hekim tarafından herhangi bir bilimsel, teknik ölçüm cihazı kullanılmadan yapılan basit bir muayene sonucunda hazırlandığını ileri sürerek bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi için üçüncü bir bilirkişiden yeni bir sağlık kurulu raporu alınması gerektiğine işaret etmektedir. Başvurucu; bilirkişi raporuna yapılan bu itirazlar değerlendirilmeden, esasa etkili iddia ve itirazları karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünde; başvuruya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığından temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere ekte gönderildiğini, başvurucunun ileri sürdüğü hakkın ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiğini beyan etmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı, yargılama aşamasında Vergi Mahkemesine sunduğu savunma dilekçesindeki beyanlarını yinelemiştir. Ayrıca, Vergi Mahkemesinin iptal kararları üzerine başvurucunun vergi indiriminden yararlandırılmasına karar verildiğini, bozma kararları üzerine de vergi indirimi işleminin durdurulduğunu belirtmiştir.
18. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki beyanlarının yanında dava kesinleştikten sonra 2/10/2020 tarihinde İ. K. S. S. Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 3 (üç) yıl süre ile geçerli olmak üzere çalışma gücü kaybı oranının %64 olarak belirlendiği sağlık kurulu raporu tanzim edildiğini ve bu rapor uyarınca yeniden yaşlılık aylığı bağlandığını, 15/6/2023 tarihinde ise İ. M. A. E. G. K. ve D. C. Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından süresiz olarak çalışma gücü kaybı oranının %60 olarak belirlendiği sağlık kurulu raporu tanzim edildiğini belirtmiştir.
19. Başvuru gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
21. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
22. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciine ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
23. Eldeki uyuşmazlık, 193 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca engellilik indiriminden yararlanmak için gereken çalışma gücü kaybı oranının %38 olarak belirlenmesine dair işlemin iptali davasına ilişkindir. Başvurucu, engellilik indiriminden yararlanmak için mevzuatta aranan asgari %40 oranından daha fazla olacak şekilde -%58 oranında- çalışma gücü kaybı oranının belirlendiği hastane raporuna rağmen bu oranın Merkez Sağlık Kurulu tarafından keyfî olarak %38 oranına düşürüldüğünden şikâyet etmektedir. Söz konusu davada tartışılacak mesele esas itibarıyla bu oranlar arasındaki çelişkinin giderilmesidir. Vergi Mahkemesinin 22/4/2019 tarihli ara kararı ile çelişkinin giderilmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmış, anılan rapor doğrultusunda başvurucunun sevk edildiği hakem hastane tarafından başvurucunun çalışma gücü kaybı oranı %29 olarak belirlenmiştir. Başvurucu 13/6/2019 tarihli ek beyan dilekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Vergi Mahkemesi, başvurucunun itirazlarının raporu kusurlandırıcı nitelikte görülmediğini ifade ederek davayı reddetmiştir.
24. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde başvurucu tarafından hakem hastane tarafından tanzim edilen raporun Baştabiplikçe kendisine gösterilmediği, Mahkeme Kaleminde yaptığı inceleme neticesinde raporun içeriğinden haberdar olduğu ileri sürülse de tanzim edilen sağlık raporunun Vergi Mahkemesi tarafından taraflara tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan başvurucunun itiraz dilekçesinde bilirkişi raporuna ilişkin hukuki itirazların yanında bilimsel ve teknik yönden itirazların da bulunduğu görülmektedir. Bu kapsamda Vergi Mahkemesinin kararında başvurucunun itirazlarının raporu kusurlandıracak nitelikte görülmediğinin ifade edilmesiyle yetinildiği, başvurucunun esaslı nitelikte olabilecek iddiaları hakkında herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği, itiraz edilen hususlar yönünden kararda ayrıca ilgili ve yeterli gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
26. Başvurucu ayrıca mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı için anılan ihlal iddiası hakkında ayrıca inceleme yapılmasının gerekli olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
27. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur.
28. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
29. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne veya reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
30. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddiasının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
Ç. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 8. Vergi Mahkemesine (E.2019/634, K.2019/1360) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 446,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 6/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MUSTAFA ARIKBOĞA, B. No: 2021/826, 06.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 507–512
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.