Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
CUMALİ TOPAK (2021/63822)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, deprem dolayısıyla kiracı olarak hak sahipliğinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Ruhsat, lisans, tahsis | Başvurunun Reddi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
CUMALİ TOPAK BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/63822) |
|
|
|
Karar Tarihi: 8/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Selahaddin MENTEŞ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Mehmet ALTUNDİŞ |
|
Başvurucu |
: |
Cumali TOPAK |
|
Vekili |
: |
Av. Mustafa YILDIRIM |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, deprem dolayısıyla kiracı olarak hak sahipliğinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, 23/10/2011 ve 9/11/2011 tarihlerinde Van'da meydana gelen depremler nedeniyle kiracı sıfatıyla hak sahibi kabul edilmiş ancak sunduğu belgelerin yetersiz olduğu gerekçesiyle Van Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün 25/4/2014 tarihli işlemiyle hak sahipliği iptal edilmiştir. Başvurucu, işlemin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır.
3. Van 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 19/3/2015 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme; kararında başvurucunun hak sahipliğinin iptaline gerekçe olarak belgelerin yetersizliğini gösterdiğini ancak 12/6/2014 ve 23/9/2014 tarihli ara kararlarıyla eksik belgelerin neler olduğunu davalı idareden sormasına rağmen yanıt verilmediğini belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun deprem tarihi itibarıyla Erciş ilçesinde ikamet ettiğini adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden alınan belgeyle kanıtladığını, evli olduğunu, kendisi ile eşi adına herhangi bir taşınmaz kaydının olmadığını gösteren belgeleri sunduğunu tespit etmiştir. Davalı idarenin kira sözleşmesi ve ödeme dekontunun ibraz edilmediği yönündeki savunmasına karşın Van Valiliğinin 2013/01 sayılı Genelgesi'nde bu belgelerin yalnızca ikametini belgeleyemeyen kiracılardan isteneceğinin düzenlendiği, başvurucunun ise ikametini belgelediği dikkate alındığında bu belgelerin yokluğunun hak sahipliğinin iptali için yeterli gerekçe oluşturmadığı sonucuna varmıştır. Mahkeme, somut ve hukuken kabul edilebilir bir neden olmaksızın yapılan iptalin hakkaniyete aykırı olduğunu ve dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığını ifade etmiştir.
4. İptal kararı Danıştay Ondördüncü Dairesinin (Danıştay) 8/2/2018 tarihli kararıyla bozulmuştur. Danıştay kararında, Van Valiliğinin 2013/01 sayılı Genelgesi uyarınca afet konutlarının kiracılara satışı için yalnızca nüfus kayıt örneği ve taşınmaz kaydının bulunmaması değil aynı zamanda başvuru sahibinin kiracılık durumunu noter onaylı kira sözleşmesi ve kira ödemesine dair banka dekontlarıyla belgelemesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun, başvuru sırasında ibraz ettiği belgelerden deprem esnasında Erciş'te ikamet ettiği ve taşınmazının bulunmadığı anlaşılsa da kiracılık ilişkisini tevsik eden belgelerin sunulmadığı, bu eksiklik nedeniyle idarece yapılan inceleme sonucunda hak sahipliğinin iptal edildiği ifade edilmiştir. Bu durumda idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla Mahkeme kararının hukuki isabet taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca genelge hükümleri uyarınca sadece Erciş ilçesiyle sınırlı olmaksızın Türkiye genelinde başvurucu ve eşi adına taşınmaz kaydının olmaması gerektiği vurgulanmıştır.
5. Danıştayın bozma kararına uyan Mahkeme 8/4/2019 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, kararında Danıştayın bozma gerekçesini aynen benimsemiştir. Başvurucunun karara karşı yaptığı temyiz ve karar düzeltme başvuruları ise Danıştay Altıncı Dairesince reddedilmiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı 25/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 27/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, deprem nedeniyle kiracı sıfatıyla hak sahibi olarak kabul edilmesine rağmen sunduğu belgelerin yetersiz olduğu gerekçesiyle hak sahipliğinin iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Deprem tarihinde Van'ın Erciş ilçesinde ikamet ettiğini adrese dayalı nüfus kayıt sistemi üzerinden aldığı belgeyle kanıtladığını, kendisi ve eşi adına herhangi bir taşınmaz kaydı bulunmadığını gösteren belgeleri sunduğunu, buna rağmen yalnızca kira sözleşmesi ve ödeme dekontlarını ibraz etmediği gerekçesiyle hak sahipliğinin iptal edilmesinin somut olayın koşullarıyla bağdaşmadığını ifade etmiştir. Söz konusu konuta ilişkin 62 ay boyunca düzenli olarak taksit ödediğini vurgulayarak bu süreçte fiilen mülkiyet hakkından yararlanamadığını, bu nedenle mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre idare tarafından uygulanan ölçüsüz ve katı yorum, afet mağduru bir kiracı olarak kendisine tanınan hakları işlevsiz hâle getirmektedir.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; söz konusu başvuruya ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Van Valiliğinden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere gönderildiği, başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığının 9/4/2025 tarihli yazısında, başvurucunun Van Erciş 3. Etap Afet Bölgesi 480 Adet Konut Projesi kapsamında K1-28 Blok 13 No.lu taşınmaz için kiracılar hak sahibi olarak 8/8/2016 tarihinde sözleşme imzalamış olup 1/10/2022 tarihinde borcunu kapattığı ve tapusunu aldığı bildirilmiş, ilgili belgeler iletilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
10. Genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılması bireysel başvuru alanında özel olarak ele alınmaktadır. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31; S.Ö. [2. B.], B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
11. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö., § 29).
12. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 51. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 83. maddesi gereği başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilebilir.
13. Bireysel başvuru kurumu, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik etkili bir başvuru yolu sağlamak amacıyla düzenlenmiş olup bu başvuru yolunun Anayasa ve ilgili mevzuat uyarınca belirlenen sınırlar çerçevesinde, dürüstlük kuralına uygun biçimde kullanılması zorunludur. Bu nedenle bireysel başvuru süreci yalnızca ihlal iddialarının bildirilmesini değil aynı zamanda başvurunun değerlendirilebilmesi bakımından önem taşıyan her türlü olgunun Anayasa Mahkemesine zamanında ve eksiksiz biçimde iletilmesini de kapsar.
14. Başvurucunun başvurunun konusu ile ilgili olarak bireysel başvurudan sonraki aşamalarda gerçekleşen ve başvurunun kabul edilebilirliği ile esasına etki edebilecek nitelikteki gelişmeleri Anayasa Mahkemesine bildirme yükümlülüğü vardır. Aksi durum bireysel başvuru hakkının Anayasa ve İçtüzük uyarınca tanımlanan amacına açıkça aykırılık teşkil eder ve başvurunun kötüye kullanılması sonucunu doğurur.
15. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı bireysel başvuru, Van'da meydana gelen depremler sonrasında kiracı sıfatıyla hak sahibi olarak kabul edilmesine rağmen idare tarafından sunulan belgelerin yetersiz olduğu gerekçesiyle hak sahipliğinin iptal edilmesine dayanmaktadır. Ancak Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından sunulan 9/4/2025 tarihli yazıdan başvurucunun 8/8/2016 tarihinde Van Erciş 3. Etap Afet Konutları Projesi kapsamında ilgili taşınmaz için hak sahibi sıfatıyla sözleşme imzaladığı, 1/10/2022 tarihinde ise söz konusu taşınmazın bedelini tamamen ödeyerek tapu senedini aldığı anlaşılmıştır.
16. Başvurucunun bireysel başvurusunun esası, Van'da meydana gelen depremler sonrası kiracı sıfatıyla elde ettiği hak sahipliğinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıdır ancak başvurucu hakkında Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen 9/4/2025 tarihli yazıda, Van Erciş 3. Etap Afet Bölgesi 480 Adet Konut Projesi kapsamında başvurucunun 1/10/2022 tarihinde borcunu kapatarak ilgili taşınmazın tapusunu aldığı bildirilmiştir. Ne var ki tapu senedi alınması gibi mülkiyet hakkına ilişkin belirleyici bir gelişme yaşanmasına rağmen başvurucu, bu durumu Anayasa Mahkemesine hiçbir aşamada bildirmemiş; aksine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasını sürdürmüştür. Bu çerçevede bireysel başvuru sürecinde yaşanan gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgi sahibi olması başvurunun kabul edilebilirliği ve esas bakımından yapılacak değerlendirme açısından büyük önem arz etmektedir. Başvurucunun bu gelişmeleri saklaması ya da bildirmemesi, Anayasa Mahkemesinin doğru ve tam bir değerlendirme yapmasına engel teşkil etmiş; dolayısıyla bireysel başvuru hakkı, amacı dışında yanıltıcı şekilde kullanılmıştır.
17. İçtüzük'ün 59. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca başvurucu, başvuruya ilişkin yeni gelişmeleri Anayasa Mahkemesine derhâl bildirmekle yükümlüdür. Başvurucunun bu yükümlülüğe uymaması 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi anlamında bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiştir.
18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun başvurusunun değerlendirilmesi bakımından esaslı olan bir unsur hakkında bilgi vermediği, bu süreçte vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Anayasa Mahkemesini bilgilendirmemek suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat oluşturulmasını engellediği anlaşıldığından başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
19. Ayrıca Avukat Mustafa Yıldırım aleyhine 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün 83. maddesi uyarınca Avukat Mustafa Yıldırım'ın 2.000 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, CUMALİ TOPAK, B. No: 2021/63822, 08.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 572–575
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.