Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MEHMET DEMİR (2021/63062)
- Kötü muamele yasağı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, ceza infaz kurumunda yaşanılan su kesintileri nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | İnfaz Kurumunun fiziki koşulları | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MEHMET DEMİR BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/63062) |
|
|
|
Karar Tarihi: 12/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Batuhan Salim YEŞİLKÖY |
|
Başvurucu |
: |
Mehmet DEMİR |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda yaşanılan su kesintileri nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunmaktadır. 30/7/2021 tarihinde kapalı ceza infaz kurumunda yaşandığını iddia ettiği su kesintileri hakkında açık ceza infaz kurumuna bir dilekçe vermiştir. Başvurucunun kapalı ceza infaz kurumunda kalmasına rağmen açık ceza infaz kurumuna dilekçe vermesinin sebebi, su hizmetinin kapalı ceza infaz kurumu ile aynı kampüste bulunan açık ceza infaz kurumunca karşılanmasıdır. Başvurucunun dilekçesine göre su kesintileri yaklaşık bir yıldır devam etmekte ve günde sekiz ya da dokuz saat sürmektedir. Başvurucu, dilekçesinde bu kesintilerin sebebinin ne olduğunu ve ne zamana kadar devam edeceğini öğrenmek istediğini ve sorunun bir an önce çözülmesini talep ettiğini belirtmiştir.
3. Açık ceza infaz kurumu yönetimi başvurucunun dilekçesi hakkında herhangi bir karar vermemiş; bunun üzerine başvurucu, kapalı ceza infaz kurumu, infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi arasında bir yazışma süreci yaşanmıştır. Bu süreç aşağıdaki gibi özetlenebilir:
i. Başvurucu 10/8/2021 tarihli dilekçesini infaz hâkimliğine muhabere yoluyla iletmiştir. Dilekçesinde su kesintileri sebebiyle kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılayamadığını, ibadetlerinin gereğini yerine getiremediğini, bu konu hakkında ceza infaz kurumuna verdiği dilekçe hakkında herhangi bir karar verilmediğini belirtmiştir. İnfaz hâkimliği bu dilekçeyi, karar verilmesi hâlinde itiraz üzerine inceleyeceğini belirterek kapalı ceza infaz kurumuna 10/9/2021 tarihinde göndermiştir. Kapalı ceza infaz kurumu, dilekçe üzerine herhangi bir karar vermemiştir.
ii. Başvurucu, infaz hâkimliğine 13/10/2021 tarihli başka bir dilekçe daha iletmiştir. Dilekçede su kesintisi nedeniyle yaşadığı sıkıntıları tekrar etmiş, kurumun infaz hâkimliğinin yazısı ve kendi dilekçesi üzerine herhangi bir karar vermediğini aktarmıştır. İnfaz hâkimliği, karar vermesi için bu dilekçeyi kapalı ceza infaz kurumuna 22/10/2021 tarihinde göndermiştir. Kapalı ceza infaz kurumu, dilekçe hakkında herhangi bir karar vermemiştir.
iii. Başvurucu, bu sefer ağır ceza mahkemesine 2/11/2021 tarihli bir dilekçe vermiştir. Dilekçede su kesintisi nedeniyle yaşadığı sıkıntıları, ceza infaz kurumlarının ve infaz hâkimliğinin bu konuyla ilgili dilekçeleri hakkında karar vermediğini ifade etmiştir. Başvurucu bu dilekçesi hakkında bir karar verip vermediğini ağır ceza mahkemesine bir başka dilekçeyle sormuştur. Ağır ceza mahkemesi, söz konusu dilekçeyi infaz hâkimliğine gönderdiğini, dilekçenin akıbetini infaz hâkimliğinden sorması gerektiği konusunda üzerinde tarih bulunmayan bir yazı hazırlamış ve kapalı ceza infaz kurumundan bu yazıyı başvurucuya tebliğ etmesini istemiştir. Başvurucu, yazıyı 25/11/2021 tarihinde tebliğ aldığını ileri sürmüştür.
4. Başvurucu 8/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
5. Anayasa Mahkemesi, kapalı ceza infaz kurumuna müzekkere yazarak başvurucunun bulunduğu koğuşta su kesintisi yaşanıp yaşanmadığı, kesinti yaşanıyorsa bunun ne kadar sürdüğü, bu durumun ne zamandır devam ettiği ve başvurucuya gün içinde kaç saat sıcak ve soğuk su temin edildiği hususlarında 11/10/2022 tarihinde bilgi istemiştir. Kapalı ceza infaz kurumu müzekkereye aynı gün cevap vermiş; tutuklu ve hükümlü ayrımı yapılmaksızın herkese günlük 200 litre soğuk, 50 litre sıcak olmak üzere sayaç takibi yapılarak toplamda 250 litre su temin edildiğini, hükümlü ve tutukluların günlük 250 litre su kullanımında herhangi bir zaman kısıtlaması yapılmadığını ve 24 saat boyunca kullanılabildiğini belirtmiştir. Ayrıca tutuklu ve hükümlülerin su kullanım kotalarını doldurmaları hâlinde açık ceza infaz kurumunun su kesintisi yaptığını, yine bunun yanı sıra su kuyularından su çekilmesi veya dinamo arızalanmalarından kaynaklanan su kesintilerinin yaşanabildiğini, uzun süreli olarak su kesintisi yapılmadığını ifade etmiştir. Sonuç olarak su kesintilerinin açık ceza infaz kurumu tarafından yapıldığını açıklamıştır.
6. Anayasa Mahkemesi, kapalı ceza infaz kurumuna müzekkere yazarak başvurucunun yaşandığını iddia ettiği su kesintileri hakkındaki dilekçeleri üzerine verilen bir karar olup olmadığını 15/11/2024 tarihinde sormuştur. Kapalı ceza infaz kurumu, müzekkereye 28/11/2024 tarihinde cevap vermiştir. Buna göre kapalı ceza infaz kurumunun faaliyete geçtiği 2019 yılından itibaren kurumun su ihtiyacı aynı kampüste bulunan açık ceza infaz kurumundan sağlanmakta, su kesintileriyle kapalı ceza infaz kurumu yönetiminin hiçbir bilgisi bulunmamaktadır. Ayrıca kapalı ceza infaz kurumu, açık ceza infaz kurumunun hazırladığı 25/11/2024 tarihli araştırma raporunu bireysel başvuru dosyasına sunmuştur. Söz konusu rapora göre kampüsteki ceza infaz kurumlarının su ihtiyacı yine orada bulunan kuyulardan karşılanmaktadır ve Adalet Bakanlığının (Bakanlık) belirlediği kişi başı su kullanım sınırları koğuşlarda bulunan otomasyon sistemleriyle denetlenmektedir. Otomasyon sistemlerinin tam verimle çalışmadığı ve koğuşlarda çok yüksek miktarlarda su tüketilmesi sebebiyle kuyulardaki su miktarı tehlikeli seviyelere düşmüştür. Bu açıdan telafisi güç sonuçlarla karşılaşılmaması için zaman zaman su kesintileri yapılmıştır. Ancak hiçbir zaman sıcak su kesintisi olmamıştır, buna ek olarak kişi başı altmış litre su kullanım hakkı tanınmıştır. Otomasyon sistemleri su kullanım miktarlarını saat 07.00'de hesaplamaya başlamaktadır. Aynı gün saat 13.00 ya da 14.00 sıralarında koğuşlarda su kullanım sınırına ulaşıldığı tespit edilmiştir. Bu noktada gerçekleştirilen su kesintileri keyfî olmayıp daha olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak için tedbir niteliğindedir.
7. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
9. Başvurucu, bir yıldan uzun süre boyunca günde sekiz ya da dokuz saat olmak üzere devam eden su kesintileri sebebiyle kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılayamadığından, ibadetlerini yerine getiremediğinden ve bu konudaki dilekçeleri hakkında karar verilmemesinden yakınmıştır.
10. Bakanlık görüşünde, başvurucuya günlük 250 litre su kullanım imkânı tanındığı, dolayısıyla Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında asgari eşiği aşacak bir kötü muamelenin söz konusu olmadığı, ihlal iddialarının incelenmesi sırasında ilgili mevzuat hükümleri ve içtihatlar ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Bakanlık görüşü ekindeki belgeler arasında yer alan kapalı ceza infaz kurumunun infaz hâkimliğine yazdığı 22/10/2021 tarihli müzekkerede su kotası aşılmadığı takdirde kesinlikle su kesintisi yaşanmadığı ve kota aşıldığında su kesintilerinin açık ceza infaz kurumu tarafından gerçekleştirildiğinin başvurucuya bildirildiği belirtilmiştir.
11. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı genel olarak başvuru formundaki açıklamalarını tekrar ederek beyanda bulunmuştur. Ayrıca yirmi dört kişiyle birlikte kaldığı koğuşta günde sekiz ya da dokuz saat yaşanan su kesintisinin özellikle namaz vakitlerine denk gelmesi sebebiyle asgari eşiği aşan bir muamele oluşturduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, cevap yazısına birtakım belgeler eklemiştir. Bunlar arasında bulunan ve "Bilgilendirme" başlıklı imzasız belgede 12/8/2022 tarihinde koğuşun su sayacının değiştirildiği, 00.00-04.30 saatleri arasındaki kesintilerin açık ceza infaz kurumundan kaynaklandığı, gerekli bilginin oradan temin edilebileceği, su kotalarının Bakanlık tarafından belirlendiği, 1/1/2022-17/8/2022 tarihleri arasında bildirilen arızaların tamamının giderildiği hususlarında başvurucuya 17/8/2022 tarihinde bilgi verildiği belirtilmiştir.
12. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
13. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının bahsi geçen asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı konusunda yapılacak değerlendirmede tutulma süresi, açık havada egzersiz yapma olanakları, koşulların neden olduğu fiziksel ve psikolojik etkiler, bazı durumlarda mahpusun yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve davanın tüm koşulları gibi birçok faktörün önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Bunlarla birlikte tutulma koşullarının kötü muamele oluşturup oluşturmadığı belirlenirken kişisel alan faktörünün temel bir unsur olarak dikkate alınması gerektiği vurgulanmalıdır (Cengiz Yetgin [GK], B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 58; geri gönderme merkezindeki tutulma koşulları yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 93).
14. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 83).
15. İncelenen olayda başvurucu, suya hiç erişemediğini iddia etmemektedir. Başvurucunun iddiası, yaklaşık bir yıllık süre boyunca gün içinde yedi ya da sekiz saat su kesintisi yaşandığı ve bunun da çoğunlukla namaz vakitlerine denk geldiği yönündedir. Yani başvurucu günün büyük çoğunluğu içinde suya erişme imkânına sahiptir. Günün yedi ya da sekiz saatini kapsayan boyuttaki bir su kesintisi varlığı, kötü muamele yasağı için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşıldığını söyleyebilmek için yeterli değildir. Ceza infaz kurumunun bireysel başvuru dosyasına sunduğu cevap yazısı (bkz. § 5), Bakanlığın görüş yazısının ekinde bulunan 22/10/2021 tarihli müzekkere (bkz. § 10) ve başvurucunun Bakanlık görüşüne cevap yazısı ekinde sunduğu "Bilgilendirme" başlıklı belge (bkz. § 11) incelendiğinde kesintilerin günlük kişi başı 250 litre su kullanım sınırının doldurulmasından kaynaklanabileceği yönünde bir düşünce oluşmaktadır. Çünkü bu belgeler uyarınca başvurucunun bulunduğu kapalı ceza infaz kurumunun yönetimi kurumlarında uzun süreli su kesintileri yaşanmadığını, arıza durumunda derhâl onarım yapıldığını ve uzun süreli su kesintisi yaşanıyorsa bunun sebebinin kullanım sınırının aşılması olduğunu belirtmiştir. Anayasa Mahkemesinin müzekkeresi üzerine açık ceza infaz kurumunun düzenlediği 25/11/2024 tarihli araştırma raporunda da kesintilerin sebebinin kişi başı belirlenen 250 litre kullanım sınırının çok çabuk tüketilmesi olduğu doğrulanmıştır (bkz. § 6). Günlük su kullanımı için kişi başı 250 litrelik bir kullanım sınırının belirlenmiş olmasının bireyler açısından yeterli olması ve başvurucunun kantinden su alacak mali imkânının olmadığı yönünde bir iddiasının da bulunmaması hususları gözönüne alındığında, başvurucunun yakınmalarının kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.
16. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MEHMET DEMİR, B. No: 2021/63062, 12.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 251–254
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.