Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
HAZIM TEMEL (2021/62858)
- Mülkiyet hakkı
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; terör olayları sonucunda meydana gelen zararların karşılanması talebiyle açılan davada esasa etkili iddiaların araştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Mülkiyet hakkı | Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı | İhlal | Yeniden yargılama |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Makul sürede yargılanma hakkı (idare) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
HAZIM TEMEL BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/62858) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/2/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Tuğba TUNA IŞIK |
|
Başvurucu |
: |
Hazım TEMEL |
|
Vekili |
: |
Av. Veysi ERÇİN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; terör olayları sonucunda meydana gelen zararların karşılanması talebiyle açılan davada esasa etkili iddiaların araştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
A. Bireysel Başvuru Konusu Olayla İlgili Dava Süreci
2. Başvurucu, Hakkâri'nin Kavaklı Köyü, Çeltik mezrasında arıcılık yapmaktadır.
3. Başvurucu 2015 yılının Ağustos ayında terörle mücadele kapsamında yapılan faaliyetler sonucunda arı kovanlarının zarar görmesi nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında Hakkâri Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (İdare) başvurmuştur. İdare 3/8/2016 tarihli kararla başvuruyu süresinde olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucunun işlemin iptali talebiyle açtığı dava Van 1. İdare Mahkemesinin 2016/1177 esas sayılı dosyasında 13/3/2017 tarihli kararla kabul edilmiştir. Başvurucu, iptal kararı üzerine İdareye zararlarının tazmini talebiyle yeniden başvuruda bulunmuştur.
4. İdare 12/3/2018 tarihinde başvuruyu reddetmiştir. Ret gerekçesinde; başvurucu terör örgütünce çıkarılan yangında arı kovanlarının zarar gördüğünü iddia etse de Hakkâri Valiliği Merkez İlçe Jandarma Komutanlığı (Jandarma Komutanlığı) tarafından gönderilen yazıda söz konusu iddiaya ilişkin bir ihbarın tespit edilmediğini, olayla ilgili olarak başlatılan bir adli süreç bulunmadığını, iddia edilen olay mahallinin herhangi bir yangın halinde Hakkâri Belediyesi tarafından derhâl müdahale edilebilecek durumda olduğunu ifade etmiştir.
5. Başvurucu 3/7/2018 tarihinde İdarenin ret işleminin iptal edilmesi talebiyle Van 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) 2018/1662 esas sayısına kayıtlı dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde İdarenin ret kararının olayları ihbar yükümlülüğüne bağlaması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki olay yerine uzak yaşadığını, olay çıkarsa bundan haberinin olamayacağını hatta zararının doğduğunu öğrenmesinin bile zaman aldığını, aynı yerde arıcılık yapan Ş.T.nin aynı kapsamda yaptığı başvurunun İdare tarafından kabul edildiğini belirtmiştir.
6. Başvurucu 1/4/2019 tarihinde verdiği dilekçeyle dava dilekçesinde sehven Ş.T. olarak belirttiği kişinin aslında Ş.T.nin oğlu olan A.T. olduğunu, resmî kayıtlarda A.T.nin isminin yer aldığını Mahkemenin dikkatine sunmuştur.
7. Mahkeme 26/3/2019 tarihinde verdiği ara kararıyla davalı İdareden ve Jandarma Komutanlığından bazı bilgi ve belgeler istemiştir. Bu kapsamda davalı İdareden Çeltik mezrasının 1/8/2015-1/9/2015 tarihleri arasında askerî yasak bölge, özel güvenlik bölgesi, girişe yasak bölge kapsamında olup olmadığı, dava konusu köy ve mezra yolunun 1/8/2015-1/9/2015 tarihleri arasında kapalı olup olmadığı, aynı tarihler arasındaki olaylara ilişkin zararların karşılanması amacıyla başvuruda bulunan olup olmadığının, olduysa taleplerinin kabul edilip edilmediğinin sorulmasına, başvuru yapılmış ve kabul edilmişse/edilmemişse hangi sebeple başvuru yapıldığının, hangi sebeple kabul/ret edildiğine ilişkin bilgiler talep etmiştir. Jandarma Komutanlığından ise 1/8/2015-1/9/2015 tarihleri arasında dava konusu yerde terör olayı yaşanıp yaşanmadığına, varsa terör olaylarını gösteren ayrıntılı çizelgenin istenmesine, söz konusu yerin aynı tarihlerde askerî yasak bölge, özel güvenlik bölgesi, girişe yasak bölge kapsamında bulunup bulunmadığının sorulmasına, buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenmesine, belirtilen tarihlerde terör olayları sebebiyle geçici olarak köy boşaltma yapılıp yapılmadığının, yangın çıkıp çıkmadığının sorulmasına, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenmesine karar vermiştir.
8. Mahkeme 4/10/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Uyuşmazlıkta; Mahkememizin 26/03/2019 tarihli ara kararına cevaben davalı idare tarafından dava konusu olayla ilgili aynı nitelikteki dava dışı [T.T.nin] yaptığı başvurusu üzerine temin edilen bilgi ve belgeler gönderildiği, bu belgelerden 01/06/2017 tarihli tutanakta, bölgede belirtilen tarihlerde herhangi bir çatışmanın yaşanmadığı, bahse konu tarihe ilişkin herhangi bir adli tahkikat yapılmadığı, belirtilen tarihte belirtilen bölgenin Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmediğinin belirtildiği, dava konusu olay ile ilgili aynı nitelikte anılan köy sakinlerinden sadece [T.T.] isimli vatandaşın yaptığı başvurusunun süre yönünden reddine karar verildiği, ret işlemine karşı Van 3. İdare Mahkemesinin E:2016/1158 esasına kayden açılan davada 15/2/2018 tarih ve K:2018/378 numaralı davanın reddine kararının verildiğinin görüldüğü, yine Hakkari İl Jandarma Komutanlığından 26/03/2019 tarihli ara kararına cevaben alınan bilgi ve belgelerden ise; bahse konu köy ve mezrada belirtilen tarihlerde herhangi bir terör olayının yaşandığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, bahse konu köy ve mezrada belirtilen tarihlerde Askeri Yasak Bölge, Özel Güvenlik Bölgesi, Girişe Yasak Bölge olup olmadığına ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, bahse konu köy ve mezranın belirtilen tarihlerde güvenlik nedeniyle geçici olarak terk edilip edilmediğine yönelik herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, bahse konu köy ve mezrada belirtilen tarihler arasında herhangi bir yangın olayının yaşanmadığı, ayrıca belirtilen hususlara dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler, Mahkememizin 26/03/2019 tarihli Ara Kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgeler ile yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davacının 2015 yılı Ağustos-Eylül ayında yaşandığını iddia ettiği terör olayları, uçak bombardımanı ve arı kovanlarının bölücü terör örgütü mensuplarınca yakıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, bahse konu köyde yangın çıktığına ilişkin herhangi bir ihbar ve tespitin olmadığı, davacı tarafından da arı kovanlarının zarar gördüğüne ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından, davacının Kavaklı Köyü Çeltik Mezrasında bulunan arı kovanlarının herhangi bir terör olayı nedeniyle zarar görmediği sonucuna ulaşılmış olup davacının 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının tazmini istemiyle yaptığı 06/06/2016 tarihli başvurusunun kanun kapsamına girmediğinden bahisle reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."
9. Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Dilekçede, Mahkemenin İdarenin savunması doğrultusunda davayı incelediğini, emsal nitelikte başvurular sunmasına rağmen dikkate alınmadığını, Mahkemece köy sakinlerinden sadece T.T.nin yaptığı başvuru dikkate alınarak sonuca varılmasının yeterli incelemenin yapılmadığını gösterdiğini, T.T.nin açtığı dava idare mahkemesi tarafından reddedilse bile istinaf isteminin kabul edilmesiyle dava konusu işlemin iptal edildiğini belirterek aynı kapsamda H.T., T.T., Se.T. ve A.T.nin yaptığı başvurular üzerine başlatılan idari/yargısal süreçlerin bulunduğuna dikkat çekmiş; arıcılık kayıt sistemi belgeleri ile arı kovanlarının telef olduğuna ilişkin fotoğrafları daha önce Mahkemenin 2016/1177 esas sayılı dosyasına sunduğunu vurgulamıştır.
10. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (Daire) 25/10/2021 tarihinde Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar vermiştir.
11. Başvurucu, nihai kararı 23/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 23/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
12. Komisyonca başvurunun kabul edilemez olduğu hususunda oybirliği sağlanamaması nedeniyle kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
B. Bireysel Başvuru Konusu Dışındaki Olaylara İlişkin Dava Süreci
13. T.T., Çeltik mezrasındaki arı kovanlarının başvuru konusu olayla aynı tarihte terör olayları sonucunda zarar görmesi nedeniyle zararlarının karşılanması talebini İdarenin süre yönünden reddetmesi dolayısıyla Van 3. İdare Mahkemesinin 2016/1158 sayılı dosyasında iptal davası açmıştır. Yapılan yargılama sonucunda 15/2/2018 tarihinde verilen kararda T.T.nin açtığı davanın süresinde olup olmadığının belirlenmesinin öncelikli mesele olduğu, davacının olayların yaşandığının ilan edildiği tarihten itibaren yedi ay sonra başvuruda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, ayrıca araştırmalar sonucunda mezranın özel güvenlik bölgesi ilan edilmediği, iddia edildiği gibi çatışma yaşanmadığı, adli tahkikat yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. T.T.nin istinaf başvurusu Dairenin 28/3/2019 tarihli kararıyla kabul edilmiş, başvurunun süresinde yapıldığı tespit edilerek T.T.nin iddiaları hakkında İdarece gerekli araştırma yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlem kesin olarak iptal edilmiştir.
14. Se.T. de söz konusu aynı tarihlerde mezradaki arı kovanlarında terör olayları sonucunda meydana gelen zararlarının karşılanması talebiyle Van 3. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Van 3. İdare Mahkemesi 3/6/2020 tarihinde verdiği kararda başvurucunun açtığı davada Mahkeme tarafından verilen ret kararına değinmiş, davalı İdare ile dava dışı A.T.nin aynı kapsamdaki başvurusunda iddia ettiği aynı olaylarla ilgili sulhname imzalandığının tespit edildiğini ifade etmiştir. Dava konusu işlemin gerekçesi olan herhangi bir yangın kaydının olmadığına yönelik tespitin A.T. hakkındaki Komisyon kararı ile çürütüldüğünü, dolayısıyla İdarenin kanun kapsamında olduğuna karar verdiği olay hakkında davacının bir zararı olup olmadığını ve olması hâlinde miktarının ne olduğunu tespit etmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Daire 18/11/2021 tarihli kararıyla istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
15. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Mülkiyet Hakkı İle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu, dava sürecine yer verdikten sonra Se.T.nin aynı kapsamda açtığı davada davanın kabulüne karar verildiğini, iddia edilen olayların yaşanıp yaşanmadığına ilişkin iki farklı değerlendirme olmasının adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
17. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, İdareden alınan görüş yazısı sunulmuş; bu yazıya göre başvurucunun iddialarının mahkeme kararıyla ispat edilemediğinin tespit edildiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
18. Başvurucunun şikâyetinin özü, dava dilekçesinde ve yargılama safahatında kendisi ile aynı durumda olan kişilerin İdareye yaptıkları başvurulara ilişkin idari ve yargısal süreçlerin dikkate alınmasının talep edilmesine rağmen Mahkemenin yeterli inceleme yapmamasına ilişkindir. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
20. Somut olayda ihtilaf başvurucunun sahibi olduğu arı kovanlarının terör faaliyeti sonucunda zarar görüp görmediğidir. Başvurucu, arıcılık faaliyeti ile iştigal etmekte ve geçimini de bu yolla sağladığını iddia etmektedir. Bu nedenle zarar gördüğünü iddia ettiği kovanların mülk teşkil ettiği hususunda tereddüt yoktur. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken menfaatinin olduğu kabul edilmiştir.
21. Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı, temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla oluşturulan idari ve yargısal mekanizmalara yapılan başvuruların mutlaka başvurucu lehine sonuçlanmasını güvence altına almamaktadır. Bu bağlamda ilgili idari ve yargısal mercilere düşen ödev, başvurucunun şikâyetinin esasını inceleyerek ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karara bağlamaktır. Bununla birlikte mahkemelerin yorum ve değerlendirmelerinin söz konusu başvuru yoluna müracaat edilmesini anlamsız kılacak, başarı şansını zayıflatacak derecede keyfîlik içermesi ya da açıkça makul olmayan bir muhakemeye dayanması hâlinde etkili başvuru hakkı ihlal edilebilir (Seyfettin Şimşek [2. B.], B. No: 2019/21111, 30/3/2022, § 41).
22. Etkili başvuru hakkı anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).
23. Etkili başvuru hakkı, Anayasa'ya aykırılığı iddia edilen bir husustan kendisinin zarar gördüğünü düşünen kişinin hem iddiaları hakkında karar verilmesini hem de mümkünse zararının giderilmesini sağlamak için hukuki bir yola başvurabilmesini gerektirir. Başka bir deyişle Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlüklerden birinin savunulabilir düzeyde ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu ileri süren herkes Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında etkili başvuru hakkına sahiptir (Sıtkı Güngör [2. B.], B. No: 2013/5617, 21/4/2016, § 87).
24. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesinde Kanun'un amacının terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu belirtilmiştir. Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin hayvanlarına, ağaçlarına, ürünlerine ve diğer taşınır ve taşınmazlarına verilen her türlü zarar, kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar arasında sayılmıştır. Bu noktada 5233 sayılı Kanun'un zararın kamu görevlilerinin veya terör örgütü mensuplarının fiillerinden kaynaklanması arasında bir ayrım yapmadığına dikkat çekilmelidir. Bu bağlamda kanun koyucunun terör örgütü mensuplarının fiillerinden kaynaklanan zararların dahi 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasını öngördüğü vurgulanmalıdır. Dolayısıyla terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sırasında arı kovanlarının zarar gördüğünü iddia eden başvurucunun uğradığı zararın tazminini sağlayacak etkili başvuru yolunun teorik olarak bulunduğu açıktır (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ramazan Yıldırım [2. B.], B. No: 2019/29794, 17/11/2022, § 36).
25. Başvurucu, terörle mücadele faaliyetleri ve terör örgütü tarafından çıkarılan yangında arı kovanlarının zarar gördüğünü ileri sürmüştür. Uyuşmazlıktaki temel mesele, başvurucunun arı kovanlarının bulunduğu mezrada iddia ettiği tarihlerde terörle mücadele kapsamında olay yaşanıp yaşanmadığına, terör örgütlerince çıkarılmış bir yangın olup olmadığına ilişkindir.
26. Mahkeme yargılama sırasında edindiği bilgi ve belgelere göre yaptığı değerlendirmede aynı kapsamda sadece T.T.nin yaptığı bir başvuru olduğunu, söz konusu başvurunun kabul edilmemesinden sonra açılan davanın reddedildiğini, jandarmadan gelen bilgiye göre bir yangın çıkmadığını, diğer iddialar yönünden bilgi/belge bulunmadığını, ayrıca başvurucunun zarar gördüğüne ilişkin bir delili dosyaya sunmadığını belirterek başvurucunun sahibi olduğu arı kovanlarının herhangi bir terör eyleminden kaynaklanan zarar görmediği sonucuna ulaşmıştır.
27. Başvurucu, istinaf başvurusunda Mahkemenin gerekçesinde yer verilen T.T. hakkındaki yargılamada istinaf başvurusu aşamasında ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabul edildiğine dikkat çekmiş; istinaf aşaması dikkate alınmadan ilk derece mahkemesindeki sonuca göre karar verilmesinin Mahkemenin gerekli incelemeyi yapmadığının bir göstergesi olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, Mahkemenin benzer yönde başka başvurular olup olmadığını İdareden sormuşsa da kendisinin de daha önce başvuruda bulunduğunu belirttiği isimleri Mahkemenin dikkatine sunduğunu ancak Mahkemenin bunu dikkate almadığını, ayrıca başka isimler de vererek davasının kabul edilmesi gerektiğini iddia etmiş ancak Daire, başvurucunun iddialarına karşı herhangi bir gerekçe belirtmeden istinaf başvurusunu reddetmiştir.
28. Başvurucu, yargılama aşamasında aynı iddialarla başvuran ve talepleri kabul edilen kişilerin isimlerini hem Mahkemeye hem de Daireye sunmuş ancak Mahkeme, İdare tarafından bildirilen T.T. hakkındaki ilk derece mahkemesi kararına göre başvurucunun davasını reddetmiştir. Mahkemenin dayandığı T.T. hakkındaki ilk derece mahkemesi kararının istinaf kararıyla ortadan kaldırıldığı görülmüştür. Başvurucu, bu hususu istinaf dilekçesinde Dairenin dikkatine sunmuşsa da bu iddia istinaf kararında karşılanmamıştır. Başvurucu, istinaf dilekçesinde A.T. ile birlikte Se.T. hakkında da devam eden süreçten bahsetmiş ancak Daire başvurucunun bu yöndeki iddialarını da yanıtsız bırakmıştır. Oysa Se.T. hakkındaki yargılamada başvurucu hakkındaki Mahkeme kararına değinilmiş ancak dava dışı A.T.yle imzalanan sulhnamenin ileri sürülen iddiaların İdare tarafından kanun kapsamında olduğunun kabul edildiği anlamına geldiği sonucuna varılmıştır.
29. Bu durumda Mahkemenin ve Dairenin başvurucunun uyuşmazlığın esasına etkili iddialarını araştırmamasının mülkiyet hakkına ilişkin ihlalin giderilmesi bakımından teorik düzeyde etkili olduğu saptanan 5233 sayılı Kanun'la oluşturulan tazminat yolunun etkili olma potansiyeline engel olduğu anlaşılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
31. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
32. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'da değişiklik yapan 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun uyarınca üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine makul süre şikâyetlerinin Tazminat Komisyonu tarafından inceleneceği düzenlenmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararında ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
34. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
35. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
36. Öte yandan ihlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van 1. İdare Mahkemesine (E.2018/1662, K.2019/1614) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, HAZIM TEMEL, B. No: 2021/62858, 18.02.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 344–350
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.