İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

SÜREYYA KARAAĞAÇ (2021/61617)

  • Kötü muamele yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; polis memurlarının güç kullanması sonucu meydana gelen yaralanma, havasız bir ortamda ellerin arkadan kelepçelenmiş bir hâlde ve yüzüstü şekilde uzun süre bekletilme, bu olaylar hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kötü muamele yasağıYakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımıİhlalYeniden soruşturma, Manevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

SÜREYYA KARAAĞAÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/61617)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Batuhan Salim YEŞİLKÖY

Başvurucu

:

Süreyya KARAAĞAÇ

Vekili

:

Av. Başak MUMCU DAYMAZ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; polis memurlarının güç kullanması sonucu meydana gelen yaralanma, havasız bir ortamda ellerin arkadan kelepçelenmiş bir hâlde ve yüzüstü şekilde uzun süre bekletilme, bu olaylar hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, bir üniversiteye rektör atanmasına ilişkin işleme karşı 2/2/2021 tarihinde gerçekleştirilen bir gösteriye katılmıştır. Polis memurları tarafından düzenlenen tutanağa göre tüm uyarılara rağmen dağılmayan gösterici gruba polis memurları müdahale etmiş ve grup içinde bulunan başvurucu, kendisine müdahale eden polis memurlarına şiddetli tekme ve yumruklar atmak suretiyle direnmiştir. Bunun üzerine başvurucu saat 13.50 sıralarında yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Saat 15.51'de gerçekleştirilen muayenesi akabinde hazırlanan adli muayene raporunda "Sol göz etrafında hafif şişlik, göz içerisinde kızarıklık, sol kaş başlangıç hizasında 1x1 cm kızarıklık, sol omuz ön yüzde 2x2 cm kızarıklık, sağ kol ön yüzünde 1x1 cm kızarıklık, sol koltuk altında 3x1 cm kızarıklık, sol ön kol ön yüzde kızarıklık, sağ kol ön kol omuz ön yüzünde yer yer kızarıklık, sağ el 2. ve 3. Parmak orta phalangeal dış yanda 1 cm yaya şeklinde yüzeyel kesi, boyun arkasında 6x2 cm kızarıklık, sağ skapula arkasında 4x4 cm kızarıklık, sol dizde kızarıklık abrazyon, saçlı deride ağrı, her iki bilekte kızarıklık, basit tıbbi müdahale gerekmez." tespitlerinde bulunulmuştur. Başvurucunun salıverilmesinden sonra hazırlanan adli muayene raporunda ise "Sol gözde yaygın konjonktival kılcal mikrohemoraji ve kanlanma mevcut, beyin bt de herhangi bir patoloji saptanmadı, btm ile giderilebilir hayati riski yok." hususları saptanmıştır.

3. Başvurucunun polis merkezinde şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmak istendiğinde başvurucu susma hakkını kullanmıştır. İfade alma işlemleri esnasında hazır bulunan müdafii ise başvurucunun kafa, yüz, kol ve bacak bölgesinden gözle görülür biçimde yaralandığını belirtmiştir (Daha sonra başvurucu hakkında kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda başvurucunun iki polis memurunu basit tıbbi müdahaleyle yaraladığı belirtilerek görevi yaptırmamak için direnme suçundan 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Buna karşılık kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ve kamu malına zarar verme suçlarından beraatine karar verilmiş, verilen karar istinaf incelemesi sonucunda kesinleşmiştir.) .

4. Başvurucu yakalandığı esnada ve gözaltı sürecinde polis memurlarının fiziksel şiddet içeren eylemlerine maruz kaldığı iddiasıyla 10/3/2021 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. İddialarına göre başvurucu, yakalandığını gördüğü arkadaşlarına yardım etmek isteğinde polis memurları tarafından yakalanmış, bir ana caddeye götürülmüş, orada bulunan kahverengi botlu, siyah montlu bir kişi yüzüne yumruk atmış, saçından çekerek yerlerde sürüklemiş, boğazını sıkarak nefesini kesmiş, uzun süre boyunca kafa ve karın bölgesine tekme atmıştır. Yerde cenin pozisyonunda yatarak kendini korumaya çalışmış olsa da tekmelerden etkilenmiştir. Bu esnada polis memurları "Vurun ulan!" diye seslenmiştir. Bir süre sonra bilincini kısmen kaybedip yere yığılmıştır. Polis memurları durumundan endişe etmiş ve onu bir başka yere götürüp su vermiş ve orada bırakmıştır. Kendine geldiğinde arkadaşlarının yakalanmaya çalışıldığını görmüş ve buna engel olmaya yeltenmiştir. Bu esnada bir polis memuru "Provokatör bu, alın bunu götürün!" demiştir. Bunun üzerine polis memurları kendisini yere yatırıp ellerini arkadan kelepçelemiş, daha sonra polis otomobiline bindirmiş ve elleri arkadan kelepçeli şekilde yüzüstü bekletmiştir. Ellerinin önden bağlanmasını ve normal bir biçimde oturmayı istemiş ancak polis memurları isteğini reddetmiştir. Polis memurları başvurucuyu muayene için hastaneye götürmüştür. Kelepçeyi otoparkta çözmüşler, muayene esnasında odada hazır bulunmuşlardır. Polislerin önünde soyunarak muayene olduğu için kendisini kötü hissetmiştir. Hekim raporu aceleyle hazırlamıştır. Polis memurları muayeneden sonra ellerini tekrar arkadan kelepçeleyip polis merkezine götürmüştür. Polis merkezinin otoparkında yaklaşık iki saat boyunca otomobil içinde elleri arkadan kelepçeli biçimde bekletilmiş, ifadesi alındıktan sonra bırakılmıştır. Başvurucu, suç duyurusu dilekçesinde tanık olarak dinlenilmek üzere iki kişiyi bildirmiş; ayrıca güç kullanıldığı anları gösterdiğini iddia ettiği görüntü kayıtlarını suç duyurusu dilekçesinde ek olarak sunmuştur.

5. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) başvurucunun dilekçesi üzerine soruşturma başlatmıştır. Polis memurları başvurucunun kendisine saldırdığını iddia ettiği kahverengi botlu, siyah montlu kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesini almıştır. Bu kişi polis memuru değildir. İfadesinde olay yerinde alışveriş yapmak amacıyla bulunduğunu, kalabalık grubun bir polis memurunu yere düşürerek darbettiğini gördüğünü ve polis memuruna yardım etmek istediğini belirtmiştir. Soruşturma kapsamında herhangi bir polis memurunun şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmamış, başvurucunun tanık olarak bildirdiği kişiler dinlenmemiş, ayrıca başvurucunun suç duyurusu dilekçesinde ek olarak belirttiği görüntü kayıtlarının üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

6. Polis memurları olay yerini gören kameraların tespiti konusunda araştırma yapmış, bu kapsamda MOBESE kameralarını kontrol ettikleri gibi olay yerinde bulunan çeşitli mağazalara gitmiş, tespit ettikleri kameraların görüntü kayıtlarının otuz günlük saklama süresinin geçmesinden dolayı silindiğine dair tutanaklar hazırlamıştır. Buna karşın olayla ilgili olarak polis memurlarının taşıdığı kameraların görüntü kayıtları soruşturma dosyasına sunulmuştur. Polis memurları bunlar üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde bir tutunak düzenlemiştir. Tutanağın yalnızca başvurucuyla ilgili olan sayfaları soruşturma dosyasına aktarılmıştır. Tutanakta başvurucunun polis memurlarının yüzüne yumruk atmak ve bir polis memurunun boyun bölgesini koltuk altına alıp sıkmak suretiyle direndiği, polis memurlarının dizlerine ve ellerinde tuttukları kalkanlara tekme atması üzerine yakalandığı ve başvurucuyla aynı anda yakalanmaya çalışılan N.Ç.nin direnmesi sonucu ayaklarının başvurucunun kafasına çarptığı anlara dair görüntülerin tespit edildiği bildirilmiştir.

7. Başsavcılık, başvurucunun iddiaları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılık, kararında soruşturma dosyasına sunulan tüm belgeleri detaylı bir şekilde aktarmış ve başvurucunun iddiaları hakkında somut bir değerlendirme yapmıştır. Olayların meydana geliş şekli gözönüne alındığında başvurucunun da içinde olduğu gösterici gruba karşı güç kullanılmasının kaçınılmaz hâle geldiğinin altını çizmiştir. Başvurucunun baş ve yüz bölgesinde meydana gelen yaralanmaların polis olmayan Y.K.nın başvurucuya yerdeyken tekme atması ya da başvurucuyla aynı anda yakalanan N.Ç.nin polis memurlarına direnirken ayaklarının yerde yatan başvurucunun yüz ve kafa bölgesine çarpması sonucu meydana gelmesinin mümkün olduğunu belirtmiştir. Başsavcılık bu noktada Y.K.nın başvurucuya karşı eylemlerinin başka bir dosya kapsamında soruşturulmaya devam ettiğini vurgulamıştır. Ayrıca adli raporlarla belirlenen diğer bulguların polis memurlarının başvurucuyu yakalamak için kullandığı güç ile uyumlu olduğunu ifade etmiştir. Son olarak da başvurucunun gerekmediği hâlde ellerine arkadan kelepçe takılarak eziyet çektirmek maksadıyla kasıtlı olarak bu şekilde uzunca bir süre bekletildiğine dair somut ve inandırıcı delil bulunmadığını açıklamıştır. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazını reddetmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 24/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 21/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

11. Başvurucu; yüzüne yumruk atılmasından, saçının çekilmesinden, yere düşürülüp tekmelenmesinden, elleri arkadan kelepçelenip otomobilde hava almayacak şekilde yüzüstü bekletilmesinden ve bu olaylar hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olmamasından yakınmıştır. Ayrıca başvurucu olay yerini gören kameraların görüntü kayıtlarının zamanında soruşturma dosyasına getirtilememesinin, suç duyurusu dilekçesine eklediğini iddia ettiği görüntü kayıtları üzerinde inceleme yapılmamasının ve olayla ilgisi bulunan polis memurlarının tespit edilip ifadelerinin alınmamasının soruşturmayı etkisiz kılan hususlar olduğunu ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun gerekli usuli güvencelerden faydalandığı, somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

13. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

16. Güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin, tutumu nedeniyle kendisine karşı güç kullanılması kesin olarak gerekli olmayan bir kişiye karşı fiziksel güce başvurmaları, kişi üzerindeki etkisi ne olursa olsun ilke olarak Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder. Kesin gerekli olduğu hâllerde de güç, aşırıya kaçmadan kullanılmalı ve kişinin tutumuyla orantılı olmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 81; K.K., § 27).

17. Güç kullanımına ilişkin bu ilkeler, güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin hukuka uygun olarak verdikleri emre karşı etkin (aktif) veya edilgin (pasif) direniş gösterilmesi hâlinde de geçerlidir (Oğulcan Yiğit Özdemir [1. B.], B. No: 2020/16726, 17/9/2024, § 19; ayrıca bkz. Arif Haldun Soygür [2. B.], B. No: 2013/2659, 15/10/2015, §§ 51, 52).

18. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıyla yasaklanan muamelelerin varlığına ilişkin iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. Bu delillerin değerlendirilmesinde ise sözü edilen delillerin iddiayı makul şüphenin ötesinde ispat edip etmediği gözetilmelidir. Bununla birlikte yeterince ciddi, açık ve tutarlı emareler ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karineler de iddianın ispatı için yeterli kanıt teşkil edebilir (K.K., § 28; bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cezmi Demir ve diğerleri, § 95; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 83).

19. Kişinin gözaltı veya tutukluluk gibi devletin kontrolü altında bulunduğu sırada yaralanması hâlinde yetkili makamlar, bu olaya ilişkin tatmin edici ve inandırıcı bir açıklama getirmekle yükümlüdür (S.D. [1. B.], B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 89, 90; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek [1. B.], B. No: 2013/8137, 20/4/2016, § 95) zira bu tür olayların gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (Ferit Kurt ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/9957, 8/6/2021, § 74).

20. Anayasa'nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).

21. Eldeki olayda başvurucuya karşı güç kullanıldığı hususu polis memurlarınca hazırlanan tutanak, yine polis memurlarının taşıdığı kameraların görüntü kayıtları ve başvurucunun şüpheli olarak yer aldığı soruşturmada kendisine karşı güç kullanıldığına ve buna direndiğine dair tespitler uyarınca sabittir. Bunun yanında başvurucunun şüpheli olarak ifadesi alınmak istendiğinde başvurucu susma hakkını kullanmış olsa da hazır bulunan müdafii başvurucunun vücudunda yaralanma izlerinin bulunduğu konusundaki beyanını tutanağa yazdırmıştır. Ayrıca başvurucu hakkında düzenlenen adli raporlarda da başvurucuda yaralanmalar olduğu belirtilmiştir. Bu durumda başvurucunun şikâyetçi olması beklenmeden yaralanması olayı hakkında soruşturma başlatılmalıydı. Nitekim soruşturma için başvurucunun şikâyetçi olmasının beklenmesi aradan geçen zaman nedeniyle başvurucuya karşı güç kullanıldığı iddia edilen yerlerde bulunan kameraların görüntü kayıtlarının saklanma sürelerinin dolmasına, dolayısıyla da bu görüntülerin incelenememesine neden olmuştur. Bunun yanında Başsavcılık, başvurucunun suç duyurusu dilekçesine eklediğini iddia ettiği görüntü kayıtları hakkında da herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Oysaki aradan geçen süre nedeniyle olay yerini gören kameraların kayıtlarına ulaşılamaması, dilekçeye eklendiği iddia edilen bu kayıtları olayın aydınlatılabilmesi bakımından daha da önemli hâle getirmektedir. Öte yandan Başsavcılık, başvurucunun bildirdiği tanıkları dinlemediği gibi başvurucuya karşı güç kullanan polislerin tespiti ve beyanlarına başvurulması yoluna gitmemiş, soruşturmayı ağırlıklı olarak polis memurlarınca düzenlenen tutanakları esas alarak sonuçlandırmıştır. Soruşturmadaki bu eksiklikler başvurucunun sadece yaralanmasına dair iddialarının aydınlatılamamasına değil kolları arkadan kelepçeli biçimde uzun bir süre havasız ortamda bekletildiğine dair iddialarının da değerlendirilememesine sebep olmuştur. Tüm bu hususlar başvurucunun iddiaları hakkında yürütülen soruşturmanın bir bütün hâlinde etkisiz olduğunu göstermektedir.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.

23. Kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği iddialarının incelenebilmesi için olayı çevreleyen maddi koşullar, inceleme yapmaya olanak verecek şekilde aydınlatılmalıdır. Başvuruya konu olayda olayı çevreleyen koşullar yeterince aydınlatılmadığından bu aşamada kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılması mümkün görülmemiştir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma merciinin yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

26. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmayla ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

27. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 30.000 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2021/52834) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde karar verildi.

​

​

​

KARŞIOY

Başvurucu, polis memurlarının güç kullanımı sonucu meydana gelen yaralanma, havasız bir ortamda ters kelepçeli ve yüzüstü şekilde uzun süre bekletilme ve bu olaylar hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutu ile ihlal edildiğine karar verilmiştir. Aşağıda belirtilen gerekçelerle Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmış, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme ile insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin içtihatlarında, her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan yararlanamayacağı, kötü muamele konusundaki iddiaların uygun delillerle desteklenmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır (Mehmet Arslan Başvurusu B. No: 2019/791, R.G. Tarih ve Sayı: 1/2/2022 - 31737).

Kötü muameleye maruz kalmaları nedeniyle mağdur olduğunu ileri süren kişiler; ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar hariç olmak üzere kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceğini gösteren emare ve delilleri, haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece, zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdürler. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların deliller ile desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar, kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirilmemesi hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerini söyleyebilmek mümkün değildir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47). (Bkz. Mahmut Şahin Başvurusu, (Başvuru Numarası: 2022/48231, Karar tarihi; 30.10.2024, § 21).

Somut olayda, Ankara ilinde Boğaziçi Üniversitesine rektör atamasını protesto etmek amacıyla 2 Şubat 2021 tarihinde gerçekleştirilen gösterilerde başvurucu yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu 9 Mart 2021 tarihinde Başsavcılığa şikâyette bulunarak polis memurları tarafından kötü muameleye uğradığı iddiasıyla sorumluların cezalandırılmasını talep etmiştir. Başsavcılık soruşturma kapsamında 2 Şubat 2021 tarihli olay ve yakalama tutanağını, başvurucunun aynı tarihli Gazi Mustafa Kemal Hastanesince düzenlenen doktor raporunu, başvurucu hakkında şüpheli sıfatıyla başlatılan 2021/97307 sayılı soruşturma kapsamında müdafisi eşliğinde alınan ifadesini dosyaya celp etmiştir. Olay hakkında tutulan kamera görüntüleri üzerinde DVD İzleme Tespit ve Teşhis tutanağı düzenlettirmiştir. Hastaneden kamera kayıtların istenmiş fakat sistemsel arıza nedeniyle hastanede kayıt işlemi yapılamadığı tespit edilmiştir. Yine olay yerine yakın iş yerlerine ait kamera kayıtları talep edilmiş fakat kayıt sürelerinin geçmiş olması nedeniyle temin etmek mümkün olmamıştır. Başvurucu vekili 10 Mart 2021 tarihinde olay anına ait ekran görüntüsünü Başsavcılığa sunmuştur. Yapılan araştırma sonucu başvurucuyu yerde tekmeleyen kişinin emniyet mensubu olmayan Y.K. isimli sivil olduğu tespit edilmiştir. Y.K’nın 2021/97307 sayılı soruşturma kapsamında ifadesinin alındığı anlaşılmıştır. Başsavcılık 2 Haziran 2021 tarihinde kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Sulh Ceza Hâkimliği 23 Kasım 2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, bir kimsenin devlet görevlilerinin Anayasanın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir bir iddiada bulunması hâlinde etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektiğini, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm delillerin toplanması gerektiğini, mağdurun soruşturmaya etkili şekilde katılabilmesi gerektiği ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Hasan Öztürk, 1. B., B.No; 2021/54338, 21.1.2025, § 16; söz konusu karrada atıf yapılan diğer kararlar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103; S.D.,B. No: 2013/3017, 16/12/2015, §§ 111-114; Veli Saçılık (2), B. No: 2018/24614, 18/10/2022, § 16).

Buna göre, somut olayda, başvuruya konu soruşturmanın başvurucuya açık olarak yürütüldüğü, şikayete konu olayla ilgili objektif deliller temelinde bir karar verildiği, başvurucunun usuli garantilerden yaralandığı ve itirazlarını yargısal merciler önünde sunabildiği anlaşılmaktadır. Başsavcılık, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi içtihatlarında belirtildiği üzere, soruşturmayı makul bir özen göstererek, hızlı ve etkili bir şekilde yürütmüştür. Bu nedenlerle başvuru kabul edilebilir bulunsa dahi başvurucuların Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmalıdır.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Üye
Ömer ÇINAR

​

​

​

AYM, SÜREYYA KARAAĞAÇ, B. No: 2021/61617, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 336–343

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.