Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
SELİM GÖZEL VE DİĞERLERİ (2021/61593)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
- Kapsam dışı haklar
- Mülkiyet hakkı
- Suçta ve cezada kanunilik
- Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davada kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, bağımsız mahkemelere ilişkin güvencelerin yok sayılması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, esasa ilişkin iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Makul sürede yargılanma hakkı (idare) | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Kapsam dışı haklar | Kapsam dışı (hak) | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Masumiyet karinesi (idare) | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamudan olan ücret (aylık, maaş vb.) uyuşmazlıkları | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
| Suçta ve cezada kanunilik | Suçta ve cezada kanunilik | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı (idare) | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Maddi ve manevi varlığın korunması hakkı | Fiziksel ve ruhsal bütünlük (şiddet, kazalar vs) | İncelenmesine Yer Olmadığı | — |
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (idare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
SELİM GÖZEL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/61593) |
|
|
|
Karar Tarihi: 29/1/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR |
|
Raportör |
: |
Duygu BAKAY |
|
Başvurucular |
: |
Selim GÖZEL ve diğerleri [bkz. ekli listenin (B) sütunu] Vekilleri : [bkz. ekli listenin (C) sütunu] |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davada kamu görevinden çıkarılmaları nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, bağımsız mahkemelere ilişkin güvencelerin yok sayılması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, esasa ilişkin iddiaların karşılanmaması nedeniyle de gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucular, farklı sınıf ve derecede emniyet amiri rütbesinde görev yapmaktayken 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na 27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen geçici 27. madde uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun (İdare) 17/4/2015 tarihli ve 2015/1 sayılı kararı ile 19/5/2015 tarihli ve 2015/2 sayılı kararına istinaden resen emekli edilmiştir.
3. Başvurucular, resen emekliye sevk edilme işleminin iptali talebiyle dava açmıştır. Dava dilekçelerinde; genel olarak görevde başarılı olmalarına rağmen İdarenin takdir yetkisini kullanırken objektif davranmadığını, meslek hayatlarını sürdürme konusunda haklı beklentileri bulunmasına karşın resen emekliliğe sevk edildiklerini belirterek işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
4. İdare Mahkemeleri nezdinde görülen yargılamalarda davaların reddine karar verilmiştir. Bir kısım mahkeme kararının gerekçesinde; gerekli şartları haiz olan personeli resen emekliye sevk etmek hususunda İdareye 3201 sayılı Kanun ile geniş bir takdir yetkisi tanındığı belirtilmiş ve bu işlem için emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilme şartları haricinde herhangi bir şarta da yer verilmediği hususuna dikkat çekilmiştir. Buna göre İdarenin kendisine tanınan takdir yetkisini kullanarak kamu yararı ve hizmet gerekleri kapsamında işlem tesis ettiği ve dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bir kısım mahkeme kararının gerekçesinde ise meslekte fiilen çalışan rütbeli personel sayısının, mevzuatta öngörülen rütbeli personel norm kadro sayısından fazla olması nedeniyle resen emeklilik kurumunun getirildiği açıklanmıştır. Bu kapsamda mevcut personel içinden -haklarındaki soruşturmalar ve cezalar ile performans puanları da gözetilerek- geçmiş hizmetleri norm kadro sayısından fazla olan kişilerin resen emekliye sevk edildiği ifade edilmiştir. Yasal koşulları haiz bulunan emniyet görevlilerinin belirtilen kıstaslara göre değerlendirilmesinde davalı İdarenin haiz olduğu takdir yetkisini sınırlandıracak ya da ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilmesinin mümkün olmadığı vurgulanan kararlarda, resen emekliye sevk işleminin kamu yararı amacı dışında başka bir amaçla tesis edildiğini ortaya koyan somut bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı belirtilmek suretiyle dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
5. Gerekçeli kararlara karşı başvurucuların bir kısmı istinaf kanun yoluna, bir kısmı ise temyiz kanun yoluna başvurmuş ve özetle İdarenin takdir hakkını subjektif olarak kullandığını, idare mahkemeleri tarafından iddialarının dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi ile Danıştay Beşinci Dairesinin yaptığı incelemeler neticesinde mahkeme kararlarında dayanılan gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen itirazların bozmayı gerektirecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle temyiz ve istinaf başvurularının reddine hükmedilmiştir.
6. Başvurucular daha önceki iddialarını yineleyerek bu sefer de karar düzeltme ve temyiz talebinde bulunmuştur. Başvurucuların talebini inceleyen Danıştay Beşinci ve Onikinci Daireleri temyiz ve karar düzeltme taleplerinin açıklamalı olarak reddine karar vermiştir. Kararlarda; başvurucuların millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisak ve irtibatı bulunduğundan bahisle çeşitli tarihlerde çıkarılan olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında kanun hükmünde kararnameler ile rütbelerinin geri alındığı belirtilmiştir. İdari işlemin hukuka uygunluğunun yargısal denetiminin kural olarak söz konusu işlemin tesis edildiği tarihteki hukuki duruma göre yapılmasının esas olduğunu ifade eden Danıştay; bununla birlikte şayet idari işlem tesis edildiği tarihten önceki dönemi ilgilendiriyorsa yargılama sürecinde veya daha sonra ortaya çıkan tüm bilgi ve belgelerin işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde gözönünde bulundurulması gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda dava konusu resen emeklilik işlemlerinin değerlendirilmesinde, tesis edildikleri tarih itibarıyla dikkate alınması gereken eşit, objektif ve istikrarlı uygulama kriterinin yanı sıra meydana gelen yeni hukuki durumun da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Danıştay, başvurucuların rütbelerinin geri alınmasına konu olan fiillerinin işlem tarihinden önceki dönemleri kapsayabileceğini ve bu durumun resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyeceğini ifade etmiştir.
7. Komisyon tarafından başvuruculardan Aziz Çam'ın adli yardım talebinin kabulüne, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetin kabul edilemez olduğuna, gerekçeli karar hakkına yönelik şikâyetin ise kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu Yavuz Bal yönünden yapılan incelemede ise hakkaniyete uygun yargılanma hakkına, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına, masumiyet karinesi ile mülkiyet hakkına ve makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik şikâyetin ise kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu Kenan Kabak'ın makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin de kabul edilemez olduğuna karar veren Komisyon, masumiyet karinesinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetin ise kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucular Ali Çiğiltepe, Yaseri Vural, Bekir Kahveci ve Rahmi Uğurlu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir. Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle süresi içinde yapılan 2022/2692, 2022/3859, 2022/3992, 2022/5100, 2022/6261, 2022/6932, 2022/8256, 2022/15999, 2022/16430, 2022/19180, 2022/20302, 2022/23542 ve 2022/34844 numaralı başvuruların süresinde yapılan 2021/61593 numaralı başvuru ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekir.
A. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
9. Başvuruculardan Rahmi Uğurlu, kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden haksız ve hukuka aykırı şekilde çıkarıldığını, bu nedenle şeref ve itibar hakkının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, ayrımcılık yasağının ve eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
10. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının özü itibarıyla kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olduğu, bu kapsamda ileri sürdüğü iddiaların özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
11. 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu (OHAL Komisyonu) kurulmuştur. Ayrıntıları Anayasa Mahkemesinin Remziye Duman ([2. B.], B. No: 2016/25923, 20/7/2017) kararında belirtildiği üzere kanun hükmünde kararname ile kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin ihlal iddiaları incelendiğinde ilk bakışta ulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görünen OHAL Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.
12. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucular Ali Çiğiltepe, Selim Gözel, Temel Tanış ve Erol Etlik yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu Temel Tanış; bağımsız mahkemelere ilişkin güvencelerin yok sayıldığını, kanuni hâkim güvencesi ihlal edilerek yürütülen yargılama süreci neticesinde davasının reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
17. Bir mahkemenin bağımsızlığının belirlenmesinde üyelerinin atanma şekli ve görev süreleri, hâkimlik teminatı ve bağımsız oldukları yönündeki görünümleri önem arz etmektedir. Mahkemenin tarafsızlığı ise uyuşmazlığın çözümünü etkileyecek bir ön yargı, tarafgirlik, menfaate sahip olunmaması ile tarafların leh ve aleyhlerinde bir düşünceye sahip olunmamasını ifade eder. Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup bu kapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel tarafsızlığının yanı sıra kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin de dikkate alınması gerekmektedir (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 109, 110).
18. Eldeki olayda başvurucu, başvuruya konu yargılamayı yapan mahkemelerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara ilişkin somut herhangi bir açıklama yapmamıştır. Başvurucu, soyut ve genel ifadelerle başvuru konusu yargılamayla herhangi bir bağ kurmadan bu iddiasını dile getirmiştir. Sonuç olarak bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkına yönelik olarak bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Başvurucular, aktif bir şekilde görev yaparken ve meslekleri ile ilgili haklı beklentileri varken öngöremedikleri bir zamanda emekli edildiklerini belirtmiş; resen emekliye sevk edilecek kişilerin belirlenmesinde ilgili mevzuatta hiçbir kriter öngörülmediğini, tamamen İdarenin takdirine bırakılan bu yetkinin keyfî şekilde kullanıldığını, işleme gerekçe olarak görevde başarısızlığa ya da yetersizliğe yönelik somut bir durumun gösterilmediğini dile getirmiştir. Rütbe geri alım işleminin, resen emeklilik işlemine karşı açılan davalarda gerekçe yapıldığını ifade eden başvurucular, esasen rütbe geri alım işleminin de hukuki olmadığını, gerekçede yer verilen FETÖ/PDY ile iltisaklı olunduğu yönündeki tespitin gerçeğe aykırı bulunduğunu iddia etmiştir. Bu bağlamda hukuki güvenliğin ve haklı beklentinin ortadan kaldırıldığını ifade eden başvurucular hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucuların iddiaları ve Danıştayın somut olayla ilgili içtihadı gözönüne alınarak başvuru adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
23. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
24. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
25. 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere emniyet teşkilatında kıdeme dayalı otomatik terfi sistemi nedeniyle bozulan kadro piramidinin düzeltilmesi amacıyla yığılmalar meydana gelen emniyet müdürü rütbesinde bulunan personelden emeklilikle ilgili şartları haiz olanların resen emekli edilmesi gerekliliğinden hareketle getirilmiştir. Düzenlemenin iptali talebiyle açılan davanın reddine ilişkin kararda da vurgulandığı üzere Anayasa Mahkemesi getirilen bu düzenlemeyle idareye verilen takdir yetkisinin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceğini belirtmiştir (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017).
26. Bu belirlemeden de hareketle Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu resen emekli edilen kişilerin açtıkları davalarda ilgililerin geçmiş hizmetleri, haklarındaki soruşturma ve cezalar, performans puanları, temsil ve yöneticilik yetenekleri, özgüveni, verimlilik ve benzeri özellikleri şeklindeki ölçütlerin uygulanmasında eşit, objektif ve istikrarlı şekilde işlem tesis edildiğinin ortaya konulması gerektiğine yönelik bir içtihat belirlemiştir (bkz. 3/10/2019 tarihli ve E.2017/4074, K.2019/4021 sayılı karar). Danıştayın ilgili daireleri de aynı gerekçelerle idare mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklarda verdiği davanın reddine ilişkin kararların kişilerin resen emekliye sevk edilip edilmeyeceği konusunda yeniden bir değerlendirilme yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar vermiştir (Danıştay Beşinci Dairesinin 14/7/2020 tarihli ve E.2018/3439, K.2020/3480; Danıştay Onikinci Dairesinin 25/3/2021 tarihli ve E.2021/1421, K.2021/1642 sayılı kararları).
27. Bu kapsamda bahse konu resen emeklilik müessesesinin uygulanması ile ilgili olarak hem Anayasa Mahkemesinin anılan kararında hem de Danıştayın ortaya koyduğu ilkelerde belirtilen temel husus 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi uyarınca haklarında resen emeklilik kararı verilen kişilere uygulanan ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanmış olduğunun ortaya konulması yönündeki gerekliliktir. Bu gerekliliğin belirlenmesinde ise yargı yerleri, idareye verilen takdir hakkının kamu yararı ve hizmetin gereklilikleri doğrultusunda kullanıldığının ortaya konulması şeklindeki temel prensibi kararlarına yansıtmıştır (Halil Dinler [2. B.], B. No: 2021/4667, 15/4/2025, § 39).
28. Söz konusu uyuşmazlıklarda İdare, 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi uyarınca başvurucuların emekliye ayrılmasına karar vermiştir. Başvurucular, tesis edilen resen emeklilik işlemlerinin iptali talebiyle dava açmıştır. İdare mahkemeleri yaptıkları incelemelerde, İdarenin konuya ilişkin olarak sahip olduğu geniş takdir yetkisinden bahsetmiş, resen emeklilik işleminin tesisi için emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilme şartlarının haricinde herhangi bir şartın gerekmediğine vurgu yapmak suretiyle davaların reddine karar vermiştir. Başvurucular, gerekçeli kararlara karşı istinaf, temyiz ve karar düzeltme talebinde bulunmuş iseler de başvurucuların talepleri reddedilmiştir. İlgili kanun yolu mercileri yaptıkları değerlendirmelerde başvurucuların 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile rütbelerinin geri alındığını belirtmiş ve rütbelerin geri alınmasına konu olan fiillerin işlem tarihinden önceki dönemleri kapsayabileceğine, bu durumun resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi de etkileyeceğine kanaat getirmiştir. Bu bağlamda uyuşmazlıklarda başvurucuların rütbelerinin geri alınmasının yeni hukuki durum olarak değerlendirildiği ve bu hususa vurgu yapıldığı görülmüştür (bkz. §§ 4-6).
29. FETÖ/PDY ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle rütbeleri geri alınan kişilerin iltisak veya irtibatlarını ortaya koyan eylemlerinin önceki dönemleri kapsayabileceği ve bunun da resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyebileceği düşünülebilir. Önemli olan ise bu etkinin yine içtihatla ortaya konulmuş olan eşit, objektif ve istikrarlı uygulama başlığı altında kişiselleştirilmiş olmasıdır. Daha açık bir ifadeyle salt rütbelerin geri alınması şeklindeki işlemin varlığından hareketle daha önce tesis edilmiş olan resen emeklilik işleminin hukuka uygun olduğu söylenemez. Zira rütbelerin geri alınmasına ilişkin işlemin OHAL Komisyonu kararıyla ya da yargısal makamlarca iptal edilmesi hâlinde resen emeklilik işleminin de dayanağının kalmayacağını kabul etmek gerekir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu olayda, olağan yargı yerleri tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi önem arz etmektedir (Halil Dinler, §§ 41, 42).
30. İncelenen olayda idare mahkemelerince davaların reddine gerekçe yapılan İdarenin geniş takdir hakkına sahip olduğu yönündeki değerlendirme Danıştay tarafından başvurucuların ayrıca FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibat nedeniyle rütbelerinin de geri alındığı şeklinde ek bir gerekçeyle kabul görmüştür. Ancak Danıştay içtihadına göre eşit, objektif ve istikrarlı uygulama ilkesi kapsamında kişiselleştirilmiş gerekçelere yer verilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla yargı mercilerinden beklenen, başvurucuların FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatlarını ortaya koyar nitelikteki eylemlerini ayrıca değerlendirmek suretiyle bir sonuca varmalarıdır (benzer yönde Halil Dinler, § 44).
31. Sonuç olarak yargısal makamlar tarafından bahsedilen yönde bir değerlendirme yapılmaksızın konu ile ilgili mevcut içtihadın aksine salt idarenin geniş takdir hakkının varlığından ve başvurucuların rütbelerinin geri alınmış olmasından hareketle ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli nitelikte olduğu söylenemez (Halil Dinler, § 45).
32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Ömer ÇINAR bu sonuca katılmamıştır.
33. Başvurucular ayrıca çalışma hakkının, masumiyet karinesinin, mülkiyet hakkının, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile kamu hizmetine girme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuların şikâyetlerine konu olan davalarda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılması nedeniyle bu aşamada dile getirilen diğer ihlal iddiaları yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
34. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
35. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
36. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
37. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,
B. Başvurucular Ali Çiğiltepe, Yaseri Vural, Bekir Kahveci ve Rahmi Uğurlu'nun adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
C. 1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
3. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
D. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Ömer ÇINAR'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
E. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,
F. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (E) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,
G. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
H. Ekli listenin (F) sütununda gösterilen miktarlardaki harç ile yine ekli listenin (C) sütununda vekil ile temsil edildiği belirtilen başvuruculara 40.000 TL vekâlet ücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
I. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 29/1/2026 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucular, resen emeklilik işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkememiz çoğunluğu tarafından başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Aşağıda belirttiğimiz gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Çoğunluk tarafından iptal gerekçesi olarak, bahse konu resen emeklilik müessesesinin uygulanması ile ilgili olarak, 3201 sayılı Kanun'un geçici 27. maddesi uyarınca haklarında resen emeklilik kararı verilen kişilere uygulanan ölçütlerin eşit, objektif ve istikrarlı bir şekilde uygulanmış olduğunun ortaya konulması gerektiği, bu gerekliliğin belirlenmesinde ise yargı yerlerinin, idareye verilen takdir hakkının kamu yararı ve hizmetin gereklilikleri doğrultusunda kullanıldığının ortaya konulması şeklindeki temel prensibi kararlarına yansıtması gerektiği belirtilmiştir. Yine çoğunluk gerekçesinde, FETÖ/PDY ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle rütbeleri geri alınan kişilerin iltisak veya irtibatlarını ortaya koyan eylemlerinin önceki dönemleri kapsayabileceği ve bunun da resen emeklilik konusunda yapılacak değerlendirmeyi etkileyebileceğinin düşünülebileceği, ancak bu etkinin yine içtihatla ortaya konulmuş olan eşit, objektif ve istikrarlı uygulama başlığı altında kişiselleştirilmiş olması gerektiği, yani salt rütbelerin geri alınması şeklindeki işlemin varlığından hareketle daha önce tesis edilmiş olan resen emeklilik işleminin hukuka uygun olduğunun söylenemeyeceği ileri sürülmüştür.
Dava konusu işlemin dayanağını 27.3.2015 tarihli ve 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 32. maddesiyle 4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na eklenen geçici 27. madde oluşturmaktadır. Anayasa mahkemesi, 4.5.2017 tarihli ve 2015/41 E., 2017/98 K. sayılı karar ile (R.G. tarih ve sayısı; 3.8.2017 – 30143), söz konusu maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine oybirliği ile karar vermiştir.
Anayasa mahkemesi, söz konusu maddenin iptal talebinin reddine gerekçe olarak; iptali istenen kuralla personel rejiminin geliştirilmesi hedeflenmekte olup bunun emniyet hizmetlerinin daha etkin bir şekilde yürütülerek kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğinin sağlanması amacına yönelik olduğu, dolayısıyla dava konusu kuralın, Anayasa’nın 5. maddesinde devlete bir görev olarak yüklenen kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğini korumaya yönelik olduğu, bu itibarla çalışma hürriyeti ve hakkının düzenlendiği Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde özel bir sınırlama nedenine yer verilmemişse de Anayasa’nın 5. maddesi kapsamında kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğinin korunması nedenleriyle anılan hak ve özgürlüğün sınırlandırılabilmesi mümkün olduğu, çalışma hürriyeti ve hakkının sınırlanabilmesi için belirtilen nedenin varlığı yeterli olmayıp temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması rejimini belirleyen Anayasa’nın 13. maddesindeki diğer güvencelere de uyulması gerektiği, iptali istenen kuralla getirilen sınırlamayla kişilerin her alandaki çalışma hürriyeti ve hakkı değil sadece Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Sınıf Emniyet Müdürü rütbesini elde edenlerden emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanların resen emekliye sevk edilerek bunların belli bir süre daha kamu görevini sürdürebilmeleri yönündeki hakları kısıtlandığı, bu sınırlamanın, anılan hak ve özgürlüğün kullanımını bütünüyle ortadan kaldırmadığı veya ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engel olmadığı, öte yandan demokratik toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamında kişilerin çalışma hürriyeti ve hakkı sınırlandırılırken Kanun’da sınırlama aracının sınırlama amacına uygun ve orantılı şekilde kullanılmasını sağlayacak yasal güvencelere de yer verildiği, böylece kişilerin ve toplumun huzur ve güvenliğinin korunması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin çalışma hürriyeti ve hakkı arasındaki makul dengenin de gözetildiği, bu bağlamda Kanun’da tüm emniyet müdürlerinin değil sadece emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanların resen emekliye sevk edilebilmelerine izin verildiği, ayrıca kuralda, anılan şekilde emekliye sevk edilenlere yaş haddine kadar 3201 sayılı Kanun’un 55. maddesinin yirmi birinci fıkrasında belirtilen kadrosuzluk tazminatının ödeneceği belirtilerek bu kişilerin yaş haddinden önce resen emekliye ayrılmaları nedeniyle oluşabilecek ekonomik kayıplarını önlemeye yönelik dengeleyici tedbir de öngörüldüğü, iptali istenen kuralın uygulanmasına karşı yargı yolunun da açık olduğu, böylece idarenin sınırlama aracını sınırlama amacına ve Kanun’a aykırı şekilde keyfî olarak kullanmasının önüne geçecek güvencenin de bulunduğunun görüldüğü, bu yönleriyle kuralla çalışma hürriyeti ve hakkına getirilen sınırlamanın, hakkın özünü zedelediği veya bunun demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı düştüğünün söylenemeyeceği, kuralın kazanılmış haklara ve haklı beklentilere saygı ilkelerine aykırılık teşkil eden bir yönünün bulunmadığı, açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 7., 10., 13., 48., 49. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı, iptal talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir.
Buna göre, 3201 sayılı Kanun’a eklenen geçici 27. maddede tüm emniyet müdürlerinin değil sadece emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için gerekli şartları haiz olanların resen emekliye sevk edilebilmelerine izin verilmiştir. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucular, Kanunda belirtilen koşulları sağlamakta olup, idare takdir hakkı çerçevesinde başvurucuların emekliliğine karar vermiştir. Yine, söz konusu maddede emekliye sevk edilenlere yaş haddine kadar 3201 sayılı Kanun’un 55. maddesinin yirmi birinci fıkrasında belirtilen kadrosuzluk tazminatının ödeneceği belirtilmiş olduğundan, başvurucuların yaş haddinden önce resen emekliye ayrılması nedeniyle oluşabilecek ekonomik kayıpların önlemeye yönelik dengeleyici tedbirler de mevcuttur. Hal böyle olunca, bireysel başvuruya konu somut olayımız açısından, idare takdir hakkı çerçevesinde ve kamu yararı ile hizmet gerekleri kapsamında işlem tesis etmiş olup, söz konusu işlemin hukuka uygun olduğu kabul edilmelidir.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, kural olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Bkz. Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42; Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam. Paz. Bas. Yay. San. Tic. A.Ş. [2. B.], B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 35). Resen emeklilik işleminin iptaline ilişkin davada yerel mahkeme söz konusu kanun maddelerini somut olay açısından değerlendirmiş, kararını gerekçelendirmiş ve hüküm kurmuş, söz konusu kararlar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Mahkemenin gerekçesi incelendiğinde, yukarıda yer verilen hukuk kurallarının uygulanmasında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik mevcut değildir. Bu nedenle de çoğunluk görüşüne katılmak mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
|
AYM, SELİM GÖZEL VE DİĞERLERİ, B. No: 2021/61593, 29.01.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 02, sayfa 619–628
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.