Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
FATİH ÖZKAN (2021/60045)
- Kötü muamele yasağı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; ceza infaz kurumu nakil aracındaki olumsuz koşullar, adliye nezarethanesi ve nakil aracında kelepçeli olarak tutulma ve çıplak arama işlemi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | Nakil aracının fiziki koşulları | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
| Kötü muamele yasağı | Diğer kötü muamele iddiaları | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Kötü muamele yasağı | Çıplak/detaylı arama | Başvurunun Reddi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
FATİH ÖZKAN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/60045) |
|
|
|
Karar Tarihi: 5/5/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Rıdvan DEMİR |
|
Başvurucu |
: |
Fatih ÖZKAN |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; ceza infaz kurumu nakil aracındaki olumsuz koşullar, adliye nezarethanesi ve nakil aracında kelepçeli olarak tutulma ve çıplak arama işlemi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında 1/8/2016 tarihinde tutuklanarak Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir. 25/1/2020 tarihine kadar bu kurumda barındırılan başvurucu, bu tarihte Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Kurum) nakledilmiştir.
3. Başvurucu 29/9/2021 tarihli dilekçeyle, yargılamasının yapılabilmesi için tutuklu olarak bulunduğu Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Adıyaman Adliyesine götürüldüğünü, beş defa nakil için kullanılan ve tabutluk olarak anılan aracın dar, gürültülü ve havasız olması nedeniyle moralinin bozulduğunu, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi sıkıntılar yaşadığını, götürüldüğü adliyenin nezarethanesinde ise duruşmayı elleri kelepçeli olarak beklediğini, 25/1/2020 tarihinde nakledildiği Kuruma da dar oturma alanı bulunan, yetersiz havalandırması ve ışığı olan aynı tip araçla elleri kelepçeli olarak götürüldüğünü, bu şartlar altında 3,5-4 saat kadar süren yolculuğun kendisine ızdırap verdiğini, Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girişte çıplak olarak arandığını ileri sürerek Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) ilgili kamu görevlileri hakkında şikâyette bulunmuştur.
4. Başsavcılık, başvurucunun dilekçesini ihbar olarak kabul etmiş; başvurucunun Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaşandığını iddia ettiği çıplak olarak aranma olayı yönünden 7/10/2021 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının çıplak olarak aranmaya ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi üzerine başvurucu, 2022/42917 başvuru numaralı dosya ile bireysel başvuruda bulunmuştur. Anılan bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi 9/11/2023 tarihinde kabul edilemezlik kararı vermiştir.
5. Başsavcılık, başvurucunun nakil araçlarının durumuna ve kelepçeli olarak tutulmasına ilişkin diğer iddiaları hakkında ise olayda herhangi bir suç ve suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle 15/11/2021 tarihinde soruşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun karara yaptığı itiraz Adıyaman 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 1/12/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
6. Başvurucu, nihai kararı 7/12/2021 tarihinde öğrendikten sonra 14/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
7. Komisyon tarafından başvurucunun adli yardım talebi kabul edilerek başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu, uygun fiziki şartlar taşımayan bir araç içinde naklinin gerçekleştirilmesi, hem yapılacak duruşmayı beklerken adliye nezarethanesinde hem de iki infaz kurumu arasında nakil işleminin yapıldığı araç içinde ellerindeki kelepçenin çözülmemesi, nakledildiği ceza infaz kurumunda çıplak aranması ve yaşadıkları hakkında yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkili şekilde yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, Anayasa Mahkemesinin bazı kararlarına yer verilmiş; inceleme yapılırken Anayasa'nın ve mevzuatın ilgili hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında iddialarını tekrar etmiştir.
9. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında ve aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir.
A. Nakil Aracındaki Tutulma Koşullarına İlişkin İddia
10. Başvurucu; farklı nedenlerle on tanesi kısa süreli (ceza infaz kurumu ile aynı ilin adliye binası arasında), sonuncusu ise nispeten uzun bir süreyle bindirildiği nakil için kullanılan aracın dar olup ışık ve hava almaması nedeniyle moralinin bozulduğundan, midesinin bulanıp başının ağrıdığından bahsetmiş; iki ceza infaz kurumu arasındaki nakli sırasında ise yolculuğun uzun ve aracın fiziki şartlarının yetersiz olmasının kendisine ızdırap verecek bir seviyeye ulaştığını ifade etmiştir. Somut olayda başvurucu, nakiller süresince kamu görevlileri tarafından kasıtlı olarak kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmemiş, salt nakil için kullanılan aracın fiziki şartlarından şikâyetçi olmuştur.
11. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve yargı makamlarına başvurulmalıdır. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekir. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna gidilebilir (İsmail Buğra İşlek [1. B.], B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17; Bayram Gök [2. B.], B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).
12. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yol öngörülmüş olmalıdır. Ayrıca bu hukuki yol iddia edilen ihlali tespit ederek ihlalin sonuçlarını giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte olmalı ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunmalıdır (Fatma Yıldırım [1. B.], B. No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39). Bununla birlikte soyut olarak makul bir başarı sunma kapasitesi olan bir yolun uygulamada başarıya ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz (Sait Orçan [1. B.], B. No: 2016/29085, 19/7/2017, § 36). Ayrıca yasal düzenlemeyle oluşturulan ve kanunun nesnel anlamına bakıldığında var olduğu hususunda bir tereddüt uyandırmayan hukuksal yolun fiilen denenmemiş veya kullanılmamış olması söz konusu yolun etkili olmadığı veya bulunmadığı sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterli olmaz. Burada asıl dikkate alınması gereken şey, tazminat ödendiğini gösteren karardan ziyade tazminat ödenemeyeceğini ifade eden kararın var olup olmadığıdır. Teorik düzeyde tazminat için elverişli bir başvuru yolunun fiilen etkisiz olduğu sonucuna ancak mahkemelerin ilgili yolun tutulma koşulları nedeniyle oluşan zararların giderilmesini kapsamadığı temeline dayalı olarak reddetmeleri hâlinde varılabilir (B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 46, 52).
13. Başvurucunun başvuru yollarının tüketilmesi noktasında kendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmelidir (S.S.A. [1. B.], B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§ 27, 28). Bununla birlikte somut olayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağı veya etkili olmadığının anlaşılması hâlinde anılan yollar tüketilmeden yapılan bir başvuru incelenebilir (Şehap Korkmaz [2. B.], B. No: 2013/8975, 23/7/2014, § 33).
14. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının mutlak nitelikli olmasından ötürü bu yasak açısından sağlanması gereken başvuru yolunun etkili olduğundan söz edilebilmesi için bunun ihlali önleyici ve bazı durumlarda cezalandırıcı olabilmesi, ayrıca gerektiğinde tamamlayıcı bir unsur olarak makul bir tazmin imkânı sunabilmesi gerekir. Aksi takdirde bu tür ihlaller açısından sadece tazmin yollarının öngörülmüş olması, bu tür muamelelere maruz kalan kişilere yapılanları kısmen veya zımnen meşrulaştırmış ve devletin tutma koşullarını Anayasa'nın güvence altına aldığı standartlara yükseltme yükümlülüğünü kabul edilemez şekilde azaltmış olacaktır (K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, §§ 72, 73). Bununla birlikte kişinin ihlal iddialarına konu yerden ayrılması durumunda tutma hâli de sona ereceğinden tutmadan kaynaklanan ihlalin devam ettiğinden söz edilemez. Bu durumda tutulma hâli sona eren kişinin tutulma koşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini istemesinde hukuki yararı kalmayacaktır. Bu itibarla sözü edilen hâlde ihlali önleyici ya da tutulma koşullarının geleceğe yönelik olarak düzeltilmesini temin edici hukuk yollarına başvurulması anlamını yitirmekte, bu durumda uğranılan zararları tazmin edici mekanizmaların varlığı yeterli hâle gelmektedir. Dolayısıyla şikâyet edilen koşulların sona erdiği durumda bu koşullara ilişkin şikâyet bakımından etkili hukuk mekanizmasının tazminat yolu olduğu söylenebilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. B.T., § 49).
15. İncelenen olayda başvurucunun şikâyet ettiği koşullar devam etmediğinden başvurucu için tutulma koşullarından doğan zararlarının tazmini için tazminat yollarının varlığı gerekli ve yeterlidir. Başvurucu, iddia ettiği ihlalin tespiti ve ihlalden doğan zararlarının tazmini için idari yargıda tam yargı davası açtığına ilişkin bilgi ve belge sunmamış; bu yolun etkisiz olduğunu da iddia etmemiştir. Bu nedenle başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısal yolu tüketmeden başvuru yaptığı sonucuna varılmıştır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kelepçeli Tutulma ve Bekletilmeye İlişkin İddia
17. Başvurucu; yargılamasının yapılabilmesi için beş defa götürüldüğü adliye nezarethanesinde duruşmanın başlamasını elleri kelepçeli olarak beklediğini, 25/1/2020 tarihinde gerçekleşen nakil boyunca yine kelepçeli olarak tutulduğunu ileri sürmüştür.
18. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık eşiğine (derecesine) ulaşması gerekir. Asgari ağırlık eşiğine ulaşılıp ulaşılmadığı konusunda yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, mağdurun üzerinde bıraktığı fiziksel ve ruhsal etki ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi somut olaydaki tüm etkenler dikkate alınmalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 75).
19. Hukuka uygun olarak tutulan bir kişiye kaçmasının ya da kendisine veya başkasına zarar vermesinin önlenmesi amacıyla kelepçe takılması yahut bu kişide aynı amaçlarla hareketi kısıtlayıcı başka araçların kullanılması, makul ölçüde gerekli olanın ötesinde bir güç kullanımı veya kişinin kelepçeli hâlinin kamuya teşhir edilmesi amacı olmadığı sürece kural olarak Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden sorun oluşturmamaktadır. Tutmanın haksız olduğunun sonradan anlaşılması da sonucu değiştirmez. Bununla birlikte sözü edilen zorlayıcı tedbire başvurulması, kendisine kelepçe takılan kişinin fiziksel veya ruhsal durumu ve/veya tedbirin kişideki fiziksel yahut ruhsal etkileri nedeniyle asgari ağırlık eşiğine ulaşabilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Kazim Aksoy (2) [2. B.], B. No: 2015/8409, 4/7/2019, § 38; Ö.U. [1. B.], B. No: 2016/62587, 23/6/2020, §§ 32, 33, 35).
20. Başvurucu, kamuya teşhir edilmesi amacıyla kelepçe takıldığını, kelepçe tedbirine başvurulmasının fiziksel ya da ruhsal bütünlüğünü olumsuz etkilediğini veya kelepçe takılmasına engel herhangi bir sağlık problemi olduğunu iddia etmemiştir. Bu nedenle hakkında verilmiş tutuklama kararı gereğince ceza infaz kurumunda barındırılan başvurucuya infaz kurumu dışında bulunduğu anlarda hareketlerinin kısıtlanması amacıyla kelepçe takılmasının -nakil güvenliğinin sağlanması gerekçesi de dikkate alındığında- makul bir tedbir olduğu, kelepçeli tutma süresinin nispeten kısa sürdüğü de gözetildiğinde söz konusu tedbirin kötü muamele yasağının ihlali için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı sonucuna varılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Çıplak Aramaya İlişkin İddia
22. Başvurucu, Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girişte çıplak olarak arandığını ileri sürerek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanır."
24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava şartları şunlardır:
…
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması."
25. 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder."
26. Buna göre bireysel başvuruların incelenmesinde, 6216 sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nde hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanacaktır. Bireysel başvuruya ilişkin anılan mevzuatta mükerrer başvuru düzenlenmemiştir. Dolayısıyla aynı başvurucunun aynı nedenle birden fazla bireysel başvuruda bulunması durumunda başvurunun 6100 sayılı Kanun'un dava şartlarına ilişkin yukarıda belirtilen hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle reddedilmesi gerekir.
27. Başvurucu, aynı ihlal iddiasıyla bireysel başvuru yapmıştır. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonun 9/11/2023 tarihli ve 2022/42917 numaralı kararıyla başvurucunun hükmen çıplak aramaya ilişkin iddiaları kabul edilemez bulunmuştur.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Nakil aracındaki tutulma koşullarından dolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kelepçeli tutulma ve bekletilmeden dolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çıplak aramadan dolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 5/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, FATİH ÖZKAN, B. No: 2021/60045, 05.05.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 309–314
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.