İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

OKTAY SAYAR (2021/58421)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)
  • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Makul sürede yargılanma hakkı (ceza)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıTutukluluk (suç süphesi ve tutuklama nedeni)Süre Aşımı—
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıKişisel verilerin korunmasıBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Gerekçeli karar hakkı (ceza)İhlalYeniden yargılama

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

OKTAY SAYAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/58421)

 

Karar Tarihi: 20/5/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Muhterem İNCE

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Oktay SAYAR

Vekili

:

Av. Çağrı Seyfettin GÖKDEMİR

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda başkaca temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiaları da bulunmaktadır.

2. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Kamu makamları ve yargı organları olgusal temellere dayanarak bu teşebbüsün arkasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) olduğu sonucuna ulaşmıştır (darbe teşebbüsü ve FETÖ/PDY'ye ilişkin ayrıntılı değerlendirme için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-36).

3. Bireysel başvuru konusu olayların meydana geldiği tarihte öğretmen olarak atanmak isteyen lisans mezunlarının müracaat ettiği 2010 yılındaki Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) 10 Temmuz Cumartesi günü gerçekleştirilmiş ve sınav sonuçları 11/8/2010 tarihinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) resmî internet sitesinden duyurulmuştur. Sonuçların açıklanmasından sonra geçmiş yıllara oranla çok sayıda adayın eğitim bilimleri testinde 120 sorunun tamamına doğru cevap verdiğinin anlaşılması üzerine sınavda toplu kopya çekildiği şüphesiyle idari ve adli makamlarca farklı tarihlerde çeşitli soruşturmalar başlatılmıştır (Fatma İyitütüncü [GK], B. No: 2020/39936, 27/1/2026, § 6).

4. Diğer taraftan olayla ilgili olarak Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığınca başlatılan idari soruşturma sonucunda 8/9/2010 tarihli bir rapor düzenlenmiş, raporda bilirkişilerce yapılan analizlere göre 10/7/2010 ve 11/7/2010 tarihlerinde gerçekleştirilen KPSS'ye ilişkin soruların sınav öncesinde çok sayıda adaya bir şekilde ulaştırıldığı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir (Fatma İyitütüncü, § 7).

5. Bu gelişmeler üzerine ÖSYM, sınavın eğitim bilimleri testinin objektifliğini ve güvenilirliğini kaybettiği sonucuna vararak bu testin iptal edilmesine 17/9/2010 tarihinde karar vermiştir. (Fatma İyitütüncü, § 8).

6. 1979 doğumlu olan başvurucu, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesine bağlı Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalında Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünden lisans derecesi ile 2004 yılında mezun olmuştur.

7. Başvurucu, öğretmen olarak atanmak isteyen lisans mezunlarının müracaat edebildiği 10/7/2010 tarihinde yapılan KPSS'nin eğitim bilimleri testindeki 120 sorunun 117'sine doğru cevap vermiştir. Sınavın eğitim bilimleri oturumunun iptal edilmesi üzerine 31/10/2010 tarihinde tekrarlanan sınava da müracaat eden başvurucunun bu sınavın eğitim bilimleri testindeki başarı oranı ve iptal edilmeyen 2010 KPSS genel yetenek ve genel kültür testlerindeki başarı oranları kullanılarak puanı hesaplanmıştır. Başvurucunun 2011 KPSS genel yetenek ve genel kültür puanı ve tekrarı yapılan eğitim bilimleri puanıyla Millî Eğitim Bakanlığına öğretmen olarak yerleştirilmesi yapılmıştır.

8. ÖSYM tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 15/3/2016 tarihli rapora göre genel yetenek testindeki birkaç soru yönünden yanlış seçenekte birleşen adaylardan biri olduğunun görülmesi üzerine başvurucu hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik yapma, silahlı terör örgütü üyesi olma suçlarını işlediği şüphesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.

9. Soruşturma kapsamında başvurucunun 2005 ila 2010 yılları arasında beş kez KPSS testlerine müracaat ettiği, bu sınavlarda;

i. Eğitim bilimleri testinde 2005 yılında 120 sorudan 95 soruyu doğru, 2006 yılında 120 sorudan 93 soruyu doğru, 2008 yılında 120 sorudan 64 soruyu doğru, 2009 yılında 120 sorudan 106 soruyu doğru cevapladığı tespit edilmiştir. 10/7/2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS eğitim bilimleri testinde 120 sorudan 117 soruyu, 31/10/2010 tarihinde tekrarlanan eğitim bilimleri testinde 120 sorudan 82 soruyu doğru cevapladığı belirtilmiş; zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavda ilk sınavdaki ile aynı başarılı performansı göstermediği değerlendirilmiştir.

ii. Genel yetenek testine; 2005 yılında 60 sorudan 49 soruyu doğru, 2006 yılında 60 sorudan 51 soruyu doğru, 2008 yılında 60 sorudan 52 soruyu doğru, 2009 yılında 60 sorudan 48 soruyu doğru ve 2010 yılında ise 60 sorudan 57 soruyu doğru cevapladığı tespit edilmiştir.

iii. Genel kültür testine; 2005 yılında 60 sorudan 47 soruyu doğru, 2006 yılında 60 sorudan 44 soruyu doğru, 2008 yılında 60 sorudan 45 soruyu doğru, 2009 yılında 60 sorudan 40 soruyu doğru ve 2010 yılında ise 60 sorudan 52 soruyu doğru cevapladığı tespit edilmiştir.

iv. 2009 yılında yapılan sınava göre 2010 yılında yapılan sınavda eğitim bilimleri, genel yetenek ve genel kültür testlerinde daha fazla soruya doğru cevap verdiği değerlendirmesi ortaya konulmuştur.

10. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılmaları talebiyle başvurucunun da aralarında bulunduğu toplam doksan bir şüpheli hakkında iddianame düzenlemiştir. İddianamede;

i. 2010 yılındaki KPSS'nin iptal edilmesi ve bu konuda başlatılan adli işlemlerle ilgili detaylı açıklamalara değinildikten sonra farklı dosyalar üzerinde yürütülen soruşturmalar kapsamında ifadeleri alınan bazı şüphelilerin sınav sorularını sınavdan önce kimlerden aldıklarına dair ikrarda bulunduklarına, yer verilen teknik bilirkişi raporlarındaki bulgulara değinilmiştir.

ii. Başvurucu yönünden yukarıdaki paragrafta belirtilen sınav verilerine dayanılmıştır.

iii. Ayrıca başvurucunun telefon iletişim kayıtlarının incelenmesi sonucunda iptal edilen sınavda kendisi gibi 100 ve üzeri net yapan şüphelilerin bazılarıyla sınavdan önceki yakın tarihlerde telefonunun aynı baz istasyonundan sinyal verdiği, diğer bir ifadeyle baz birlikteliği tespit edildiği, örgüt yöneticisi olduğu değerlendirilen M.H.S. ile doğrudan veya dolaylı yoldan HTS irtibatı bulunan ve analiz çalışma raporunda bildirilmiş olan 1970 kişilik grubun içinde yer aldığı, soruşturma kapsamında tutuklanan bir başka şüphelinin alınan ifadesinde sınav sorularını kendisine verdiğini beyan ettiği şüpheli P.O. ile başvurucu arasında doğrudan HTS irtibatının bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.

iv. Bundan başka başvurucunun 2004 ile 2010 yılları arasındaki sosyal sigorta kayıtlarına yer verilmiş, üç ayrı firmada toplam on yedi şüpheli adayla aynı yıllarda birlikte çalıştığı ve işyeri birlikteliğinin bulunduğu ifade edilmiştir.

v. Başvurucunun eşinin 2010 yılındaki ilk sınava girip 120 sorudan 119 doğru yapıp ikinci sınava girmediğinin tespit edildiği ifade edilmiştir.

vi. Son olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun önceki verilerle birlikte yapılan analiz çalışmasında iptal edilen sınava girerek 100 ve üzeri net yapan 3227 kişi içinde yer alan şüpheli adaylardan başvurucuya herhangi bir para transferi yapılmadığı ancak başvurucunun bazı şüpheli adaylara farklı tarihlerde ve miktarlarda para transferi yaptığı belirtilmiştir.

11. İddianamenin kabulü ile Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) açılan dava, E.2016/181 sayılı dosya üzerinden görülmeye başlamıştır. Başvurucu;

i. Mahkemece alınan savunmasında özetle sınavdan önce soruları görmediğini, kimseden soru almadığını, sınava yoğun bir şekilde çalışarak başarılı olduğunu, 2004-2011 yılları arası girdiği KPSS testlerinde başarılı sonuçlar aldığını, iddianamede sadece 2009-2010 yıllarının karşılaştırıldığını, tekrarlanan sınavında 82 doğru yaptığını, ikamet adresi Muğla olduğu hâlde sınav giriş yerinin İstanbul olarak belirlenmesi üzerine yorucu bir otobüs yolculuğundan sonra sınav sabahı İstanbul'a ulaştığını, İstanbul'u hiç bilmediği için sınav yerini bulma konusunda stres ve panik yaşadığını, sınava az bir zaman kala sınav yerine vardığını, sınavda yorgunluğun etkisiyle de moral, motivasyon ve konsantrasyonunun azaldığını, bu faktörlere bağlı olarak başarısının düştüğünü beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.

ii. Başvurucu, baz birlikteliği iddiasıyla ilgili olarak evinin ve işyerinin yakınında pazar yeri, alışveriş merkezi gibi kalabalıkların toplandığı yerler olması nedeniyle baz sinyali vermiş olmasının bir sonucu olduğunu belirtmiştir.

iii. Başvurucu; savunmasının devamında eğitim danışmanlığı ve kitap işi yapıyor olması nedeniyle çok fazla sayıda görüşme yaptığını, HTS kayıtlarındaki bu görüşmelerin işi gereği olduğunu, bu durumun örgütsel bağ olduğu anlamına gelmeyeceğini, para transferlerinin kira ödemesi ve ikinci el klima bedeli olduğunu beyan etmiştir.

iv. Son olarak 2011 KPSS puanıyla atamasının yapıldığını, bir soruda yanlışta birleştiğini, geçmiş dönemlerde bazı şüphelilerle aynı işyerinde çalışmasının kendisini suçlu yapmayacağını savunmuştur.

12. Yargılamanın tamamlanmasının ardından Mahkeme 2/5/2019 tarihinde hükmü açıklamıştır. Buna göre Mahkeme, başvurucunun resmî belgede sahtecilik yapma ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık yapma suçlarından beraatine; FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan ise mahkûmiyetine (6 yıl 3 ay hapis cezası) karar vermiştir.

13. Gerekçeli kararda öncelikle FETÖ/PDY hakkında ayrıntılı açıklamalara yer vererek örgütün karakteristik özelliğinin gizlilik ve tedbir olduğunu, mensuplarını kamuya yerleştirmek amacıyla kamu sınavlarının sorularını önceden ele geçirme ve kendisine tam anlamıyla bağlı üyelere soruları vererek başarılı olmalarını temin etme gibi meşru olmayan yöntemleri sıklıkla uyguladığı yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. 2010 KPSS sorularının ele geçirildiği ve bir kısım kişilere sınav öncesinde ulaştırıldığı, bu eylemlerin FETÖ/PDY tarafından organize bir şekilde gerçekleştirildiği yönündeki kanaati ve dayanakları ortaya konulmuştur. Bu bağlamda Mahkeme, gerekçeli kararında "sınav sorularını önceden aldığı kesin olarak tespit edilen bir kişinin örgüt üyesi olduğu karinesinin ortaya çıktığını" vurgulamıştır. Gerekçeli kararın anılan genel değerlendirmelere ilişkin kısmı şöyledir:

"D-2010 KPSS’DE SORULARIN SIZDIRILMASI İLE İLGİLİ OLARAK EYLEMLERİN GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ VE MAHKEMEMİZİN BUNA İLİŞKİN NİTELENDİRMESİ ...

1-Terör Örgütü Üyeliği Suçu Yönünden:

Yukarıda ayrıntısı anlatıldığı üzere FETÖ tarafından bir şekilde (muhtemelen daha önceden ÖSYM'ye sızdırılan örgüt elemanlarınca) 2010 KPSS sınav sorularının çalınıp kurum dışına çıkartılarak sınavdan yaklaşık bir hafta önce örgüt mensuplarına dağıtıldığı sabit görülmüştür. Sızdırılan sınav sorularının FETÖ terör örgütü üyeleri dışında kişilere verilmesi mümkün değildir. Stratejisi ve hareket tarzı itibariyle gizliliğe ve tedbire azami derecede önem veren bu örgütün sınav sorularının sızdırılması gibi önemli ve kamuoyu nezdinde örgüt aleyhine rahatsızlık yaratacak bir konuda tedbirsiz davranması düşünülemez. ÖSYM'den çalınan sınav sorularının FETÖ tarafından %100 güvenilen örgüt mensupları dışındaki kişilere, hatta örgütle yeni tanışmış sempatizan konumundaki kişilere dahi verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle sınav sorularını önceden aldığı kesin olarak tesbit edilen kişilerin Fetö terör örgütü üyesi olduğu karinesi oluşmaktadır."

14. Gerekçeli kararda Mahkeme; başvurucunun 2005-2010 yılları arasında KPSS’ye beş kez girdiğini, eğitim bilimleri testinde 2005 yılında 95, 2006 yılında 93, 2008 yılında 64, 2009 yılında 106 doğru cevap verirken, 10/07/2010 tarihli ve iptal edilen sınavda 120 sorudan 117’sini doğru cevapladığını ancak iptal sonrası 31/10/2010 tarihinde tekrarlanan ve bilirkişi raporlarına göre daha kolay olduğu tespit edilen sınavda başarısının önemli ölçüde düşerek 82 doğru cevap verdiğini tespit etmiştir. Mahkeme; bilirkişi raporunda belirtilen istatistiksel analizler doğrultusunda başvurucunun 10/07/2010 tarihli sınavda gösterdiği başarının tesadüfle açıklanamayacak kadar büyük bir farklılık içerdiğini, bu başarının kendi başarısı olmadığını ve bu durumun başvurucunun sınav sorularını önceden temin etmiş olabileceğine yönelik güçlü bir kanaat oluşturduğunu ifade etmiştir. Bunun yanında başvurucunun eşinin iptal edilen 2010 yılı KPSS sınavında 120 sorudan 119’unu doğru cevapladığının ve tekrar sınavına katılmadığının tespit edildiğini belirtmiş ayrıca başvurucunun aynı sınavda yüksek başarı elde eden bazı kişilerle geçmişte aynı işyerlerinde çalıştığının belirlendiğini açıklamıştır.

15. Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan ise Mahkeme; başvurucunun 2010 yılı KPSS puanı ile herhangi bir memuriyete atanmadığını, iddianamede de bu yönde bir iddianın bulunmadığını dikkate alarak dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına ve başvurucunun bu suçtan beraatine karar vermiştir. Mahkeme; iddianamede sanığın ÖSYM sonuç belgesi üzerinde herhangi bir sahtecilik yaptığına ilişkin bir iddia bulunmadığını, sanığın sınav tarihinde memur olmaması nedeniyle içerik sahteciliğinin faili olamayacağını belirterek resmî belgede sahtecilik suçundan da beraatine hükmetmiştir.

16. Başvurucu hakkında verilen beraat ve mahkûmiyet hükümlerine karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi 25/11/2020 tarihinde verdiği kararla istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Resmî belgede sahtecilik yapma ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık yapma suçları yönünden verilen beraat kararı kesinleşmiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf kanun yolu başvurusu ise inceleme ve kabule göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile temyiz kanun yolu açık olmak üzere esastan reddedilmiştir.

17. Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemini inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi, temel cezadan artırım yapılırken uygulama maddesinin eksik gösterilmesi nedeniyle Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.

18. Başvurucu vekili, nihai kararı 22/11/2021 tarihinde öğrendikten sonra 9/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Komisyon, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

20. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

A.   Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu; 2010 KPSS kapsamında hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şüphelilerle aynı yıllarda, aynı işyerinde çalışmış olması ve eşinin iptal edilen ve tekrarlanan sınav sonucuna ilişkin çıkarsamanın sınav sorularını önceden ele geçirdiği kanaatine, sınav sorularını önceden elde geçirdiği iddiasının da silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaatine dayandırıldığını, soruları sınavdan önce ele geçirdiğine dair somut bir delil bulunmadığını, geçmiş sınavlarda da başarılı sonuçları bulunmasına rağmen 2009 yılına nazaran 2010 yılındaki başarı grafiğindeki yükselişin şüpheli olduğu ön kabulüne dayandığını, bu bağlamda iptal edilen sınava nazaran daha kolay bir sınavda düşük performans göstermesinin olağan olamayacağı gibi varsayımlardan hareketle cezalandırıldığını, cezalandırılmasının öngörülebilir olmadığını belirtmiştir. Başvurucu, ayrıca eksik inceleme neticesinde savunmasında belirttiği hususlar araştırılmadan, itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini ifade ederek adil yargılanma hakkının ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir.   Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

23. Başvuru konusu olayda başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmiştir. Başvurucu, bu hükmün sınav sorularını önceden elde ettiği yönündeki varsayıma dayandırıldığını, soruları sınavdan önce ele geçirdiğine dair somut bir delil ile açıklanmaksızın hüküm kurulduğunu iddia etmektedir. Bu kapsamda başvurucunun cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu, bu yöndeki iddia ve itirazlarına karşılık yargı mercilerince yeterli açıklamalara yer verilmediği yönündeki şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

25. Anayasa Mahkemesi, benzer şikâyetleri içeren Mustafa Seyhan ([2. B.], B. No: 2021/58283, 1/10/2025) başvurusuna ilişkin kararında Yargıtay uygulamasını da dikkate alarak değerlendirmelerde bulunmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesinin, mahkûmiyet kararı verilebilmesi için suçun hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin olarak ispatlanmasını zorunlu kıldığını vurgulamıştır. Bu kapsamda olayın gerçekleşme biçimi veya sanığın suçu işleyip işlemediği hususunda ortaya çıkan şüphelerin sanık aleyhine yorumlanamayacağı, mahkûmiyetin ihtimallere veya eksik değerlendirilmiş delillere değil açık ve kesin ispata dayanması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca Yargıtay, terör örgüt üyeliğinin örgütle organik bağ kurulmasını ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetleri gerektirdiğini; yalnızca sempati, ilişki veya bazı şüpheli göstergelerin bu suçun oluşumu için yeterli olmadığını belirtmiştir (Mustafa Seyhan, §§ 26-28).

26. Anayasa Mahkemesi, Mustafa Seyhan kararında ilk derece mahkemesinin başvurucunun örgüt üyeliğinden mahkûmiyetine esas aldığı delillerin yeterli ve ilgili bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını tespit etmiştir. Bu kapsamda başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisaklı kurumlarda çalışmasının tek başına örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği yönündeki yerleşik içtihada rağmen bu çalışmanın örgütsel nitelik taşıyıp taşımadığına dair bir inceleme yapılmadığını ayrıca iddianamede yer alan HTS kayıtları, işyeri ilişkileri ve para transferlerine dair tespitlerin de örgütsel bağı ortaya koyacak şekilde değerlendirilmediğini ve mahkûmiyete dayanak alınmadığını belirtmiştir. Gerekçeli kararda esasen sınav sorularını önceden aldığının kesin olduğu kabul edilen kişilerin örgüt üyesi olduğu yönündeki bir karineden hareket edildiği, bu çerçevede sınav sorularının yalnızca örgüte sadık kişilere verildiği varsayımına dayanılarak başvurucunun da bu kapsamda örgüt üyesi sayıldığı ifade edilmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun soruları kimden ve ne şekilde temin ettiğine ilişkin somut bir tespit yapılmadığını, sadece sınavlar arasındaki başarı farkından hareketle ihtimale dayalı bir sonuca ulaşıldığını ve bu kanaati destekleyen kesin delillerin ortaya konulmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mevcut delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinin başvurucunun örgüt üyeliği kastıyla hareket ettiğini ortaya koymaya yeterli olmadığını, ayrıca başvurucunun sonucu değiştirebilecek nitelikteki savunmalarının da karşılanmadığını belirterek mahkûmiyet hükmünün yeterli gerekçe içermediği ve bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Mustafa Seyhan, §§ 37-54).

27. Somut olayda başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede başvurucunun 2010 KPSS sınav sonucuna ilişkin hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şüphelilerle HTS irtibatının ve baz birlikteliğinin olması, belirtilen HTS irtibatlı bir kısım şahıslar arasında para transferine ilişkin tespitler bulunduğu iddia edilmiş ise de anılan bu tespitlerin örgütsel özellik taşıdığının belirlenmesine yönelik bir değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca Mahkemece de bu iddialar kararda dayanak olarak alınmamıştır.

28. Mahkeme; başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasında 2010 KPSS sınav sonuçlarına ilişkin hakkında soruşturma yürütülen bir kısım şüphelilerle daha önceki tarihlerde aynı işyerinde çalışması, başvurucunun eşinin iptal edilen ilk sınava girip 120 sorudan 119 doğru yapıp ikinci sınava girmediğinin tespit edilmesi hususlarına da dayanmış ise de bahsi geçen olgulara çok sınırlı bir etki tanındığı, gerekçenin incelenmesinden Mahkemenin başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sonuç ve kanaatine esas itibarıyla doğrudan sınav sonuçları üzerinden yapılan değerlendirme ile ulaştığı anlaşılmaktadır. Mahkeme; iptal edilen sınavdaki yüksek başarının başvurucunun kendi başarısı olmadığı, iptal edilen sınavdaki başarı grafiğindeki anormal yükselişin şüpheli olduğu, bu başarının FETÖ/PDY tarafından elde edilen sınav sorularının sınav öncesinde örgüt tarafından başvurucuya verilmesi üzerine başvurucunun sınava hazırlandığı ve 2010 KPSS sınavındaki başarısının bundan kaynaklandığı kabulü ile anılan sonuç ve kanaate varmıştır.

29. Mahkeme 2010 yılı KPSS sorularının örgütlü bir yapı tarafından sınavdan önce ele geçirilerek bu yapıya yakın kişilere ulaştırıldığı iddiası hakkında yürütülen ana soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporlarına ve diğer delillere atıf yapmak suretiyle söz konusu örgütlü yapının FETÖ/PDY olduğunu kabul etmiştir. Nitekim bahsi geçen ana soruşturma kapsamında sınavdan çok önceki bir tarihte soruların bilgisayarında kayıtlı olduğu tespit edilen ve ifadesi alınan şüpheli B.S.nin FETÖ/PDY ile bağlantılı kişiler aracılığıyla soruların kendisine ulaştırıldığı yönündeki beyanına gerekçeli kararda atıf yapmıştır. Yine aynı olaya ilişkin olarak yürütülen başka soruşturmalar kapsamında ifadeleri alınan diğer şüphelilerin de sınav sorularının kendilerine FETÖ/PDY tarafından dağıtıldığına dair ikrar içeren ifadeler verdiği gerekçeli karardan anlaşılmaktadır.

30. Gerekçeli karara göre örgütün stratejisi ve hareket tarzı itibarıyla gizliliğe ve tedbire son derece önem verdiği dikkate alınarak sınav sorularının ele geçirilerek dağıtılması gibi örgüt aleyhine rahatsızlık yaratacak bir konuda tedbirsiz davranılmasının düşünülemeyeceği değerlendirilmiş ve soruların sadece örgüte tam sadakatle bağlı olan üyelere dağıtıldığı kabul edilmiştir. Bu kabule göre sınav sorularını önceden aldığı kesin olarak tespit edilen kişilerin FETÖ/PDY üyesi olduğu karinesi oluşturulmuştur.

31. Gerekçeli kararda başvurucunun suça konu eylemleri yönünden yapılan değerlendirmede ise 2005-2010 yılları arasında beş kez KPSS'ye girdiği, 10/7/2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen sınavda KPSS eğitim bilimleri testinde 120 sorudan 117 soruyu doğru cevapladığı, 31/10/2010 tarihinde tekrarlanan eğitim bilimleri testine de girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek ve zorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen ikinci sınavda ise 120 sorudan 82 soruyu doğru cevapladığı, eğitim bilimleri alanlarına ilişkin sorularına doğru cevap verme oranındaki farkın başka bir ifadeyle başarı farkının temel alınarak 10/7/2010 tarihli sınav başarısının yeteneğinden kaynaklanmadığı, dış faktörlerin bu başarıda etkili olduğu kabul edilmiştir.

32. Mahkemece FETÖ/PDY tarafından ele geçirilen sınav sorularının sınavdan önce başvurucuya verildiği ve bu suretle anılan suçun işlendiği yönündeki kabulün başvurucunun farklı tarihlerde yapılan sınavlarda sergilediği başarı farkına dayandırıldığı görülmekle birlikte soruların kim tarafından, ne şekilde başvurucuya verildiği hususunda somut bir değerlendirmede bulunulamadığı görülmüştür. Diğer bir ifadeyle Mahkeme, sınavlar arasındaki başarı farkının tesadüf olamayacağı kanaatiyle başvurucunun sınav sorularını önceden elde etmek suretiyle silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sonucuna ulaşmış ancak tümüyle ihtimale dayanan bu kanaati destekleyen ve başvurucunun sınav sorularını sınavdan önce hileli bir davranışla elde ettiğini ortaya koyan bir delil göstermemiştir (bkz. § 25; bu konuya ilişkin Yargıtay değerlendirmeleri için bkz. Mustafa Seyhan, §§ 26-28).

33. Mahkemenin değerlendirdiği delillerin hiçbirinin başvurucunun soruları sınavdan önce kimden ve ne şekilde aldığını, diğer bir ifadeyle olayın nasıl gerçekleştiğini doğrudan ortaya koyamadığının altı çizilmelidir. Dahası Mahkeme, örgütün sadece karakteristik özelliklerini temel alarak soruları kendisine sıkı sıkıya bağlı mensupları dışında hiç kimseye vermeyeceğini kabul etmiş; başvurucunun örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle başvurucuyu silahlı örgüt üyeliği suçundan mahkûm etmiştir. Başvurucunun suçlamayı kabul etmemesi, 2005-2010 yılları arasında girdiği KPSS testlerinden de başarılı sonuçlar elde ettiği, tekrar yapılan sınav günü yaşadığı fiziki ve moral bakımından zorluklar bulunması iddiası karşısında gerekçeli kararda silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyete yeterli bir değerlendirme yapıldığını söylemek mümkün görünmemektedir. Ayrıca somut olayda Mahkeme; başvurucunun örgüt tarafından sınav sorularının kendisine verilmesi suretiyle başarı sağladığının anlaşıldığını, dolayısıyla FETÖ/PDY üyesi olduğu yönünde kanaat oluştuğunu değerlendirmiş ise de başvurucunun sınav sorularını önceden aldığı kesin olarak tespit edilen kişilerin FETÖ/PDY üyesi olduğu karinesiyle alakalı olgular bir bütün olarak ele alındığında başvurucunun bir terör örgütüne üye olma bilinciyle hareket ettiğini somut olayın koşullarında gerekçesinde ortaya koymakta başarılı olamamıştır.

34. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun savunmasında belirttiği iddialarının kararın sonucunu değiştirebilme ihtimali olan iddialar olduğu ve bildirilen bu durum hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmüştür.

35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

36. Başvurucu; ayrıca suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle adil yargılanma hakkı kapsamında bir kısım güvencelerin, yargılamaya bağlı olarak mülkiyet hakkının ve eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür.   Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden ve uygun görülen giderim birlikte gözetildiğinde yapılacak yeniden yargılamada başvurucunun diğer şikâyetlerinin değerlendirilebileceği anlaşıldığından mevcut başvuruda değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

B.   Makul Sürede Yargılanma Hakkı, Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı, Özel Hayata Saygı Hakkı Kapsamındaki Kişisel Verilerin Korunmasını İsteme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

37. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023), Ahmet Kartalkuş ([2. B.], B. No: 2019/39635, 19/3/2024, §§ 25-42) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Mehmet Emin Kılıç ([2. B.], B. No: 2013/5267, 7/3/2014, §§ 19-32), Mehmet Şimşek ([1. B.], B. No: 2018/10953, 22/7/2020, §§ 47-70) kararları doğrultusunda süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca başvurucunun haberleşme verilerinin mevzuatta belirlenen süreden fazla tutulması nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının Ertan Erçıktı (3) ([1. B.], B. No: 2018/14040, 30/6/2021) kararı doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

III.   GİDERİM

38. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

40. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

41. Maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunulmadığı için maddi tazminat talebinin; ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından da manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Ç. Başvurucunun değerlendirme konusu yapılmayan diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/181, K.2019/464) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

Ğ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, OKTAY SAYAR, B. No: 2021/58421, 20.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 335–344

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.