Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
İSMAİL EDİN VE ZEKİYE EDİN (2021/57516)
- Yaşam hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve bu konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Yaşam hakkı | Güvenlik güçlerinin ölümcül güç kullanması | İhlal | Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
İSMAİL EDİN VE ZEKİYE EDİN BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/57516) |
|
|
|
Karar Tarihi: 1/7/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Yılmaz AKÇİL Şaban KAZDAL |
|
Raportör |
: |
Soner GÖÇER |
|
Başvurucular |
: |
1. İsmail EDİN 2. Zekiye EDİN |
|
Vekilleri |
: |
Av. Nevroz UYSAL ASLAN Av. Hüseyin TÜL |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve bu konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/11/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
4. PKK terör örgütü 12/8/2015 tarihinden itibaren Cizre ilçesinin de dâhil olduğu bazı merkezlerde öz yönetim ilan etmiştir. Öz yönetim ilan ettiği bölgelerde patlayıcıyla tuzaklanmış hendekler kazmak ve barikatlar kurmak suretiyle yalıtılmış bölgeler oluşturmaya çalışan PKK terör örgütü, kamuoyunda hendek olayları olarak adlandırılan ve aylarca devam eden bu süreçte roketatarlar, keskin nişancı tüfekleri, patlayıcılar ve otomatik saldırı tüfekleri kullanarak terör saldırıları düzenlemiştir. Okullar, hastaneler, barajlar, adliye binaları, ambulanslar gibi temel kamu hizmetlerini sağlayan eşya ve binaların yanında sivilleri de hedef alan bu terör saldırılarında 335 sivil hayatını kaybederken 2.106 kişi yaralanmıştır. Terör saldırılarında 859 güvenlik görevlisi ve Derik kaymakamı şehit olmuş, 4.711 güvenlik görevlisi yaralanmıştır. Bu terör eylemlerinin engellenmesi, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla sözde öz yönetim ilan edilen bazı bölgelerde mülki idare amirliklerince sokağa çıkma yasakları uygulanarak terörle mücadele operasyonları başlatılmıştır (hendek olayları, öz yönetim ilanları, PKK terör örgütünün şehir savaşı stratejisi ve sokağa çıkma yasakları hakkında arka plan bilgisi ile ayrıntılı açıklamalar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28, 67, 346-348).
5. Başvuru konusu olay, yukarıda özetlenen operasyonların gerçekleştirildiği ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde yaşanmış olup başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre özetle şöyledir:
6. 9/2/2016 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının kararına istinaden Cudi Mahallesi Niran Sokak'ta bulunan 12 numaralı binada (güvenlik güçlerince kullanılan askerî haritada C-3158 olarak kodlanan bina) arama yapılmıştır. Arama, Terörle Mücadele Bürosu koordinesinde uzman olay yeri inceleme ekibince yapılmıştır. Tamamına yakınının yoğun ateşli silah kullanımı neticesinde hasarlı olduğu ifade edilen dört katlı binada yapılan arama işlemi ve olay yeri, kamera ve fotoğraflar vasıtasıyla kayıt altına alınmıştır. İşlemler sırasında sıcak çatışmaların devam ettiği belirtilmiştir. Olay yerinde birisi bodrum katta, diğer üçü ise ikinci katın balkonunda olmak üzere toplam dört ceset bulunmuştur. Balkondaki cesetlerden birinin üzerinde M.E. adına düzenlenmiş kimlik kartı ve sürücü belgesi, bir diğerinin ise yanında C.K. adına düzenlenmiş kimlik kartı bulunmuştur. Diğer iki cesedin üzerinde veya yakınlarında kimliklerini ispata yarar bir belge ele geçirilmemiştir. Binanın giriş kısmında kamuflaj desenli, şarjörlüklü bir yelek ve dört şarjör bulunmuştur. Şarjörlerin içinde toplam 93 mermi olduğu görülmüştür. Yine bodrumda bulunan cesedin yanında iki şarjör ile bir telsiz ele geçirilmiştir. Üzerinden M.E. adına düzenlenmiş kimlik kartı çıkan cesetten ayrıca cep telefonu ve flash bellek de ele geçirilmiştir. Çatışmaların devam etmesi nedeniyle olay yerinden alınarak hastaneye getirilen ceset üzerinde Cumhuriyet savcısı huzurunda morgda yapılan aramada kıyafetler muhafaza altına alındığı gibi ellerin iç ve dış yüzeyleri ile yüzden svap örnekleri ile kimlik teyidi için parmak izleri alınmıştır.
7. Cumhuriyet savcısı huzurunda, kamera kaydı ve fotoğraf çekimiyle kayıt altına alınmak suretiyle ceset üzerinde otopsi işlemi yapılmıştır. İşlem sırasında cesetten ikisi mermi çekirdeği gömlek parçası olmak üzere toplam dört metalik cisim ele geçirilmiş, ayrıca -cesedin kimliğinin tespiti maksadıyla- doku örneği alınmıştır. Yapılan otopsi neticesinde kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kot, vertebra (omur) ve ekstremite kırıkları ile çoklu iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği mütalaa edilmiştir.
8. Cesetten alınan parmak izlerinin APFİS (Otomatik Parmak İzi Teşhis Sistemi) veri tabanı üzerinden kolluk görevlilerince sorgulanması neticesinde ölenin başvurucuların yakını olan M.E. olduğu tespit edilmiştir. Aynı raporda faili meçhul olay yeri parmak izleri ile yapılan sorgulamada ise herhangi bir eşleşmeye rastlanmadığı belirtilmiştir. Cesedin kimliğinin kesin olarak tespit edilmesi için ayrıca DNA incelemesi de yaptırılmıştır. Adli Tıp Kurumu raporuna göre ölen şahıs ve başvurucu Zekiye Edin'den alınan DNA örneklerinin anne-oğul yönünden uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
9. M.E.nin kardeşi R.E. kollukça alınan beyanında kendisinin eşi ve çocuğu ile, kardeşi M.E.nin ise diğer aile fertleri ile birlikte Cudi Mahallesi'nde ikamet ettiğini sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin yedinci gününde kardeşi M.E. dışındaki aile fertlerinin evlerini terk ederek Konak Mahallesi'ndeki akrabalarının evine geçtiğini, bu tarihten sonra M.E.den haber alamadıklarını söylemiştir. Soruşturma sırasında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca M.E.nin anne ve babası olan başvurucu Zekiye Edin ile Ö.E. ifadeye davet edilmiş; M.E.nin kardeşi R.E. Cumhuriyet savcısı tarafından müşteki sıfatıyla alınan beyanında anne ve babasının yaşlı ve hasta olması nedeniyle ifade vermeye gelemediklerini, onların yerine kendisinin geldiğini söylemiştir. R.E. daha önce kollukta verdiği ifadelerine benzer yönde beyanlarda bulunarak, 20 Aralıkta M.E. dışındaki aile fertlerinin evlerini terk ederek Konak Mahallesi'ndeki akrabalarının evine geçtiklerini, M.E.nin ise kimseye yük olmak istemediğini söyleyerek evde kaldığını ifade etmiştir.
10. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporunda; otopsi sırasında cesetten ele geçirilen toplam dört metalik cisimden birinin kısmi set izleri içerdiği, diğerlerinin teşhis ve tespite elverişli nitelikte karakteristik iz taşımadığı, kısmi set izleri içeren mermi çekirdeği gömlek parçası üzerinde ise -beraberinde kovan bulunmadığı için- silahı tespit edilemeyen olaylar arşivi ile bir mukayese yapılamadığı bildirilmiştir.
11. Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğünün 18/7/2016 tarihli üst yazısı ekinde Başsavcılıkça talimat verilen kimi hususların yerine getirildiği bildirilmiştir. Yazı ekinde yer alan kamera araştırma tutanağına göre olayın yaşandığı yerin civarında herhangi bir MOBESE, kamuya ya da özel şahsa ait kamera sistemi tespit edilememiştir. Arşiv araştırma tutanağında ise M.E. hakkında daha önce terör örgütü elebaşının Türkiye'ye getirilmesinin yıl dönümünde yapılan eylemlere katılması nedeniyle 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan ayrıca silahlı eylem girişimi sırasında etkisiz hâle getirilen bir şahsın kaçmaya çalıştığı aracın sahibi olması sebebiyle soruşturma yürütülmüştür. Aynı yazıya göre adı geçenin terör örgütünün gençlik yapılanması içinde faaliyet yürüttüğüne dair teyide muhtaç istihbari bilgiler bulunmakla birlikte hakkında yapılmış bir teşhise rastlanmamıştır. M.E. hakkında verilmiş bir yakalama kararı bulunmadığı gibi aranan şahıslardan olmayıp herhangi bir suç kaydı veya açık veya kapalı dava dosyası da yoktur. İlçe Emniyet Müdürlüğünün yazısı ekinde yer alan fail araştırma tutanağında olaya tanık olan herhangi bir kimsenin tespit edilemediği, bu nedenle fail ya da faillerin tespit edilemediği bildirilmiştir. İnternet tespit tutanağında ise ailesince teşhis edilen M.E.nin cesedinin aileye teslim edilmemesi ile ilgili bir habere yer verilmiştir.
12. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 25/11/2017 tarihinde, her ne kadar M.E.nin ölümü olayı ile ilgili olarak soruşturma yürütülmüşse de olayda hukuka uygunluk sebeplerinin olduğu anlaşıldığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini ancak 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğinden bahisle görevsizlikle dosyanın görevli Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
13. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ise 5/2/2019 tarihinde, M.E.nin cesedinden ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinin, adı geçenden alınan svaplarda antimon elementi bulunup bulunmadığına ilişkin uzmanlık raporunun dosyada yer almadığı, ayrıca M.E.nin ölümünün terör örgütünce sosyal medya ve internet üzerinden sahiplenip sahiplenilmediğine dair araştırma yapılmadığı, bahsi geçen eksikliklerin giderilmesi için yazılan talimatın gereğinin yapılmadan iade edildiği, soruşturma dosyasına konu eksikliklerin suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığınca giderilmesi gerektiği gerekçeleriyle yetkisizlik kararı vererek dosyanın yetkili Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
14. Bunun üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, İlçe Emniyet Müdürlüğüne bahsedilen eksikliklerin ikmali talimatı vermiştir. İlçe Emniyet Müdürlüğü 2/5/2019 tarihli cevabi yazısı ile M.E.den alınan svaplarda antimon elementi bulunup bulunmadığına ilişkin uzmanlık raporunun daha önce Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce doğrudan soruşturma dosyasına gönderildiğini, dijital materyallere ilişkin inceleme raporunun ise aynı olaya ilişkin olarak yürütülen başka bir soruşturma dosyasına gönderildiğini, M.E. hakkında yapılan açık kaynak araştırması neticesinde adı geçenin ölümünün terör örgütüne müzahir olduğu değerlendirilen internet sitelerinde sahiplenildiği ve kendisinden "Cizre direniş şehidi" olarak bahsedildiğini bildirmiştir.
15. İlçe Emniyet Müdürlüğünün cevabi yazısı üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı araştırma neticesinde dijital materyallere ilişkin raporun Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı olaya ilişkin olarak yürütülmüş olan başkaca bir soruşturma dosyasında yer aldığını, söz konusu dosyanın ise görevsizlik kararı verilerek Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesince UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde M.E.nin ölümü üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca iki ayrı soruşturma yürütüldüğü, soruşturmalardan birinin (bireysel başvurunun konusunu teşkil eden) M.E.nin ölümüne ilişkin olduğu, diğer dosyanın ise M.E. hakkında örgüt üyeliği suçundan yürütülen bir soruşturma olduğu, bahsi geçen ikinci soruşturma dosyasında, İlçe Emniyet Müdürlüğünün 7/12/2018 tarihli üst yazısı ekinde dijital materyal üzerinde yapılan incelemeye ilişkin raporları soruşturma dosyasına gönderdiği, yazı ekinde yer alan export inceleme tutanağı, inceleme tutanağı ile içerik çıkarma raporunda internet üzerinden terör örgütü ile terör örgütü mensubu kimi şahıslar hakkında aramalar yapıldığının tespit edildiği, ayrıca M.E.nin fotoğraflarının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
16. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazdığı 25/10/2019 tarihli yazıyla, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce hazırlanan raporun gönderildiğine ilişkin barkot numarasının veya raporun kime teslim edildiğinin araştırılarak bildirilmesini istemiştir. İlçe Emniyet Müdürlüğü 12/12/2019 tarihli yazıyla barkot numarasının tespit edilemediğini ancak bahsi geçen raporun onaylı bir suretinin ilgili müdürlükten tedarik edilerek yazı ekinde gönderildiğini bildirmiştir. Yazı ekinde yer alan 16/3/2016 tarihli uzmanlık raporunda alınan svapların tümünde atış artıklarında bulunan antimon (Sb) maddesine rastlandığı belirtilmiştir.
17. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 5/5/2020 tarihinde, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca tespit edilen eksikliklerin giderildiğinden bahisle önceki görevsizlik kararına benzer gerekçelerle tekrar görevsizliğine, dosyanın görevli Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
18. Dosyanın gönderildiği Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 13/9/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; kararda M.E.nin diğer terör örgütü üyeleri ile birlikte güvenlik güçleri ile yapılan çatışmalara katıldığını, güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği esnada güvenlik güçlerince öldürüldüğünü kabul etmiştir. Kararda M.E.nin meşru müdafaa hakkı kapsamında güvenlik güçlerince öldürüldüğü, güvenlik güçlerinin yetkili bir merciden aldıkları hukuka uygun emri yerine getirdikleri, bu emri yerine getirmeleri esnasında kendilerine, diğer güvenlik güçlerine ve sivil halka örgüt mensuplarınca yöneltilen, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız saldırıları o andaki hâl ve şartlara göre, saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunda oldukları, güvenlik güçlerinin kanunun verdiği yetkiyi kullandıkları ve verilen emri ifa ettikleri, bu durumun da hukuka uygunluk nedenleri arasında yer aldığı ifade edilmiştir.
19. Başvurucular, karara itiraz etmiş; itirazı inceleyen Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği 25/10/2021 tarihli kararla, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer verilen benzer gerekçelerle itirazın reddine hükmetmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Anayasa Mahkemesinin 1/7/2026 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi
21. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeme gücünden yoksun olduklarını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay ([2. B.], B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimlerini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucular, ölümün güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanması nedeniyle meydana geldiğini, ölüm olayıyla ilgili etkili bir soruşturma yapılmadığını belirterek yaşam, adil yargılanma ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca şehir merkezinde icra edilen operasyonun planlanması sırasında gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle yaşam hakkını koruma yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ileri sürmüştür. Başvuruculara göre mutlak zorunlu olmadığı hâlde ve ölçüsüz olarak güç kullanılması, olay yeri incelemesinde Cumhuriyet savcısı ve hazirun veya muhtar gibi bağımsız üçüncü bir kişinin olmaması, ölüm olayının gerçekleştiği operasyona, operasyonda kullanılan silahların niteliklerine ve operasyon güçlerine yönelik bir tespit ve ifade işlemi yapılmaması, hava araçları ile askerî araçlarda bulunan kamera kayıtları ile telsiz kayıtlarının celbedilmemiş olması önemli hususlardır. Öldürme fiilinin bir çatışma sonucu gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığı gibi öldürme eyleminin ne zaman, hangi operasyonda, hangi güvenlik güçlerince gerçekleştirildiği de ortaya çıkarılmamıştır.
23. Bakanlık görüşünde, terör saldırıları, hendek olayları, başvuru konusu olay ile soruşturma süreci özetlenmiş; yaşam hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken somut olayların kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
C. Değerlendirme
1. Nitelendirme ve İncelemenin Kapsamı
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Olaya ilişkin yürütülen soruşturma neticesinde başvurucuların yakınının güvenlik güçlerince öldürüldüğü kabul edilmiş, bireysel başvuru formunda da aynı görüş dile getirilmiştir. Soruşturma safahatında yapılan tespitler ve başvurucuların iddiaları dikkate alındığında başvuru, yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmelidir. Başvurucuların operasyonun planlanması ve icrası sürecine ilişkin yakınmaları da öldürmeme yükümlülüğü kapsamında incelenecektir.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
26. Yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna ilişkin genel ilkelere Gazal Kolanç ve diğerleri kararında yer verilmiştir (bkz. bahsi geçen karar §§ 320-331).
b. İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
i. Yaşam Hakkının Öldürmeme Yükümlülüğüne İlişkin Maddi Boyutu ile İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğü bakımından ihlal edildiğine yönelik iddialar incelenirken öncelikle belirlenmesi gereken husus, ölümün devlet görevlilerinin güç kullanımı sonucu meydana gelip gelmediğidir. M.E.nin ölümüyle ilgili ceza soruşturmasında ölümün güvenlik kuvvetlerinin güç kullanımı sonucu meydana geldiği kabul edilmiştir. Ceza soruşturmasında toplanan delillere göre somut başvuruda bu tespitten ayrılmayı gerektiren bir yön bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
28. Daha önce ifade edildiği üzere başvuru konusu ölüm; kamuoyunda hendek olayları olarak isimlendirilen olaylar sırasında meydana gelmiştir. Anayasa Mahkemesi Gazal Kolanç ve diğerleri kararında, terör olayları nedeniyle 2015 ve 2016 yıllarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde güvenlik güçlerinin gerçekleştirdiği geniş çaplı operasyonlarda meydana gelen ölümler için birden çok başvurunun birleştirilmesi suretiyle yaşam hakkı yönünden yaptığı detaylı değerlendirmede olayın koşullarını, konuya ilişkin yaklaşımını, ilkeleri ve ölçütleri belirlemiştir. Anayasa Mahkemesi bahsi geçen kararda şu tespitlerde bulunmuştur (Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 339-366):
i. Yaşam hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için sağlanması gereken ilk ölçüt müdahalenin kanuni bir dayanağı olmasıdır. Güvenlik kuvvetlerinin güç ve silah kullanımını düzenleyen mevzuat kanunilik şartını sağlamaktadır.
ii. Yaşam hakkına yapılan müdahalenin ihlale yol açmaması için karşılanması gereken ikinci kriter, müdahalenin Anayasa'nın 17. maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan istisnai durumlardan biri kapsamında gerçekleştirilmesidir. Somut ölüm olayının kendisine özgü şartlarının ayrıca dikkate alınması gerekmekle birlikte genel olarak bu operasyonlar sırasında güvenlik güçlerinin terörle mücadele çerçevesinde aldıkları emri yerine getirdikleri, kanunun verdiği yetkiyle güç kullandıkları ve bu çerçevede Anayasa'nın 17. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen meşru müdafaa hâlinde oldukları, ayrıca söz konusu operasyonların gerçekleşme sebebi olan yaygın terör olaylarının ayaklanma olarak nitelendirilmesi gerektiği dikkate alındığında bu operasyonlar sırasında güç kullanımının Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan bir ayaklanmanın bastırılması meşru amacına matuf olduğu kabul edilmelidir.
iii. Yaşam hakkına yapılan müdahalenin ihlale yol açmaması için karşılanması gereken son kriter, müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesi anlamında ölçülülük ilkesine aykırılık taşımamasıdır. Buna göre devlet görevlilerinin ölümle neticelenen güç kullanımlarının, somut olayın şartlarında gerçekleştirilmek istenen meşru amaca ulaşmak için elverişli, mutlak zorunlu ve ortaya çıkan tehlikeyi bertaraf etmek için orantılı olduğu ortaya konulmalıdır. Bu çerçevede;
- Vahim terör olaylarının önlenmesi ve ayaklanmanın bastırılması için bu operasyonlar sırasında ölümcül güç kullanılması elverişli bir yoldur.
- Yürütülen operasyon mutlak zorunluluk ve orantılılık ilkelerine uygun olarak planlanmıştır.
- Ölümle neticelenen güç kullanımının somut olay şartlarında mutlak zorunlu ve orantılı olup olmadığı incelenmelidir. Bu inceleme yapılırken başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün hâlinde değerlendirilmelidir.
- Yaşanan terör hadiselerinin süreklilik arz etmesi ve öngörülemez olması nedeniyle kullanılacak gücün orantılılığı bakımından isabetli bir muhakeme yapmak oldukça güçtür. Son derece karmaşık ve zor koşullar altında gerçekleştirilen güvenlik operasyonlarında yöntem ve araçların seçimi konusunda operasyonu icra eden kamu makamlarının takdir hakları bulunduğu kabul edilmelidir.
- Süreklilik arz eden ve öngörülemez nitelikte olan terör saldırılarının devam ettiği bir ortamda güvenlik güçlerinden saldırıda bulunan kişilerle teslim olmaları konusunda müzakere yürütmelerini beklemek kamu makamlarına gerçekleştirilmesi neredeyse imkânsız bir yük yüklemek anlamına gelecektir.
29. Somut başvuruya temel olan vaka da tarih ve mekân itibarıyla aynı operasyonda meydana geldiğinden ihlal iddiasına konu tekil ölüm olayı ve akabinde olaya özgü soruşturmanın özel şartları dışında genel operasyon (güç kullanımı) koşullarına yaklaşım bağlamında Gazal Kolanç ve diğerleri kararında yapılan belirlemelerden ayrılmayı gerektiren bir neden bulunmamaktadır.
30. Yukarıda soruşturma sürecinde yapılan iş ve işlemler ile toplanan delillere yer verilmiştir (bkz. §§ 6-18). Buna göre M.E.nin cesedi; bölücü terör örgütü mensuplarının cesetleri ve terör örgütü mensuplarınca kullanıldığı değerlendirilen şarjörler, mermiler, kamuflaj desenli şarjörlüklü yelek ve telsiz ile birlikte ele geçirilmiştir. Askerî haritada C-3158 olarak kodlanan bina ve civarında yoğun çatışmalar yaşandığı, bahsi geçen binanın terör örgütü mensuplarınca saldırılarda kullanıldığı anlaşılmıştır (M.E.nin cesedinin bulunduğu C-3158 kodlu binadan güvenlik güçlerine roketatar, otomatik silahlar ve el bombası kullanılarak saldırılar düzenlendiğine ilişkin daha ayrıntılı malumat için bkz. Mehmet Yavuzel ve diğerleri [2. B.], B. No: 2016/1652, 12/7/2023, §§ 59, 65; Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 138, 312, 363). M.E.nin cesedinden alınan el ve yanak svaplarında atış artığı tespit edilmiştir. Dahası yapılan açık kaynak araştırması neticesinde M.E.nin ölümünün kollukça terör örgütüne müzahir olduğu değerlendirilen internet sitelerinde sahiplenildiği ve kendisinden Cizre direniş şehidi olarak bahsedildiği tespit edilmiştir. Soruşturma sürecinde elde edilen bu deliller, M.E.nin yaygın terör eylemlerinin engellenmesi ve Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan bir ayaklanmanın bastırılması meşru amacına yönelik olarak yapılan operasyonlar sırasında, güvenlik güçleri ile girdiği silahlı çatışmada, Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan meşru müdafaa şartları altında öldürüldüğünün kabulü için yeterlidir. Soruşturma sürecinde elde edilen delillerin aksine, delillerin veya tespitlerin yanlış olduğu yönünde herhangi bir bilgi veya bulguya rastlanmamıştır.
31. Bu durumda başvurucuların yakınlarının ölümüyle neticelenen güç kullanımının somut olay şartlarında mutlak zorunlu ve orantılı olup olmadığı incelenmelidir. Olayın yaşandığı bölgede şiddetli çatışmaların devam ettiği aşikârdır. Yukarıda yer verilen delillere göre soruşturma makamlarınca PKK terör örgütü adına güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet yürüttüğü değerlendirilen M.E.nin teslim olma iradesinin olmadığı ve silahlı eylemlerine devam edeceği değerlendirmesi ile güvenlik güçlerince öldürülmüştür. Somut olayın açıklanan koşulları altında güvenlik güçlerinin kendilerinin ve başkalarının hayatlarını koruma, silahlı ayaklanmayı bastırma meşru amaçlarına daha hafif bir sınırlama ile ulaşmalarının mümkün olmadığı ve ölümcül güç kullanmalarının mutlak zorunlu olduğu kanaatine varılmıştır.
32. M.E.nin cesedine yıkık ve harabe hâldeki dört katlı bir binada ulaşılmıştır. Çatışma sırasında güvenlik güçlerince ağır silahların kullanıldığı anlaşılmıştır. M.E.nin cesedinin bulunduğu C-3158 kodlu bina ve çevresi yoğun saldırıların gerçekleştiği bir yer olup bahsi geçen binada zaman zaman yapılan aramalarda roketatarlar gibi ağır silahlar da ele geçirilmiştir (bu olaylar ve aynı tarihlerde yakın bölgelerde gerçekleşen çok sayıda terör saldırıları ile el geçen mühimmatlar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 42, 43, 45, 57-59, 273-275). Son derece karmaşık ve zor şartlar altında gerçekleştirilen güvenlik operasyonlarında yöntem ve araçların seçimi konusunda operasyonu icra eden kamu makamlarının takdir hakları bulunmaktadır. Zira potansiyel terör saldırısının şiddetinin, nereden geleceğinin ve ne şekilde gerçekleşeceğinin güvenlik güçlerince bilinebilmesi neredeyse imkânsızdır (Gazal Kolanç ve diğerleri, § 366).
33. Olayın yaşandığı çatışma bölgesindeki kalabalık terörist gruplar güvenlik güçlerine keskin nişancı tüfekleri, otomatik tüfekler, el bombaları, patlayıcılar ve roketatarlar kullanarak saldırılar düzenlemiştir. Bu saldırılarda binalar arasında terör örgütü üyelerince açılan tüneller vasıtasıyla eleman ve mühimmat transferi yapılmıştır. Dolayısıyla çatışma bölgesinde teröristlerin bulundukları tespit edilen binadan terör örgütü üyelerinin roketatar, el bombası gibi ağır silahlarla saldırılarına devam edeceklerini değerlendirmeleri son derece tabiidir. Nitekim bu tarz silahlarla gerçekleştirilen saldırılarda Cizre'de 66 güvenlik görevlisi şehit olmuş ve 428 görevli yaralanmıştır (Gazal Kolanç ve diğerleri § 272; Cizre'deki bu terör hadiselerinden bazıları için ayrıca bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri §§ 58, 59). Bu açıklamalar ışığında somut başvuruya konu olayda silahlı bir ayaklanma kapsamında ağır silahlar kullanılarak gerçekleştirilen kesintisiz ve öngörülemez nitelikteki ölümcül terör saldırılarına karşı güvenlik güçlerince ölümcül güç kullanılarak mukabele edilmesinin silahlı ayaklanmayı bastırmak, güvenlik güçleri ve diğer kişilerin yaşamları bakımından ortaya çıkan tehlikeyi bertaraf etmek için orantılı bir müdahale olduğu sonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ihlal edilmemiştir.
ii. Yaşam Hakkının Etkili Soruşturma Yükümlülüğüne İlişkin Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
35. Başvuru konusu olayda kamu makamlarının terörle mücadele operasyonlarında yaşanan çatışmalarda ölen bir kişinin bulunduğunu tespit etmelerinin ardından kendiliklerinden harekete geçerek ceza soruşturması başlattıkları anlaşılmıştır. Başvurucular, yakınlarının ölümü nedeniyle başlatılan soruşturmada belge örneklerine erişebilmiş; kendilerini avukatla temsil ettirmiş ve karara itiraz haklarını kullanmış ve soruşturmaya katılım konusunda bir engelle karşılaşmamışlardır.
36. Arama kararlarının terörle mücadele operasyonlarına katılmayan adli kolluk birimlerince talep edildiği ve karar gereğinin uzman olay yeri inceleme görevlilerince yerine getirildiği görülmüştür. Buna ek olarak adli kolluk görevlileri, daha sonra tutanağa bağladığı tüm işlemleri video ve fotoğraflarla kaydederek soruşturmayı yürütmekle görevli Cumhuriyet savcılarının incelemesine imkân sağlamıştır. Soruşturma için kritik önemdeki ölü muayene ve otopsi işlemleri ise Cumhuriyet savcılarının ve adli tabibin bizzat katılımıyla usulüne uygun olarak yapılmıştır. Dolayısıyla somut olayda etkili soruşturma yükümlülüğü kapsamında soruşturmanın bağımsızlığının zedelenmemesi için imkânlar dâhilindeki tüm tedbirlerin alındığı kanaatine varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 373, 377).
37. Çatışmalara katılan görevlilerin tespiti ile ifadelerinin alınmaması etkili soruşturma yükümlülüğü ile ulaşılmak istenen amaç bakımından yerine getirilmesi gereken zorunlu ve faydalı bir delil toplama işlemi olarak değerlendirilmemiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri, § 381). Nitekim yaşam hakkının maddi boyutu bakımından ihlal edildiği iddiaları incelenirken açıklandığı üzere başvuru dosyasındaki deliller M.E.nin, ayaklanmanın bastırılması ve silahlı saldırıda bulunmasını engellemek amacıyla meşru müdafaa şartları altında öldürüldüğünü göstermektedir. Bu tespitlere ve soruşturmada ulaşılan benzer sonuca göre toplanan deliller olayın koşullarında maddi gerçeği ortaya çıkarmış ve kullanılan gücün Anayasa'nın 17. maddesi anlamında mutlak zorunlu ve orantılı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle soruşturma açısından kritik önemi olan delillerin somut olayın koşullarında özen yükümlülüğüne uygun olarak toplandığı, başvurucularca toplanmadığı öne sürülen delillerin ise etkili soruşturma yükümlülüğü ile ulaşılmak istenen amaç bakımından yerine getirilmesi gereken zorunlu ve faydalı birer delil toplama işlemi olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca M.E.nin ölümüyle ilgili soruşturmanın yeterli olduğu, soruşturma neticesinde verilen kararların eldeki delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Bundan sonra Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının kararına istinaden 9/2/2016 tarihinde gerçekleştirilen aramada M.E.nin cesedinin bulunması üzerine başlatılan soruşturmanın Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının 13/9/2021 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile nihayete erdiği, kararın ise Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/10/2021 tarihli itirazın reddi kararı ile kesinleştiği gözetildiğinde yaklaşık 5 yıl 8 ay süren soruşturmanın makul sürede tamamlanıp tamamlanmadığı hususu irdelenmelidir.
39. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, M.E.nin ölümü olayı ile ilgili olarak yürüttüğü soruşturmada 25/11/2017 tarihinde olayda hukuka uygunluk sebeplerinin mevcut olduğu anlaşıldığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği ancak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu gereğince soruşturmanın il Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ise 5/2/2019 tarihinde dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinin, vücuttan alınan svaplarda antimon bulunup bulunmadığına ilişkin uzmanlık raporunun dosyada yer almadığı ayrıca açık kaynak araştırması yapılmadığı gerekçesi ile yetkisizlik kararı vererek dosyayı Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına iade etmiştir. Bunun üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, İlçe Emniyet Müdürlüğüne bahsedilen eksikliklerin ikmali talimatı vermiştir. İlçe Emniyet Müdürlüğü 2/5/2019 tarihli cevabi yazısı ile vücuttan alınan svaplarda antimon elementi bulunup bulunmadığına ilişkin uzmanlık raporunun daha önce soruşturma dosyasına gönderildiğini, dijital materyallere ilişkin inceleme raporunun ise aynı olaya ilişkin yürütülen başka bir soruşturma dosyasına gönderildiğini belirtmiş; ayrıca M.E. hakkında yapılan açık kaynak araştırması neticesini bildirmiştir (Anayasa Mahkemesince UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde M.E.nin ölümü üzerine Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca iki ayrı soruşturma yürütüldüğü, soruşturmalardan bir tanesinin -bireysel başvurunun konusunu teşkil eden- M.E.nin ölümüne ilişkin olduğu, diğer dosyanın ise M.E. hakkında örgüt üyeliği suçundan yürütülen bir soruşturma olduğu, bahsi geçen ikinci soruşturma dosyasında, İlçe Emniyet Müdürlüğünün 7/12/2018 tarihli üst yazısı ekinde dijital materyal üzerinde yapılan incelemeye ilişkin raporların soruşturma dosyasına gönderildiği görülmüştür.). Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazdığı 25/10/2019 tarihli yazı ile daha önce soruşturma dosyasına gönderildiği söylenen uzmanlık raporunun gönderildiğine dair barkot numarasının veya raporun kime teslim edildiğinin araştırılarak bildirilmesini istemiştir. İlçe Emniyet Müdürlüğünün 12/12/2019 tarihli cevabi yazısında barkot numarasının tespit edilemediği belirtilmekle birlikte bahsi geçen 16/3/2016 tarihli Uzmanlık Raporu'nun onaylı bir sureti ilgili Müdürlükten tedarik edilerek yazı ekinde gönderilmiştir.
40. Nihayetinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 5/5/2020 tarihinde, olayda hukuka uygunluk sebeplerinin mevcut olduğu anlaşıldığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği ancak 3713 sayılı Kanun gereğince soruşturmanın il Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vererek dosyayı Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13/9/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karara yapılan itiraz ise Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/10/2021 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
41. Özetlenen soruşturma sürecinde dijital materyal üzerinde yapılan incelemeye ilişkin raporların 7/12/2018 tarihinde -aynı olaya ilişkin olarak örgüt üyeliği suçundan yürütülen bir diğer- soruşturma dosyasına gönderildiği, vücuttan alınan svaplarda antimon bulunup bulunmadığına ilişkin uzmanlık raporunun ise 16/3/2016 tarihli olmasına rağmen dosya içinde bulunamadığı için onaylı bir suretinin ancak 12/12/2019 tarihinde dosyaya katılabildiği, internet üzerinden yapılan açık kaynak araştırmasının ise Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının delillerin toplanmasında eksiklikler bulunduğu gerekçesi ile dosyayı iade etmesi sonrası 2/5/2019 tarihinde yapıldığı görülmüştür. En nihayetinde dosya 5/5/2020 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca görevli Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ve dosyada başkaca bir işlem yapılmamış olmasına rağmen Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca ancak 13/9/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
42. Olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi adına soruşturma ve kovuşturmalar makul bir süratle yürütülmelidir (benzer yöndeki karar için bkz. Filiz Aka [1. B.], B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 29). Bu gereklilik yaşanan gecikmelerin yargılamaların etkililiği üzerinde bir etki yaratıp yaratmadığı meselesinden tamamen ayrıdır. Bu sebeple yaşanan gecikme tek başına yargılamanın etkisizliğine neden olabilir (benzer yöndeki karar için bkz. Aysel Gezer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2021/9961, 2/11/2023, § 142).
43. Somut olayda çok önceden tanzim edilmiş raporların dosyaya kazandırılmasında ve soruşturma süreci tamamlanmasına rağmen soruşturmayı nihayete erdirecek kararın verilmesinde gösterilen gecikmenin haklı bir izahı yoktur. Olayların karmaşık yapısı, olay tarihinde bölgedeki genel durum ve delil toplanmasındaki güçlükler dikkate alındığında dahi soruşturmanın makul denilebilecek bir sürede tamamlandığı söylenemez. Soruşturma makul özen ve süratle yürütülüp tamamlanmamış, gecikmeye sebep olunmuştur. Soruşturma sonucunda ulaşılan neticeden bağımsız olarak yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ihlal edilmiştir.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
V. GİDERİM
45. Başvurucular; ihlalin tespiti, yeniden soruşturma yapılması ve 500.000 TL maddi/manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
46. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin niteliği dikkate alındığında yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
47. Öte yandan ihlalin niteliği dikkate alınarak başvuruculara 330.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zararı ve maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasındaki illiyet bağını ortaya koyan bilgi ve belgelerin sunulmadığı görülmekle maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının öldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
Ç. Başvuruculara net 330.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 40.000 TL vekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor.2020/2136,K.2021/2521) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, İSMAİL EDİN VE ZEKİYE EDİN, B. No: 2021/57516, 01.07.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 254–265
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.