İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

LOKMAN ÇİNİ (2021/57174)

  • Yaşam hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, babasının gözaltına alınması ve tutuklanması sonrasında cihazlara bağlı olarak yaşamını sürdüren engelli çocuğun vefat etmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Yaşam hakkıTıbbi ihmal veya sağlık hizmetlerine erişememe sonucu ölümSüre Aşımı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

LOKMAN ÇİNİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/57174)

 

Karar Tarihi: 21/4/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Mehmet AKTEPE

Başvurucu

:

Lokman ÇİNİ

Vekili

:

Av. Murat IŞIK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, babasının gözaltına alınması ve tutuklanması sonrasında cihazlara bağlı olarak yaşamını sürdüren engelli çocuğun vefat etmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olduğu şüphesiyle başvurucu hakkında soruşturma başlatmış ve başvurucu 8/12/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

3. 8/12/2016-16/12/2016 tarihleri arasında gözaltında kalan başvurucu, tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

4. Başvurucu 16/12/2016 tarihinde Bursa 3. Sulh Ceza Hâkimliğindeki (Hâkimlik) sorgusunda yoğun şekilde bakıma ihtiyacı olan beyin özürlü, %100 engelli bir çocuğu olduğunu, eşinin bu bakımı yapamayacağını beyan ederek serbest bırakılmasını talep etmiştir. Hâkimlik, başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

5. Başvurucu; tutukluluğa yaptığı itirazında, eşinin gebelik döneminde tespit edilen bir mikroptan dolayı çocuğuna hidrosefali (beyin su toplaması) teşhisi konulduğunu, beş buçuk yaşında olan oğlunun kafasında biriken suyun boşaltılmasını sağlamak amacıyla cihaz takıldığını belirtmiştir. Ayrıca oğlunun hastalığı sebebiyle solunum, nabız ve kalp atışlarını ölçmek amacıyla pulse oksimetre ile balgam ve burun temizliği için günde on iki kez olmak üzere aspirasyon cihazı, uyku apnesinden dolayı BPAB cihazı, solunumu yetmediğinde nefes alabilmesi için oksijen cihazı, ağız yoluyla beslenemediği için burundan beslenmesini sağlayan NG cihazı kullandığını ve epilepsi hastası olduğu için günlük kullandığı ilaçları olduğunu dile getirerek tahliyesini veya adli kontrolle serbest bırakılmasını talep etmiştir. Tutukluluk hâline yapılan itiraz, itiraz merciince reddedilmiştir. Benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâline yaptığı sonraki itirazları da kesin olarak reddedilmiştir.

6. Soruşturma neticesinde Başsavcılık, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 1/2/2017 tarihli iddianame düzenlemiştir. İddianamenin kabulü ile açılan dava, Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır.

7. Başvurucunun oğlu F.E.Ç. 2/3/2017 tarihinde vefat etmiştir. Cenaze törenine katılması için başvurucuya, talebi üzerine Mahkeme tarafından iki gün izin verilmiştir.

8. Mahkeme 8/12/2017 tarihli celsede yurt dışı çıkış yasağı getirerek başvurucunun güvence parası yatırması şartıyla tahliyesine karar vermiştir. Bu tarihten sonra başvurucunun yargılamasına tutuksuz olarak devam edilmiştir.

9. Mahkeme 13/3/2019 tarihli son celsede başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, hüküm kanun yolu denetiminden geçerek 23/6/2021 tarihinde kesinleşmiştir.

10. Başvurucu, nihai hükmü 25/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 16/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. Komisyon; adli yardım talebinin kabulüne, yaşam hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

12. Başvurucu; engelli oğlunun makinelere ve ilaçlara bağlı olarak yaşadığını, bu makine ve ilaçların kullanımını ailede yalnızca kendisinin bildiğini, bu durumu hem gözaltı hem de tutukluluk aşamasında bildirmesine rağmen serbest bırakılmadığını, gözaltına alınmasından 82 gün sonra, sırf serbest bırakılmaması nedeniyle oğlunun vefat ettiğini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; yargılama devam ederken 2/3/2017 tarihinde başvurucunun oğlunun vefat etmesine karşın başvurucunun bireysel başvuruyu mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra yaptığı, vefat tarihinden bu yana başvurucunun oğlunun ölümüne ilişkin olarak ihmali olduğunu düşündüğü kamu görevlileri ile ilgili adli makamlara başvurduğuna, hizmet kusuru olduğundan bahisle tam yargı davası açtığına veya konuya ilişkin idari bir başvuru yaptığına dair bir açıklama veya bilgi olmadığı, bu nedenle de başvuru yollarını tüketmediği vurgulanmıştır.

14. Bakanlık görüşünde ayrıca başvurucunun gözaltına alındığı 8/12/2016 tarihinden itibaren epilepsi ve hidrosefali rahatsızlıkları bulunan oğlu F.E.Ç.nin 9/12/2016, 14/12/2016, 12/1/2017, 18/1/2017, 24/1/2017, 3/2/2017 ve 13/2/2017 tarihlerinde Bursa Nilüfer 85/86 No.lu Aile Hekimliği Birimleri aile hekimi tarafından, 9/12/2016, 21/12/2016, 18/1/2017, 14/2/2017, 27/2/2017 ve 28/2/2017 tarihlerinde ise Bursa Dört Çelik Çocuk Hastalıkları Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından düzenli ve usulüne uygun olarak, aksatılmaksızın muayene ve tedavi edildiği, tutuklama sonrası ilgili cihazların kullanılamaması nedeniyle başvurucunun çocuğunun vefat ettiğine dair iddiasını destekleyen bulgu veya emarenin bulunmadığı, bu yönde bir tespit içeren adli veya idari bir kararın da mevcut olmadığı dile getirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne ilişkin beyanda bulunmamıştır.

15. Başvurucu %100 engelli olan oğlunun bakımını sadece kendisinin yaptığını, oğlunun yaşamının korunması için tutuksuz yargılanması gerekirken tutuklandığını belirterek oğlunun ölümünden devletin sorumlu olduğunu iddia etmiştir.

16. Anayasa’nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet, yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 35).

17. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devletin yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 135), bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması (T.A., § 136; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 36) ve hatta önceden belirlenebilir bir veya daha fazla bireyin yaşamına yönelik bir tehdit söz konusu olmasa bile kişilerin yaşamını korumak için genel güvenlik tedbirleri alması gerekir (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya [1. B.], B. No: 2013/1280, 28/5/2014, § 59). Öte yandan yetkili makamlardan yaşamla ilgili her türlü potansiyel tehdidin gerçekleşmesini önlemek için somut tedbirler alması beklenemeyeceği (Mehmet Çetinkaya ve Maide Çetinkaya, § 60) gibi özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate alındığında koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanması da mümkün değildir. Ayrıca hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması için pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir. Unutulmaması gerekir ki yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirindedir (T.A., § 136, 137; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 37).

18. Tamamen başkasına muhtaç olan kişilerin bakımlarını üstlenen kişilerin suç isnadı veya verilen mahkûmiyet kararı nedeniyle hürriyetlerinden mahrum bırakılmaları durumunda bakıma muhtaç kişilerin yaşamı için bir risk varsa ve bu kişilerin bakımını üstlenecek başka kişiler de yoksa sözü edilen riskin önlenmesi için makul tüm tedbirleri almak şüphesiz kamu makamlarına düşer. Bu bakımdan başvurucunun iddialarının yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

19. Riskin gerçekleşip ölümün meydana gelmesi durumunda kişiler, ihlali tespit edip yeterli giderim sağlayabilecek başvuru yollarını tüketmelidir.

20. Başvurucuya isnat edilen suçla ilgili yargılamanın sözü edilen ihlalle ilgili olmadığı açıktır. Meselenin tutuklamanın hukukiliğiyle ilgili olmaması nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 vd. maddelerinde düzenlenen koruma nedeniyle tazminat da bu konuda etkili bir yol değildir. Kararı veren adli merciler olduğundan tam yargı davası da başvurucunun iddialarını inceleyemez. Bu durumda başvurucunun, riskin gerçekleştiği yani ölümün meydana geldiği tarihten itibaren süresi içinde başvuru yapması gerekir.

21. Somut olayda başvurucu, hakkındaki bir soruşturma nedeniyle 8/12/2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Başvurucu; gözaltı ve tutukluluğu sırasında engelli, ilaç ve cihaz kullanımına gereksinim duyan oğlunun bakımını yalnızca kendisinin yaptığını, eşinin cihazları kullanamadığını belirterek serbest bırakılmayı talep etmiş ancak serbest bırakılmamıştır. Tutukluluğu devam ettiği sırada başvurucunun oğlu 2/3/2017 tarihinde vefat etmiştir.

22. Tutukluluğu 8/12/2017 tarihine kadar devam eden başvurucu, tahliye edildikten sonra hakkındaki yargılama neticesinde mahkûm edilmiş; 23/6/2021 tarihinde hüküm kesinleşmiştir. Başvurucu, hakkında kesinleşen hükmü öğrendikten sonra oğlunun kendisinin serbest bırakılmaması sonucu ilaç ve makinelerin kullanılamaması nedeniyle vefat ettiğini de belirterek 16/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Başvurucunun oğlu başvurucunun bireysel başvuruda bulunmasından çok önce vefat etmiştir. Başvurucu, ölüm olayından sonra bireysel başvuruda bulunmak yerine hakkındaki yargılamanın sonuçlanıp kesinleşmesini beklemiştir. Bu itibarla başvurucunun oğlunun vefatı sonrasında bireysel başvuruda bulunması gerekirken başvuru yapmak için mahkûmiyet kararının kesinleşmesini beklediği, dolayısıyla 16/11/2021 tarihinde yapılan başvurunun süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 21/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, LOKMAN ÇİNİ, B. No: 2021/57174, 21.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 283–286

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.