Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
MEHMET ALİ TEKMİR (2021/56155)
- Kötü muamele yasağı
- Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; gözaltında tutulan şüphelinin fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alınması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Kötü muamele yasağı | Yakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımı | İhlal | Yeniden soruşturma, Manevi tazminat |
| Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı | Yakalama, gözaltı | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MEHMET ALİ TEKMİR BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/56155) |
|
|
|
Karar Tarihi: 12/3/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Rıdvan DEMİR |
|
Başvurucu |
: |
Mehmet Ali TEKMİR |
|
Vekili |
: |
Av. Gulan Çağın KALELİ KOÇER |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; gözaltında tutulan şüphelinin fiziksel saldırıya uğraması ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alınması nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvurucu, görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediğinden bahisle 7/1/2019 tarihinde gözaltına alınmış; ifadesinin tespitinin ardından serbest bırakılmıştır. Başvurucu hakkında 7/1/2019 tarihli saat 16.27'de, gözaltına girişinden önce düzenlenen adli muayene raporunda sol alında 6 cm çapında ekimoz ve abrazyon, sol elmacık kemiğinde 4x8 cm'lik ekimoz ve 1x3 cm'lik abrazyon olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif bulguların tespit edildiği belirtilmiştir.
3. Başvurucu 22/1/2019 tarihinde, gözaltına alınırken ve gözaltında tutulurken uğradığını iddia ettiği kötü muameleler nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) suç duyurusunda bulunmuştur. İddiasına göre başvurucu, 7/1/2019 tarihinde Gülan Parkı'nda iki arkadaşıyla yürürken dört beş polis memuru kendilerini durdurmuş; kimlik ibraz etmelerini istemiştir. Kimlik kontrollerinin yapıldığı esnada bir polis memuru gözaltında olan başka birinin göğsüne vurmuş; başvurucu, duruma itiraz etmiştir. Polis memuru küfredince polis memuruna "Söylediğin aynen sana" demiştir. Bunun hemen akabinde polisler başvurucuya karşı biber gazı kullanmış ve kendisine saldırmıştır. Başvurucu; polis aracında götürüldüğü esnada da darbedildiğini, kendisine, annesine ve kardeşine hakaret edildiğini, hastanede bayıldığı için muayene edilip edilmediğini bilmediğini, ayağı ağrımasına rağmen polis merkezinde ayakta bekletildiğini, burada da darbedildiğini ve hakarete uğradığını belirtmiştir. Başvurucu; suç duyurusu dilekçesinde ilgili polis memurlarının tespit edilmesini, görüntülerin temini için olayın yaşandığı yeri gören güvenlik kameralarının belirlenerek kayıtlarının temin edilmesini, arkadaşlarının tanık olarak dinlenmesini, polis merkezindeki kamera kayıtlarının dosyaya getirtilmesini talep etmiştir.
4. Başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında gözaltı işlemi uygulanmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığına göre olay esnasında başvurucuya müdahalede bulunan polis memuru H.M. başvurucunun kendisine yumruk attığını, terör örgütünün adını kullanarak tehdit ettiğini, kimliğini ibraz etmesi istendiğinde hakaret edip yüzünü yere sürterek kendisine zarar verdiğini belirtmiştir. Kolluk tarafından olayın yaşandığı gün saat 16.30'da düzenlenen olay tutanağında polis memuru H.M.nin kendisine yumruk atıldığına ilişkin ifadesi dışındaki ifadeleriyle benzer tespitlere yer verilmiş, saat 16.47'de H.M.ye yumruk atıldığına ilişkin belirlemeye yer verilen ek bir tutanak tutulmuştur. H.M. hakkında 7/1/2019 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda sağ göz ve yanak ile elmacık kemiğinde 3x8 cm'lik ekimoz tespit edildiği belirtilmiştir. Ayrıca H.M. ile birlikte olaya müdahale eden iki polis memuru da görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında başvurucudan şikâyetçi olmuştur. U.N.Ç. ve K.A. ifadelerinde başvurucunun H.M.ye yumruk atması üzerine müdahale ettiklerini, başvurucunun kendilerine yönelik hakaret ve tehdit fiillerini işlediğini ifade etmiştir.
5. Başvurucunun suç duyurusu üzerine Başsavcılık, herhangi bir araştırma yapmadan başvurucunun polis memurlarına direnç göstermemesi hâlinde polis memurlarının zor kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek başvurucunun iddialarının inandırıcı olmadığından ve soyut iddia dışında bir delil bulunmadığından bahisle 8/2/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, karara itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) 20/8/2019 tarihinde başvurucunun gösterdiği tanıkların dinlenmesi, şüphelilerin ifadesinin alınması ve sonrasında inceleme yapılması gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ve soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir.
6. Başsavcılık 5/4/2019 tarihinde, kolluk tarafından görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında düzenlenen fezlekeye istinaden 2019/19626 soruşturma numarasıyla ayrı bir ceza soruşturması başlatmıştır. Bu soruşturma kapsamında şüpheli olarak kollukça ifadesi alınan başvurucu, kötü muameleye uğradığına yönelik beyanlarda bulununca Başsavcılık bu iddialar yönünden de tahkikat yapılmasını ve şüpheli polis memurlarının ifadelerinin alınmasını istemiştir. Kolluk tarafından gönderilen ifade tutanaklarından şüpheli polis memuru H.M.nin görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında verdiği ifadeyi tekrar ettiği, şüpheli polis memurları U.N.Ç. ve K.A.nın da aynı şekilde ifade verdiği, olay yerinde bulunan polis memurları Ö.A. ve H.H.K.nın polis memurlarının ifadelerini doğruladığı, başvurucunun arkadaşları olan Ş.C. ve Y.A.nın ifadelerinde başvurucu ile polis memurları arasındaki arbedenin sebebini bilmediklerini, arbede yaşanınca başvurucunun yerde olduğunu, yüzünün şiş ve ağzından kan geldiği bir hâlde kelepçelenmeye çalışıldığını gördüklerini ifade ettikleri anlaşılmıştır. Kolluk birimleri olay yerini gören kameraların bulunmadığını da belirtmiştir. Bu soruşturma kapsamında şüpheli polis memurları hakkında kendilerine hakaret eden başvurucuya yönelik fiillerinin meşru savunma kapsamında kaldığından bahisle 10/6/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, aynı gün başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında iddianame düzenlenmiştir. Başvurucu hakkında yürütülen kovuşturma sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, başvurucunun karara yaptığı itiraz reddedilerek karar kesinleşmiştir. Başvurucu, hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik bireysel başvuruda bulunmuştur. Anılan başvuru başka bir başvuruyla birleştirilmiş ve yapılan inceleme sonunda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (bkz. Mürsel Duman ve diğerleri [1. B.], B. No: 2021/12334, 23/10/2024, §§ 6-16). İlgili polis memurları hakkında 2019/19626 soruşturma numaralı dosya kapsamında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın başvurucu veya vekiline tebliğ edilmediği görülmüştür.
7. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından genişletilmesine karar verilen 2019/4667 soruşturma numaralı dosya Başsavcılığın 2019/47442 soruşturma numarasına kaydedilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararı doğrultusunda Başsavcılık, kolluk birimlerinden tespit edilecek şüpheliler ile varsa tanıkların ifadelerinin alınmasını, kamera görüntülerinin tespit edilmesi hâlinde çözüm tutanağı tanzim edilerek gönderilmesini istemiştir. Sonrasında Cumhuriyet savcısının talimatı uyarınca başvurucuya isnat edilen görevi yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle yürütülen soruşturmayla ilgili tahkikat evrakı Başsavcılığa gönderilmiştir.
8. Başsavcılık, şüpheli polis memurları hakkında 2019/19626 soruşturma numaralı dosya kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği gerekçesiyle 4/12/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Anılan kararın 5/8/2021 tarihinde tebliği üzerine "2019/19626 soruşturma numaralı soruşturmada başvurucunun şüpheli olduğu, Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hakimliğinin soruşturmanın genişletilmesi kararının gereklerinin yerine getirilmediği" belirtilerek yapılan itiraz Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir. Bu karar 25/10/2021 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
9. Başvurucu, nihai kararı 25/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 24/11/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Başvurucu; gözaltına alınırken ve gözaltında bulunurken kolluk görevlilerinin fiziksel şiddetine maruz kaldığını, gerekmediği hâlde biber gazı kullanıldığını, ağır hakaretlere uğradığını, Başsavcılığın şüphelilerin ifadelerini ve tanık beyanlarını almadığını, kamera görüntülerini temin etmediğini ve kendisine kötü muamelede bulunan polis memurları hakkında yürütülen ceza soruşturmasının özensiz olduğunu belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, polis memurları hakkında daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve usul yükümlülüğüne ait gereklerin özenle yerine getirildiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında yasal olmayan şekilde durdurulduğunun ve kimlik kontrolüne tabi tutulduğunun Bakanlık görüşünden de anlaşıldığını belirterek önceki iddialarını yinelemiştir.
12. Başvuru, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Anayasa'nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bireyin bir devlet görevlisinin hukuka aykırı ve Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir iddiası hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Ceza soruşturmasının Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmayı yürüten kişiler olaya karışan kişilerden bağımsız olmalı, soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli ve soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan [1. B.], B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 111, 112, 114-117; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103). Ayrıca soruşturma sonunda verilen karar, kullanılan gücün gerekliliği ve orantılılığıyla ilgili bir değerlendirme içermelidir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Cebrail Bektaş ve Yüksel Şahin [2. B.], B. No: 2015/4787, 25/9/2019, § 64).
15. Somut olayda başvurucu 22/1/2019 tarihinde, gözaltına alınırken ve gözaltında tutulurken uğradığını iddia ettiği bazı muameleler nedeniyle Başsavcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Başsavcılık, herhangi bir araştırma yapmadan başvurucunun iddialarının inandırıcı olmadığı ve soyut iddia dışında bir delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bununla birlikte başvurucunun anılan karara yönelik itirazını kabul eden Sulh Ceza Hâkimliği; başvurucunun gösterdiği tanıkların dinlenmesi, şüphelilerin ifadesinin alınması ve sonrasında inceleme yapılması gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ve soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir.
16. Bu arada başvurucunun, görevi yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde uğradığını iddia ettiği muameleler nedeniyle şikâyetçi olması üzerine Cumhuriyet savcısı, bu iddialar hakkında da delil toplanması konusunda kolluğa talimat vermiştir. Bu sebeple H.M., U.N.Ç., K.A., Ş.C. ve Y.A.nın ifadeleri kollukça alınmıştır. Ayrıca kolluk birimleri olay yerini gören kameraların bulunmadığını tespit etmiştir. Bunun üzerine Başsavcılık, şüpheli polis memurları hakkında kendilerine hakaret eden başvurucuya yönelik fiillerinin meşru savunma kapsamında kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş ancak bu kararı başvurucu veya vekiline tebliğ etmemiştir.
17. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen karar sonrasında Başsavcılık, tespit edilecek şüpheliler ile varsa tanıkların ifadelerinin alınması ve kamera görüntülerinin tespit edilmesi hâlinde çözüm tutanağı tanzim edilerek gönderilmesi konusunda kolluğa talimat vermiştir. Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının yeni talimatı uyarınca başvurucuya isnat edilen görevi yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle yürütülen soruşturmayla ilgili tahkikat evrakı Başsavcılığa gönderilmiştir. Sonrasında Başsavcılık, aynı konu hakkında daha önce karar verildiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Bu karara yönelik başvurucunun itirazı da reddedilmiştir.
18. Başvuruya konu yargısal süreç bir bütün olarak değerlendirildiğinde Başsavcılığın tüm soruşturma işlemlerini kolluğun inisiyatifine bıraktığı ve başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın başvurucu veya vekiline tebliğ edilip edilmediğini araştırmadan başvurucunun şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma kapsamında -daha önce karar verildiği gerekçesiyle- kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Başsavcılığın başvurucu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında verdiği kararda başvurucunun, kendisine karşı güç kullanılmasını gerektirir bir tutumu bulunup bulunmadığı konusunda -gerekli olmasına rağmen- ayrıntılı bir değerlendirme yapmadan başvurucunun polis memurlarına karşı hakaret etmesini polislerin meşru savunmada bulunması için yeterli kabul ettiği görülmektedir. Son olarak başvurucunun şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma kapsamında verilen kararın, verilmesinin ardından yaklaşık yirmi ay geçtikten sonra başvurucu vekiline tebliğe çıkarıldığı ortadadır. Bu durumda Başsavcılığın başvurucunun kötü muameleye uğradığına ilişkin şikâyeti hakkında etkili bir soruşturma yürüttüğü söylenemez.
19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
20. Başvuruya konu edilen ceza soruşturmasında başvurucunun iddialarının esası hakkında bir karar verilmemiştir. Bu nedenle kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın ilk elden incelenmesinin ikincillik ilkesine uygun düşmeyeceği değerlendirilerek kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılamamıştır.
B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, yakalanması ve gözaltına alınması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur.
23. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72). Somut olayda da başvurucu yönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı anlaşılmıştır.
24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
25. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden soruşturma yapılması yanında 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
26. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
27. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı, varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturmaya konu eylemlerle ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.
28. Başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine, maddi zararlarına yönelik herhangi bir delil sunmadığından başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2019/47442) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MEHMET ALİ TEKMİR, B. No: 2021/56155, 12.03.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 219–225
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.