İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

HÜSEYİN ÇEPİK (2021/55691)

  • Kötü muamele yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ceza infaz kurumunda oda değişikliğine ilişkin talebin reddedilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kötü muamele yasağıİnfaz Kurumunun fiziki koşullarıAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HÜSEYİN ÇEPİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/55691)

 

Karar Tarihi: 12/3/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mustafa Erdem ATLIHAN

Başvurucu

:

Hüseyin ÇEPİK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda oda değişikliğine ilişkin talebin reddedilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu 9/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçu -Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY)- isnadıyla tutuklanarak Kırşehir E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) yerleştirilmiştir. Başvurucunun aynı suçtan mahkûm edildiği ve 4/2/2023 tarihinde denetimli serbestlik tedbirleri uygulanmak şartıyla tahliye edildiği anlaşılmıştır.

3. Başvurucunun 4/8/2021 tarihli dilekçe ile ilettiği oda değişikliği talebini aynı gün değerlendiren İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu, FETÖ/PDY mensubu hükümlü ve tutukluların nasıl barındırılacaklarına ilişkin Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yazılı emri bulunduğu ve başvurucunun barındırıldığı koğuşun İnfaz Kurumunda bu konumdaki mahpusların barındırılabileceği aynı fiziki yapıda olan üç adet koğuştan biri olduğu gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. Başvurucu, Kırşehir İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) verdiği 17/8/2021 tarihli dilekçe ile bu karara itiraz etmiş ve 2016 yılının Eylül ayında yerleştirildiği C-11 numaralı koğuşta hep aynı kişilerle tutuluyor olmanın psikolojik olarak hayatını çekilmez kıldığını, zaten birtakım hastalıklardan muzdarip olduğunu ve bu durumun fiziksel olarak da kendisini olumsuz etkilediğini, tutulduğu özel nitelikteki koğuşun İnfaz Kurumu uygulamalarında farklılıklar yarattığını ve izole bir yaşam sürmesine sebebiyet verdiğini, kendisinin örgüt yöneticisi olmadığını ve yargılaması neticesinde de örgüt üyeliğinden mahkûm edildiğini, bu nedenle uygulamanın hatalı olduğunu ve aynı konumda olup normal koğuşlarda barındırılan başkaca mahpuslar bulunduğunu gerekçe olarak göstererek oda değişikliğine karar verilmesi talebini yinelemiştir. İnfaz Hâkimliği 2/9/2021 tarihli kararında gösterdiği başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aldığı cezasını infaz ettiği, suç grubu ve kendi güvenliği açısından benzer suç grubunda bulunan hükümlülerle aynı koğuşta bulunması gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara itirazını inceleyen Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi 22/9/2021 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 23/9/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 19/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

4. Anayasa Mahkemesinin başvurucunun barındırılma koşullarına ilişkin olarak İnfaz Kuruma yazdığı müzekkereye verilen yanıta göre;

- Başvurucu; 9/8/2016-19/10/2021 tarihleri arasında toplamda 11 farklı koğuşta barındırılmıştır. Tüm bu süreçte başvurucu 6/8/2021-21/8/2021 tarihleri arasında idari nedenlerle tutulduğu B-4 koğuşunda iki kişi olarak ve 7/7/2021-14/7/2021 tarihleri arasında tutulduğu C-1 müşahade koğuşunda üç kişi olarak tutulmuş; diğer tüm zaman boyunca en az 5 ve en çok 31 kişi ile birlikte barındırılmıştır. Başvurucunun İnfaz Kurumunda tek başına tutulmuş olduğu bir an yoktur.

-    Başvurucunun kaldığı koğuşlarda sabah 08.00-17.00 saatleri arasında yasa ve yönetmelik çerçevesince belirlenen havalandırma alanından barındırıldığı koğuş arkadaşları ile birlikte günün belirtilen saatlerinde yararlandığı anlaşılmaktadır.

-   Başvurucu, kurumda kaldığı süre içinde 2020 yılında Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı'na girmiş, Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümü ön lisans programına yerleşmiş ve bu bölümden 2022 yılında mezun olmuştur. İnfaz Kurumunda düzenlenen bir adet sosyal, kültürel ve sportif etkinliğe katılım sağlamış olan başvurucunun 9/8/2016-19/10/2021 tarihleri arasında infaz kurumu kütüphanesinden talep ettiği 47 adet kitap kendisine teslim edilmiştir.

-   İnfaz Kurumunda tutulduğu süre boyunca başvurucu; beş avukat, üç noter ve 199 ziyaretçi görüşmesi gerçekleştirmiştir.

5. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

6. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

7. Başvurucu; beş yılı aşkın bir süredir tutuklanmasının ardından yerleştirildiği İnfaz Kurumunda özel olarak oluşturulmuş olan üç koğuştan birinde tutulduğunu, bu özel koğuşta barındırılıyor olması nedeniyle hiçbir sosyal faaliyete katılamamak, revire, hastaneye ya da sınava giderken diğer mahpuslardan ayrı tutulmak gibi uygulamalar nedeniyle İnfaz Kurumu içinde izole bir yaşam sürdürmek zorunda kaldığını, sürekli olarak aynı mahpuslarla aynı ortamda bulunuyor olmasından dolayı psikolojisinin bozulduğunu ve prostat, boyun fıtığı ve işitme kaybı gibi fiziki rahatsızlıklar yaşamaya başladığını, bu şekilde uzun süreli tutulmanın hayatı kendisi için yaşanmaz hâle getirdiğini, bu özel koğuşta barındırılmasının hatalı olduğunu çünkü kendisinin örgüt yöneticisi olmadığını ve yargılanması neticesinde de örgüt üyeliğinden mahkûm edildiğini, kendisiyle benzer durumdaki mahpusların normal koğuşlarda tutulduğunu belirterek kötü muamele yasağının ve bir kısım diğer anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

8. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde tutulma koşullarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi içtihadı aktarılmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

9. Başvurucunun şikâyetlerini dile getiriş biçimi dikkate alındığında iddialarının özünün uzun süre aynı kişilerle ve belli suç grubuna ait olan mahpuslar için planlanmış bir odada barındırılıyor olmasının kötü muamele yasağını ihlal ettiğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun kötü muamele yasağının, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönündeki şikâyetleri kötü muamele yasağı ile ilgili görüldüğünden bu haklar yönünden ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır.

10. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

11. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkence ve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi bir istisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa'nın 15. maddesinde savaş, seferberlik veya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağının ifade edilmesi, yasağın mutlak niteliğini ortaya koymaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

12. Anılan yasak kapsamında kalan hususlar, ceza infaz kurumlarında farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir (Turan Günana [1. B.], B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 37).

13. Anayasa'nın 17. maddesi, tutuklu ve hükümlülerin tutulma koşullarının da insan onuruna yakışır bir şekilde olmasını koruma altına alır. Bu nedenle tutuklu ve hükümlüler özgürlükten mahrum kalmalarının doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntı veya eziyet çekecekleri bir duruma sokulmamalıdır. Ayrıca bu kişilerin sağlık ve esenlikleri yeterli bir şekilde güvence altına alınmalı, bu kişilere ihtiyaç duydukları tıbbi yardım sağlanmalıdır (Turan Günana, § 39).

14. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarının bahsi geçen asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı konusunda yapılacak değerlendirmede tutulma süresi, açık havada egzersiz yapma olanakları, koşulların neden olduğu fiziksel ve psikolojik etkiler, bazı durumlarda mahpusun yaşı, cinsiyeti, sağlığı ve davanın tüm koşulları gibi birçok faktörün önemli rol oynadığı belirtilmelidir. Bunlarla birlikte tutulma koşullarının kötü muamele oluşturup oluşturmadığı belirlenirken kişisel alan faktörünün temel bir unsur olarak dikkate alınması gerektiği vurgulanmalıdır (Cengiz Yetgin [GK], B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 58; geri gönderme merkezindeki tutulma koşulları yönünden yapılan benzer değerlendirme için bkz. K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 93).

15. Eldeki olayda 9/8/2016 tarihinde tutuklanarak İnfaz Kurumuna alınan başvurucu, kendi ifadesine göre tutuklandıktan bir ay sonra C-11 numaralı koğuşa yerleştirildiğini ve bireysel başvuru tarihi itibarıyla hâlen bu odada tutulmakta olduğunu iddia etmişse de anılan süre aralığında başvurucunun 11 farklı koğuşta barındırılmış olduğu görülmüştür. Başvurucunun bu süre boyunca söz konusu odalarda sayıları dönem dönem değişen diğer mahpuslarla barındırıldığı ve diğer mahpuslarla kişisel ve sosyal ilişki kurabildiği, bu nedenle de tutulma koşullarının iddiası gibi tecrit ya da izolasyon olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir (bkz. § 4). Başvurucu hep aynı kişilerle bir odada tutuluyor olmasının prostat, boyun fıtığı ve işitme kaybı gibi fiziki rahatsızlıklar yaşamasına sebep olduğunu ve bu durumun psikolojisini bozduğunu ileri sürmüşse de bu nedenlerle infaz kurumuna yapmış olduğu bir şikâyet, infaz kurumu revirinde ya da sevk edildiği bir tıp kurumunda görmüş olduğu bir muayene/tedavi ya da infaz kurumu psiko-sosyal servisine yapılmış bir başvurusu ya da bu birime yapılmış bir şikâyet ya da görüşmesinin olduğunu öne sürmemiş, buna ilişkin bir iddiada bulunmamış ya da belge sunmamıştır. Yine başvurucunun barındırıldığı koğuşun özel niteliği gereği -sadece FETÖ/PDY suç grubuna dâhil oldukları gerekçesiyle İnfaz Kurumunda bulunan mahpusların tutulduğu bir oda olduğundan- diğer mahpuslardan farklı muamele gördüğü iddiasını da herhangi bir olay anlatımı ya da somutlaştırma yapmaksızın hiçbir sosyal faaliyete katılamamak ya da diğer mahpuslardan ayrı tutulmak şeklinde genel ve soyut ifadeler ile ileri sürmüş olduğu anlaşılmıştır.

16. Diğer mahpuslarla birlikte tutulan ve havalandırma alanından faydalanan başvurucunun sosyal ilişki kurabilme imkânına sahip olduğu, dış dünyayla ve diğer tutulanlarla iletişiminin bütünüyle kesilmediği ve duyusal-sosyal olarak izole edilmediği görülmüştür. Aynı kişilerle sürekli bir arada olmanın fizyolojik ve psikolojik sonuçları olduğu iddiasını somutlaştıramayan başvurucunun bu şekildeki bir arada yaşamın hayatı kendisi için çekilmez hâle getirdiği iddiasının ise subjektif niteliğe haiz bir iddia olduğu gözetildiğinde bu durumun tek başına kötü muamele yasağının gerektirdiği asgari ağırlık düzeyine ulaşmadığı sonucuna varılmıştır.

17. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HÜSEYİN ÇEPİK, B. No: 2021/55691, 12.03.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 06, sayfa 215–218

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.