Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
ÖZER YİTER (2021/54241)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davada tanığın mahkeme huzurunda dinlenmeden karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Silahların eşitliği ilkesi / çelişmeli yargılama ilkesi (İdare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
ÖZER YİTER BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/54241) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/2/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Eren Can BENAKAY |
|
Başvurucu |
: |
Özer YİTER |
|
Vekili |
: |
Av. Erdinç ÇİÇEK |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açılan davada tanığın mahkeme huzurunda dinlenmeden karar verilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, özel bir şirkete ait işyerinde 25/5/2011-26/11/2014 tarihleri arasında depo şefi olarak çalışmıştır. Başvurucu; haftanın altı günü sabah 08.35-17.45 saatleri arasında, yaz aylarında haftanın beş günü akşam 22.00'ye kadar, kış aylarında haftanın iki günü akşam 22.00'ye kadar tatil günleri de dâhil çalıştığını belirterek 30/1/2015 tarihinde alacak davası açmıştır. Dava dilekçesinde diğer tanıklar ile birlikte Y.B.yi de tanık olarak göstermiştir.
3. Kayseri 2. İş Mahkemesince (Mahkeme) 6/10/2015 tarihinde dava kısmen kabul edilmiştir. Kararda, öncelikle dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek düzenlettirilen rapor ile alacak kalemlerinin hesaplandığı ve başvurucunun davasını ıslahla artırdığı bilgisine yer verilmiştir. Delillerin ve dinlenen tanıkların -dinlenen tanıklar arasında Y.B. bulunmamaktadır- ifadelerinin değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun kış dönemi haftalık çalışma saatinin 54, yaz dönemi için 67,5 saat olduğu belirtilmiştir. Buna göre başvurucunun kış dönemi fazla çalışmasının 9, yaz dönemi için 22,5 saat olduğu ifade edilmiştir. Yine başvurucunun genel tatil günlerinde ve ayda iki gün hafta tatilinde çalıştığı anlaşıldığından genel tatil ve hafta tatili alacağına hak kazanacağı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar doğrultusunda da karar verilmiştir.
4. Davalı şirket karara karşı 23/11/2015 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. (Kapatılan) Yargıtay 22. Hukuk Dairesince 9/7/2018 tarihinde Mahkeme kararı bozulmuştur. Kararda, beyanı esas alınan başvurucu tanıklarından birinin şirkete karşı açtığı davasının bulunduğu belirtilmiştir. Tanık G.S.nin ise başvurucunun talep ettiği hesaplamaya konu dönemde başvurucu ile birlikte çalışıp çalışmadığının tespit edilemediği ifade edilmiştir. Başvurucunun tanığının şirketteki çalışma süresinin tespiti ve belirlenen bu hizmet süresi ile sınırlı olarak fazla mesai alacaklarının hesaplanması gerektiği değerlendirilmiştir. Aynı dönem çalışması olmayan zaman içinse şirket tanıklarının beyanlarının esas alınarak hesaplanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının başvurucunun talebini aşacak şekilde yaz dönemi için üç ay yerine sekiz ay olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu vurgulanmıştır.
5. Başvurucu 18/12/2018 tarihinde tanık olarak Y.B.nin dinlenilmesini talep etmiştir. Dilekçesinde tanığın dinlenilmesinden feragat etmediğini ifade etmiştir. Söz konusu tanığın dinlenilmesi hâlinde üç yıllık çalışmasını kapsayan fazla mesai hesaplaması yapılacağını belirtmiştir.
6. Mahkemece bozma kararına uyularak 20/2/2020 tarihinde dava kısmen kabul edilmiştir. Kararda, dinlenen tanıklardan Y.B.nin başvurucunun haftanın yedi günü 08.00-22.00 ya da 23.00 saatleri arasında pazar günleri de dâhil olmak üzere çalıştığını beyan ettiği ifade edilmiştir. Buna göre başvurucunun kış dönemi için haftalık 9 saat, yaz dönemi içinse haftalık 22,5 saat fazla mesai yaptığı belirtilmiştir. Y.B.nin 1/8/2012-21/1/2015 tarihleri arasında çalıştığı dikkate alındığında 25/5/2011-31/7/2012 tarihleri arası şirket tanığı beyanları dikkate alınarak başvurucunun yalnızca yaz aylarında 13,5 saat çalıştığı değerlendirilmiştir. Buradan hareketle başvurucunun brüt 18.070,40 TL fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanacağı kanaatine varılmıştır. Başvurucunun haftanın yedi günü ve genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşıldığından genel tatil ve hafta tatili alacağına hak kazanacağı değerlendirilerek bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar doğrultusunda hükme varıldığı açıklanmıştır.
7. Davalı şirket 27/8/2020 tarihinde karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince (Yargıtay) 27/10/2020 tarihinde Mahkeme kararı bozulmuştur. Kararda, bozma kararına uyulduğunda bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturduğundan Mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilerek karar verilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Mahkemece bozmaya uyulduğu ancak usuli kazanılmış hak ihlal edilerek bozma dışına çıkıp yeni tanık dinlenerek bu tanığın beyanına göre hüküm kurulduğu belirtilmiştir. Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bu durumun yeniden bozmayı gerektirdiği ifade edilmiştir.
8. Mahkemece bozma kararına uyularak 21/1/2021 tarihinde dava kısmen kabul edilmiştir. Kararda, ilk bozma kararından sonra dinlenilen tanık Y.B.nin beyanları dikkate alınmadan yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm tesis edildiği belirtilmiştir. Usuli kazanılmış hak nedeniyle beyanları hükme esas alınan tanık G.S.nin 23/4/2014-4/3/2015 tarihleri arasında çalıştığı ifade edilmiştir. G.S.nin beyanlarının şirket tanığı olan F.Ö.ye ait beyanlar ile desteklendiği bilgisine yer verilmiştir. Buradan hareketle başvurucunun 23/4/2014-26/11/2014 tarihleri arasında kış aylarında 9 saat, yaz aylarında ise 22,5 saat fazla çalışma yaptığı değerlendirilmiştir. 25/5/2011-23/4/2014 tarihleri arasında ise kış aylarında fazla çalışmasının bulunmadığı, yaz aylarında ise 13,5 saat fazla çalışma yaptığı kanaatine varılmıştır. Başvurucunun tanık G.S. ile davalı tanıklarının beyanları değerlendirilerek hesaplanan brüt 9.024,83 TL fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanacağı sonucuna varılmıştır. Öte yandan başvurucunun genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşıldığından genel tatil alacağına hak kazanacağı kararda yer almıştır. Buna karşın tanık G.S.nin hafta tatili çalışmasına ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunmadığından ispat edilemediği kabul edilmiş ve başvurucunun hafta tatili alacağına hak kazanamayacağına hükmedilmiştir.
9. Başvurucu, karara karşı 2/4/2021 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde; dava dilekçesinin delil kısmında Y.B.nin tanık olarak bildirildiğini ifade etmiştir. Ancak Mahkeme tarafından bu tanık dinlenmeden hüküm kurulduğu, Mahkemece belirtilen tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiğine dair herhangi bir karar verilmediği bilgisine yer vermiştir. Bunun üzerine bozma sonrası tanık Y.B.nin dinlenmesine yönelik beyan dilekçesinin Mahkemece kabul edilerek tanığın dinlenildiğini aktarmıştır. Bozma sonrasında dinlenmeyen tanıkların ifadelerine de başvurularak dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesinde yasa ve usule aykırı bir yön bulunmadığını ileri sürmüştür.
10. Yargıtay tarafından 20/5/2021 tarihinde Mahkeme kararı onanmıştır. Kararda, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verildiği belirtilmiştir. İki tarafın yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiği ifade edilmiştir.
11. Başvurucu, nihai kararı 9/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 8/7/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, tanık dinletme ve sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Başvurucu, dava dilekçesinde belirtilen tanığın dinlenilmesinden vazgeçildiğine dair alınmış bir karar bulunmadığını iddia etmiştir. Bu nedenle bozma sonrasında bu tanığın dinlenmesinde herhangi bir engel olmadığının ifade etmiştir. İlk başta belirtilen tanığın dinlenmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bozma sonrasında bu tanığın dinlenerek hüküm kurulması ile bu aykırılığın giderildiğini dile getirmiştir. Buna rağmen sırf bu gerekçe gösterilerek Yargıtay tarafından kararın bozulmasının ve sonrasında belirtilen tanığın dinlenilmemesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
13. Başvuru, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri kapsamında değerlendirilmiştir.
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
15. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, taraflara delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Abdullah Özen [2. B.], B. No: 2013/4424, 6/3/2014, § 21). Yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama ilkelerinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının sağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibi olması, bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerine verilmesidir (benzer değerlendirmeler için bkz. Taylan Özgür Tor [2. B.], B. No: 2013/2454, 12/3/2015, § 43).
16. Başvurucu, şirkette depo şefi olarak çalışmaktayken iş akdinin feshedilmesi sonrasında alacak davası açmıştır. Dava dilekçesinde diğer tanıklar ile birlikte tanık olarak Y.B. de gösterilmiştir. Mahkeme Y.B.yi dinlemeksizin bilirkişi raporu doğrultusunda davayı kısmen kabul ederek alacağa hükmetmiştir. Şirket, karara yönelik temyiz kanun yoluna başvurmasına karşın başvurucunun temyiz talebi bulunmamaktadır. Yargıtay kararı bozarak tanıklar konusunda değerlendirmede bulunmuş, ayrıca bilirkişi raporunda hatalar olduğunu belirtmiştir.
17. Bozma sonrasında başvurucu Mahkemeye başvurmuş ve tanık Y.B.nin dinlenilerek karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, istenilen ve ilk kararında yer almayan tanık Y.B.yi duruşmada dinlemiş ve bilirkişi raporlarında belirtilen eksiklikleri giderdikten sonra davayı kısmen kabul etmiştir. Şirket, yine söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay, Mahkemece bozmaya uyulduğu ancak usuli kazanılmış hak ihlal edilerek bozma dışına çıkıp yeni tanık dinlenildiğini belirterek yine bozma kararı vermiştir. Mahkeme bozma kararına uyarak -tanık Y.B.nin beyanlarını esas almadan- davayı kısmen kabul etmiştir. Başvurucu; tanık Y.B.nin dinlenilmesi gerektiğini, hukuken dinlenilmesinin önünde bir engel bulunmadığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay, temyiz talebini reddederek Mahkeme kararını onamış ve karar kesinleşmiştir.
18. Yapılan bir yargılamada hangi tanığın dinlenip dinlenilmeyeceğine karar vermek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Anayasa Mahkemesinin bu yönüyle yapacağı denetim mahkemelerce yapılan değerlendirmenin bariz takdir hatası veya keyfîlik içerip içermediğini incelemekle sınırlıdır. Başvurucu, dava dilekçesinde tanık olarak Y.B.yi göstermesine karşın Mahkeme ilk verdiği kararda Y.B.yi dinlememiştir. Başvurucu, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmamış ve Y.B.nin dinlenilmesi gerektiğini ileri sürmemiştir. Bozma sonrasında Mahkemeye başvurarak Y.B.nin dinlenilmesini talep etmiştir. Mahkeme Y.B.yi dinleyerek karar vermesine karşın Yargıtay bozma dışına çıkıp yeni tanık dinlenilmesi neticesinde usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
19. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/12/2013 tarihli ve E.2013/23-131, K.2013/1681 sayılı kararına göre usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yaptığı bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de sonradan ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara ve dolayısıyla oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilmesini yasaklamaktadır.
20. Usule ilişkin kazanılmış hak ilkesi; mahkemenin bozma kararına uyması hâlinde artık bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve/veya hüküm vermek zorunda olmasını, ayrıca bozma kararı dışında kalan kısım hakkında yeniden inceleme yaparak karar verememesini; temyiz merci yönünden ise bozma kararında belirtilen bozma gerekçeleriyle kendisinin de bağlı olmasını ve bozma kararı dışında kalan kısım hakkında tekrar inceleme yapamamasını ifade etmektedir (AYM, E.2019/115, K.2020/31, 12/6/2020, § 4).
21. Başvurucu, Mahkemece verilen ilk karara karşı temyiz kanun yoluna başvurarak tanık Y.B.nin dinlenilmesi gerektiğini belirtmemiştir. Bunun üzerine Mahkemece dinlenen diğer tanıklar yönünden değerlendirme yapılarak bozma kararı verilmiştir. Mahkeme tarafından bu bozma kararına uyulması ile birlikte bozma kararı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Yargıtay, bozmaya uyma sonrasında yeni tanığın dinlenilmesinin usuli kazanılmış hak ilkesi ile çelişmekte olduğunu vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin usuli kazanılmış hakka dair yargılama mercilerinin yerine geçerek yorum yapmak gibi bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin yapacağı değerlendirme uyuşmazlık konusu alacağın tespiti esnasında başvurucunun iddialarının ispatı için ileri sürdüğü delillerinin dikkate alınıp alınmadığı ve bu sebeple zayıf bir konuma düşüp düşmediğini irdelemekten ibarettir.
22. Silahların eşitliği ilkesi bağlamında yargılamada adaletin sağlanması için başvurucunun iddia ve delillerinin Mahkeme huzurunda tartışılarak güçler dengesinin sağlanması gerekir. Başka bir deyişle yargılamada hükme esas alınan delillerin aksinin ispat edilmesi imkânının ilgili tarafa verilmesi, gerekirse tanıkların yeniden dinlenmesi ya da varsa başkaca tanık beyanlarına başvurulması alacağın tespiti bakımından önem arz edebilir. Aksi durum yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan uzaklaştıracaktır.
23. Dava dilekçesinde belirtilen tanık yapılan ilk yargılamada dinlenilmemiştir. Bozma sonrasında ise Mahkeme, tanığı dinledikten sonra beyanlarının yargılamanın çözümünde önemli olduğunu değerlendirmiş ve beyanları dikkate alarak sonuca ulaşmıştır. Başvurucunun iddialarının kanıtlanması açısından söz konusu tanığın dinlenilmesinin önemli olduğu ortadadır. Bir diğer ifadeyle başvurucunun iddialarına dayanak tanığın dinlenilmemesi başvurucunun zayıf konuma düşmesi anlamına gelecektir. Mahkemece yapılan yargılamada başvurucunun delil olarak ileri sürdüğü tanığın dinlenilerek sonuca varılması yargılamanın adil olması açısından gereklidir.
24. Bu itibarla yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun alacağının belirlenmesi bakımından belirleyici nitelikte bir delil olan tanığın dinlenilmemesinin başvurucuyu önemli ölçüde dezavantajlı duruma düşürdüğü ve bu durumun yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 200.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
28. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne, reddine ya da beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
29. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kayseri 2. İş Mahkemesine (E.2020/838, K.2021/52) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, ÖZER YİTER, B. No: 2021/54241, 18.02.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 326–331
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.