Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm
MELİH PAMUKÇUOĞLU (2021/53040)
- Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, koronavirüs salgınına yönelik tedbirler kapsamında ceza infaz kurumundaki görüşlerin kısıtlanması ve ziyaret gününün öğrenim gören çocuğuyla görüşmeyi sağlayacak şekilde belirlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı | Ceza infaz kurumu uygulamaları | İhlal | Manevi tazminat |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
MELİH PAMUKÇUOĞLU BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/53040) |
|
|
|
Karar Tarihi: 17/6/2026 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
İrfan FİDAN |
|
Üyeler |
: |
Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Yılmaz AKÇİL |
|
Raportör |
: |
Abdurrahman Remzi AKPINAR |
|
Başvurucu |
: |
Melih PAMUKÇUOĞLU |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, koronavirüs salgınına yönelik tedbirler kapsamında ceza infaz kurumundaki görüşlerin kısıtlanması ve ziyaret gününün öğrenim gören çocuğuyla görüşmeyi sağlayacak şekilde belirlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, başvuru tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma, siyasal ve askerî casusluk suçlarından Osmaniye 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
3. Türkiye'de ilk kez 11/3/2020 tarihinde görüldüğü açıklanan COVID-19 hastalığının pandemiye dönüşmesi üzerine oluşturulan Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce (Genel Müdürlük) başsavcılıklara gönderilen farklı tarihli yazılar ile mahpusların açık ve kapalı görüş haklarının kullanımına ilişkin sınırlamalar getirilmiştir.
4. Başvurucu 24/8/2021 tarihinde İnfaz Hâkimliğine şikâyet dilekçesi sunmuştur. Dilekçesinde 2 ve 7 yaşlarında iki çocuğu olduğunu, bu çocuklarının bakımını eşinin üstlendiğini, hâlihazırda kapalı görüş kişi sayısının iki kişi ile sınırlı olması nedeniyle eşinin 7 yaşındaki çocuğu ile ziyarete gelmesi hâlinde diğer çocuğundan ayrılmak zorunda kaldığını belirterek kapalı görüş kişi sayısının artırılmasını talep etmiştir. Başvurucu, aynı tarihte sunduğu ikinci şikâyet dilekçesinde ise ailesinin ve kendisinin koronavirüs salgını ile ilgili gerekli aşılarının tam olduğunu belirterek açık görüş imkânının da sağlanmasını talep etmiştir.
5. Osmaniye İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik) 8/9/2021 tarihinde başvurucunun her iki talebini de reddetmiştir. Ret kararının gerekçesinde 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da belirtilen görüş şartlarına aykırı bir durumun olmadığı belirtilmiştir.
6. Başvurucu 17/9/2021 tarihinde karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde; yukarıda belirtilen (bkz. § 4) hususların yanında 7 yaşındaki çocuğunun okula gittiğini, kendisini ziyarete gelmesi durumunda eğitim öğretim hakkından mahrum kalacağını belirterek ziyaretlerinin hafta sonuna alınmasını talep etmiştir.
7. Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Hâkimlik kararının usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 22/9/2021 tarihinde itirazı reddetmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 24/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 18/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucunun adli yardım talebi bulunmaktadır. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
11. Başvurucu; kapalı görüş kişi sayısının iki kişi ile sınırlı olması nedeniyle eşinin küçük yaşlardaki müşterek çocukları ile birlikte kendisini ziyaretine gelemediğini, buna ilişkin kapalı görüş kişi sayısının artırılmasına yönelik talebinin reddedilmesi nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, ziyaretlerin hafta sonuna kaydırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle 7 yaşındaki çocuğunun eğitim ve öğretim hakkından mahrum kaldığını ifade etmiştir. Başvurucu; son olarak hem kendisinin hem ailesinin gerekli aşılarının tam olmasına rağmen açık görüş talebinin reddedildiğini belirterek aile hayatına saygı hakkı, eğitim hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
13. Başvuru, aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.
14. Başvuru formunda başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine yönelik iki şikâyeti bulunmaktadır. İlki, pandemi tedbirleri kapsamında ceza infaz kurumundaki açık görüşlerin kısıtlanmasına ve kapalı görüşteki kişi sayısının sınırlandırılmasına ilişkindir. Başvurucu bu şikâyetine yönelik olağan başvuru yollarını tüketmiştir. Başvurucunun diğer şikâyeti ise ziyaret gününün öğrenim gören çocuğuyla görüşmeyi sağlayacak şekilde belirlenmesine yöneliktir. Ancak başvurucunun 7 yaşındaki çocuğunun eğitim öğretim hakkından mahrum kalmaması için ziyaretlerinin hafta sonuna alınması talebini ilk olarak Ağır Ceza Mahkemesi önünde dile getirdiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, başvurucu bu talebini İnfaz Kurumuna iletmediği gibi Hâkimlik nezdinde sunduğu şikâyet dilekçelerinde de bu talebinden bahsetmemiştir. Bu bağlamda, başvurucunun ikinci şikâyeti yönünden özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları usulüne uygun olarak tüketmediği anlaşılmıştır. Bu bağlamda başvuru, pandemi tedbirleri kapsamında ceza infaz kurumundaki açık görüşlerin kısıtlanmasına ve kapalı görüşteki kişi sayısının sınırlandırılmasına ilişkin ilk şikâyeti kapsamında değerlendirilmiştir.
15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
16. Başvurucunun temel şikâyeti, pandemi nedeniyle görüş hakkının kısıtlanması nedeniyle ailesini bir bütün hâlinde ve yeterli şekilde görememesidir. Anayasa Mahkemesince 11/3/2020 tarihinden sonraki süreçte COVID-19 salgını nedeniyle ceza infaz kurumlarında uygulanan açık ve kapalı görüş hakkına yönelik kısıtlamaların aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturduğu kabul edilmiştir (Yunus Bulut [1. B.], B. No: 2020/38826, 20/7/2023, § 42). Somut olayda da bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı görülmüştür.
17. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı madde gerekçesi de dikkate alındığında resmî makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine işaret etmektedir (Murat Atılgan [2. B.], B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).
18. Hükümlü ve tutukluların özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin [1. B.], B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin tutuklu ve hükümlülerin anılan hakka müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa [2. B.], B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 89).
19. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ölçütünün karşılanması için öncelikle şeklî anlamda bir kanuna dayanmalıdır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 75; Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 65; Turgut Duman [1. B.], B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 66). Bununla birlikte şeklî bir kanunun varlığı yeterli olmayıp aynı zamanda kanun, sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini ortaya koymalıdır (Halime Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789, 11/11/2015, § 63; Fatih Saraman, § 67; Turgut Duman, § 68; Mustafa Ceyhan [1. B.], B. No: 2020/13362, 19/10/2023, § 27). Bu kapsamda hak ya da özgürlüğe müdahale eden kural takdir alanını belirli ölçülerde elbette uygulayıcıya bırakabilir. Fakat bu takdir alanının sınırlarının da yeterli açıklıkta belirlenmesi ve kuralın öngörülebilirliği sağlayacak şekilde asgari bir kesinlik içermesi zaruridir (Halime Sare Aysal, § 65; Fatih Saraman, § 69; Turgut Duman, § 70; Tamer Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, § 107).
20. Aile hayatına saygı hakkına yönelik bir müdahalenin de Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı müdahalenin kanuni dayanağının bulunmasıdır. Hak ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir kanunun kapsamını genişletici yorum ve uygulamalar, kanun koyucunun getirmediği bir sınırlandırmanın idari ve yargısal makamlarca ihdas edilmesi sonucunu doğurabilir. Bu açıdan hak ve özgürlükleri sınırlandıran kurallara ilişkin yorum ve uygulamaların kuralın kapsamını genişletici nitelikte olmaması ve öngörülebilir sınırlar içinde kalması önem taşımaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, § 104; Mehmet Çetinkaya ve D.K. [GK], B. No: 2018/27392, 15/4/2021, § 45).
21. Hükümlülerin ziyaret ya da görüş hakkı 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi somut başvuruya konu olan tedbirleri Yunus Bulut kararında kanunilik ölçütü bağlamında incelemiştir. Anayasa Mahkemesi, yukarıda belirtilen kanuni düzenlemenin mahpusların ziyaret hakkının ortadan kaldırılması ya da engellenmesi konusunda idari makamlara açık ve genel bir yetki vermediğini, aile hayatına saygı hakkına yapılan bu müdahalenin salt idari makamların kararlarına dayandığını tespit ederek müdahalenin kanuni dayanağının olmadığına karar vermiştir (Yunus Bulut, §§ 55, 57, 58).
22. Somut başvuruda Genel Müdürlük tarafından gönderilen yazılar doğrultusunda mahpusların açık ve kapalı görüş haklarına kısıtlamalar getirildiği anlaşılmaktadır. Ziyaret hakkının idare tarafından kısıtlanmasına imkân veren açık bir düzenleme bulunmamasına rağmen söz konusu tedbirin uygulandığı görüldüğünden Yunus Bulut kararında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı, müdahalenin kanuni temelinin bulunmadığı değerlendirilmiştir (benzer yönde kararlar için bkz. Süleyman Kurt (2) [2. B.], B. No: 2020/30704, 7/3/2024; Murat Kılıç ve diğerleri [2. B.], B. No: 2020/25564, 7/3/2024; Mehmet Ata Kızılçınar [1. B.], B. No: 2020/29397, 6/6/2024).
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu; ihlalin tespiti ile 30.000 TL manevi ve tutar belirtmeksizin maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
25. COVID-19 salgını dönemindeki kısıtlamalar ortadan kalktığından ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
26. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucuya manevi zararları karşılığında talebiyle bağlı kalınarak net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
Ç. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Osmaniye 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2021/4355), Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine (2021/934 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, MELİH PAMUKÇUOĞLU, B. No: 2021/53040, 17.06.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 609–613
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.