İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ZİHNİ DOĞAN (2021/51426)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Makul sürede yargılanma hakkı (hukuk)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ZİHNİ DOĞAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/51426)

 

Karar Tarihi: 18/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Nuray KOVANCI

Başvurucu

:

Zihni DOĞAN

Vekili

:

Av. Ömer Burak BİLDİK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Karataş toplu konut alanı bölgesindeki geçici 259 ada 1 parsel numaralı 200 m²lik taşınmaz 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca davacı S.K.ya tahsis edilmiştir. Davacı S.K. tahsis kararının iptal edildiğini belirterek taşınmazın rayiç bedelinin tahsili amacıyla davalı belediye aleyhine 14/1/2013 tarihinde Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır.

3. Mahkeme 4/12/2013 tarihinde davanın kabulüne ve 94.000 TL alacağın 25/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 23/10/2014 tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir.

4. 6/3/2015 tarihinde bozma kararına uyan Mahkeme 18/11/2015 tarihinde davanın kabulü ile 94.000 TL alacağın ifanın imkânsız hâle geldiği 25/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar vermiştir.

5. Söz konusu karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. (Kapatılan) Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 24/1/2017 tarihinde hükmün bozulmasına, 24/5/2017 tarihinde davacının karar düzeltme isteğinin reddine karar vermiştir.

6. Mahkeme 4/12/2019 tarihinde bozma kararına uyulmasına karar vermiş ve yapılan yargılama sonucunda 29/6/2020 tarihinde davanın kabulüne, 94.000 TL alacağın 3.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren, 91.000 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmetmiştir.

7. Davalının temyiz istemi üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (Daire) 24/5/2021 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere anılan hükmün onanmasına karar vermiştir. Aynı Daire 21/9/2021 tarihinde de davalının karar düzeltme isteminin reddine karar vermiştir.

8. Diğer taraftan davacı, ilamdan kaynaklanan alacağını noterde düzenlenen 22/1/2021 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile başvurucuya devir ve temlik etmiştir.

9. Başvurucu, nihai kararı 15/10/2021 tarihinde öğrendikten sonra 25/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; yargılamanın uzun sürdüğünü, alacağını tahsil dahi edemediğini, makul süreyi geçen yargılama nedeniyle faizle karşılanamayacak kadar fahiş zararının olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun alacağı temlik ettikten sekiz ay sonra davanın başvurucu lehine kesinleştiği, başvurucunun alacağı temlik aldıktan kısa bir süre sonra davanın lehine sonuçlanmasının mağdur sıfatı yönünden yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun tutumunun davanın devri nedeniyle yargılamaya sonradan katılmış olmasının, sonrasında yargılamada geçen sürenin, davanın karmaşıklığının, toplanması ve değerlendirilmesi gereken delillerin çeşitliliğinin, kapsamının ve içeriğinin dikkate alınması gereken belirleyici unsurlar arasında olduğu ifade edilmiştir. Bakanlıkça yargılama süresinin makul olup olmadığı incelenirken olağanüstü hal ve pandemi koşulları ile somut olayın kendine özgü koşullarının gözönünde bulundurulması gerektiğine de işaret edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

12. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddialarının özü, yargılamanın uzun sürmesine yöneliktir. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Başvurunun niteliği dikkate alındığında öncelikle kişi bakımından yetki konusunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

14. Anayasa Mahkemesi 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" başlıklı 46. maddesine ilişkin değerlendirmesinde bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için iki temel ön koşul olduğunu, bu kapsamda ilkinin başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edilmesi ve bunun sonucunda kendisinin mağdur olduğunu ileri sürmesi, ikincisinin ise bu ihlalden dolayı kişisel olarak ve doğrudan etkilenmesi olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesi çerçevesinde bir hakkı doğrudan etkilenmeyen kişi mağdur statüsü kazanamaz (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Onur Doğanay [2. B.], B. No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 42, 43).

15. Diğer taraftan bireysel başvuruda mağdur kavramı, davada menfaat veya dava ehliyeti kuralları gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanır. Ayrıca mağdur kavramı, günümüzde toplumun koşulları ışığında değişime tabi olup bu kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde yorumlanmalı ve uygulanmalıdır (Onur Doğanay, § 44).

16. Öte yandan bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Onur Doğanay, § 45; Ayşe Hülya Potur [2. B.], B. No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).

17. Bireysel başvuru yolunu işletebilecekler esas itibarıyla doğrudan mağdur sıfatını taşıyan kişiler olmakla birlikte somut olayın koşullarına ve ihlal edilen hakkın niteliğine göre mağdur ile arasında doğrudan kişisel ve özel bir bağ bulunan, dolayısıyla da Anayasa'nın ihlalinden olumsuz olarak etkilenmiş veya ihlalin sona ermesinden meşru ve kişisel bir menfaati bulunan kimseler de dolaylı mağdur sıfatıyla bireysel başvuruda bulunabileceklerdir (Engin Gök ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/3955, 14/4/2016, § 47).

18. Söz konusu uyuşmazlıkta dava 14/1/2013 tarihinde açılmıştır. Davacı yargılamanın devamı sırasında alacağını 22/1/2021 tarihinde alacağın devri sözleşmesiyle başvurucuya devir ve temlik etmiştir. Dairenin kararı 21/9/2021 tarihinde kesinleşmiştir.

19. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Bu durumda alacak ile talep ve dava haklarını devir ve temlik alan başvurucu yargılama süreci ile davada verilen karardan doğrudan etkilenmektedir. Başvurucunun alacağı devraldığı tarihten kısa bir süre sonra karar kesinleşmiş ise de neticede başvurucunun alacağı devralmadan önce uzun süren yargılama nedeniyle alacağın değer kaybetmesi de söz konusudur. Bu bağlamda başvurucu açısından mağdur sıfatının bulunduğu değerlendirilmiştir.

20. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest olan, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda da anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,   

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ZİHNİ DOĞAN, B. No: 2021/51426, 18.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 110–113

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.