İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

RABİA SAYAN (2021/46193)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, canlı bomba saldırısı sonucu meydana gelen ölüm olayından doğan zararların tazmini talebiyle açılan davanın kısmen reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı (bariz takdir hatası, içtihat farklılığı vs.-idare)Açıkça Dayanaktan Yoksunluk—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

RABİA SAYAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/46193)

 

Karar Tarihi: 18/5/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Kenan YAŞAR

Metin KIRATLI

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Soner GÖÇER

Başvurucu

:

Rabia SAYAN

Vekili

:

Av. Zühal ÇOLAK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, canlı bomba saldırısı sonucu meydana gelen ölüm olayından doğan zararların tazmini talebiyle açılan davanın kısmen reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Bazı sivil toplum kuruluşlarınca gerekli yasal izinler alınarak 10/10/2015 Cumartesi günü 12.00-16.00 saatleri arasında Ankara'da barış, emek ve demokrasi konulu bir miting yapılması kararlaştırılmıştır. Planlamaya göre farklı şehirlerden gelen gruplar Ankara Tren Garı'nda toplanacak ve Talatpaşa Bulvarı, Opera Meydanı ile Atatürk Bulvarı'nı takiben Sıhhıye Meydanı'na yürüyecektir. Ankara Tren Garı önünde 10/10/2015 tarihinde toplanan kalabalığın hazırlıkları sürerken saat 10.04 sıralarında peş peşe iki patlama meydana gelmiş, olay nedeniyle pek çok kişi ölmüş ve yaralanmıştır (Hasan Kılıç [2. B.], B. No: 2018/22085, 27/1/2021, §§ 7, 8). Başvurucunun eşi N.S. patlama nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

3. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının olay hakkında yürüttüğü soruşturmada saldırının DEAŞ terör örgütüne üye olan iki canlı bomba tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

4. İçişleri Bakanlığı, olay öncesinde yeterli güvenlik önlemleri alınıp alınmadığı konusunda iki mülkiye başmüfettişi ile iki polis başmüfettişine ön inceleme yaptırmıştır.

5. Ön inceleme sonunda hazırlanan raporda başlıca şu tespitler yer almıştır:

 i. Ankara Emniyet Müdürlüğünün 29/1/2015 tarihinde yürürlüğe giren Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Önleme ve Müdahale Planı'nda toplantı ve gösteri yürüyüşleri için faraziyelerin, alınacak önlemlerin ve hareket tarzının nasıl olacağı ayrıntılı olarak belirlenmiş; toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlara dışarıdan herhangi bir saldırının olabileceği ihtimalinin de gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir. Bahse konu plana göre Güvenlik Şube Müdürlüğünün toplantı öncesinde yapacağı işlemler arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü ile ilgili olarak elde edilen her türlü istihbari bilgiyi süratle değerlendirmek de vardır. Planda genel olarak alınacak tedbirleri planlama ve organize etme görevlerinin Güvenlik Şube Müdürlüğüne ait olduğu, İstihbarat ve Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüklerinin genel olarak toplantı ve gösteri yapılacağı günün kesinleşmesinden itibaren toplantı ve gösteri yürüyüşü ile ilgili olarak istihbarat toplama görevini yerine getirecekleri belirtilmiştir.

 ii. 10/10/2015 tarihinde Sıhhiye Meydanı'nda yapılmak istenen miting için güvenlik planlaması yapılmış, saat 08.00'den itibaren görev yapmak üzere Asayiş Harekât Merkezi (Kriz Merkezi) oluşturulmuş ve toplantı öncesinde bomba aramasını da içeren alan aramaları yapılmıştır. Toplanma alanını da kapsayacak şekilde kişilerin üstlerinin ve araçlarının aranmasına imkân veren önleme araması kararı alınmıştır. Bununla birlikte toplanma alanı olan tren garı ve çevresinde arama noktaları oluşturularak kişilerin üstleri aranmamış, kişilerin üst aramasının miting yeri olan Sıhhiye Meydanı girişinde yapılması planlanmıştır.

 iii. Mitinge tahminen 10.000 kişinin katıldığı ve 2.044 personelin görevlendirildiği dikkate alındığında yıl içinde yapılan benzer mitinglere nazaran görevlendirilen personel sayısı yeterlidir.

 iv. Miting için alınacak güvenlik tedbirlerini ve personelin hareket tarzını göstermek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünün 8/10/2015 tarihli ve "emniyet tedbiri" konulu yazısı ilgili birimlere gönderilmiştir. Bahse konu yazıda alınacak güvenlik tedbirleri ve personelin hareket tarzı ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

 v. 2015 yılı başından itibaren İstihbarat ve TEM Şube Müdürlüklerine değişik kaynaklardan birçok istihbarat bilgisi gelmiştir. Bu istihbarat bilgilerinin büyük çoğunluğu ya yer, zaman ve kişiye ilişkin somut bilgiler ihtiva etmemiş ya da teyide muhtaç niteliktedir ancak sözü edilen istihbarat bilgilerinin yine de güvenlik tedbirlerinin planlamasında dikkate alınması gerekir. 2015 yılında DEAŞ terör örgütü ile ilişkili istihbaratın fazlalığına rağmen Ankara Tren Garı önünde canlı bomba terör eylemini gerçekleştiren Y.E.A.nın da aralarında olduğu bazı şahısların canlı bomba eyleminde bulunabileceğine ve irtibatlı oldukları DEAŞ terör örgütünün Diyarbakır ve Suruç terör eylemlerinden sonra Türkiye'de ses getirecek başka terör eylemi hazırlığı içinde olduğuna, halkın kalabalık olduğu yerlerde, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde birden fazla canlı bomba eylemi yapabileceğine yönelik istihbaratlar son derece önemlidir. Zira toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yoğun olarak yapıldığı illerin başında Ankara gelmektedir. Bu sebeple anılan nitelikteki bilgilerin toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin güvenliğini planlamakla sorumlu il emniyet müdürü, emniyet müdür yardımcısı, emniyet birimleri hatta vali ile paylaşılması gereklidir. Buna rağmen TEM Şube Müdürlüğü, emniyet tedbirlerinin gözden geçirilmesi veya sıklaştırılması amacıyla emniyet birimlerine çoğunlukla aynı içerikli yazılar göndermiştir.

 vi. Gelen istihbarat bilgileri üzerine TEM ve İstihbarat Şube Müdürlükleri tarafından kişilerin genellikle Ankara ile bağlantıları araştırılmış, Suruç'ta meydana gelen patlama sonrasında birim müdürlerinin katılımı ile il emniyet müdürü başkanlığında bazı toplantılar yapılmıştır. Terör eylemlerine karşı daha duyarlı olunması konusunda tamim hazırlanmış ve değişik önleyici tedbirler (Bu tedbirlerin neler olduğu açıklanmamıştır.) alınmıştır. Ayrıca TEM ve İstihbarat Şube Müdürlüklerinin koordine ettiği operasyonlar yapılarak bazı terör eylemleri önlenmiştir (ön incelemeye dair süreç ve ön inceleme sonunda hazırlanan rapor hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Hasan Kılıç, §§ 11-14).

6. Başvurucu, İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunarak bombalı saldırı sonucu uğradığını ileri sürdüğü manevi zararları için tazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucunun talebi zımnen reddedilmiştir.

7. Başvurucu 7/4/2016 tarihinde Ankara 5. İdare Mahkemesi nezdinde 500.000 TL manevi tazminat talepli tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde saldırı yapılacağı yönünde istihbarat bilgisine sahip olmasına rağmen idarenin saldırının önlenmesi ve mitingle gösteri yürüyüşünün sağlıklı şekilde yapılması için gerekli tedbirleri almadığına ilişkin birçok iddiada bulunup güvenlik güçlerinin ölenlerin, yaralananların ve yaralılara yardım edenlerin üzerine olaydan sonra gaz bombası atıp cankurtaranların olay yerine ulaşmasını ve ilk yardım çalışmalarını fiilen engellediğini, manevi zarara ilişkin olarak ise eşi N.S.nin olay anında, kendisinin de olay tarihi itibarıyla 45 yaşında olduğunu, geçici işlerde çalıştığını, olay sonrası çalışamadığını, çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getiremediğini, dahası ölen eşinin cesedinin vücut bütünlüğü bozulduğu için acısının katlandığını ifade etmiştir.

8. Ankara 5. İdare Mahkemesi 28/7/2017 tarihinde bağlantı nedeniyle gönderme kararı almış; kararda, başvurucunun olay nedeniyle maruz kaldığı manevi zararın giderilmesi istemiyle açtığı işbu dava ile aynı olaydan kaynaklı olarak yine aynı başvurucunun maddi tazminat istemiyle açtığı Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2016/1622 esasına kayıt olan dosya arasında bağlantı bulunduğunu değerlendirmiştir. Bu nedenle bağlantı olup olmadığının saptanması amacıyla dosyanın Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesine gönderilmesine karar vermiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi 20/9/2017 tarihli kararıyla iki dosya arasında bağlantı olduğu sonucuna vararak davalara bakmak üzere Ankara 16. İdare Mahkemesinin yetkili kılınmasına karar vermiştir. Bunun üzerine dosya yeni bir esasa (E.2017/2854) kaydedilerek Ankara 16. İdare Mahkemesince (İdare Mahkemesi) görülmeye devam edilmiştir.

9. Davalı idarenin savunma dilekçesi ile bu dilekçe ekinde yer alan belgelere göre,

 i. Miting öncesi Ankara vali yardımcısı başkanlığında Güvenlik, TEM ve İstihbarat Şube Müdürlükleri, İl Jandarma Komutanlığı, Büyükşehir Belediyesi EGO Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü görevlilerinden oluşan Kriz Merkezi oluşturulmuştur.

 ii. Planlanan önlemler kapsamında toplanma yeri olan tren garında, yürüyüş güzergâhında, miting alanı olan Sıhhiye Meydanı çevresinde oluşturan zincirde, miting alanı arama noktalarında, Sıhhiye Demiryolu Köprüsü üzerinde, il dışından gelen araçların koordineli olarak yönlendirilmesinde ve hassas noktalarda görev yapmak üzere -topluluğun hareketlerinin izlenmesi ve bilgi akışı sağlanması için görevlendirilen Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü (MOBESE ve telsiz) görevlilerine ilaveten- tüm birimlerden ve müdüriyet birliklerinden toplam 2.044 personel görevlendirilmesi planlanmış; bu personelden sivil ve resmî olmak üzere çeşitli birimlerden 129 personel ise ilk toplanma alanı olan tren garı ve çevresinde görevlendirilmiştir.

 iii. Özel Harekât Şube Müdürlüğünce yeteri kadar personel, talep edilmesi hâlinde görev almak üzere hazır bulundurulmuştur. Ankara Tren Garı ile miting alanında itfaiye, ambulans ve zabıta görevlendirilmiştir.

 iv. Toplanma alanını da kapsayacak şekilde kişilerin üstlerinin ve araçlarının aranmasına imkân veren önleme araması kararı alınmıştır

 v. Olay sabahı saat 06.02'den itibaren 500 bariyer kullanılarak miting alanının çevrelenmesine başlanmıştır.

 vi. Saat 09.00'da güvenlik şube müdürü tarafından Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipler amirine arama noktalarına yakın yerlerdeki kamyonet ve panelvan tipi araçların uzman ekiplerce kontrol edilerek kaldırılması talimatı verilmiştir.

 vii. Miting alanı ve bu alana çıkan cadde ve sokaklar trafiğe kapatılmış, belirli yerlerde giriş arama koridorları ve polis zinciri oluşturulmuştur. Arama noktaları ve polis zincirinde görev almak üzere sekiz, toplamda ise on üç İl Emniyet Müdürlüğü birliği görevlendirilmiştir.

 viii. Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğüne bağlı görevliler ve bomba arama dedektör köpek timleriyle ilk toplanma alanı ve Sıhhiye Meydanı'na kadar olan yürüyüş güzergâhında bomba, patlayıcı, bereleyici ve benzeri madde araması yapılmıştır.

 ix. Miting alanındaki vatandaşların dışarıya çıkması sağlandıktan sonra miting için kurulan platform, platform çevresi ve miting alanı içinde bomba arama dedektör köpek timleri kullanılarak bomba, patlayıcı, bereleyici ve benzeri madde araması yapılmıştır.

 x. Olay öncesi tren garı önünde bir, miting alanında iki ambulans tedbir amacıyla göreve hazır bekletilmiş; patlama sonrası ilk çağrının 10.05'te yapılması üzerine 33 saniye sonra vaka formu düzenlenmiş ve olay yerinde bekleyen ekipçe ilk müdahale yapılmıştır. Müdahale sırasında biri çoklu ambulans olmak üzere 57 112 Acil Yardım ambulansı, 54 özel ambulans görev almış, ilk 20 dakika içinde 16 ekip ve çoklu hasta taşıyan ambulans olay yerine ulaşmış ve 65 dakika içinde olay yerinde yaralı kalmamıştır.

 xi. Ankara Tren Garı önünde meydana gelen patlamayla ilgili olarak önceden yapılmış bir ihbar tespit edilememiştir.

10. İdare Mahkemesi 21/6/2018 tarihli kararla davayı kısmen kabul ederek 50.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine hükmetmiştir. 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun ve sosyal risk ilkesine ilişkin açıklamada bulunulan karar gerekçesinde, terör saldırısı niteliğini haiz olay nedeniyle yakınını kaybeden başvurucunun yaşadığı elem ve üzüntü sonucu oluşan manevi zararının sosyal risk ilkesi gereğince hizmet kusuru bulunmasa bile idarece tazmini gerektiği, bu bağlamda başvurucunun duyduğu acı ve üzüntü ile orantılı olarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca manevi tazminatın kişilerin mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığı belirtilerek olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında patlama neticesinde vefat eden N.S.nin eşi olan başvurucunun olay nedeniyle duyduğu acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla 50.000 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

11. Başvurucu ile davalı idare, İdare Mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi (İstinaf Mahkemesi) 9/1/2019 tarihinde başvurucu için hükmedilen tazminat yönünden İdare Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmiştir. Kararda manevi tazminata hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duydukları elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerektiği, manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici ve hükmedilecek tazminat tutarının adalete ve hakkaniyete uygun olması gerektiği, hükmedilecek tazminat ödenmesiyle zarara uğrayanda manevi huzurun sağlanmasının amaçlandığı, dolayısıyla takdir edilecek miktarın sağlanmak istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği ifade edilmiştir.

12. Başvurucu ile davalı idare, İstinaf Mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) 15/12/2020 tarihinde temyiz talepleriyle ilgili kararını vermiştir. Karar gerekçesinde öncelikle Dairenin yerleşik içtihadı uyarınca terör olayları sonucu bir zararın ortaya çıkması ve idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hâllerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verileceğini belirtmiştir. Gerekçenin devamında aynı olayı temel alan uyuşmazlıklarda farklı idare mahkemeleri tarafından verilen ara kararları üzerine Ankara Valiliği (emniyet birimleri) tarafından verilen cevaplarda emniyet birimlerine konuya ilişkin ihbarda bulunulmadığının belirtildiğini, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ön inceleme raporu içeriğinde TEM Daire Başkanlığının Ankara dâhil olmak üzere çok sayıda emniyet birimine ilettiği DEAŞ'ın canlı bomba gibi eylemlerde bulunma hazırlığı yaptığı yönündeki yazının toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde emniyet tedbiri almakla görevli güvenlik şube müdürlüğüne iletildiği yönünde bir bilge/belge bulunmadığını, bununla beraber birden fazla birimle paylaşılan söz konusu yazı nedeniyle elinde istihbari bilgi bulunan idarenin önceki standart uygulamadan ayrılarak bu bilgiyi ilgili birimlere iletmesi, güvenlik tedbirleri alması noktasında gerekli hassasiyet ve özeni göstermediğinin düşünülebileceğini ancak söz konusu yazı nedeniyle idarenin hizmet kusuru temelinde sorumlu tutulabilmesi için bu yazının yer, zaman ve kişi bakımından somut nitelikte olması gerektiğini, bu bağlamda olay öncesine ilişkin olarak idarenin hizmet kusurundan bahsedilemeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca İçişleri Bakanlığının ön inceleme raporu ve Ankara Valiliği tarafından sunulan olay tutanağı ile "emniyet tedbirleri" konulu yazı temel alındığında idarenin önceki uygulamaları doğrultusunda açık hava toplantılarında toplanma yeri ile ilgili genel bir arama yapılmadığını, yeterli sayıda emniyet personelinin görev yaptığını, önleyici ve güvenliğe yönelik bomba aramalarının yapıldığını belirterek idarenin bu yönden de kusuru olmadığını değerlendirmiştir. Sağlık hizmetinin sunumu ile olaya yaralılara müdahale yönünden de yeterli sayıda ambulansın görevlendirildiğini, sadece 65 dakika içinde tüm yaralıların sağlık kurumlarına nakledildiğini, sağlık hizmetinin sağlanması bağlamında bir iletişim aksaklığı yaşanmadığını açıklayarak idarenin bu bakımdan da hizmet kusuru olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Sonuç itibarıyla somut olayda idarenin hizmet kusuru ve/veya kusursuz sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirterek başvurucu için hükmedilen tazminat yönünden İstinaf Mahkemesi hükmünü onamıştır. Manevi tazminatın manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen, yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğunu, manevi tazminatın olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçladığını, belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifadeyle benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerektiğini ifade etmiştir.

13. Başvurucu, nihai kararı 27/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 26/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

15. Başvurucu; idari yargı yerlerince, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerinin raporu başta olmak üzere sunduğu delillerin değerlendirilmediğini, manevi tazminatın miktarı tespit edilirken zenginleşme yasağından hareket edildiğini ancak olayın yaşanış şekli ile beş yıl boyunca çektiği manevi acının dikkate alınmadığını, yaptığı itirazların İstinaf Mahkemesi ve Daire tarafından değerlendirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

16. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; öncelikle başvurucu lehine hükmedilen manevi tazminata işaret edilerek başvurucunun uğradığı zararın giderildiği ve bu nedenle mağdur sıfatının ortadan kalkıp kalmadığının değerlendirilmesi gerektiği, yargılamanın usul şartlarına ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği, başvurucuya delillerini ve iddialarını sunma fırsatı verildiği, bunların gereği gibi değerlendirildiği, gerekli bilgi ve belgeler toplanıp detaylı araştırma sonucunda usul ve hukuka uygun olarak karar verildiği, başvurucunun İdare Mahkemesinin kararına karşı istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurduğu, iddiaların gerek İdare Mahkemesi gerekse de İstinaf Mahkemesi ve Daire tarafından incelendiği, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği bildirilmiştir.

17. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yineleyerek hükmedilecek manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın meydana geliş biçimi ve olayın yaşanmasında idarenin kusurunun dikkate alınması gerektiğini belirterek devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre saldırıya dair istihbarat alınmasına rağmen yeterli önlem alınmadığı için saldırı engellenememiştir. Hatta saldırganları taşıyan araçlar trafik polisince durdurulmasına rağmen bırakılmıştır. Nitekim olay sonrası haklarında ön inceleme yapılan emniyet görevlilerinden bir kısmı görevden uzaklaştırılmıştır. Ayrıca Türk Tabipler Birliği raporunda olaydan sonra ölenlerin, yaralıların ve yaralılara yardım edenlerin üzerine gaz bombası atıldığı için can kurtaranların olay yerine erişimi ve ilk yardım çalışmaları da engellenmiştir.

18. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyanda başvuru formundaki iddiaları yanında devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini de ileri sürmüştür. Başvuruya konu edilen yargılamada verilen nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük başvuru süresi içinde dile getirilmeyen iddiaların Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi mümkün değildir. Aksinin kabulü bir kez bireysel başvuru yapıldıktan sonra başvuru sonlandırılıncaya kadar başvuru dosyasına gelen her türlü ihlal iddiasının incelenmesini gerekli kılar ki bu, bireysel başvuru için öngörülen otuz gün kuralını anlamsız hâle getirir (Ümüt Demir [2. B.], B. No: 2012/1000, 18/9/2014, § 31). Başvurucunun, başvuru formunda yaşam hakkının ihlal edildiğine yönelik bir sav dile getirmediği görüldüğünden yaşam hakkı yönünden ayrı bir inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır.

19. Somut olayda idari yargı yerlerinin, başvurucunun yakınının ölümü ile sonuçlanan olayda idarenin sorumluluğuna ilişkin yaptıkları değerlendirme sonucunda sorumluluğun sosyal risk ilkesi kapsamında kaldığı sonucuna ulaştıkları anlaşılmıştır. Hükmedilecek manevi tazminatın miktarı tespit edilirken de olayın meydana geliş şekli ile başvurucunun olay nedeniyle duyduğu acı ve ızdırabın (bkz. § 10), bunlara ek olarak başvurucunun sosyal ve ekonomik durumunun (bkz. § 11) dikkate alındığı, ayrıca olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlendiği (bkz. § 12) görülmüştür. İdari yargı yerlerince başvurucunun sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin ayrıca ve resen bir araştırma yapılmamış ise de başvurucunun dava dilekçesinde ortaya koyduğu sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin (bkz. § 11) başkaca bir talebi, toplanmasını istediği bir delil yoktur. Dahası başvurucu bireysel başvuruda da bu yönde bir yakınma dile getirmemiştir.

20. Bu açıklamalar ışığında başvurucunun yakındığı hususlar delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup idari yargı yerlerinin kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki başvurucunun ileri sürdüğü hususlar İdare Mahkemesince değerlendirilmiş olup İdare Mahkemesi kararında yeterli gerekçeye yer verilmiş; İstinaf Mahkemesi ve Daire de yeterli gerekçe içeren İdare Mahkemesi kararına atıfta bulunmuştur.

21. Açıklanan gerekçelerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/5/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, RABİA SAYAN, B. No: 2021/46193, 18.05.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 100–106

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.