Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
HÜSNA GENÇ ŞEN VE DİĞERLERİ (2021/45773)
- Yaşam hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; kamu makamlarının mahpusun sağlık hizmetlerine erişimi için yeterli önlem almaması, ayrıca teşhis ve tedavi sürecinde yaşanan ihmaller sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Yaşam hakkı | Koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkin diğer iddialar | Açıkça Dayanaktan Yoksunluk | — |
| Yaşam hakkı | Tıbbi ihmal veya sağlık hizmetlerine erişememe sonucu ölüm | Başvuru Yollarının Tüketilmemesi | — |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
HÜSNA GENÇ ŞEN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/45773) |
|
|
|
Karar Tarihi: 22/4/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Ömer ÇINAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Soner GÖÇER |
|
Başvurucular |
: |
1. Hüsna GENÇ ŞEN 2. Serhat Eymen ŞEN 3. Sueda ŞEN |
|
Vekili |
: |
Av. Emrah AKANÖZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kamu makamlarının mahpusun sağlık hizmetlerine erişimi için yeterli önlem almaması, ayrıca teşhis ve tedavi sürecinde yaşanan ihmaller sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu Hüsna Genç Şen'in eşi, diğer başvurucuların ise babaları olan D.H.Ş., hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına üye olma suçundan yürütülen soruşturma nedeniyle 4/10/2017 tarihinde tutuklanarak önce Metris 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmış; bir gün sonra ise Silivri 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. D.H.Ş. tutuklu olarak İnfaz Kurumunda bulunmaktayken başka bir suçtan (taksirle ölüme ve yaralamaya sebep olma) verilen hapis cezasının kesinleşmesi üzerine tutuklama müzekkeresinin infazı durdurulmuş, 12/10/2017 tarihinden itibaren hükmün infazına geçilmiştir.
3. D.H.Ş. İnfaz Kurumuna alındığı gün yapılan ilk görüşmede genel sağlık durumunun iyi olduğunu, şeker hastası olduğunu belirtmiş; ilk muayenesinde de daha önce anal apse (makatta oluşan iltihaplanmanın neticesinde irin toplanması ile meydana gelen bir rahatsızlık) ameliyatı geçirdiğini ifade etmiştir.
4. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 10/10/2017 tarihli dilekçeyle daha önce kullandığı ve isimlerini belirttiği mide ilacı, ağrı kesici ilacı, balgam sökücü ilaç ve gribal enfeksiyon ilacının reçete edilmesini istemiştir. Hekimlikçe aynı tarihte D.H.Ş.ye nezle tanısı ile bazı ilaçlar reçete edilmiştir.
5. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 31/10/2017 tarihli dilekçeyle daha önce anal apse ameliyatı geçirdiğini, rahatsızlıklar yaşadığını ifade ederek kurum hekimi ile görüşmek istediğini dile getirmiş, bunun üzerine Silivri Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğine sevk edilmiştir. 6/11/2017 günü yapılan muayenesi sonrası anal fissür (genellikle dışkının çok sert olması nedeniyle anüs üzerindeki deride meydana gelebilen küçük bir yırtık) nedeniyle ameliyat olması önerilmiş, sevk kâğıdına doktor tarafından D.H.Ş.nin ameliyatı kabul etmediği şerhi düşülmüştür.
6. D.H.Ş. İnfaz Kurumu aracılığıyla ilgili soruşturma dosyasına gönderdiği 2/11/2017 tarihli tutukluluğa itiraz konulu dilekçesi ile tahliyesini talep etmiş; dilekçesinde delillere, soruşturmanın esasına ve tutukluluk sebeplerine yönelik itirazlarını dile getirerek sağlık problemleri olduğunu belirtmiş ancak ayrıntıya girmemiştir.
7. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 18/11/2017 tarihli dilekçeyle yaşadığı öksürük nedeniyle daha önce kullandığı ve isimlerini belirttiği balgam söktürücü ilaç ile gribal enfeksiyon ilacının reçete edilmesini istemiştir. Hekimlikçe 20/11/2017 tarihinde D.H.Ş.ye nezle tanısı ile bazı ilaçlar reçete edilmiştir.
8. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 24/11/2017 tarihli dilekçeyle daha önce apse ameliyatına ilişkin şikâyetleri nedeniyle hastaneye sevk edilmişse de şikâyetlerinin artarak devam ettiğini ifade ederek kurum hekimince muayene edilmesini ya da devlet hastanesine sevk edilmesini talep etmiştir. Kurum hekimi dilekçenin üzerine daha önce devlet hastanesinde ameliyat önerilmesine rağmen kendisinin kabul etmediği notunu düşerek D.H.Ş.yi genel cerrahi polikliniğine sevk etmiştir. D.H.Ş. 1/12/2017 tarihinde hastaneye sevk edilecekler listesine eklenmiş ancak verdiği dilekçe ile aynı gün açık görüşü olması sebebiyle hastaneye gitmek istemediğini, sevkinin başka bir güne ertelenmesini talep etmiştir. Bunun üzerine kurum hekimi, D.H.Ş.nin hastaneye sevkleri suistimal ettiği gerekçesiyle genel cerrahi polikliniğine sevki iptal etmiştir.
9. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 15/12/2017 tarihli dilekçeyle daha önce kullandığı ve isimlerini belirttiği mide ilacı ile ayak mantarı ilacının reçete edilmesini istemiştir. Hekimlikçe aynı gün D.H.Ş.ye mantar tanısı ile ilaç reçete edilmiştir.
10. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 26/12/2017 tarihli dilekçeyle daha önce kullandığı mide ilacının reçete edilmesini istemiştir. Hekimlikçe aynı gün D.H.Ş.ye dispepsi (sindirim sistemi rahatsızlığı) tanısı ile ilaç reçete edilmiştir.
11. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 10/1/2018 tarihli dilekçeyle yaklaşık bir aydır mide ve karın bölgesinde ağrısı olduğunu, son günlerde ağrısının sıklığının ve şiddetinin arttığını, artık yemek yemekte zorlandığını, 100 gün içinde sekiz dokuz kilo kaybettiğini, ayrıca şeker hastalığı başlangıcından müzdarip olduğunu, ilaç mümessili olduğu için hastalığının ciddi olduğuna kanaat getirdiğini ifade ederek muayene olmak istediğini belirtmiştir. Bahsi geçen dilekçe üzerine yapılan işleme dair bir bilgi bulunmamakla birlikte daha sonra İnfaz Kurumu Müdürlüğünce düzenlenen bilgi notunda hekimlik kayıtlarına göre dilekçe üzerine D.H.Ş.nin muayenesinin yapıldığı ifade edilmiştir.
12. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 15/1/2018 tarihli dilekçeyle bel ağrısı şikâyeti nedeniyle isimlerini belirttiği ilaçların reçete edilmesini istemiştir. Hekimlikçe aynı gün D.H.Ş.ye miyalji (kas rahatsızlığı) tanısı ile ilaç reçete edilmiştir.
13. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 22/1/2018 tarihli dilekçeyle bel ağrısı şikâyetinin artarak devam ettiğini, ilacın ancak birkaç saat için işe yaradığını ifade ederek muayene olmak istediğini belirtmiştir. Hekimlikçe aynı gün D.H.Ş.ye miyalji (kas rahatsızlığı) tanısı ile bazı ilaçlar reçete edilmiştir.
14. D.H.Ş. İnfaz Kurumu aracılığıyla kovuşturma dosyasına gönderdiği 22/1/2018 tarihli dilekçeyle tahliyesini ya da en azından adli tutuklu ve hükümlülerle aynı koğuşta tutulmamasını talep etmiştir. D.H.Ş. dilekçesinde stresten kaynaklanan sağlık problemleri yaşadığını belirtmiş ancak ayrıntı vermemiştir.
15. D.H.Ş. İnfaz Kurumu hekimliğine yazdığı 1/2/2018 tarihli dilekçeyle bir ay kadar önce karın ağrısı yaşamaya başladığını, şu an ise belden ve sırttan aşağısının şiddetli ağrıdığını, günlük hayatını sürdüremediğini, yemek yiyemediğini, oturamadığını, uyuyamadığını, verilen ilaçların işe yaramadığını, çok acı çektiğini, üç gecedir iğne yaptırdığını ama iğnenin etkisi geçince ağrının yine başladığını belirtmiş; hastaneye sevkini talep etmiştir. Dilekçesi üzerine D.H.Ş.nin hastaneye sevkine karar verilmiş ancak D.H.Ş.nin 5/2/2018 tarihli dilekçeyle sevk gününü bekleyecek durumu olmadığını, neredeyse bir aydır yemek yiyemediğini, ağrılarının artarak devam ettiğini belirterek acil olarak hastaneye sevkini talep etmesi üzerine Kurum Hekimliğince gastrit tanısı ile ilaç reçete edilmiş ayrıca D.H.Ş. aynı gün öncelikli olarak Silivri Devlet Hastanesi Beyin Cerrahisi Polikliniğine sevk edilmiştir. İnfaz Kurumu görevlilerince düzenlenen tutanağa göre D.H.Ş. 5/2/2018 günü beyin cerrahisi polikliniğine götürülmüş ancak poliklinik doktorunun bu saatte hasta muayene edemeyeceğini ifade etmesi üzerine başhekim yardımcısına gidilmiş, hastanın genel cerrahi polikliniğine sevki gerektiği söylenmiştir.
16. D.H.Ş. İnfaz Kurumu Hekimliğine yazdığı 6/2/2018 tarihli dilekçeyle bir gün önce beyin cerrahisi polikliniğine götürüldüğünü, doktorun öğleden sonra hasta bakmadığını söyleyerek kendisini muayene etmediğini, kendisine genel cerrahiye gitmesi gerektiğinin söylendiğini, artık ağrıya ve açlığa dayanacak gücü kalmadığını belirterek dahiliye, fizik tedavi ve beyin cerrahi polikliniklerine sevk edilmesini talep etmiştir. Bahsi geçen dilekçe üzerine D.H.Ş. 8/2/2018 günü Silivri Devlet Hastanesi Dahiliye Polikliniğine sevk edilmiştir. Yatışı yapılan D.H.Ş.nin tahlil ve tetkikleri yapılmıştır.
17. 12/2/2018 tarihinde Silivri Devlet Hastanesinde çekilen endoskopi sonucuna göre mide antrum (yiyeceklerin mide suyuyla karıştığı bölüm), küçük kurvatur (midenin sağ yanı), infiltratif lezyon tanısı konulan D.H.Ş. 13/2/2018 günü Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş ve yatışı yapılmıştır. Hastanede D.H.Ş.nin mide kanseri ve tıkanma sarılığı ile ilgili tetkikleri yapılmış ve biyopsi işlemi uygulanmıştır. Tıkanma sarılığını gidermek için PTK (karaciğere üst kısımdan cilt üzerinden girilerek ince bir tüp (kateter) yerleştirilerek yapılan bir işlem) yapılması gerektiği fakat bu işlemi yapacak doktor zorunlu radyasyon izninde olduğu için işlemin yapılamadığı gerekçesiyle D.H.Ş. 14/2/2018 tarihinde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş ve yatışı yapılmıştır.
18. Bu arada D.H.Ş.nin vekili, silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olarak kovuşturmayı yürüten İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği 12/2/2018 tarihli dilekçeyle sağlık sebebiyle tahliye talebinde bulunmuştur. Diğer taraftan İnfaz Kurumu Müdürlüğü 14/2/2018 tarihinde taksirle ölüme ve yaralamaya sebep olma suçundan verilip infaz edilmekte olan cezanın tehiri işlemlerini başlatmıştır. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi 16/2/2018 tarihli kararla D.H.Ş.nin ileri evre mide kanseri olması sebebiyle tutuklu kalmasının sağlığı açısından ileride mağduriyetine yol açabileceği gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tahliyesine karar vermiştir. Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan infaz edilmekte olan hapis cezası bakımından ise İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu kararı doğrultusunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/2/2018 tarihinde infazın açık ceza infaz kurumunda çektirilmesine devam edilmesine karar verilmiştir. Silivri 2. İnfaz Hâkimliği ise 19/2/2018 tarihinde cezanın kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar vererek D.H.Ş.nin salıverilmesine karar vermiştir. D.H.Ş. bu yasal prosedür sırasında Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yatarak tedavi görmekte olup işlemler infaz koruma memurları aracılığıyla yürütülmüştür.
19. Başvurucular, tahliye sonrası D.H.Ş.yi yatmakta olduğu Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinden taburcu ederek özel bir hastaneye yatırmıştır. D.H.Ş. 6/3/2018 günü hayatını kaybetmiştir.
20. Başvurucular, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri 7/1/2019 tarihli dilekçeyle D.H.Ş.nin ölümünde sorumluluğu bulunan ceza infaz kurumu personeli ve doktoru ile sevk edildiği devlet ve üniversite hastanelerindeki sağlık personeli hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucular, D.H.Ş.nin hastalığa yakalandığı ilk günden ölümüne kadar geçen sürede ağır ihmal gösterildiğini öne sürmüştür.
21. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından açılan soruşturma kapsamında İnfaz Kurumundan D.H.Ş.ye ilişkin dilekçeler ile tüm sağlık evrakı, D.H.Ş.nin tedavilerine dair tüm bilgi ve belgeler ilgili hastanelerden celbedilmiştir. Ardından Adli Tıp Kurumuna yazılan müzekkere ile D.H.Ş.nin ölümünde İnfaz Kurumunun veya tedavi gördüğü hastanelerin bir kusuru olup olmadığına, tıbbi uygulama hatası yapılıp yapılmadığına dair rapor istenmiştir. Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 30/12/2020 tarihli mütalaada D.H.Ş.nin ölümünün ileri evre mide kanseri ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği kaydedilmiştir. Mütalaada ayrıca D.H.Ş.nin 10/1/2018 tarihli dilekçesinde belirttiği karın ağrısı şikâyeti ve son 100 günde 8-9 kilo kaybetmesi nedeniyle dahiliye polikliniğine sevk edilmesi gerekirken bunun yapılmamasının eksiklik olduğu ancak tanı anında ileri evre mide kanseri teşhisinin konulması ve hastalığın seyri ve mortalitesi dikkate alındığında eksik eylemin yapılmaması hâlinde de sonucun değişmeyeceği belirtilerek Silivri Devlet Hastanesi, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Özel M. Hastanesinde kişiye uygulanan tedavilerin ve yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu mütalaa edilmiştir.
22. Yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılık 15/2/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; kararda D.H.Ş.nin ölümü ile ilgili herhangi bir kişiye karşı atfı kabil bir kusurun bulunmadığını, şüphelilerin kasıtlı olarak görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettiğini ya da görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterdiklerine dair kamu davası açmayı gerektirecek herhangi bir delilin mevcut olmadığını belirtmiştir.
23. Başvurucular 9/3/2021 tarihinde karara itiraz etmiş; itiraz Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/4/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
24. Başvurucular, itirazın reddine dair kararı 20/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 7/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
26. Başvurucular adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
27. Başvurucular, İnfaz Kurumundayken mide kanseri hastalığına yakalanan D.H.Ş.nin ısrarlı taleplerine rağmen teşhis ve tedavi hususunda gerekli özenin gösterilmediğini, teşhis sonrası tedavilerinin takip edildiği sağlık kuruluşlarının da tedavide geciktiklerini ve gereken ilgiyi göstermediklerini, tahliyesi sonrası D.H.Ş.yi özel bir hastaneye yatırmışlarsa da teşhis ve tedavide geç kalındığı için D.H.Ş.nin hayatını kaybettiğini ileri sürmüştür. Başvuruculara göre soruşturma etkili şekilde yürütülmemiş hatta Adli Tıp Kurumu raporunda 10/1/2018 tarihli dilekçe sonrası D.H.Ş.nin dahiliye polikliniğine sevk edilmemesi eksiklik olarak tespit edilmesine rağmen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Başvurucular yaşam hakkı, kişi dokunulmazlığı, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı, sağlık hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucuların iddia ettikleri hak ihlalini giderme imkânı bulabilecekleri idari yargıda tam yargı davası açmadıklarını, bu hususun başvurunun kabul edilebilirliği konusunda yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
28. Başvuru, yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
29. Başvurucular; bir yandan yakınlarının ısrarlı taleplerine rağmen İnfaz Kurumunun yakınlarının ihtiyaç duyduğu tedavinin sağlanması konusunda gerekli özeni göstermemesinden, dolayısıyla yakınlarının sağlık hizmetlerine erişimde sıkıntı yaşamasından, diğer yandan tedavi sürecinde görev alan sağlık çalışanlarının tıbbi teşhis ve tedavideki ihmallerinden yakınmıştır. Bu sebeple başvurucuların iddiaları iki başlık altında incelenmiştir.
A. İnfaz Kurumunda Sağlık Hizmetine Erişimde İhmal Gösterildiği Nedeniyle Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Anayasa Mahkemesi Asuman Şahin ve diğerleri ([GK], B. No: 2021/14318, 23/10/2025) başvurusu hakkında verdiği kararda kasıtsız olarak ölüme sebebiyet verilmesi veya yaşamların kasıtsız olarak tehlikeye atılması durumunda mağdurlar için hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olmasının etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün yerine getirilmesi için yeterli olduğunu ancak şüpheli ölüm vakasının söz konusu olduğu hâller ile yaşamın tehlikeye atıldığı olayların gerçekleşme koşullarının belirsiz olduğu hâllerde yine de ceza soruşturması yürütülmesi gerektiğini hatırlatarak bahsi geçen hâllerde yürütülen ceza soruşturmasında ölüm vakasının veya yaşamın tehlikeye atılmasının kasıtlı olarak meydana getirilmediği saptanırsa kimi istisnai hâller söz konusu olmadıkça ve kasıtlı olmayan eylemlerle yapılan müdahaleden doğan sorumluluk belirsiz bırakılmadıkça mağdurlar için hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olmasının yeterli kabul edilebileceği sonucuna varmıştır (anılan kararda bkz. §§ 79-80). Somut başvuru her ne kadar olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturması üzerine yapılsa da başvuru aşağıda açıklanan nedenlerle her hâlükârda kabul edilemez bulunduğundan bireysel başvuru öncesi başvuru yollarının tüketilmesi kabul edilebilirlik kriteri yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir (benzer bir yaklaşım için bkz. Abdullah Akhamur ve diğerleri [1. B.], B. No: 2015/14355, 31/10/2018, § 56).
31. Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülükler uyarınca devlet; yetki alanındaki bireylerin yaşamlarını kamu görevlileri ile diğer bireylerin eylemlerinden hatta kişilerin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi altındadır (Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri [GK], B. No: 2019/25727, 28/7/2022, § 35).
32. Koruma ödevinin yerine getirilebilmesi için devletin yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal ve idari çerçeve oluşturması (İpek Deniz ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, § 135), bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda organları veya görevlileri aracılığıyla makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler alması gerekir (T.A., § 136; Gökhan Yiğit Koç ve diğerleri, § 36).
33. Anılan ödev, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin yaşamlarının ve sağlıklarının korunması için bu kişilerin tıbbi tedavilerine özen gösterilmesini de içerir. Uygun bir tıbbi tedavinin sağlanması konusundaki eksiklikler yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü ihlal edebilir (Murat Karabulut [2. B.], B. No: 2013/2754, 18/2/2016, § 43).
34. Anayasa Mahkemesine göre devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü (usul yükümlülüğü) doğal olmayan her ölüm olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlu kişilerin belirlenmesine ve gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkân tanıyan bağımsız soruşturma yürütülmesini gerektirir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri [2. B.], B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 54; Sadık Koçak ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 94). Sağlık durumunun ciddiyeti bilinen ya da bilinmesi gereken hastaya gerekli acil sağlık hizmetinin sunulmaması sonucu meydana geldiği ya da sağlık hizmetlerinde var olan ve yetkililerce bilinen veya bilinmesi gereken ancak ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınmadığı sistemsel veya yapısal bir işlevsizliğin hastanın sağlık hizmetlerinden yoksun kalarak ölmesine neden olduğu durumlarda da, sorumlular aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması yaşam hakkının (maddi ve/veya usul boyutu yönünden) ihlaline neden olabilir (Kenan Sayın [1. B.], B. No: 2013/5376, 14/10/2015, § 47; Ayhan Keçeli ve diğerleri [2. B.], B. No: 2019/24231, 23/2/2022, § 85). Bu yaklaşım özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin ceza infaz kurumu görevlilerince sağlık hizmetlerine erişimden mahrum bırakılması sonucu ölmeleri durumu için de pekâlâ geçerlidir (Ahmet Canpolat ve diğerleri [2. B.], B. No: 2018/10959, 27/7/2022, § 71).
35. İncelenen başvuruda olay örgüsü bir bütün olarak ele alındığında D.H.Ş.nin şikâyetleri üzerine defaatle Kurum Hekimliğine götürüldüğü, muayene, ilaç reçetesi ve tedaviye erişimine engel olunmadığı, Kurum Hekimliğince hastaneye sevki hâlinde gecikmeksizin ilgili sağlık kuruluşlarına götürüldüğü, öncelikle sevk edilmesi veya acil müdahale gerekmesi hâlinde de sevk işleminin ivedilikle icra edildiği görülmüştür. Diğer taraftan İnfaz Kurumunda sağlık hizmetine erişim sağlanması yönünden Başsavcılıkça etkili bir soruşturma yürütülmüştür. Soruşturma kapsamında D.H.Ş.nin İnfaz Kurumuna, Başsavcılığa ve mahkemelere verdiği dilekçeler ile tüm sağlık evrakları getirtilmiş; soruşturma sonucunda idari personelin görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettiğine ya da görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterdiğine dair bir bulguya ulaşılamamıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tıbbi Uygulamalarda İhmal Gösterildiği Yönünden Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
37. Kasıtlı öldürme ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunsa da kasıtlı olmayan eylemler açısından farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bu bakımdan genel olarak ihmal suretiyle ortaya çıkan diğer ölümlerde olduğu gibi tıbbi ihmal sonucu ortaya çıktığı iddia edilen, bir başka ifadeyle tedavinin kusurlu, yanlış veya gecikmiş olması ya da sağlık çalışanlarının tedavi sırasındaki koordinasyon eksiklikleri sonucu meydana geldiği ileri sürülen ölüm olaylarında da etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük; mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olmasıyla yerine getirilmiş sayılabilir (Ayhan Keçeli ve diğerleri, § 84; bazı farklılıklarla birlikte bkz. Nail Artuç [1. B.], B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 37; Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/2016, §§ 62-64).
38. Eldeki olayda başvurucular Türk hukuk sisteminde mevcut bir hukuk yolu olan hem ilgili personelin veya idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesini sağlayabilecek tam yargı davası açma imkânını kullanmamıştır. Ceza kanunları uyarınca suç oluşturmayan eylem ve ihmallere karşı da ilgili kişi veya kurumlar aleyhine adli ya da idari yargı önünde açılacak davalarla uğranılan zararların tazmini mümkündür. Bu nedenle D.H.Ş.nin hastalığına ilişkin teşhis, tedavi ve hastaneye sevk işlemleri sırasında ihlale neden olduğu ileri sürülen eylemler açısından -İnfaz Kurumunda görev yapan hekim ve diğer sağlık personeli dâhil- sağlık çalışanları yönünden kanunda öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketildiğinden söz edilemeyecektir.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. İnfaz kurumunda sağlık hizmetine erişimde ihmal gösterildiği yönünden yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tıbbi uygulamalarda ihmal gösterildiği yönünden yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, HÜSNA GENÇ ŞEN VE DİĞERLERİ, B. No: 2021/45773, 22.04.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 08, sayfa 8–14
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.