İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

İSMAİL YİĞİT (2021/45200)

  • Örgütlenme özgürlüğü
  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru; terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında dernek faaliyetlerinin delil olarak esas alınmasının örgütlenme özgürlüğünü, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin ise adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Örgütlenme özgürlüğüÖrgütlenmeSüre Aşımı—
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Yargılamanın sonucuna ilişkin iddialarKonu Bakımından Yetkisizlik—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

İSMAİL YİĞİT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/45200)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Aydın AYGÜN

Başvurucu

:

İsmail YİĞİT

Vekili

:

Av. Mahmut ŞAHİN

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında dernek faaliyetlerinin delil olarak esas alınmasının örgütlenme özgürlüğünü, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinin ise adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucu hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 27/5/2010 tarihli iddianamesi ile "Kürdistan İslami Devrim Hareketi" silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

3. Yargılamayı yapan Malatya (Kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Maddesi İle Görevli) 25/11/2010 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

4. Başvurucu, bu kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/7/2014 tarihli kararıyla verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar vermiştir.

5. Başvurucu 4/3/2021 tarihinde Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) başvurarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu, dilekçesinde mahkûmiyetine gerekçe olarak gösterilen eylemlerin temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kapsamında kalan eylemler olduğunu belirterek "Toplumsal Hakları ve Değerlerini Koruma Eğitim Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği" ("TOPLUM-DER") adlı dernek altında faaliyet yürüten başka kişiler hakkında yürütülen yargılamalarda verilen karar örneklerini sunmuştur.

6. Başvurucu ayrıca "Kürdistan İslami Devrim Hareketi"nin lideri olarak kabul edilen M.P. adlı kişinin silahlı terör örgütü kurma suçundan beraat ettiğini gösteren mahkeme kararını dilekçesine ekleyerek mahkûm olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçunun maddi unsurlarının ortadan kalktığını belirtmiştir.

7. Mahkeme, başvurucunun yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebini 9/3/2021 tarihinde dosya üzerinde incelemiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının 8/7/2014 tarihli Yargıtay kararıyla onandığını ve 11/8/2014 tarihinde infaz edilmesi için gerekli işlemlerin başlatıldığını tespit etmiştir. Daha sonra başvurucunun talebinin hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi şartlarını düzenleyen 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesine uygun bir talep olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olmadığına karar vermiştir.

8. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan bulunmaması kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2021 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.

9. Başvurucu, itiraz üzerine verilen kararı 13/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 4/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A.   Örgütlenme Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

11. Başvurucu; yöneticisi ve üyeleri beraat etmiş bir örgüte üye olma suçundan hapis cezası aldığını, bu cezayı infaz etmeye devam ettiğini, mahkûm olması için hiçbir delil bulunmazken mahkûmiyetine hükmedildiğini belirterek bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini, verilen mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirilen hususların hukuka uygun olarak kurulmuş bir derneğin faaliyetleri olduğu için mahkûmiyet cezasının ifade ve örgütlenme özgürlüklerini de ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvuru dilekçesi ve eklerinde başvurucunun aldığı mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinin ardından otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine hak ihlali iddiasıyla yaptığı bir bireysel başvurusu olduğuna dair bilgiye rastlanılmadığı belirtilmiştir. Daha sonra Bakanlık, başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan bulunmaması kararının kesinleşmesi üzerine mahkûmiyet kararına konu olan yargılamadaki hususları mevcut bireysel başvuru dilekçesi ile Anayasa Mahkemesi önüne getirmesinin bireysel başvuru süresi açısından değerlendirilmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunmuştur. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formdaki iddialarını yinelemiştir.

13. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Sağlam [2. B.], B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 27; Erendiz Önal [1. B.], B. No: 2014/1133, 30/6/2014, §§ 24-34).

14. Bireysel başvuruda bulunma süresi olağan kanun yolunun tüketildiğine ilişkin verilen nihai kararın başvurucu tarafından öğrenilmesi üzerine başlamaktadır. Somut olayda Yargıtayın nihai kararının 11/8/2014 tarihinde infazına başlandığı ve dolayısıyla başvurucunun en geç bu tarihte nihai karardan haberdar olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi üzerine mahkûm olduğu yargılama süreci hakkında bireysel başvuruda bulunmuştur. Söz konusu talebin reddedilmesinin Mahkemenin verdiği mahkûmiyet hükmü üzerinde bireysel başvuru yönünden bir etkisi bulunmadığından başvurucu hakkında verilen ve olağan kanun yollarından geçerek kesinleşen mahkûmiyet hükmü açısından bireysel başvuru süresini yeniden başlatması mümkün değildir. Bu nedenle otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 4/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı anlaşılmıştır.

15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucu; gerekçesiz olarak yeniden yargılama talebinin reddedildiğini, hakkındaki yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığını, hakkında iddianame tanzim eden ve karar veren yargılama makamlarındaki kişilerin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması üyesi olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle tarafsız mahkemede yargılanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

17. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin somut olayla benzer olaylarda verdiği bazı kararlara ve yargılama makamlarının gerekçelerine yer verilmiştir. Daha sonra Bakanlık, başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında inceleme yapılırken görüşte değinilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı formdaki iddialarını yinelemiştir.

18. Başvurucunun şikâyetlerinin niteliği gözetildiğinde ihlal iddialarının adil yargılanma hakkına ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.

19. Anayasa Mahkemesi yargılamanın iadesi/yenilenmesi talebi çerçevesinde ileri sürülen ihlal iddiaları ile ilgili Metin Gümüş ([1. B.], B. No: 2016/14563, 28/11/2019) başvurusunda değerlendirmeler yapmıştır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda yargılamanın yenilenmesi talebinin değerlendirildiği ilk evrede uyuşmazlığın esasını çözümleyecek nitelikte bir karar verilmediğini vurgulayarak bu aşamada medeni hak ve yükümlülüklere dair bir değerlendirme yapılmadığını, uyuşmazlık konusu hakka ilişkin doğrudan belirleyici bir hüküm verilmediğini ifade etmiştir (Metin Gümüş, § 30).

20. Anayasa Mahkemesi başvurucunun bu aşamaya yönelik ihlal iddiasının medeni hak ve yükümlülüklerin değerlendirildiği bir yargısal sürece ilişkin olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında incelenemeyeceğini ancak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararlarının ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik yeniden yargılama taleplerine ilişkin başvuruların bundan istisna tutulması gerektiğini ifade ederek başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Metin Gümüş, §§ 31-34).

21. Suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklarda da Anayasa Mahkemesi Nihat Akbulak ([GK], B. No: 2015/10131, 7/6/2018) kararıyla yargılamanın yenilenmesine karar verilmeden önceki aşamalarda başvurucunun suç isnadı altında olmadığı, dolayısıyla bu aşamalarda verilen kararların konu bakımından yetkisizlik nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında incelenemeyeceği sonucuna varmıştır (Nihat Akbulak, §§ 30-39).

22. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi İbrahim Er ve diğerleri kararında, Yılmaz Çelik ([GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018) başvurusunda ve devamında verdiği aynı nitelikteki ihlal kararlarından sonra Türk yargı sistemi içinde Hizb-ut Tahririn neden bir terör örgütü olarak kabul edildiğine ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını ve meselenin Anayasa Mahkemesince ortaya konan kriterler gözetilerek çözüme kavuşturulmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, ihlal kararının gereklerinin yargı mercilerince yerine getirilmeyerek başvurucuların cezalarının infaz edilmeye devam edilmesinin daha önce verilen ihlalin devam ettiği anlamına geldiğini vurgulamış ve aynı olguyla ilgili olarak verilen ihlal kararlarının gereklerinin yerine getirilmediğine ilişkin iddiaları incelemenin görev alanına girdiği sonucuna ulaşmıştır (İbrahim Er ve diğerleri, § 53). Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin İbrahim Er ve diğerleri kararını somut olayın kendi özel şartlarını değerlendirerek verdiği belirtilmelidir.

23. Bu nedenle eldeki olayda Anayasa Mahkemesinin Metin Gümüş ve Nihat Akbulak kararlarından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun dile getirdiği ihlal iddiaları suç isnadının değerlendirildiği bir yargısal sürece ilişkin olmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamı dışında kalmaktadır

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, İSMAİL YİĞİT, B. No: 2021/45200, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 554–557

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.