İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ABDULMUTALLİP OĞUZ (2021/44298)

  • Kötü muamele yasağı
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, ceza infaz kurumu nakil aracında zorunlu ihtiyaçlar karşılanmaksızın uzun süreli tutulma ve bu olay hakkında yapılan şikâyet üzerine etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kötü muamele yasağıNakil aracının fiziki koşullarıAçıkça Dayanaktan Yoksunluk—
Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıCeza infaz kurumu uygulamalarıBaşvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ABDULMUTALLİP OĞUZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/44298)

 

Karar Tarihi: 17/6/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Mustafa Erdem ATLIHAN

Başvurucu

:

Abdulmutallip OĞUZ

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumu nakil aracında zorunlu ihtiyaçlar karşılanmaksızın uzun süreli tutulma ve bu olay hakkında yapılan şikâyet üzerine etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucunun iddiasına göre 27/2/2021 tarihinde hükümlü sıfatıyla barındırıldığı Osmaniye 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan (İnfaz Kurumu) nakil için yola çıkılmış, 13 saatlik bir yolculuktan sonra yol üzerindeki Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bir gece mola verilmiş ve ertesi gün devam edilen yolculuktan sonra 28/2/2021 günü akşam saat 17.30 sıralarında Iğdır S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna varılmıştır. Toplam iki günde tamamlanan bu nakil işleminin yaklaşık 23 saati yolda geçmiş ve ilk gün yola çıkarken İnfaz Kurumunca verilen bir ekmek ile bir paket bal/reçel dışında yol boyunca kendisine yiyecek ve içecek verilmemiştir. Astım hastası olduğunu ifade eden başvurucu, aynı nakil aracındaki mahpusların ve nakilden sorumlu jandarma görevlilerinin yol boyunca sigara içmesi nedeniyle sağlığının, yangın çıkma ihtimali nedeniyle de can güvenliğinin tehlikeye atıldığını ileri sürmüştür.

3. Başvurucu, Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 8/3/2021 tarihli dilekçeyle ailesinin yaşadığı kente uzak bir ceza infaz kurumuna nakledilmesinin aile üyelerinin kendisini ziyaret etmesini imkânsız kılacağını belirterek nakil işlemi sırasında kendisine yiyecek ve içecek vermeyen, araçta sigara içen ve diğer mahpusların içmesine de müsaade eden kamu görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Nakil aracında sigara içilmesine dair araç içi kamera görüntülerinin temin edilmesini talep eden ve bunun dışında iddialarını herhangi bir delile dayandırmayan başvurucunun bireysel başvuru formundan farklı olarak bu şikâyet dilekçesinde ilk yola çıkılan İnfaz Kurumunda kendisine verilen bir ekmek, bir kutu meyve suyu ve bir paket bal/reçelin yanında mola verilen Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda akşam saatlerinde talebi üzerine bir ekmek, bir domates ve biraz da peynir verildiğini ifade ettiği görülmüştür.

4. Başvurucunun anılan şikâyet dilekçesinin iletildiği Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında İnfaz Kurumuna yazılan müzekkereyle şikâyete konu nakil işlemine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenmiştir.

5. Başsavcılık müzekkeresine yanıt veren İnfaz Kurumu 20/4/2021 tarihli yazıyla İnfaz Kurumunun kapasitesi nedeniyle nakli uygun görülen başvurucunun bu nakil sırasındaki iaşe ve diğer zorunlu ihtiyaçlarına yönelik tedbirlerin alındığını bildirerek yazı ekinde nakil emrini göndermiştir.

6. Başsavcılık, başvurucunun soyut iddiası dışında kamu davası açmaya yeterli şüpheyi oluşturacak herhangi bir tanık beyanı, iz ve emare bulunmadığı gerekçesiyle 2/6/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun karara yaptığı itiraz Sulh Ceza Hâkimliğince 29/6/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 13/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 12/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

7. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

8. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

9. Başvurucu; Ceza İnfaz Kurumunun nakil aracında zorunlu ihtiyaçları karşılanmaksızın uzun süre tutulması, aynı nakil aracı içindeki mahpusların ve nakilden sorumlu jandarma görevlilerinin yol boyunca sigara içmesi nedeniyle sağlığının, yangın çıkma ihtimali nedeniyle de can güvenliğinin tehlikeye atıldığını, bu olay hakkında yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğini belirterek kötü muamele yasağı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararlara yer verilmiş; inceleme yapılırken Anayasa'nın ve mevzuatın ilgili hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Kötü muameleye maruz kalmaları nedeniyle mağdur olduğunu ileri süren kişiler; ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar hariç olmak üzere kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş olabileceğini gösteren emare ve delilleri -haklı bir gerekçeleri olmadığı sürece- zamanında yetkili makamlara sunma konusunda özenli davranmakla yükümlüdür. Olgulara dayanmayan yetersiz açıklamalar, iddiaların delillerle desteklenmemesi hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu veya kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer konulardaki çelişkili ifadeler gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddianın savunabilir olduğundan, dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemez. Kaldı ki iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirilmemesi hâlinde mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerini söyleyebilmek mümkün değildir (Beyza Metin [1. B.], B. No: 2014/19426, 12/12/2018, §§ 45-47).

11. Bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi, asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgari ağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayın koşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmede muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saik ile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duyguların yükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınması gereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).

12. Anayasa Mahkemesinin tutulma koşullarına ilişkin başvurularda yerleşik olan ispat standardı nakil aracındaki tutulma koşulları yönünden de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi başvurucuların tutulma koşullarına ilişkin iddialarını kanıtlamak için delil toplamada yaşadıkları nesnel zorlukların farkındadır. Yine de başvurucular, şikâyet edilen olguların ayrıntılı ve tutarlı açıklamasını yapmalı; bazı durumlarda farklı kanıtlar sunabilmelidir (koğuş kalabalıklığı bağlamında bkz. Cengiz Yetgin [GK], B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 69).

13. Bireysel başvuru konusu ettiği olay nedeniyle Başsavcılığa verdiği şikâyet dilekçesinde ve başvuru formunda kendisine verilen yiyecek ve içeceklere, bunların miktarına ilişkin olarak tutarlı bir olay anlatımı yapmadığı görülen başvurucunun astım hastası olduğunu iddia ederek nakil aracında sigara içilmesinden yakındığı ancak hastalığına ilişkin bir rapor sunmadığı, ayrıca şikâyet ettiği durum nedeniyle yaşadığı bir sağlık sorunundan da söz etmediği görülmüştür. Başvurucu, nakil sırasında yiyecek verilip verilmediğine, verilmişse bunların ne olduğuna dair aynı nakil aracında birlikte tutulduğu bir mahpusun beyanını içeren bir belge ya da bir tutanak da ibraz etmemiştir. Yaşadığını iddia ettiği olayın maddi ve manevi varlığı üzerindeki etkilerinden ve sonuçlarından söz etmeyen başvurucunun sağlığının ve can güvenliğinin somut olarak nasıl tehlikeye girdiğini açıklamadığı, iddiasına ilişkin olarak tanık beyanı, tutanak ya da sağlık raporu gibi bir delil de sunmadığı dikkate alındığında ileri sürdüğü kötü muamele iddiasının savunulabilir olduğu söylenemez. Bu nedenle somut olayda ispat külfetinin devlete geçmediği, başvurucunun kötü muameleye uğradığına ilişkin iddialarının savunulabilir olmadığı, dolayısıyla başvurucunun iddialarına ilişkin resmî bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

14. Bunun yanında bir muamelenin kötü muamele kapsamında kalması için aranan asgari eşik değerlendirmesinde muamelenin sonuçlarının ortaya konmasının büyük önemi olduğu vurgulanmalıdır. Bu bağlamda yapılan bir uygulamanın kötü muamele yasağı bakımından aranan eşiğe ulaşması için söz konusu müdahalenin başvurucunun fiziksel veya ruhsal bütünlüğü üzerinde olumsuz etki yarattığına ilişkin kanıtların varlığı gerekir. Başvurucunun bu hususta da herhangi bir kanıt sunmadığı görülmüştür. Başvurucunun uğradığını ileri sürdüğü muamelenin kötü muamele için aranan asgari ağırlık eşiğine ulaştığını gösteren bilgi ve belgenin başvuru dosyasında bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

B. Diğer İhlal İddiası

15. Başvurucunun ailesinden uzak bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasının Aydın Akgül ([1. B.], B. No: 2019/22397, 29/6/2022, § 59) ve Y.Ş. ([1. B.], B. No: 2017/37742, 18/6/2020, § 50) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyete neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 17/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ABDULMUTALLİP OĞUZ, B. No: 2021/44298, 17.06.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 09, sayfa 605–608

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.