İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

HAKAN SULAK (2021/42825)

  • Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, kesinleşen mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)Mahkemeye erişim hakkı (idare)Başvuru Yollarının Tüketilmemesi—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

HAKAN SULAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/42825)

 

Karar Tarihi: 1/7/2026

.

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Şermin BİRTANE

Başvurucu

:

Hakan SULAK

Vekili

:

Av. Barış ANTÜRK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, kesinleşen mahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel Başvuru Süreci

2. Başvurucu, Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde park içinde bulunan kafeteryanın ihale yolu ile kendisine kiralanmasına ilişkin 24/11/2020 tarihli ihale kararının uygun bulunmayarak ita amirince ihalenin iptal edilmesine dair 8/12/2020 tarihli işlemin iptali talebiyle Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi aleyhine dava açmıştır.

3. Kahramanmaraş İdare Mahkemesi 2/2/2021 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiş; kararda ihale kararının Türkiye'de ve dünyada yaşanan pandemi dolayısıyla iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.

4. Başvurucu, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Onüçüncü Dairesi 26/5/2021 tarihli kararıyla başvurucunun temyiz isteminin kabulüne, Kahramanmaraş İdare Mahkemesi kararının (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere) bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar vermiştir. Kararda ihalenin gerçekleştirildiği tarihte de pandemi şartlarının mevcut olduğunu, isteklilerin bu durumu bilerek ihalelere katıldığını, davacının salgını öne sürerek ihalenin iptal edilmesi gerektiği yönünde herhangi bir başvurusu olmadığı gibi bilakis bu şartlarda ihale kararının onaylanmasını talep ettiğini belirtmiştir. Ayrıca davalı idarece aynı tarihte gerçekleştirilen, tek isteklinin katıldığı ve muhammen bedele çok yakın bedellerle sonuçlanan ihalelerin salgın gerekçesiyle iptal edilmeyerek ihale kararlarının onaylandığı dikkate alındığında ihale komisyonu kararının ita amirince onaylanması aşamasında takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılmadığı, ihalenin iptaline ilişkin gerekçenin hukuken geçerli ve kabul edilebilir olmadığı ifade edilmiştir.

5. Başvurucu, söz konusu kararı 16/7/2021 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu 5/8/2021 ve 23/8/2021 tarihlerinde idareye başvurarak yargı kararının uygulanmasını talep etmiştir.

6. 8/9/2021 tarihli işlemle davalı Belediye Encümeninin kararı doğrultusunda söz konusu yerde tadilat yapılmasına karar verildiği, bu nedenle belediyenin iştiraki olan şirket tarafından kafeteryanın işletilmesine devam edilmesinin uygun görüldüğü bildirilmiştir.

7. Başvurucu, bu kararı 9/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 15/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

B. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç

8. Başvurucu, yargı kararının uygulanmadığından bahisle Kahramanmaraş İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 4/11/2021 tarihinde kafeteryada tadilat yapılacağından bahisle kafeterya işletmesinin davacıya verilemeyeceği yönündeki gerekçenin somut verilere dayanmadığı gerekçesiyle iptal kararı vermiştir. Söz konusu karar Danıştay Onüçüncü Dairesinin 11/1/2022 tarihli kararıyla onanmıştır.

9. Belediye Encümeninin 5/4/2022 tarihli kararıyla bahse konu kafeteryanın Danıştay kararı doğrultusunda başvurucuya kiralanmasına karar verilmiş ve başvurucu ile kira sözleşmesi imzalanmıştır. 2/8/2022 tarihinde kafeterya başvurucuya teslim edilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; lehine verilmiş kesinleşmiş yargı kararının uygulanmadığını, Belediyenin 8/9/2021 tarihli yazısıyla kararı uygulamayacağını belirttiğini, bu nedenle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüş yazısında başvurucunun temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiş; ayrıca konuyla ilgili olarak idareden temin edilen görüş ve ilgili belgelerin başvurucunun şikâyetlerine ilişkin olarak yapılacak incelemede dikkate alınmak üzere sunulduğu dile getirilmiştir. Başvurucu; Bakanlığın görüşüne karşı beyanında yargı kararının uygulanmaması nedeniyle yeniden dava açmak zorunda kaldığını, kararın aradan ancak bir yıl geçtikten sonra uygulandığını, bu nedenle hak ihlalinin ortadan kalktığının söylenemeyeceğini belirtmiştir.

12. Başvuru, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan kararın icrası hakkı kapsamında incelenmiştir.

13. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Arman Mazman [2. B.], B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

14. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

15. Kararın icrası hakkı, mahkemeye erişim hakkı ve karar hakkı ile birlikte adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkeme hakkının bir unsurunu oluşturmaktadır (Filiz Fırat [1. B.], B. No: 2014/10305, 5/12/2017, § 29). Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılamanın dışında olmakla birlikte onu tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu nedenle yargı kararlarının uygulanması mahkeme hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması yeterli değildir, ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde mahkeme hakkı da anlamını yitirecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet Yıldırım [1. B.], B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).

16. Kural olarak mahkeme kararlarının uygulanması, ilam zamanaşımı dolmadığı sürece her zaman talep edilebilir. Bu yöndeki bir talebe rağmen mahkeme kararı uygulanmamışsa olumsuz kamu gücü işleminden kaynaklanan bir süregelen ihlalden söz edilebilir. Bu durumda başvurucu, mahkeme kararının uygulanması talebini müteakiben makul bir süre bekledikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir. Başvurucunun talebinden vazgeçtiği ya da takipsiz bıraktığı anlaşılmadıkça bu tür başvuruların süresinde yapıldığını kabul etmek gerekir (Ahmet Yıldırım, § 29).

17. Diğer taraftan 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen tazminat yolu, idarenin mahkeme kararlarını uygulama yönündeki anayasal yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığı gibi bu tazminat hükümleri kararın uygulanmamasının alternatif bir yolu olarak kabul edilemez. Ayrıca idarenin hukuki veya fiilî imkânsızlıklar olsa dahi her durumda kararı uygulamak için elinden gelen her gayreti gösterdiğini ve ilgiliye eski hâle getirme ilkesine göre en uygun alternatif çözümü önererek yargı kararına uyma iradesini haiz olduğunu ortaya koyması gerekmektedir. Bu doğrultuda kesinleşmiş bulunan yargı kararlarının uygulanmadığı durumlarda kararın icrası hakkından şikâyet edebilmek adına başvurucuların başka bir yolu tüketmeye, tazminat davası açmaya zorlanamayacağı açıktır (Erol Aksoy [GK], B. No: 2016/11026, 12/12/2019, §§ 47-58).

18. Olayda ihalenin ita amirince iptal edilmesine dair işlem Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/5/2021 tarihli kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. İptal gerekçesinde işlemin hukuki bir dayanağa sahip olmadığı, yapılan değerlendirmenin somut verilerle desteklenmediği ifade edilmiştir.

19. Buna göre uyuşmazlığa konu olayda başvurucu lehine verilen yargı kararının 2577 sayılı Kanun'da öngörülen süre içinde uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim idarenin 8/9/2021 tarihli yazısıyla iptal kararının uygulanmayacağını belirtmesi üzerine başvurucu, yeniden dava açmış ve iptal kararlarının uygulanmamış olduğu İdare Mahkemesi ve Danıştay tarafından tespit edilmiştir. Bununla birlikte bireysel başvuru yapılmasından sonra 2/8/2022 tarihinde idarenin başvurucu ile sözleşme imzaladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun mağduriyetinin ortadan kaldırılması için uygulanabilecek tek giderimin uygun bir miktar tazminat ödenmesi olduğu aşikârdır.

20. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile değişiklik yapılmıştır. 5/4/2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren geçici 2. maddeyle, 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç ya da eksik icra edildiği veya icra edilmediği iddialarıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesince başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilecek kabul edilemezlik kararından sonra Tazminat Komisyonuna başvuru yapılmasının yolu açılmıştır. Anılan konuda yapılan bu ikinci değişiklikle Anayasa Mahkemesi, Ferat Yüksel ([2. B.], B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararıyla aynı şekilde Veysi Ado ([GK], B. No: 2022/100837, 27/4/2023) kararında da Tazminat Komisyonuna başvuru imkânı tanıyan bu hukuk yolunu tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olarak görmüştür (Sabire Güngör [GK], B. No: 2019/32487, 29/2/2024, §§ 30-33).

21. Sonuç olarak her ne kadar niteliği gereği sadece tazminat ödenmesiyle giderimi mümkün olmayan temel hak ve özgürlüklere yapılan haksız müdahalelere ilişkin yargı kararlarının icra edilmemesi nedeniyle Tazminat Komisyonunun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu söylenemez ise de her başvurunun mevcut koşulları da yapılacak değerlendirmede hesaba katılmalıdır. Başvuruya konu olayda başvurucunun mağduriyetinin netice itibarıyla yalnızca tazminatla giderilebilir hâle gelmesi gözönüne alındığında mevcut başvuru yönünden Tazminat Komisyonunun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu kanaatine varılmıştır (Aynı yönde Yalçın Akalınlı [2. B.], B. No: 2022/85758, 11/6/2025, § 31; benzer yönde Aydın Çiçin [GK], B. No: 2021/142, 15/5/2025, § 49).

22. Açıklanan gerekçelerle mevcut başvuruda kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia bakımından başvurunun diğer kabul edilebilirlik nedenleri yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 1/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, HAKAN SULAK, B. No: 2021/42825, 01.07.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 235–238

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.