Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
HIZIR MURTEZAOĞLU VE DİĞERLERİ (2021/4246)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
- Mülkiyet hakkı
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru; kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasında depo kararı gereğinin yerine getirilmemesi üzerine davanın reddine karar verilmesi gerekirken bedelin depo edilmesi dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi, depo edilmesi talep edilen bedelin geç depo edilmesinden dolayı değer kaybına uğraması ve kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının, karar kesinleştiğinde işlemiş faiziyle birlikte ödenmesine karar verilen bedelin değer kaybına uğraması ve kesinleşme sonrasında yapılan faiz ödemesinin eksik olması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Yargılamanın sonucuna ilişkin iddialar (hukuk) | Süre Aşımı | — |
| Mülkiyet hakkı | Tazminat (kamu kurumlarının tarafı olduğu uyuşmazlıklar) | Süre Aşımı | — |
| Mülkiyet hakkı | Kamulaştırmada değer kaybı | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
HIZIR MURTEZAOĞLU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/4246) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/6/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Nur Hilal MERMER |
|
Başvurucular |
: |
1. Hızır MURTEZAOĞLU |
|
Vekilleri |
: |
Av. Kübra EGE 2. İlyas MURTEZAOĞLU 3. İsmet MURTEZAOĞLU 4. Nejla BÜLBÜL Av. Kemal MURTEZAOĞLU 5. Kemal MURTEZAOĞLU |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru; kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasında depo kararı gereğinin yerine getirilmemesi üzerine davanın reddine karar verilmesi gerekirken bedelin depo edilmesi dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi, depo edilmesi talep edilen bedelin geç depo edilmesinden dolayı değer kaybına uğraması ve kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının, karar kesinleştiğinde işlemiş faiziyle birlikte ödenmesine karar verilen bedelin değer kaybına uğraması ve kesinleşme sonrasında yapılan faiz ödemesinin eksik olması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2. Başvuru, başvurucuların miras bırakanı İ.M. tarafından yapılsa da İ.M. 30/5/2025 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucuların başvuruyu devam ettirme konusundaki iradelerini bildirmeleri ve başvuruya devam etmelerini haklı kılabilecek maddi menfaatleri ile başvurunun sonuçlandırılması bakımından manevi menfaatlerinin bulunması nedeniyle bireysel başvuru açısından başvurucu sıfatı artık başvuruyu devam ettirmek isteyen mirasçılara aittir (Bireysel başvuruyu yapmalarının ardından ölen başvurucular adına başvurunun devam ettirilmesi konusunda yapılan değerlendirme için bkz. Özlem Güner Gürlek ve Mehmet Bartu Gürlek [GK], B. No: 2020/2003, 18/9/2025, § 22). Ne var ki anlatım kolaylığı açısından İ.M.den başvurucu olarak söz edilecektir.
3. Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) başvurucuya ait olan ve Rize'nin Merkez ilçesi Tophane Mahallesi'nde bulunan 301,40 m² yüz ölçümlü taşınmazın yol yapım çalışmaları kapsamında kamulaştırılmasına karar vermiştir. İdare kamulaştırma bedelinde uzlaşma sağlanamaması nedeniyle Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davası açmıştır.
4. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, düzenlenen raporda kamulaştırma bedeli 495.212,26 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkeme, bedelin depo edilmesi için altı kere İdareye ihtarda bulunmuş ve altıncı ihtarın sonunda İdarece bedel depo edilmiştir. Bunun üzerine Mahkemece 28/2/2019 tarihli kararla davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin 495.212,26 TL olarak tespitine, taşınmazın tapuda başvurucu adına olan kaydının iptali ile İdare adına tesciline karar verilmiştir. Öte yandan kararda kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 495.212,26 TL'ye 16/3/2017 tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz yürütülmesi gerektiği, yine 495.212,26 TL'den İdarece kıymet takdir raporu ile bedelin üzerinde kalan 254.092,26 TL'lik kısmının karar kesinleştiğinde işlemiş faizi ile birlikte tapu malikine ödenmesi için ilgili bankaya müzekkere yazılması ve son olarak kamulaştırma bedelinin kıymet takdiri raporu ile belirlenen 241.120 TL'lik kısmının tapu malikine ödenmesi için ilgili bankaya müzekkere yazılması gerektiği ifade edilmiştir.
5. Mahkeme 20/3/2019 tarihli müzekkere ile ilgili bankaya kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 495.212,26 TL'nin fark bedel olan 254.092,26 TL'sinin karar kesinleşinceye kadar vadeli hesaba aktarılması, kıymet takdiri raporu ile belirlenen 241.120 TL'lik kısmın ise başvurucuya ödenmesi gerektiği yönünde bildirimde bulunmuştur.
6. Taraflarca karara karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince (Bölge Adliye Mahkemesi) hükmün faize ilişkin kısmının infazda tereddüt doğuracak şekilde yazılması ve fark bedelin üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verilmemesi nedeniyle kararın kaldırılmasına ve hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir. Kararda tespit edilen kamulaştırma bedeli ile kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenen bedel arasındaki 254.092,26TL'lik fark bedelin, üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılması, bu bedelin karar kesinleştiğinde işlemiş faizi ile birlikte tapu malikine ödenmesi hususunda ilgili bankaya müzekkere yazılması, son olarak kıymet takdir komisyonunca belirlenen 241.120 TL'lik kısmın başvurucuya derhâl ödenmesi hususunda ilgili bankaya müzekkere yazılması gerektiği açıklanmıştır.
7. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara karşı başvurucu tarafından yapılan temyiz başvurusu neticesinde ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesince (Daire) kıymet takdirinde belirlenen ve başvurucuya ödenmesine karar verilen bedele 16/3/2017 tarihinden karar tarihine, fark bedele ise karar kesinleşinceye kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi dolayısıyla kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak Daire; gerekçeli kararın hüküm fıkrasından dava konusu taşınmazın tespit edilen kamulaştırma bedeli olan 495.212,26 TL'ye ifadesinin çıkarılmasına yerine kıymet takdir raporunda belirlenen ve davalılara ödenmesine karar verilen 241.120 TL'ye yazılmasına, fıkraya kıymet takdir raporu ile belirlenen bedelin üzerinde kalan 254.092,26 TL'ye 16/3/2017 tarihinden karar kesinleşinceye kadar faiz işletilmesine karar vermiştir.
8. Kararın kesinleşmesi üzerine Mahkeme 7/12/2020 tarihli müzekkere ile ilgili bankaya kararın kesinleştiğini belirterek kesinleşme üzerine ödenmesi gereken tutar bakımından gereğinin yapılması hususunda bildirimde bulunmuştur.
9. Başvurucunun davadaki vekili nihai kararı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden 20/11/2020 tarihinde öğrenmiştir. Bireysel başvuru ise 5/1/2021 tarihinde yapılmıştır.
10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
11. Başvurucu, bedelin Mahkemece yapılan ilk ihtar sonrasında İdare tarafından depo edilmemesi üzerine davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece altı kez ihtar yapıldığını, böylece İdare lehine menfaat sağlandığını, İdare tarafından 1 yıl 6 ay boyunca bedelin depo edilmemesi dolayısıyla paranın değer kaybına uğradığını, tüm itirazlara rağmen 2012 ve 2013 yıllarına ait emsal taşınmaz değerlerine göre ve dava sürecinde geçen süre ile aradan geçen altı yedi yılda paranın değer kaybına uğradığı dikkate alınmadan kamulaştırma bedelinin düşük olarak belirlendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, hak ihlali iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu belirtilmiş; Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda belirtilen iddialarını yinelemiş; aynı zamanda taraflarına ödenen faizin eksik olduğunu iddia etmiştir.
13. Başvurucunun şikâyetleri bireysel başvuru tarihi dikkate alınarak iki ayrı başlıkta incelenmelidir. Bu kapsamda başvurucunun başvuruya konu kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasında depo kararının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine davanın reddine karar verilmesi gerekirken bedelin depo edilmesi dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, depo edilmesi talep edilen bedelin geç depo edilmesi nedeniyle değer kaybına uğraması ve kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları dava sürecine yönelik iddialar olarak incelenecektir. Karar kesinleştiğinde işlemiş faiziyle birlikte ödenmesine karar verilen bedelin değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddia ise ayrı bir başlık altında incelenecektir. Öte yandan başvurucunun kesinleşme sonrasında tarafına yapılan faiz ödemesinin eksik olduğuna dair itirazının da değer kaybı şikâyeti bağlamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
A. Dava Sürecine Yönelik İddialar Kapsamında Adil Yargılanma Hakkının ve Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
14. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Hüseyin Aşkan ([2. B.], B. No: 2017/15649, 21/7/2020) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Kararda; UYAP evrak işlem kütüğü üzerinde yapılan incelemede nihai kararın açılarak okunduğu tespit edilen tarih, nihai kararın sonucunun öğrenildiği tarih kabul edilerek bireysel başvuru süresi bu tarihten itibaren başlatılmış ve başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
15. Başvuruya konu olayda başvurucunun davadaki vekilinin nihai kararı UYAP üzerinden 20/11/2020 tarihinde açarak okuduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda 20/11/2020 tarihinde bireysel başvuruya ilişkin nihai karardan haberdar olunduğunun ve bireysel başvuru süresinin 20/11/2020 tarihinde işlemeye başladığının kabul edilmesi gerekir. Bireysel başvuru 20/11/2020 tarihinde işlemeye başlayan otuz günlük yasal sürenin geçirilmesinin ardından 5/1/2021 tarihinde yapılmıştır.
16. Sonuç olarak bireysel başvuru konusu yargılama sürecine ilişkin nihai karardan 20/11/2020 tarihinde haberdar olduğu anlaşılan başvurucunun otuz günlük bireysel başvuru süresinden sonra 5/1/2021 tarihinde yaptığı bireysel başvuruda dava sürecine yönelik iddialar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırma Bedelinin Kesinleşme Sonrasında Ödenmesine Karar Verilen Kısmının Değer Kaybına Uğraması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
18. Başvuruya konu olayda Bölge Adliye Mahkemesi, Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli ile kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenen bedel arasındaki 254.092,26TL'lik fark bedelinin üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına, bu bedelin karar kesinleştiğinde işlemiş faizi ile birlikte tapu malikine ödenmesi hususunda ilgili bankaya müzekkere yazılmasına karar vermiş; Daire de kıymet takdir raporu ile belirlenen bedelin üzerinde kalan 254.092,26 TL'ye 16/3/2017 tarihinden karar kesinleşinceye kadar faiz işletilmesi gerektiğini ifade etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını düzelterek onamıştır. Mahkeme, kararın 5/11/2020 tarihinde kesinleşmesi üzerine 7/12/2020 tarihli müzekkere ile ilgili bankaya kararın kesinleştiğini belirterek kesinleşme üzerine ödenmesi gereken tutar bakımından gereğinin yapılması hususunda bildirimde bulunmuştur. Sonuç olarak Mahkemenin müzekkere tarihine göre 5/1/2021 tarihinde yapılan bireysel başvurunun kamulaştırma bedelinin kesinleşme sonrası ödenmesi gereken kısmına yönelik ihlal iddiası yönünden süresinde olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda kamulaştırma bedelinin kesinleşme sonrasında ödenmesine karar verilen kısmının değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden esasa yönelik değerlendirme yapılması gerekir.
19. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Ali Şimşek ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2014/2073, 6/7/2017), Mehmet Akdoğan ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2013/817, 19/12/2013), Kadir Çakar ([1. B.], B. No: 2015/18908, 21/3/2018), Hanım Çeyiz ve Mehmet Gündüz ([1. B.], B. No: 2015/19289, 17/7/2018), Türkan Poyraz ([1. B.], B. No: 2015/15388, 13/9/2018) ve Emine Dilek Onaran ve diğerleri ([1. B.], B. No: 2017/19987, 12/2/2020) kararlarında kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasına veya uğratılarak ödenmesine ilişkin şikâyetleri inceleyerek uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da anılan kararlarda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
21. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 31.801,25 Amerikan doları maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
22. Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi nedeniyle tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
23. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Dava sürecine yönelik iddialar kapsamında adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin kesinleşme sonrasında ödenmesine karar verilen kısmının değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine (E.2019/2214, K.2019/2365) iletilmek üzere Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2016/385, K.2019/243) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, HIZIR MURTEZAOĞLU VE DİĞERLERİ, B. No: 2021/4246, 18.06.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 95–99
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.