İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

B.H. (2021/40834)

  • Yaşam hakkı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, şüpheli ölüm olayı hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Yaşam hakkıDevletin gözetimi altında meydana gelen ölümİhlal Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

B.H. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/40834)

 

Karar Tarihi: 18/2/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Yıldız SEFERİNOĞLU

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Mehmet AKTEPE

Başvurucu

:

B.H.

Vekili

:

Av. Beran ÇELİK

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, şüpheli ölüm olayı hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucunun Azerbaycan'da savcı olarak görev yapan 1988 doğumlu oğlu Em.H. 18/8/2017 tarihinde Antalya'nın Lara bölgesinde tatilini geçirdiği otelin spor salonunda aniden yere yığılması üzerine hastaneye kaldırılmıştır.

3. Em.H. önce Özel Lara Anadolu Hastanesinde ve daha sonra başvurucunun isteğiyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde tedavi altına alınmış, 27/8/2017 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

4. Em.H. adına düzenlenen ölüm belgesinde ölüm nedeni status epileptikus (nöbet fırtınası), ölüm şekli ise doğal ölüm olarak belirtilmiş ve otopsi yapılmaksızın Azerbaycan'a gönderilen cenaze orada defnedilmiştir.

5. Em.H.nin babası olan başvurucu 17/10/2017 tarihli dilekçesiyle oğlunun ölümünün şüpheli olduğunu iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Azerbaycan'da önemli bir siyasetçi olup daha önce bazı saldırılara maruz kaldığını belirten başvurucu, oğlunun Azerbaycan'da rüşvet dairesinde savcı olarak çalıştığını dilekçede beyan etmiştir. Başvurucu; oğlunun kaldığı otele giderek oğlunun spor salonundaki son anlarını görmek istediğini ancak otel yönetimi tarafından Em.H.nin fenalaşıp düştüğü ana kadar görüntülerinin kendisine izletildiğini, görüntülerin devamının ısrarlarına rağmen izletilmediğini, yine ısrarlarına rağmen izlediği kısmın bir kopyasının da kendisine savcılık isterse verebiliriz denilerek verilmediğini, olay üzerine iyice düşündükten sonra oğluna komplo kurulduğu yönünde şüphelerinin arttığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre oğlu Em.H.nin ölümünden üç gün önce çalıştığı bürodaki odası boşaltılmış, güvenlik kamerası görüntülerine göre bir bardak su içtikten sonra fenalaşmış, Em.H.ye otelde doktor müdahalesi yapılmamış, gelini El.H.den öğrendiğine göre Em.H. hastaneye götürüldüğü sırada daha önce görmedikleri Azerbaycan uyruklu bir bayan kendilerine eşlik etmiş, Em.H.nin daha önce bir rahatsızlığı olmamasına rağmen ölüm nedeni olarak rapora epilepsi yazılmış ve oğlunun ölümü şüpheli olduğu hâlde bu durum otel ile hastane yetkililerince kolluk birimlerine bildirilmeyerek otopsi yapılmasının önüne geçilmiştir. Başvurucu, bu iddialarıyla oğlunun ölümüne neden olan kişilerin tespit edilerek cezalandırılmasını talep etmiştir.

6. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından olay hakkında soruşturmaya başlanılmıştır. Yürütülen soruşturma kapsamında ilk olarak 1/11/2017 tarihinde müşteki sıfatıyla başvurucunun beyanı alınmıştır. Başvurucu, Başsavcılıkça alınan ifadesinde genel olarak şikâyet dilekçesindeki hususlardan bahsetmiştir. Başvurucu ayrıca oğlunun 2013 yılında karaciğer nakli olduğunu, yaşadığı son rahatsızlıktan sonra tedavi gördüğü Özel Lara Anadolu Hastanesine gittiğinde oradaki yoğun bakım servisi doktoru olan A.E.nin kendisine "Oğlunuza ne yedirilmiş, araştırın zehirlenmiş." dediğini, alındığı ameliyattan sonra kandaki trombosit oranının düşük olduğunu öğrendiğini, kan değerleri düşük olduğu için Kızılay'dan istenen kanın üç gün sonra gelip takviye edildiğini, burada yeterli tedavi olmadığı kanaatiyle oğlunu başka bir hastaneye sevk ettirdiğini, orada bir süre kaldıktan sonra beyin ölümünün gerçekleştiğini söylediklerini, daha sonra oğlunu makineden ayırdıklarını ve cenazesini teslim ettiklerini, olayın acısıyla otopsi yapılmasını talep etmeyi düşünemediğini, kendisine verilen ölüm belgesinde ölüm nedeni olarak epilepsi yazılsa da oğlunun böyle bir rahatsızlığı bulunmadığını, Azerbaycan makamlarının ölümün Türkiye'de gerçekleşmesi nedeniyle otopsi yapmadıklarını, gelini El.H.nin hem kendisinin hem oğlunun telefon görüşme kayıtlarını sildiğini öğrendiğini, oğlunun cesedi üzerinde zehirlenip zehirlenmediğinin saptanması için otopsi yapılmak üzere Azerbaycan adli makamlarına yazı yazılmasını istediğini beyan etmiştir.

7. Şikâyet dilekçesi ve alınan müşteki beyanı sonrasında soruşturma işlemleri Başsavcılık talimatıyla Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülmüştür.

8. Başsavcılık, Türkiye ve Azerbaycan'ın taraf oldukları Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi kapsamında 2/11/2017 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti yetkili adli makamından uluslararası adli yardımlaşma talebinde bulunarak başvurucunun göstereceği yerdeki Em.H.nin cesedinin fethi kabir ile gömüldüğü yerden çıkartılarak ceset üzerinde zehirlenme iddiası yönünden klasik otopsi yapılmasını, zehirlenme bulgusu olup olmadığının tespiti açısından vücut organlarından, çürüme sıvısından ve cesedin gömüldüğü yerin etrafından ve altından 30-50 cm mesafeden toprak örnekleri alınarak ayrı ayrı kutulara konularak cesetten alınan örnekler ve toprak örnekleri üzerinde toksikolojik inceleme yaptırılmasını ve alınacak raporların gönderilmesini istemiştir. Ayrıca Başsavcılıkça aynı tarihte kolluğa yazılan müzekkere ile spor salonunda olayın yaşandığı otele ait 18/8/2017 gününe ilişkin kamera görüntülerinin muhafaza altına alınarak incelenmesi, ölene ait Özel Lara Anadolu Hastanesi ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden tüm tıbbi tedavi evrakının birer örneğinin temin edilmesi, Em.H.nin otelden Özel Lara Anadolu Hastanesi sevkine nezaret eden bayanın kim olduğunun araştırılarak kimliğinin tespiti hâlinde bilgi sahibi sıfatıyla dinlenilmesi talep edilmiştir.

9. Ölenin spor yaparken rahatsızlandığı otelin spor salonunda eğitmen olarak görev yapan L.G. özetle kendisinin olay saatinde spor salonunda olduğunu, Em.H.nin spor salonunda aniden yere düştüğünü, yanı başında birkaç spor yapan misafir ve yine kendisi gibi eğitmen T.F.Y.nin bulunduğunu, hemen otelin doktor odasına giderek hemşire S.Ö. ile birlikte spor salonuna geri geldiğini, Em.H.nin baygın olduğunu ancak ayaklarının hareket ettiğini, Em.H.yi doktor odasına taşıdıklarını, ambulansa ve otelin doktoruna haber verdiklerini, Em.H.nin eşinin de doktor odasına geldiğini, gelen ambulansa Em.H.nin eşi ile aynı yerde eğitmen olan D.U.nun bindiğini ve hastaneye gittiklerini beyan etmiştir. Aynı otelin spor salonunda eğitmen olan T.F.Y. de L.G. ile aynı yönde beyanda bulunmuş ve spor salonunun girişinde su dolabı bulunduğunu, dolap içinde her gün yenilenen 0.5 It E... marka kapalı yaklaşık 100 adet su olduğunu, bu dolabı bar görevlilerinin doldurduğunu, pet şişelerin ise kesinlikle açık olmadığını belirtmiştir.

10. Otelin spor salonunda eğitmen olan D.U. ise özetle telefonla kendisine salonda bir misafirin bayıldığının haber verilmesi üzerine salona gittiğinde salon sorumluları L.G. ve T.F.Y.nin orada olduğunu, daha sonra otelin hemşiresi S.Ö.nün elinde sedye ile geldiğini, bayılanın kimliğini öğrenmek amacıyla ceplerini yokladığını ve cep telefonuna parmak izini okutarak son aranan numaralardan PAPA olarak kayıtlı numarayı aradığını, babası olarak telefonu açan kişiye "Oğlunuzun adı soyadı nedir, oğlunuz salonda bayıldı." diye sorduğunu, bayılan kişiyi doktor odasına sedye ile götürdüklerini, hemşirenin müdahale ettiğini, o esnada yanlarına gelen bayılanın eşi ile birlikte ambulansa bindiklerini, ambulansa otel personelinden başka kimsenin binmediğini, bayılanın eşinin telefonda babasıyla Azerbaycan Türkçesi konuştuklarını ancak ne konuştuklarını anlamadığını, hastanede yaklaşık 45 dakika bekledikten sonra tekrar otele döndüğünü beyan etmiştir. Otelde hemşire olarak çalışan S.Ö. de L.G., T.F.Y. ve D.U. ile benzer beyanlarda bulunmuştur.

11. Kolluk tarafından düzenlenen 26/11/2017 tarihli kamera çözüm tutanağında Em.H.nin spor yaparken yere yığıldığı otele ait kamera kayıtlarının 60 günlük olarak tutulduğu, bu nedenle olay gününe ait önceki kayıtların tamamının bulunmadığı ancak gerekeceği düşünülerek muhafaza altına alınan 18/8/2017 günü saat 11.49-12.35 arasına ait spor salonuna ait görüntülerin bilgi işlem yetkilisinden teslim alındığı belirtilmiştir. Görüntülerde Em.H.nin salona elinde su şişesi, havlu, telefon ve taşınabilir şarj aleti ile girdiği, elindeki malzemeleri arkasındaki çalışma sehpasına bırakarak spor yapmaya devam ettiği, taşınabilir şarj aleti takılı şekilde telefonla görüşme yaptığı, spor salonuna gelirken elinde getirdiği suyu içtiği, bir süre daha spor yaptıktan sonra çalışma sehpasına dinlenme amaçlı oturduğu, oturduğu sehpa üzerinden sağına doğru yere düştüğü, salonda bulunan misafir ve personelin yardım amacıyla yanına geldikleri ve üç erkeğin Em.H.yi olay yerinden dışarı taşıdıkları tespit edilmiştir.

12. Özel Lara Anadolu Hastanesinde yoğun bakım anestezi uzmanı olarak görev yapan doktor A.E. 28/11/2017 tarihinde alınan ifadesinde özetle Em.H. hastaneye geldiğinde kendisine telefonla hastanın kasılma ve bayılma şikâyetiyle geldiği bilgisi verildiğini, bunun üzerine gerekli müdahalelerde bulunulduğunu, hastanın Malatya'daki karaciğer naklini yapan doktor ile irtibat kurularak kullanılan ilaçları hakkında bilgi aldıklarını, nöroloji, beyin cerrahisi ve kardiyoloji uzmanları olarak bir araya gelip hastanın genel durumunu görüştüklerini, hastanın babasının talebiyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesine naklinin sağlandığını, hastanın yakınlarına "Oğlunuza ne yedirilmiş araştırın zehirlenmiş." şeklinde bir ifadede bulunmadığını, hastanın genel durumunu anlatırken kasılma ve şuur kaybıyla acile gelen hastalardaki gibi gıda zehirlenmesiyle ilgili sorduğu sorulardan olayın farklı anlaşılmış olabileceğini, hastanın babasıyla arasında zehirlenme ile ilgili bir konuşma geçmediğini, Kızılay'dan istenilen kanın da zamanında geldiğini beyan etmiştir.

13. Yapılan araştırmada Em.H.nin otelde konakladığı tarih aralığında kaldığı odaya 14/8/2017 günü saat 13.21'de yemek servisi, 15/8/2017 günü saat 16.53'te ise çamaşır yıkama hizmeti aldığı, olay günü olan 18/8/2017 günü ise odasına herhangi bir yiyecek veya içecek siparişi vermediği tespit edilmiştir.

14. 30/11/2017 tarihinde Em.H.ye ait tüm tedavi evrakı ilgili kolluk birimince temin edilerek Başsavcılığa gönderilmiştir.

15. 1/12/2017 tarihinde Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü uluslararası yardımlaşma talepli evrakı bazı eksiklikler nedeniyle iade etmiştir. Başsavcılık iade yazısında belirtilen usuli eksiklikleri tamamlayarak 19/12/2017 tarihinde Azerbaycan adli makamlarından yeniden talepte bulunmuştur.

16. Başvurucu, üç kişilik bir kuruldan aldığı 7/1/2018 tarihli "Bilirkişi Uzman Görüşü" başlıklı bir raporu ibraz ederek oğlunun zehirlendiğini ve bu hususun da anılan raporla ortaya konulduğunu soruşturma makamına bildirmiştir. Bahse konu raporda "kişinin ölümünün; enfeksiyon odağı olmadan kandaki prokalsitonin düzeyinin 6,91 yükselmesine (ölümcül düzeyde) neden olan dışarıdan bir maddenin (endotoksin ve benzeri maddenin) verilmesi/alınması sonucu gelişen klinik tablonun, beyin ve beyincikte yaygın iskemi ve 3. gün ortaya çıkan beyin kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.

17. Söz konusu raporun ibrazı üzerine Başsavcılık 22/2/2018 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından (ATK) özel bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Em.H.nin "dışarıdan bir maddenin verilmesi sonucunda" ölüp ölmediği, bu kanıya varmak için mezarının açılıp toksikolojik inceleme sonuçlarının beklenilmesinin gerekip gerekmediği, özel bilirkişi raporunda belirtilen kandaki prokalsitonin düzeyinin yükselmesinin yalnızca dışarıdan bir madde verilmesine bağlı olup olmadığı, yoğun bakımda bir süre tedavi gören hastalarda da prokalsitonin düzeyi yükselmesinin görülüp görülmeyeceği hususlarında rapor düzenlenmesi talebinde bulunmuştur.

18. Başvurucu vekili 16/3/2018 tarihinde soruşturmanın genişletilmesi taleplerini içerir ek şikâyet dilekçesi sunmuştur. Bu dilekçede soruşturmanın genişletilmesi talebi açısından birçok iddia bulunmaktadır:

i. Başvurucu, oğlunun "S. Tour" isimli firma aracılığıyla Antalya'ya gitmesine rağmen Antalya'ya gittikten sonra "A. Travel" yetkilisi Y.N. isimli kişi tarafından aranarak "E. Tour" isimli firmadan hediye yat turu kazandığının söylendiğini belirterek oğlunun herhangi bir çekilişe katılıp katılmadığı ve neden farklı bir firma aracılığıyla yat turuna gönderildiği hususlarının araştırılmasını ve oğluna hediye yat turu kazandığını söyleyen "A. Travel" yetkilisi Y.N. isimli kişinin dinlenmesini talep etmiştir.

ii. Dilekçede ayrıca oğlunun spor salonunda fenalaştığı anlarda içtiği pet şişedeki suyun yanında bir kadının olduğu ve bu kadının araştırılması gerektiği, otele güvenlik kamerası hizmeti sunan firmanın tespit edilerek olay yerini farklı açılardan gösteren kamera kayıtları ve diğer tüm kamera kayıtlarının temin edilmesi istenmiştir.

iii. Başvurucu, Azerbaycan'da savcı olarak görev yapan oğlunun olaydan bir süre önce annesiyle görüştüğünü ve F.R. isimli şahısla bağlantısı olan şahısların kendisini tehdit ve takip ettiğini söylediğini ileri sürmüş; Em.H.nin annesinin müşteki ve tanık olarak beyanının alınmasını istemiştir. Oğlunu tehdit ve takip edenlere ilişkin bilgi ve belgelerin oğlunun arabasında bulunduğunu, oğlu zehirlendikten bir gün sonra F.H. isimli akrabalarının arabanın anahtarını istediğini ancak F.H.nin baldızının vermediğini, bir süre sonra araba anahtarını F.H.nin B.M. isimli şahıs ile birlikte oğlunun kayınvalidesinden alarak bu arabada bulunan oğluna ait cep telefonu ve belgelerin bir kısmını aldıklarını, yine O.M. isimli oğlunun eşinin kuzeni olan şahsın kendisine kurgu dolu bir hikâye anlatarak oğlunun tatile gitmeden önce kendisine bıraktığı telefonunu denize attığını anlattığını, adı geçen bu kişilerin ifadelerinin alınıp iletişimlerinin kayıt altına alınmasını talep ettiklerini belirtmiştir.

iv. Başvurucu, bu olayı kendi imkânları ile araştırırken oğlunun kaynvalidesinin kendisiyle "oğlun öldürüldü, bu işin peşini bırak yoksa seni ve geride kalan tüm yakınlarını da öldürürler." şeklinde konuştuğunu, bu konuşmaya tanık olan K.H. ve N.M.nin de dinlenmesini istemiştir. Başvurucu son olarak daha önce ifadesi alınmayan gelini El.H.nin beyanının alınmasını ve iletişim kayıtlarının tespit edilmesini talep etmiştir.

19. Başsavcılık; başvurucunun soruşturmanın genişletilmesi istemli dilekçesi üzerine 20/3/2018 tarihinde, A. Travel yetkilisi Y.N.den ölen Em.H.ye yat turu kazandığını söyleyip söylemediğinin, Em.H.nin yat turu çekilişine katılmak için başvurusu olup olmadığının, Türkiye tatiline şirketleri aracılığıyla gelip gelmediğinin sorulmasını, bunun yanı sıra Em.H.ye ait araçta 19/8/2017 tarihinde hırsızlık yapıldığına, Em.H.nin Azerbaycan Adalet Bakanlığı Rüşvet Dairesindeki odasının bilgisi dışında 16/8/2017 tarihinde boşaltılmasına ilişkin olarak Azerbaycan yetkili makamlarınca soruşturma yapılıp yapılmadığına, aracından ya da odasından çalınan bilgi, belge, eşya vs. olup olmadığına dair araştırma yapılmasını varsa adli soruşturma evraklarının bir örneğinin istinabe evraklarına eklenmesini, Em.H.nin kullandığı iki ayrı hattın 27/8/2017 tarihinden iki ay öncesinden itibaren yaptığı tüm görüşme dökümlerinin Azerbaycan devletinin telekomünikasyondan sorumlu biriminden istenmesini, Em.H.nin eşi El.H.nin tanık sıfatıyla dinlenerek Em.H.nin ölümüyle ilgili görgü ve bilgilerinin sorulmasını Azerbaycan yetkili adli makamından talep etmiştir.

20. Başvurucu; Azerbaycan yetkili makamlarına verdiği 27/3/2018 tarihli dilekçede oğlunun otopsisine izin vermediğini, elinde oğlunun hayattayken yaptırılmış biyopsisi olduğunu, buna herşeyin yansıdığını ifade etmiştir.

21. Azerbaycan yetkili adli makamı tarafından 19/12/2017 tarihli adli yardımlaşma talebine verilen cevapta maktulün babasının otopsi yapılmasını istememesi ve ayrıca özel bilirkişiden aldığı rapora dayanarak çocuğunun zehirlendiğini iddia etmesi üzerine talebin yerine getirilmediği belirtilmiştir.

22. Oğlunun ölümü ile ilgili araştırmalara devam ettiğini ve tekrar müşteki sıfatıyla ifade vermek istediğini belirtmesi üzerine 30/5/2018 tarihinde savcılık tarafından yeniden beyanı alınan ve ek dilekçeler veren başvurucu özetle oğlunun mesleği nedeniyle tehdit edildiğini, otelde fenalaşması sonrasında Özel Lara Anadolu Hastanesinde doktor olan A.E.nin kendilerine "sizin oğlunuza ne yedirdiler, ne içirdiler, gidin öğrenin, onu zehirlemişler" dediğini, oğlunun eşi El.H.nin de ölüm olayıyla bağlantısı olduğunu, El.H.den El.H.nin annesi A.M.den, erkek kardeşi O.M.den ve oğlunu Türkiye tatiline gönderip tur hediye ederek bu tur sırasında içtiklerinden zehirlenmesine sebebiyet veren seyahat acentası görevlileri D.İ. ve Y.N.den şüphelendiğini beyan etmiştir.

23. 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 16/7/2018 tarihli raporunda;

i. Kişide tespit edilen prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin tıbbi belgelerde tanısı konulamayan enfeksiyona bağlı da oluşabileceği, mevcut verilerle prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin dışarıdan bir madde verilmesine bağlı olduğunun tıbbi delillerinin olmadığı,

ii. Adli dosyada kayıtlı bilgiler ve ölümün meydana geliş şekli dikkate alındığında kişinin ölümünün kalp damar hastalığına bağlı meydana gelmiş olabileceği ancak dosya içerisinde ölüm anına ait ölüm sebebi ve mekanizmasını açıklayacak tıbbi bulgu olmaması, tedavisi için götürüldüğü hastanede ayrıntılı toksikolojik analizlerinin yapılmamış olması ve otopsi yapılarak dokularda makroskopik, histopatolojik ve toksikolojik araştırma yapılmamış olması nedeniyle mevcut verilerle kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği,

iii. Kişinin ölüm tarihi dikkate alındığında sorulduğu üzere fethi kabir sureti ile elde edilecek cesedine yapılacak otopsisinde kan ve idrar elde edilemeyeceğinden ayrıntılı toksikolojik analizlerin yapılamayacağı, iç organlarda makroskobik ve histopatolojik incelemelerin yapılamayacağı, yumuşak dokularda ve saçlarda toksikolojik analizlerin yapılabileceği, fethi kabire karar verilmesinin uygun olacağı oybirliği ile mütalaa edilmiştir.

24. Azerbaycan yetkili adli makamı tarafından 8/10/2018 tarihinde ifadesi alınan El.H. özetle Em.H. ile 2016 yılında evlendiklerini, kamera görüntülerini incelediğini, spor salonunda Em.H.ye bir bayanın eşlik etmediğini, Em.H.nin arabasından yapılan hırsızlıkla ilgili bir fikrinin olmadığını, annesinin Em.H.nin babasına herhangi bir şey söylemediğini beyan etmiştir. 25/10/2018 tarihinde ifadesi alınan N.Y. ise Em.H. ile hiç tanışmadığını, B.H. isimli kişi aracılığıyla Antalya tatilini ayarladığını, yat turu için Em.H. ile görüşmediğini, B.H.nin kendisini arayarak bildirdiğini, yat turunu E. Tour isimli işyerindeki E.U. aracılığıyla ayarladığını, Em.H.nin telefonunun kendisinde olmadığını, onunla hiç görüşmediğini belirtmiştir.

25. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli B.A. 11/2/2019 tarihli ifadesinde Em.H.nin hastaneye naklinden birkaç gün sonra beyin ölümünün gerçekleştiğini, olayın adli vaka olarak gelmediğini ve bu sebeple doğal ölüm raporunun düzenlendiğini ifade etmiştir. Özel Lara Anadolu Hastanesinde görevli anestezi uzmanlarının 21/2/2019 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Y.Ç. ifadesinde özetle ölenin dışarıdan zehirli bir madde aldığına dair bir bulgu olmadığını, değerlerinde yoğun bir enfeksiyon geçirdiğinin görüldüğünü, hastaneye geldiğinde de bilincinin kapalı olduğunu belirtmiştir. K.M. ise özetle yapılan testler neticesinde ölenin tıbbi değerlerinde zehirlenme bulgusuna rastlamadığını beyan etmiştir.

26. Başsavcılık 21/2/2019 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumundan cesedin Azerbaycan'a gömüldüğü, oraya yazılan adli yardımlaşma uyarınca da fethi kabirin bugüne kadar yapılamadığı, dolayısıyla dosyada yer alan alınan ifadeler, deliller, maktule ilişkin tedavi evrakı ve önceki ATK raporu ışığında tekrar değerlendirme yapılarak olayın üzerinden geçen zaman ve başvurucunun aldığı üç kişilik özel heyetten oluşan mütalaa da dikkate alınarak fethi kabir yapılmasının bu aşamada bir fayda sağlayıp sağlamayacağı, ölenin vücudundaki toksikolojik incelemenin cesetten alınabilecek kan ve yumuşak doku veya başka organ parçalarında tespitinin ve dolayısıyla ölüm sebebinin belirlenmesinin mümkün olup olmayacağı hususunda ek rapor talep etmiştir.

27. 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu 28/2/2019 tarihli ek raporunda, kurul tarafından daha önce verilen 16/7/2018 tarihli kararında değiştirilecek husus bulunmadığını belirtmiştir.

28. Başsavcılık 4/4/2019 tarihli yazısıyla 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan ölenin 2/8/2013 tarihinde İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Fakültesinde karaciğer nakli olduğuna dair evrak ve önceki ATK raporları ışığında karaciğer nakli geçmişi bulunan ölenin olay günü spor yaparken rahatsızlanması ve kanında belirtilen maddenin yüksek miktarda tespit edilmesi nedeniyle bu karaciğer nakli ve tedavi evraklarındaki sağlık durumunun kişinin ölümünde herhangi bir etken olup olmadığı, aralarında bir illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda yeni bir ek rapor düzenlenmesini istemiştir.

29. 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu 26/4/2019 tarihli ek raporunda, kurul tarafından daha önce verilen 16/7/2018 tarihli kararında değiştirilecek husus bulunmadığını belirtmiştir.

30. Kolluk tarafından yapılan araştırma sonucu tanzim edilen 22/2/2019 tarihli tutanakta Em.H.nin Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde faaliyet gösteren S. Tour isimli işyerinden El.H. ile birlikte Lara bölgesinde bulunan bir otelde 11/7/2017-20/7/2017 tarihleri arasında konaklamak için dokuz günlük tatil paketi satın aldığı ancak Em.H.nin bu şirket aracılığıyla herhangi bir yat gezisine katılmadığı belirtilmiştir.

31. Başsavcılığın talebi üzerine Azerbaycan yetkili makamlarının göndermiş oldukları iletişimin tespitine dair bir adet CD 8/5/2019 tarihinde Antalya Asayiş Şube Müdürlüğüne gönderilerek CD'nin ayrıntılı çözümünün yapılarak maktulün HTS'sinin tespitine, nerede ne zaman kiminle görüştüğü, baz istasyon kayıtları, görüştüğü kişinin de aynı şekilde baz istasyonu bilgileri tespiti ve analizi yapılmak suretiyle ölüm olayını aydınlatabilecek herhangi bir bilgi, belge olup olmadığının tespit edilmesi, ölenin eşiyle birlikte yat turuna katıldığı ve burada tek bir şişe içecek alıp ikisinin birlikte içtiği, bir sonraki gün ise yaşamını yitirdiği iddiası kapsamında bu içecek içeriğinin öleni zehirlediği hususunun dile getirilmesi nedeniyle Em.H.nin katıldığı herhangi bir yat gezisi veya tur varsa tespit edilerek aracı kişilerin ifadeleri ile belirtilen yat turuna katılan kişilerin tespiti, olayı gören bilen varsa tespit edilip beyanlarının alınması istenmiştir.

32. Antalya Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği tarafından yapılan araştırma neticesinde Azerbaycan yetkili adli makamları tarafından gönderilen HTS kayıtlarında Em.H.nin Türkiye'de bulunduğu süre içinde kullandığı GSM hattı ile yaptığı görüşmelerin ve baz istasyon bilgisinin bulunmadığı, bu şekilde ölüm olayını aydınlatabilecek bir HTS incelemesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir.

33. Ayrıca kolluk tarafından Em.H.nin çıktığı iddia edilen yat turuna ilişkin yapılan araştırma kapsamında S. Tour isimli işyeri yetkilisi F.A.D. 2/2/2019 tarihli ifadesinde ölenin yalnızca otelde konaklama paketi satın aldığını ayrıca yat turu paketi satın almadığını beyan etmiştir. E. Tour isimli işyerinin ortağı E.U. 6/3/2019 tarihinde tur ve gezi işlerine ortağı G.S.U.nun baktığını, A. Travel isimli şirketle beraber iş yaptıklarını, bu şirketten N.Y.nin kendisini aradığını ancak bir tur düzenlendi ise bile bunu kendisinin organize etmediğini, o işlere G.S.U.nun baktığını dile getirmiştir. E. Tour isimli işyerinde tur ve gezi sorumlusu olan G.S.U. 6/3/2019 tarihli beyanında ölen kişiye herhangi bir tur ve yat gezisi ayarlamadığını belirtmiştir.

34. Başsavcılık 8/5/2019 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti yetkili adli makamından yeniden adli yardımlaşma talebinde bulunarak cesedin fethi kabir ile gömüldüğü yerden çıkartıldıktan sonra zehirlenme iddiası yönünden otopsi yapılması, zehirlenme bulgusu olup olmadığının tespit edilmesi için cesetten alınacak yumuşak doku ve saç örneklerinin Azerbaycan'daki Adli Tıp Kurumunda toksikolojik incelemeye tabi tutulması, ayrıca cesedin gömülü bulunduğu mezarda cesede yakın alandan bir miktar toprak örneğinin de aynı şekilde toksikolojik incelemeye tabi tutulup cesette herhangi bir zehirlenme bulgusunun olup olmadığına dair raporun tanzim ettirilmesi talebinde bulunmuştur.

35. Bahse konu talep de başvurucunun oğlunun zehirlenerek öldürüldüğünün sabit olduğu, bu nedenle fethi kabir ya da otopsi işlemi yapılmasına gerek olmadığı, baba olarak bu işlemlere muvafakat etmediğini bildirmesi dolayısıyla yerine getirilememiştir.

36. Başvurucu 28/5/2019 tarihinde cinayet büro amirliğine gelerek oğlunun 17/8/2017 günü kaldığı otelden ticari taksi ile Antalya Kaleiçi bölgesinde bir yat turuna katıldığını, sonrasında ise tekrar taksi ile otele döndüğünü, elinde tura çıkılan yatın görüntüleri olduğunu beyan etmiştir. Anılan iddia üzerine yapılan araştırma sonucu düzenlenen 13/6/2019 tarihli tutanağa göre Em.H.nin konakladığı otelden kendisini alan ya da bırakan ticari taksi veya özel araç olmadığı otele gelip giden araç ve taksi kayıtlarının tutulduğu kayıt defterinin incelenmesiyle tespit edilmiştir. Diğer yandan görüntülerdeki yat tespit edilerek kaptanı olan M.A.nın beyanı alınmıştır. Beyanında özetle acentalar aracılığıyla yat turu yaptığını, özel gezi turu yapmadığını, müşterilerden para almadığını, tur ücretini kişilerden değil bağlı olduğu kooperatiften aldığını, tura katılanların listelerinin acentalarda saklandığını, kimi tura götürdüğünü kendisinin bilmediğini, S. Tour ve E. Tour isimli şirketlerle hiçbir zaman çalışmadığını, anlaşmalı acentalar dışında tura müşteri kabul etmediklerini, tur sırasında sade içecek sattıklarını, bu içecekleri cam ya da teneke kutuda kapalı olarak sattıklarını, isteyenlere karton bardak ve pipet de verdiklerini ifade etmiştir.

37. Ölüm raporu veren ve durumu yetkili makamlara bildirmeyen doktor ve nöbetçi hastane müdürü Z.A. ve B.A. ile ilgili görevi kötüye kullanma suçundan ayrıca soruşturma yürütülmek amacıyla 31/7/2019 tarihinde tefrik kararı verilmiştir.

38. Başsavcılık 21/1/2020 tarihli adli yardımlaşma talebiyle Türkiye'den görevlendirilecek bir adli tıp uzmanının refakatinde fethi kabir yapılırken usulüne uygun alınacak maktulün saç kıllarının, zehirlenme bulgusunun araştırılmasına yardım edecek adli tıp uzmanının gerek görmesi hâlinde numune toprak parçası ve diğer benzeri materyalin usulünce alınıp muhafaza altına alınması, adli tıp uzmanı beraberinde Türkiye'ye getirilip, Türkiye Adli Tıp Kurumunda incelenmesi konusunda gerekli kolaylıkların sağlanması talebinde bulunmuştur.

39. Azerbaycan Adalet Bakanlığı 15/3/2021 tarihli cevabında COVID-19 nedeniyle adli yardımlaşma talebinin bu aşamada yerine getirilmesinin mümkün olmadığını bildirmiştir.

40. Başsavcılığın 4/6/2021 tarihinde 1. Adli Tıp İhtisas Kuruluna gönderdiği yazıda, olayın üzerinden müzekkere tarihine kadar dört yıla yakın bir zaman geçtiği, gerek ölenin babasının fethi kabir işlemine engel olması gerekse Azerbaycan yetkili adli makamına bu yönde talepte bulunulmasına rağmen verilen cevabi yazıda COVID-19 sebebiyle adli yardımlaşma talebinin kabul edilmemesi nedeniyle fethi kabir işleminin yapılamaması gözönüne alınarak aradan geçen dört yıla yakın zaman itibarıyla Kurulun daha önce belirttiği saç örneklerinin alınıp incelenmesinin bir fayda sağlayıp sağlamayacağı, olası zehirlenme olayının bu süre zarfında ölenin saç kıllarından tespit edilip edilemeyeceği hususunda geçen sürede dikkate alınarak yeni bir değerlendirme yapılması talep edilmiştir.

41. Anılan Kuruldan gelen 9/6/2021 tarihli cevabi yazıda kişinin ölüm tarihi dikkate alındığında fethi kabir sureti ile elde edilecek cesede yapılacak otopside kan ve idrar elde edilemeyeceğinden ayrıntılı toksikolojik analizlerin yapılamayacağı ancak ölenin yumuşak doku ve saçlarında toksikolojik analiz yapılabileceği belirtilmiştir.

42. Başvurucu, soruşturma devam ederken 15/9/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

43. Başsavcılıkça 28/10/2022 tarihinde Özel Lara Anadolu Hastanesi yoğun bakım ünitesinde görevli doktorlar A.E., K.M. ve Y.Ç. hakkında soruşturma usulünün farklı olması gerekçesiyle görevi kötüye kullanma suçu isnadıyla tefrik kararı verilmiştir. Aynı tarihte diğer şüpheliler A.L., A.M., D.İ., El.H., O.M. ve Y.N. hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Her ne kadar müşteki oğlu olan maktulün eşi şüpheli [El.H.] ve ona yardım eden kişiler tarafından tasarlanarak ve zehirlenerek öldürüldüğünü ileri sürmüş ise de; maktulün zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin müştekinin soyut ve tahmine dayalı iddiası dışında kanıt elde edilemediği, Adli Tıp Kurumunun çeşitli tarihlerde verdiği raporlarda belirtildiği üzere 'kişide tespit edilen prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin tıbbi belgelerde tanısı konulamayan enfeksiyona bağlı da oluşabileceği, mevcut verilerle prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin dışarıdan bir madde verilmesine bağlı olduğunun tıbbi delillerinin bulunmadığı, kişinin ölümünün kalp damar hastalığına bağlı meydana gelmiş olabileceği', maktulün zehirlendiğine ilişkin bulguların ancak ve ancak ceset üzerinde yapılacak toksikolojik inceleme ile saptanabileceği, bu yönde müştekinin şikayet beyanından bir gün sonra Azerbaycan Yetkili Adli Makamlarına yazı yazılmasına rağmen müştekinin ısrarla 'otopsi yapılmasına gerek olmadığı' görüşü ile otopsi işlemine izin vermemesinden dolayı toksikolojik incelemenin de yapılamadığı, belirtildiği üzere müştekinin soyut ve bir takım varsayımlara dayalı iddiaları dışında şüpheliler hakkında 'Kasten Öldürme' suçundan kamu davası açmayı gerektirir, yeterli ve inandırıcı kanıt elde edilemediği anlaşıldığından şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek gerekmiştir."

44. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 20/1/2023 tarihinde reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

45. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

46. Başvurucu; olay hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olmadığını, oğlunun otopsi yapılmadan defnedildiğini, çelişkili raporlara rağmen fethi kabir gerçekleştirilmediğini, şüpheli yat gezisine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, oteldeki kamera kayıtlarının kesilerek kolluğa teslim edildiğini, eksik tanık ve görüşme kayıtlarıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ileri sürmüştür.

47. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvuruya konu soruşturma sürecinde yapılan işlemlerden söz edilerek Başsavcılığın olayı öğrendiği ilk andan itibaren bütün delilleri toplayarak muhafaza altına aldığını, soruşturmanın Cumhuriyet savcısının gözetim ve denetimi altında bağımsız olarak yürütüldüğünü, uluslararası adli işbirliği çerçevesinde Azerbaycan yetkili makamlarından istinabe aracılığıyla gerekli bilgi ve belgelerin temin edildiğini, olayla ilgili bilgi ve görgüsü olan kişilerin tek tek ifadelerinin alındığını ve başvurucunun soruşturma sürecine en başından itibaren katılım sağlayarak iddialarını dile getirebildiğini belirtmiştir.

48. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında ölenin kanındaki prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin alınan rapora göre dışarıdan verilen madde nedeniyle oluştuğunun bilimsel olarak ortaya konulmasına rağmen doğal ölüm olarak raporlanması, otopsi yapılmaması, fethi kabir gerçekleştirilmemesi, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmemiş olması, ölenin eşinin şüpheli tavrı ve ifadelerine rağmen yeterli inceleme yapılmamış olması, yat gezisiyle ilgili yeterli araştırmanın yapılmamış olması, ölenin eşinin olay sonrası görüştüğü Orhan isimli kişiye ilişkin araştırma yapılmamış olması ve kamera kayıtlarının silinme sebebinin araştırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

49. Başvuru, yaşam hakkının etkili soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmiştir.

50. Başvuru, kasten öldürme iddiası hakkında yürütülen soruşturma devam ederken yapılmıştır ancak bahse konu soruşturma başvuru inceleme tarihinden önce sona ermiştir. Bu nedenle başvuruda başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin kabul edilebilirlik ölçütü yönünden bir sorun görülmemiştir. Ayrıca ihlal iddiası açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir kabul edilemezlik nedeni de tespit edilmemiştir. Dolayısıyla yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

51. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükleri kapsamında devlet, yaşam hakkını korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir yargısal sistem kurmakla da yükümlüdür. Bu usul yükümlülüğü şüpheli her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir (Fatma Akın ve Mehmet Eren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 97).

52. Ölüme kasten neden olunması veya ölümün saldırı sonucu meydana gelmesi hâlinde etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü ölüm olayı hakkında ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir (Asya Göres ve diğerleri [GK], B. No: 2018/15851, 1/12/2022, § 74). Bu tür soruşturmanın Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmesi, soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi, soruşturmanın veya sonuçlarının gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olması ve meşru menfaatlerini korumak için ölen kişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmesi gerekir (Salih Akkuş [1. B.], B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30; Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 99). Bununla birlikte etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Anayasa'nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemez (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 98).

53. Ölüm olayını çevreleyen koşulların tespiti ve varsa sorumluların tespitine engel olmadığı sürece Anayasa'nın 17. maddesi gereğince yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin olarak ölen kişinin yakınlarının her türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır (Yavuz Durmuş ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62; Mahpulah Özarslan [2. B.], B. No: 2016/12544, 15/9/2020, § 62).

54. Doğal ölüm raporu verilmesi sonrasında Em.H.nin cenazesi, başvurucu tarafından Azerbaycan'a götürülerek otopsi yapılmadan defnedilmiştir. Em.H. 27/8/2017 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Başvurucu ise 17/10/2017 tarihli dilekçesi ile oğlunun ölümünün şüpheli olduğuna dair ilk defa şikâyette bulunmuştur. Başsavcılık, şikâyetin ardından münhasıran cinayet suçlarını araştırma amacıyla kurulan kolluk birimine olayın aydınlatılmasıyla ilgili çeşitli talimatlar vererek ve Azerbaycan adli makamlarından uluslararası yardımlaşma talebinde bulunarak soruşturmaya başlamıştır.

55. Başvurucu, kendisinin talebiyle hazırlanan üç kişilik bilirkişi uzman görüşünü dosyaya sunarak oğlunun zehirlendiğini öne sürmüştür. Bu raporda kandaki prokalsitonin düzeyinin yükselmesine neden olan dışarıdan bir maddenin (endotoksin ve benzeri maddenin) verilmesi/alınması sonucu ölüm olayının meydana geldiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bahse konu iddia kapsamında ölenin daha önceki karaciğer nakli ve ameliyatlarına ilişkin belgeler ile otelde rahatsızlanması sonrası süreçteki tedavi evrakı temin edilerek 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan çeşitli defalar rapor ve ek raporlar alınmıştır. Bu raporlara göre Em.H.deki prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin tıbbi belgelerde tanısı konulamayan enfeksiyona bağlı da oluşabileceği belirtilmiştir. Ayrıca mevcut verilerle prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin dışarıdan bir madde verilmesine bağlı olduğuna dair tıbbi delillerin de dosyada olmadığı raporlarda vurgulanmıştır.

56. Yukarıda zikredilen 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen raporlar çerçevesinde fethi kabir yapılarak ölenin bedeni, saçı ve organları ile mezardaki toprak üzerinde inceleme yapılabilmesi için Azerbaycan'dan uluslararası adli yardımlaşma talep edilmiştir. Yapılan ilk talep başvurucunun otopsiye izin vermemesi nedeniyle yerine getirilememiştir. Başvurucu, bir yandan oğlunun zehirlenerek öldürüldüğünü öne sürerken diğer yandan ATK raporlarına göre olayı açıklığa kavuşturabilecek en önemli delil olan mezarda inceleme yapılmasına izin vermemiştir.

57. Başvurucunun zehirlenme iddiasının açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla aynı yönde yapılan sonraki adli yardımlaşma talebi ise pandemi süreci nedeniyle Azerbaycan yetkili adli makamları tarafından yerine getirilmemiştir. Başsavcılık bu noktada olaya dair iddiaların açıklığa kavuşturulması adına uluslararası adli yardımlaşma mekanizmasını işletmiş ancak tüm makul çabalarına rağmen talebinin yerine getirilmesi noktasında sonuca etkili bir cevap alamamıştır.

58. Öte yandan başvurucu, oteldeki bayılma anına ilişkin kamera görüntülerinin yalnızca bir kısmının soruşturma dosyasına alındığını, olayın öncesi ve sonrasına ilişkin görüntülerin kasten ortadan kaldırıldığını iddia etmiştir. Oteldeki bayılma olayı 18/8/2017 tarihinde meydana gelmiştir. Başvurucunun şikâyeti ise 17/10/2017 tarihindedir. Başsavcılığın talimatıyla otele giden kolluk görevlileri kamera sisteminin en fazla 60 günlük kayıt yaptığını tespit etmiştir. Başsavcılık, şikâyet sonrası hızlıca harekete geçmiş ise de başvurucunun Em.H.nin ölümü sonrası şikâyet için beklediği süre nedeniyle kamera kayıtları silinmiştir. Buna rağmen otel görevlileri olay anına ilişkin spor salonu görüntülerinin 45 dakikalık kısmını ayrıca kaydederek saklamışlardır ve bu görüntüler kolluk tarafından izlenerek tutanak hâline getirilmiş ve şüpheli bir durum saptanamamıştır. Ölen Em.H. ile birlikte şüpheli bir kişinin daha ambulansa bindiği iddiası ise spor salonunda görevli kişilerin alınan beyanları sonrasında açıklığa kavuşmuş ve bu kişinin otel çalışanı olduğu ortaya çıkmıştır.

59. Başvurucu, oğlunun Azerbaycan'daki tur şirketi sahibi tarafından yönlendirilerek Türkiye'de bir yat turuna çıkarıldığını ve burada içeceğine zehir koyularak zehirlendiğini de ileri sürmüştür. Bu kapsamda yapılan araştırmada ölenin kaldığı otelde söz konusu tur şirketi aracılığıyla bir tura çıkmadığı, konakladığı otele dışarıdan gelen ziyaretçilerinin olmadığı tespit edilmiş, başvurucunun iddialarında geçen çeşitli tur şirketi yetkililerinin beyanları alınmıştır. Bunların yanı sıra başvurucunun sunduğu fotoğraflardaki teknenin sahibi bulunarak beyanı alınmış, iddia edilen günde ölenin yat turu için herhangi bir araçla otelden ayrılıp tekrar döndüğüne dair bulguya ulaşılamamıştır. Sonuç olarak ölenin başvurucunun belirttiği gibi bir yat turuna çıktığına dair bir tespit yapılamamıştır.

60. Azerbaycan makamları tarafından gönderilen HTS kayıtları da Başsavcılığın talimatıyla kolluk tarafından incelenmiş ve yapılan incelemede ölüm olayını aydınlatabilecek bir bilginin bahse konu kayıtlarda bulunmadığı anlaşılmıştır.

61. Soruşturma makamları olayı öğrendikten sonra resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek delilleri tespit etmiştir. Soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ATK'nın çeşitli tarihlerde düzenlediği raporlara dayanılarak prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin enfeksiyona bağlı da oluşabileceği, mevcut verilerle prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin dışarıdan bir madde verilmesine bağlı olduğuna dair tıbbi delillerin bulunmadığı, maktulün zehirlendiğine ilişkin bulguların ancak ve ancak ceset üzerinde yapılacak toksikolojik inceleme ile saptanabileceği belirtilerek bu yönde başvurucunun şikâyetinden bir gün sonra Azerbaycan yetkili adli makamlarına yazı yazılmasına rağmen müştekinin ısrarla "otopsi yapılmasına gerek olmadığı" görüşü ile otopsi işlemine izin vermemesinden dolayı toksikolojik incelemenin de yapılamadığı vurgulanmıştır. Kararda sonuç olarak başvurucunun soyut ve varsayımlara dayalı iddiaları dışında şüpheliler hakkında kasten öldürme suçundan kamu davası açmayı gerektirir, yeterli ve inandırıcı kanıt elde edilemediği kanaatine ulaşılmıştır.

62. Anayasa Mahkemesinin soruşturma makamlarının yerine geçerek ölüm olayına ilişkin delilleri değerlendirmesi söz konusu olamaz. Bu konudaki yetki ve sorumluluk ilk elden olayları inceleyen yetkili mercilerindir. Anayasa Mahkemesi, ikna edici bulguların varlığı hâlinde farklı bir değerlendirmede bulunabilir (Fatma Akın ve Mehmet Eren, § 88) ancak başvuru dosyasında bahsedilen nitelikte deliller mevcut olmadığı için Başsavcılığın vardığı sonuçtan farklı olarak Em.H.nin bir başkasınca kasten öldürüldüğü yönünde bir değerlendirmede bulunulması mümkün değildir.

63. Başvurucunun temel iddiası oğlunun zehirlendiğine yöneliktir. Bu iddia yönünden otopsi yapılması gerektiği ATK raporlarıyla ortaya konmuştur. Başsavcılık, fethi kabir yapılarak başvurucunun oğlunun mezarının açılması ve ceset üzerinde otopsi yapılması için Azerbaycan adli makamlarından istinabe talep etse de söz konusu işlem başvurucunun karşı çıkması nedeniyle yapılamamıştır. Üstelik bu durum iki kez yaşanmıştır. Bu bakımdan başvurucunun otopsi ve fethi kabir yapılmadığına yönelik şikâyeti yersizdir. Başvurucu, üç kişilik uzman raporunun oğlunun zehirlendiğini ispat ettiğini iddia etse de ATK raporundan prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin tıbbi belgelerde tanısı konulamayan enfeksiyona bağlı da oluşabileceği, mevcut verilerle prokalsitonin düzeyi yüksekliğinin dışarıdan bir madde verilmesine bağlı olduğunun tıbbi delillerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Başsavcılık olayın gerçekleşme koşullarının tespiti için gerekli tüm makul adımları atmıştır. Doğrusu zehirlenme iddiasının açıklığa kavuşturulmaması başvurucu ile Azerbaycan adli makamlarının tutumundan kaynaklanmıştır. Bu sebeple Başsavcılığın başvurucunun oğlunun ölümü hakkında yürüttüğü soruşturmanın etkililiğinden ve Başsavcılığın olayı aydınlatma isteğinden şüphe edilmesi için bir neden bulunmamaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığıma GÖNDERİLMESİNE 18/2/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, B.H., B. No: 2021/40834, 18.02.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 04, sayfa 313–325

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.