İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm

ABDULLAH İNCİ (2021/39667)

  • Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Gerekçeli karar hakkı (ceza)İhlalYeniden yargılama
Adil yargılanma hakkı (Suç İsnadı)Aynı suçtan dolayı iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı (ceza)İncelenmesine Yer Olmadığı—

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ABDULLAH İNCİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/39667)

 

Karar Tarihi: 22/4/2026

 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Rıdvan GÜLEÇ

Ömer ÇINAR

Metin KIRATLI

Raportör

:

Yunus Emre BAĞLAR

Başvurucu

:

Abdullah İNCİ

Vekili

:

Av. İsmail SEFEROĞLU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, idari para cezasının iptal edilmesi talebiyle sulh ceza hâkimliğine yapılan başvuruda karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ayrıca adil yargılanma hakkının farklı güvencelerinin ihlal edildiği iddiası da bulunmaktadır.

2. Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı Diyarbakır Denetim ve Koordinasyon Müdürlüğü tarafından başvurucunun yetkisiz döviz alım satım faaliyetinde bulunduğu şüphesi üzerine faaliyet gösterdiği işyerinde denetim yapılmıştır.

3. Denetim memurlarınca 23/10/2020 tarihinde düzenlenen yoklama tutanağında belirtilen adreste başvurucunun faaliyette bulunduğu, bilgisayar ekranlarında altın ve döviz fiyatları takip sitesinin olduğu, işyerinin içinde ve dışında döviz kurlarını gösteren tabelaların olmadığı, denetim esnasında N.U. isimli vatandaşa 2.000 Amerikan doları satışı yapıldığı ancak karşılığında fatura verilmediği belirtilmiştir.

4. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı İdari Yaptırım Bürosu tarafından 3/2/2021 tarihli ve 2020/290 idari yaptırım defter numarası ile başvurucunun gerekli izin veya belgeyi almaksızın ticari faaliyette bulunduğundan bahisle 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 3. maddesinin beşinci fıkrası gereğince 200.000 TL idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. İdari yaptırım kararı başvurucuya 22/2/2021 tarihinde tebliğ edilmiştir.    

5. Başvurucu, idari yaptırım tutanağının iptali amacıyla 3/3/2021 tarihli dilekçeyle nöbetçi Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliğine vekili aracılığıyla başvuruda bulunmuştur. Başvuru dilekçesinde aynı olaya ilişkin iki kez idari yaptırım uygulandığını, hakkında düzenlenen ve ödediği ilk idari para cezasının akabinde yeniden idari yaptırım uygulanmasının ne bis in idem ilkesine aykırı olduğunu, döviz satın aldığı kişi olduğu belirtilen N.U. hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan idari yaptırım uygulanmasının doğru olmadığını, idari yaptırım kararının yeterli gerekçeyi içermediğini ileri sürmüştür. Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) 5/3/2021 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapmış, tensip tutanağında idari yaptırıma konu bilgi ve belgelerin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ve Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğünden istenmesine karar vermiştir.

6. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ve Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü dosyaya sunduğu yazı cevabında dayanak belgeleri dosyaya ibraz etmiştir. Bu çerçevede yoklama tutanağı, fotoğraflar, idari yaptırım kararı dosya kapsamına sunulmuştur. Ayrıca dosya kapsamına sunulan evraklardan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Süleymannazif Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak N.U.nun beyanının alınıp alınmadığı sorulmuştur. Müzekkere cevabında bu kişiye ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığı belirtilmiştir.

7. Hâkimlik dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda 19/3/2021 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi söyledir:

   "... Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı Diyarbakır Denetim Koordinasyon Müdürlüğü'nün 23/10/2020 tarihli 0215844138 benzersiz kod nolu e-yoklama fişinde belirtilen ...] sayılı adreste ... A.Ş.’nin yetkilisinin bulunmadığı, şirketin adres değişikliği yaptığı, belirtilen adreste Abdullah İnci isimli mükellefin faaliyetinin olduğu, mükellefin beyanında altın alım satımı faaliyetini yürüttüğü, adreste yapılan denetimde bilgisayar ekranlarında ... isimli altın ve döviz fiyatları takip sitesinin olduğu, işyerinin içinde ve dışında döviz kurlarını gösteren tabelaların olmadığı, mükellefin beyanında döviz alım satımının yapılmadığı belirtilmiştir, denetim esnasında [N.U.] isimli vatandaşa 2.000 USD satış yapıldığı, karşılığında fatura vs. verilmediğine ilişkin tespitlerin mevcut olduğu anlaşılmakla tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018/32-45 Sayılı Tebliğin 5/2. Maddesi ve 13/3. Maddesi uyarınca tanzim edilen idari yaptırım kararının hukuka uygun olduğu, aksinin başvuran tarafından ispat edilemediğinden Kabahatler Kanununun 28/8-a maddesi mucibince başvurunun reddine… [ karar verilmiştir.]"

8. Başvurucu, karara karşı itiraz dilekçesinde iddia edilen eylemin sabit olmadığını, hakkında düzenlenen ve ödediği ilk idari para cezasının akabinde yeniden idari yaptırım uygulanmasının ne bis in idem ilkesine aykırı olduğunu, N.U. ile ilgili olarak yeteri kadar araştırma yapılmadığını, kararın yeterli gerekçeyi de içermediğini ileri sürmüştür. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliği (İtiraz Merci) 7/4/2021 tarihli kararıyla itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"... Dosyanın yapılan incelemesinde, delil durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı, Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/03/2021 tarih ve 2021/1405 Değişik iş sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…"

9. Başvurucu, nihai kararı 7/4/2021 tarihinde öğrendikten sonra 27/4/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

10. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

11. Başvurucu, N.U. ile ilgili olarak yeteri kadar araştırma yapılmadığını, karar sonucunu etkileyecek esaslı iddialara gerekçede yer verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

12. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

15. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

16. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

17. Somut olayda başvurucuya yetkisiz döviz alım satım faaliyetinde bulunduğu gerekçesiyle idari para cezası verilmiştir. Hâkimlik itiraza ilişkin incelemesinde adreste yapılan denetimde bilgisayar ekranlarında ... isimli altın ve döviz fiyatları takip sitesinin olduğuna, N.U. isimli vatandaşa 2.000 Amerikan doları satış yapıldığına ve karşılığında fatura verilmediğine ilişkin tespitler uyarınca verilen idari yaptırım kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 7). Başvurucu ise N.U.yla ilgili yeterli araştırmanın yapılmadığını ileri sürmüştür (bkz. § 8).

18. Başvurucunun aşamalardaki itirazlarına göre ayrı ve açık yanıt verilmesini beklediği olgu hakkında herhangi bir bilgi ve belge bulunmayan N.U.nun idari yaptırım kararına gerekçe gösterilmesidir.

19. Eldeki olayda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Süleymannazif Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak N.U. isimli kişinin beyanının alınıp alınmadığı sorulmuştur. Müzekkere cevabında bu kişiye ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığı belirtilmiştir (bkz. § 6). Başvurucunun iddiasını destekleyebilecek mahiyette itirazlar sunmasına rağmen Hâkimlikçe bu durum gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışılmamış, başvurucunun iddialarına cevap verilmemiştir. Sonuç olarak yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında -somut olayın özel koşullarında- Hâkimlik ve İtiraz Mercinin kararlarında davanın sonucuna etkili hususlar hakkında yeterli yanıt vermediği anlaşılmıştır.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

21. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri ile aynı fiilden dolayı birden fazla yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği şikâyeti hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

22. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

23. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

24. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

25. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından başvurucunun manevi tazminat talebinin, uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili bilgi/belge sunmadığından da maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (2021/1405 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ABDULLAH İNCİ, B. No: 2021/39667, 22.04.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 07, sayfa 549–553

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.