Karar yılı 2026 · İkinci Bölüm
AHMET ÖZDEMİR (2021/37028)
- Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler)
AYM kayıt alanı
Başvuru konusu
Başvuru, muvazzaf astsubaylığa atanma talebinin reddedilmesi üzerine açılan davada esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.
Hak bazında
İncelenen haklar ve sonuç
| Hak | Müdahale | Sonuç | Giderim |
|---|---|---|---|
| Adil yargılanma hakkı (Medeni Hak ve Yükümlülükler) | Gerekçeli karar hakkı (idare) | İhlal | Yeniden yargılama |
Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.
Resmî metin
Resmî kararın tam metni
Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
|
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
|
|
AHMET ÖZDEMİR BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/37028) |
|
|
|
Karar Tarihi: 18/6/2026 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
|
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Şermin BİRTANE |
|
Başvurucu |
: |
Ahmet ÖZDEMİR |
|
Vekili |
: |
Av. Betül ÖZBEK AYDEMİR |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, muvazzaf astsubaylığa atanma talebinin reddedilmesi üzerine açılan davada esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, uzman erbaşlık ve muvazzaf astsubaylık sınavlarında başarılı olmuş ancak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle adaylık işlemlerine son verilmiştir.
3. Başvurucu, uzman erbaşlık adaylığına son verilmesi işlemine karşı idare mahkemesine dava açmıştır. Kastamonu İdare Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; hakkında istihbari bilgiler dışında sözleşmesinin feshedilmesine yeterli somut bilgi ve belge olmadığı, katıldığı iddia edilen "Peygamber Sevdalıları" isimli gecenin "Kutlu Doğum Haftası" sebebiyle düzenlenen bir gece olduğu, birçok ilde düzenlenen ve valilikler tarafından izin verilen platformun yasa dışı bir platform olduğuna dair somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı, dolayısıyla işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine başvurucu 4/10/2019 tarihinde uzman erbaş eğitimine alınmıştır.
4. Başvurucu 1/4/2019 tarihinde lehine verilen iptal kararı dikkate alınarak 2017 yılı dış kaynaktan muvazzaf astsubaylık sınavında başarılı olması nedeniyle haklarının verilmesi ve tekrardan işlemlerinin yapılması isteminde bulunmuştur. Söz konusu talebin Millî Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 19/4/2019 tarihli işlemiyle reddi üzerine başvurucu dava açmıştır. Anılan 19/4/2019 tarihli işlemde 2017 yılı dış kaynaktan muvazzaf astsubay temini kapsamındaki adaylık işlemlerinin 28/5/2004 tarihli ve 25475 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendindeki şartları taşımadığı ve güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı belirtilmiştir. Yönetmelik'in 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (5) numaralı alt bendinde "Yapılacak güvenlik soruşturmasında olumlu sonuç almak" düzenlemesi bulunmaktadır.
5. Ankara 17. İdare Mahkemesinin (Mahkeme) 25/11/2020 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçesinde; güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından bahisle tesis edilen bir başka işleme karşı açılan davada verilen Kastamonu İdare Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli iptal kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği ve dosya kapsamında başvurucunun güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasını gerektiren somut başka belge ve bilgi de bulunmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.
6. Karara karşı davalı idare istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) tarafından 24/6/2021 tarihinde istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kararda; başvurucunun adaylık işlemlerinin sonlandırılmasına dair işleme karşı dava açmadığı ve söz konusu işlemin kesinleşerek hukukilik kazandığı, sonraki başvurunun ise davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilecek bir husus olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesine yer verilmiştir.
7. Başvurucu, nihai kararı 12/7/2021 tarihinde öğrendikten sonra 10/8/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
8. Başvurucu; lehine verilmiş iptal kararı bulunmasına karşın Bölge İdare Mahkemesi tarafından davasının reddedilmesinin çelişki oluşturduğunu, kararın yeterli gerekçe içermediğini, hakkında olumsuz hiçbir durumun bulunmadığını ve atama koşullarını taşıdığını, atamasının yapılması yönünde meşru beklentisinin oluştuğunu belirterek gerekçeli karar hakkı, çalışma hakkı, masumiyet karinesi ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerektiği açıklanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.
10. Başvuru, gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
12. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır. Karar gerekçesinin belirtilen unsurları taşıması, yargılamanın adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğinin taraflarca öğrenilmesini sağladığı gibi ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
13. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan mercinin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterli görülebilir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya ancak ilk defa kanun yolu merciinde ileri sürülebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açabilir (bazı eklemeler ve farklılıklarla birlikte bkz. Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).
14. Başvuruya konu olayda başvurucu, başka işleme karşı açtığı davada lehine verilmiş yargı kararı olduğundan bahisle muvazzaf astsubaylık adaylık haklarının verilmesi ve tekrardan işlemlerinin yapılması talebinin reddi üzerine dava açmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararında başvurucunun muvazzaf astsubaylık adaylığına son verilmesi işlemine karşı dava açmamış olduğu vurgulanmıştır. Kararda başvurucunun talebinin yeniden atanma istemi olduğu ve kamu görevine açıktan atama yapma konusunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Ancak idarenin 19/4/2019 tarihli işlemde açıkça belirtildiği üzere başvurucunun talebini güvenlik soruşturmasına dayalı olarak reddettiği anlaşılmaktadır. Aynı güvenlik soruşturması sonucuna göre başvurucunun uzman erbaşlık adaylığına son verilmesi işlemi, yargı kararıyla güvenlik soruşturmasının olumsuz olmasını gerektirecek yeterli somut bilgi ve belge olmadığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Dolayısıyla idarenin kesinleşmiş yargı kararıyla hukuka aykırı olduğu ortaya konulmuş olan aynı güvenlik soruşturmasını sebep göstererek başvurucunun talebini reddettiği, bu durumda belirtilen yargı kararını dikkate almadığı anlaşılmaktadır.
15. Başvurucunun söz konusu güvenlik soruşturmasının hukuka aykırı olduğunu ortaya koyan yargı kararlarını sunarak idareye başvurduğu ancak idarenin yeni bir değerlendirme yapmayıp aynı güvenlik soruşturmasını gerekçe göstererek talebi reddettiği açıktır. Bölge İdare Mahkemesi kararında, başvurucunun muvazzaf astsubay adaylığına son verilmesine karşı dava açmadığı belirtilmişse de lehine verilen yargı kararının aynı güvenlik soruşturmasına dayandığı hususu dikkate alınmamıştır. Bu nedenle Bölge İdare Mahkemesi tarafından talebin kesinleşmiş bir yargı kararıyla hukuka aykırı bulunan aynı gerekçeye dayanılarak reddedilmesi ayrıca ve açıkça tartışılmamış, başvurucunun iddialarına yeterli cevap verilmemiştir. Bu bağlamda yapılan yargılama sonunda başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışıldığı ve verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu söylenemez.
16. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
17. Başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun diğer ihlal iddiaları hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
18. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
19. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
20. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup davanın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
21. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlâlinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesine (E.2021/653, K.2021/1494) iletilmek üzere Ankara 17. İdare Mahkemesine (E.2019/1656, K.2020/1971) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/6/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM, AHMET ÖZDEMİR, B. No: 2021/37028, 18.06.2026. Resmî kaynak.
Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 105–109
Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.
Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.
Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin
Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.