İçeriğe geç
+90 531 883 33 88

Karar yılı 2026 · Birinci Bölüm

ARİF MORADAOĞLU (2021/36030)

  • Kötü muamele yasağı

AYM kayıt alanı

Başvuru konusu

Başvuru, gözaltında fiziki şiddette bulunulması ve bu olaya ilişkin yapılan şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvuru konusu, başvurucunun iddiasını anlatır; AYM’nin ihlal bulduğu anlamına gelmez. Sonuç için ilgili hakka ait hükmü okuyun.

Hak bazında

İncelenen haklar ve sonuç

HakMüdahaleSonuçGiderim
Kötü muamele yasağıYakalama ve/veya gözaltı sırasında güç kullanımıİhlalYeniden soruşturma, Manevi tazminat

Bu tablo AYM’nin kayıt alanlarından aktarılmıştır. Bir kararda birden fazla hak ve farklı sonuç bulunabilir; kesin sonuç için kararın hüküm bölümü esastır.

Resmî metin

Resmî kararın tam metni

Kaynak: Anayasa Mahkemesi. Okunabilirlik için HTML biçimi düzenlenmiş; kararın metni ve kaynakta varsa ayrı görüşler korunmuştur. Karar, verildiği dönemin hukukunu yansıtır; sonraki mevzuat ve içtihat ayrıca incelenmelidir.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ARİF MORADAOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/36030)

 

Karar Tarihi: 1/7/2026

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

​

Başkan

:

İrfan FİDAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Yılmaz AKÇİL

Şaban KAZDAL

Raportör

:

Mustafa Erdem ATLIHAN

Başvurucu

:

Arif MORADAOĞLU

Vekili

:

Av. Selmin KÖROĞLU

​

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, gözaltında fiziki şiddette bulunulması ve bu olaya ilişkin yapılan şikâyet hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Dört jandarma görevlisi tarafından olay günü düzenlenen tutanağa göre 26/5/2020 tarihinde S.A.nın jandarma karakoluna telefon ederek damadı olan başvurucunun evine saldırdığını söylemesi üzerine görevlilerce belirtilen adrese gidilmiştir. Kolluk görevlilerince evin önünde yerde oturur vaziyette bulunan başvurucuya ilişkin olayın tanıklarından edinilen bilgilere göre başvurucu, altı aydır ayrı yaşadığı eşini görmek için geldiği evin kapısının açılmaması nedeniyle kapıya tekme ve yumruklarıyla saldırmış; içeridekilere küfredip hakaret etmiştir. Çevreden gelenlerce sakinleştirilmeye çalışılan başvurucu, agresif hareketlerine devam etmiş; alkollü olmasının da etkisiyle dengesini kaybederek sırtüstü yere düşmüş ve o sırada kimin kime vurduğunun belli olmadığı, kısa süreli bir kargaşa yaşanmıştır. Başvurucunun eşi, sürekli alkol alması nedeniyle ayrı yaşadıklarını, agresif davranışları nedeniyle iki kez uzaklaştırma kararı alındığını beyan etmiştir. Karakola götürülen başvurucu, burada da agresif davranışlar göstermiş; kendisine ve çevresine zarar vermemesi için kolluk görevlilerince kelepçe takılmasına ise zorluk çıkarmamıştır. Tutanakta, ifade vermek ve nezarethaneye alınmak istemeyen başvurucunun kafasını duvara vurup jandarma görevlilerinin kendisini dövdüğünü söyleyerek şikâyetçi olacağını söylediği ifade edilmiştir.

3. Tehdit, hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçları nedeniyle başvurucu; hakkında yürütülen tahkikat çerçevesinde alınan ifadelerde eşiyle yaşadığı ayrılığa sebep olan problemleri çözmek için kayınpederinin evine gittiğini, gitmeden önce biraz alkol aldığını, evde bulunanların kendisine hakaret ettiğini, kendisinin de buna yanıt verdiğini ancak kimseye karşı tehdit ve hakaret içerikli söylemlerde bulunmadığını beyan etmiştir. Müşteki ya da bilgi sahibi sıfatlarıyla ifadeleri alınan diğer dört şahıs ise olaya ilişkin olarak başvurucunun evde bulunanlar kapıyı açmayınca kapıya tekme ve yumruklarla saldırdığını ve olay esnasında kimin kime vurduğunu görmediklerini belirtmiştir. Olay nedeniyle 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca hakkında idari para cezası uygulanan başvurucu 27/5/2020 tarihinde serbest bırakılmıştır.

4. Başvurucu 1/6/2020 tarihinde gözaltında kötü muamele gördüğü iddiasıyla Akçaabat Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu; şikâyetinde olay sonrası saat 20.30'da kendisini gözaltına alan kolluk görevlilerince jandarma karakoluna götürülüp saat 21.30 sıralarında kelepçelenerek bir odaya alındığını, ihtiyaçlarını gidermek için kelepçenin çözülmesini istediğini, bu isteğinin iletildiği, nöbetçi karakol komutanı olduğunu tahmin ettiği uzman çavuşun odaya gelerek sağ omzuna ve koluna elindeki copla altı yedi kez vurduğunu, copun serçe parmağına da geldiğini, sağ kolu ile sırtının morarması ve serçe parmağının çok acıması nedeniyle doktora gitmek istediğini söyledikten sonra iki uzman çavuşun kendisine beş dakika kadar fiziksel şiddet uyguladığını, gece yarısı götürüldüğü devlet hastanesinin acil bölümünde muayene edilip rapor düzenlendikten sonra tekrar karakola götürüldüğünü, o geceyi nezarethanede geçirdiğini, ifadesini verdikten sonra tekrar götürüldüğü hastanede serçe parmağının çıktığını öğrendiğini, hakkında sağlık raporu düzenlendikten sonra serbest bırakıldığını, ağrılarının devam etmesi üzerine 30/5/2020 tarihinde kendi imkânlarıyla gittiği Fatih Devlet Hastanesinde düzenlenen darp raporunun kendisine verilmediğini ileri sürerek kötü muamelede bulunan kolluk görevlilerinden şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.

5. Başvurucu hakkındaki sağlık raporları şöyledir:

i. 27/5/2020 tarihinde Haçkalı Baba Devlet Hastanesinde saat 00.22'de düzenlenen Genel Adli Muayene Raporunda "Omuz(sağ) 2x5 cm kolda 3x5 cm ekimoz (morarma) parmak ağrı sağ kol 4 cm çizik" , "5. Parmak çıkık?", "Basit tıbbi müdahale ile giderilemez. Geçici tek hekim raporudur. Kati rapor yarın ortopedi uzm. tarafından verilecektir." tespitleri yapılmıştır.

ii. 27/5/2020 tarihinde Haçkalı Baba Devlet Hastanesinde saat 16.18'de düzenlenen ve nezarethane çıkış notunu içeren genel adli muayene raporuna "Yeni darp ve cebir izine rastlanmamıştır." notu düşülmüştür. Aynı gün başvurucunun kemik grafisi çekilmiş, küçük eklem çıkığı tespiti yapılmıştır.

iii. 30/5/2020 tarihinde Fatih Devlet Hastanesinde düzenlenen genel adli muayene raporunda "Mevcut lezyonlar BTM [basit tıbbi müdahale] ile giderilebilir." kaydı vardır.

6. Başvurucunun kayınpederinin evinin önünde yaşananlar ile jandarma karakolundaki kameraların görüntülerine ilişkin iki tutanak olduğu görülmüştür. Bu tutanaklardan üç jandarma personeli tarafından düzenlenen 26/5/2020 tarihli CD İnceleme Tutanağı'nda, görüntülerin izlenmesi neticesinde başvurucunun olay günü geldiği evin kapısına üç farklı zamanda tekme ve yumruklarla vurduğu ve bir süre sonra evin önüne gelen yaklaşık 10-15 kişi arasında bir kavga/arbede yaşandığı ancak kimin kime vurduğunun belli olmadığı anların tespit edildiği belirtilmiştir. Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında dosyaya kazandırdığı karakol içindeki kamera görüntülerine ilişkin olarak iki polis memuru tarafından hazırlanan 6/7/2020 tarihli CD İzleme Tutanağı'nda ise incelenen görüntülerin saat 00.50'de başladığı, karakol içindeki nezarethane bölümüne giren sivil giyimli şahıslar ile iki jandarma görevlisine ilişkin olduğu, iddia edilen olaya dair bir kayıt bulunmadığı ifade edilmiştir.

7. Başsavcılık, soruşturma kapsamında başvurucunun ifadesini almıştır. İfadesinde başvurucu, olay anlatımı yapmaksızın şikâyet dilekçesini tekrar ettiğini ifade etmiştir. Başsavcılık karakola ait kamera görüntülerini temin edip bu görüntülere ilişkin 6/7/2020 tarihli CD İzleme Tutanağı'nı dosyaya kazandırdıktan sonra 8/7/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; kararına gerekçe olarak kamera görüntülerinin incelenmesi ve CD çözümünde suça veya suç unsuruna rastlanmamasını, olay günü alkollü olduğu tespit edilen başvurucunun uğradığını iddia ettiği darp olayına ilişkin sonraki tarihli sağlık raporunu sunmamasını, alındığı iddia edilen ve Başsavcılığa sunulmayan bu raporun olaydan dört gün sonra alındığının ifade edilmesini göstermiştir.

8. Başvurucunun anılan karara yaptığı itirazı inceleyen Sulh Ceza Hâkimliği 1/9/2020 tarihli kararında, gözaltına alınan başvurucu hakkında olay günü düzenlenen adli muayene raporu olup olmadığının araştırılmaması, başvurucunun fiziki şiddete uğradığını iddia ettiği zaman dilimine (saat 20.30 ile 02.00 arası) ilişkin kamera görüntülerinin temin edilerek incelenmemesi, olay günü görevli olan jandarma personelinin, tanık ve şüphelilerin tespitinin yapılarak beyanlarının alınmaması şeklindeki eksikliklere işaret ederek itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir.

9. Başsavcılık tarafından yeniden başlatılan soruşturmada iki jandarma görevlisinin şüpheli sıfatıyla, bir jandarma görevlisinin ise tanık sıfatıyla kollukta ifadeleri alınmıştır. İfadelerinde görevliler; olay günü alkollü olan başvurucunun getirildiği karakolda gözaltına alınacağını ve kendisine idari para cezası kesileceğini öğrenince sinirlenerek "Kafamı duvara vururum, beni jandarma darp etti diye şikâyet ederim." gibi söylemlerde bulunması üzerine kendisine zarar vermemesi için kelepçelendiğini, başvurucunun iddia ettiği gibi kendisine fiziki şiddet uygulanmadığını, olay yerinden alınan görüntülerde vatandaşlar arasında bir arbede yaşandığını, varsa başvurucunun yaralanmalarının bu esnada olmuş olabileceğini beyan etmiştir.

10. Başsavcılık 13/4/2021 tarihinde tekrar kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; kararına gerekçe olarak başvurucunun şikâyeti üzerine İlçe Jandarma Komutanlığının olay gününe ait kamera kayıtlarının istendiğini, kamera kayıtlarının İlçe Jandarma Komutanlığı ve Akçaabat İlçe Emniyet Müdürlüğü personelince incelendiğini, incelemede ve CD çözümünde suça veya suç unsuruna rastlanmadığını, başvurucunun tespit edilen yaralanmasının basit nitelikte olduğunu, yaralanmalarının büyük olasılıkla jandarma personelinin olaya müdahale etmeden önce başvurucunun kayınpederinin evinin önünde gerçekleşen arbede sırasında oluştuğunu göstermiştir.

11. Başvurucunun karara yaptığı itiraz Sulh Ceza Hâkimliğince 8/6/2021 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 22/6/2021 tarihinde öğrendikten sonra 28/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

13. Başvurucu; kolluk görevlilerince götürüldüğü karakolda üç jandarma görevlisinin kendisine fiziksel ve sözlü şiddet uyguladığını, olay nedeniyle oluşan yaralanmaları doktor raporuyla da tespit edilmesine rağmen şikâyetinin etkili şekilde soruşturulmadığını ifade ederek kötü muamele yasağının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararlara yer verilmiş; inceleme yapılırken Anayasa'nın ve mevzuatın ilgili hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadının ve somut olayın kendine özgü şartlarının dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir.

14. Başvuru, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

15. Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- bir kimsenin devlet görevlilerinin 17. maddenin üçüncü fıkrasını ihlal eden bir muamelesine uğradığına ilişkin savunulabilir bir iddiada bulunması hâlinde etkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Kötü muamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkında ivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Şikâyet olmadığında bile kişiye kötü muamelede bulunulduğuna ilişkin yeterince açık belirtiler varsa konuyla ilgili bir ceza soruşturması açılmalıdır. Soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamu denetimine ve mağdurun erişimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkili şekilde katılabilmeli, soruşturmada makul bir özen ve süratle hareket edilmelidir. Ayrıca yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, §§ 101-103; Veli Saçılık (2) [1. B.], B. No: 2018/24614, 18/10/2022, § 16).

16. Başvuruya konu olay hakkında yürütülen soruşturmada başvurucunun sağlık raporları ile tespit edilen yaralanmalarının jandarma personelinin olay yerine varmasından önce yaşanmış olan arbede sırasında gerçekleşmiş olabileceği ve kolluk görevlilerinin başvurucuya karşı fiziksel şiddet uyguladıklarına ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

17. Somut olayda başvurucu, kayınpederinin evinde yaşanan olay sonrası saat 20.30'da kendisini gözaltına alan kolluk görevlilerince jandarma karakoluna götürüldüğünü ve saat 21.30 sularında kelepçelenerek alındığı bir odanın içinde üç ayrı kolluk görevlisinin fiziksel şiddetine uğradığını, özellikle nöbetçi karakol komutanı olduğunu tahmin ettiği uzman çavuşun elindeki copla kendisine vurması neticesinde yaralandığını ileri sürmüştür. Bu hâlde olayın nasıl geliştiği ve sağlık raporları ile tespit edilen yaralanmaların Başsavcılık karar gerekçesinde ifade edildiği gibi jandarma personelinin olay yerine varmasından önce yaşanan arbede nedeniyle mi yoksa başvurucunun iddia ettiği gibi uğradığı fiziksel şiddet sonucu mu meydana geldiği noktasında çelişki olduğu görülmüştür.

18. Olaya ilişkin olarak yürütülen soruşturma dosyasının incelenmesi neticesinde Başsavcılıkça verilen ilk kovuşturmaya yer olmadığı kararını itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun fiziki şiddete uğradığını iddia ettiği zaman dilimine (saat 20.30 ile 02.00 arası) ilişkin kamera görüntülerinin temin edilerek incelenmesi gerektiği bir eksiklik olarak ifade edilmesine rağmen Başsavcılıkça bu çelişkinin giderilmesi için tekrar başlatılan soruşturma kapsamında kamera görüntülerine ilişkin bir soruşturma işlemi yapılmayarak görüntülerin saat 00.50'de başladığının belirtildiği 6/7/2020 tarihli CD İzleme Tutanağı'na bağlı kalındığı ve çelişkinin giderilemediği görülmüştür (bkz. §§ 6, 8).

19. Başvurucu; şikâyet dilekçesinde kendisini gözaltına alan kolluk görevlilerince saat 20.30 sıralarında karakola götürüldüğünü ancak gece yarısı rapor düzenlenmek üzere devlet hastanesine gidildiğini ifade etmiştir. Başvurucu hakkında 27/5/2020 tarihinde Haçkalı Baba Devlet Hastanesinde düzenlenen genel adli muayene raporunun saati ise 00.22'dir. Kolluk görevlilerince bir ihbar üzerine gidilen olay yerinden alınarak sağlık raporu alınmaksızın karakola getirildikten yaklaşık üç saat kadar sonra hastaneye götürülen ve gerçekleştirilen muayeneler sonucunda omzundan, kolundan ve parmak ekleminden yaralandığı tespit edilen başvurucu hakkında alınacak bir adli tıp raporu ile başvurucudaki bu bulguların iddia ettiği darp olayıyla uyumlu olup olmadığı konusu da netleştirilmemiştir.

20. Sonuç olarak soruşturma süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacına yönelik etkili bir soruşturma yürütülmesi konusunda gerekli özenin gösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

21. Soruşturmadaki eksiklikler kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddia hakkında değerlendirme yapılmasına imkân vermediği için bu aşamada kötü muamele yasağının maddi boyutu yönünden inceleme yapılamamıştır.

22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

III. GİDERİM

23. Başvurucu, ihlalin tespiti ile miktar belirtmeksizin maddi tazminat ve 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği soruşturma makamının yapması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek soruşturma sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

25. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın sonucuyla ilgili olarak bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı varılan sonuçtan bağımsız olup soruşturmanın şüpheli kişi veya kişiler hakkında kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak, soruşturmanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak soruşturma sonunda da delillerin soruşturma ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili soruşturma makamına aittir.

26. Başvurucuya manevi zararları karşılığında talebine bağlı kalınarak net 60.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucu, maddi zarara ilişkin olarak bilgi/belge sunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Akçaabat Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2020/2276) GÖNDERİLMESİNE,

Ç. Başvurucuya net 60.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/7/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM, ARİF MORADAOĞLU, B. No: 2021/36030, 01.07.2026. Resmî kaynak.

Bu kararı içeren okuma derlemesi (PDF) · Bölüm 10, sayfa 229–234

Arşiv kesiti: 12 Ekim 2026. Kararlar tarihsel bağlamlarıyla aktarılır.

Hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.

İlk iletişimde konunuzu kısaca iletebilirsiniz.

Hukuki hizmet alanlarımızı inceleyin

Bu yayınlar genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayınızın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.